Gelişmiş Arama
Ziyaret
4020
Güncellenme Tarihi: 2012/05/08
Soru Özeti
Arkadaşlıkta yaş, bedensel ölçüler vb. gibi fiziksel uyumluluk gerekli midir?
Soru
Hatiplerden biri diyordu ki: İki arkadaş her yönden uyumlu olmalıdır. İnançlarının aynı olmasının dışında fiziksel olarakta uyumlu olmaları gerekir. Yani yaşları, cüsseleri birbirine yakın olmalı (biri küçük ve zayıf, diğeri büyük ve cüsseli olmamalı), biri çocuk görünümlü diğeri yetişkin biri gibi olmamalıdır. Kısacası bütün yönlerden birbirlerine benzemeleri gerektiğini söylüyordu. Zira böyle olmazsa toplum onların hakkında yanlış düşünür. Böyle bir şey doğru mudur?
Kısa Cevap

Her ne kadar toplumda insanı töhmet altında bırakacak kimselerle arkadaşlık yapmak gibi bazı maddi ve fiziki özelliklere riayet etmek gerekse de İslamın arkadaşlık için başlangıçta önemsediği şey maddi özellikleri değil, maneviyattır. İmanlı olmak, maddi ve manevi ihtiyaçları karşılamak vb. şeyler maneviyatın özelliklerdendir.

Ayrıntılı Cevap

Arkadaş, insanın yalnızlığının paylaşan, dertlerine ve sevinçlerine ortak olan, muhtaç olduğunda yardım eden, sorunlarda, sıkıntılarda sağlam bir dayanak, şüphelerde, şaşkınlık anlarında iyi bir istişarecidir. Ancak herkesin dostu, insanın ahlak ve kişiliği hakkında başkalarının hüküm vermesine neden olduğu ve çeşitli yaş gruplarında insan arkadaşlarından etkilendiği için arkadaş seçerken güzel ahlak ve davranışlara yardımcı olacak kimse seçilmelidir. Nitekim İmam Ali (a.s): ‘Arkadaş, toplumda yama gibidir. Öyleyse kendinize uygun birini seçin.’[1] diye buyurmaktadır.

İnsanların birbirleriyle olan deruni ilişkileri kişilerin ruhunda ve ahlakında etki bırakan dış ve toplumsal ilişkilere bağlıdır. Ulvi düşünceye ve güzel ahlaka sahip olmak, nefis tezkiyesi yapıp kişiliklerinin gelişmesini isteyenler, dini ölçülere ve kimi arkadaş olarak seçeceklerine önem vermek zorundalar. Dolayısıyla İslam açısından arkadaş seçiminde birinci derecede önemli olan arkadaşın zahiri ve maddi özellikleri değil, onun manevi özellikleridir.

Aşağıda bir arkadaşta olması gereken manevi özelliklerinden birkaçına değiniyoruz:

1. İman: Arkadaşlığın en sağlam temeli.

Temeli ve sağlamlığı olan tek şey usul-i dine ve inançlara iman etmektir. İnsanın başkalarıyla yaptığı arkadaşlık Allah için olursa sağlam temel üzerine kurulduğu için kopmaz. Bu, her şeyi iman temeli üzerine kuran yüce İslam dininin özelliğidir. Yüce İslam dini, yalnızca Allah için olan ve iman temeli üzerine kurulan dostluk ve düşmanlıkları, alemlerin Rabbiyle yaratılmışlar arasında güçlü bir bağ sayar.

Kur’an-ı Kerim çeşitli ayetlerde müminlerin, kafirler, müşrikler ve münafıklarla dost olmasını yasaklamıştır: ‘İnananlar iman edenleri bırakıp da kafirleri dost edinmesinler. Bu işi yapan, Allah'tan bir şey beklemesin, fakat kafirlerden çekinmeniz gerekse o başka.’[2]

2. Arkadaş, akıllı ve bilgili olmalıdır:

Akıl ve bilgi insanın dünya gerçeklerini anlamasına vesile olurlar. Akıl, yaşamın sönmeyen meşalesi olduğu, insanın saadeti tedbir ve düşüncenin sayesinde gerçekleştiği için İslam dini akılı arkadaşlığın şartlarından biri saymış, vefalı, akıl sahibi ve bilgin kimselerle arkadaş olmayı önemle tavsiye etmiştir.

Bir rivayette İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Akıllı kimsenin, cömertliğini beğenmesende (bu açıdan ondan faydalanmasan da onunla) arkadaşlık etmenin sakıncası yoktur. Onun aklından faydalan ve kötü ahlakından uzak dur. Cömertliği olan birinin aklından faydalanmasan da asla arkadaşlığını koparma ve kendi aklınla onun cömertliğinden faydalan. Akılsız ve alçak kimseyle arkadaş olmaktan sakın (çünkü o ne cömerttir ne de akıllı).’[3]

Yine şöyle buyurmaktadır: ‘Akıllı kimseyle beraber olmak ruha hayat verir.’[4]

Cahil dost ise, insanın bedenini ve ruhunu her an kemiren bir kurt gibidir.

İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Ahmakla arkadaşlık yapmaktan sakınmayan onun ahmakça işlerinin etkisinde kalır ve çok çabuk onun ahlakıyla ahlaklanır.’[5]

3. İyi bir arkadaş hatalarımızı yüzümüze karşı söyleyen kimsedir:

İslam açısından değerli olan arkadaşlık insanın bireysel ve toplumsal yaşamına ışık saçan ve ilerleten arkadaşlıktır. Arkadaşının hatalarını görüpte ıslah etmesi için ona söylemeyen kimse iyi bir dost değildir. İyi dost rivayetlerde, ıslah etmemiz için ayıplarımızı ayna gibi gösteren kimse diye tanıtılmıştır. Çünkü böyle biri dostunun saadetini samimiyetle isteyen, hayır bir niyetle ayıbını söyleyen ve ıslah etmesi için bilgilendiren kimsedir. Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor: ‘Erkek ve kadın müminler, birbirlerinin velileridir; iyiliği emrederler, kötülükten sakındırırlar, namaz kılarlar, zekat verirler, Allah'a ve Peygambere itaat ederler. Allah'ın rahmet edeceği insanlar, bunlardır. Şüphe yok ki Allah üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.’[6]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: ‘En iyi dostum ayıplarımı ve kusurlarımı bana hediye eden kimsedir.’[7]

4. İyi bir dost, din kardeşlerinin maddi ve manevi ihtiyaçlarını gidermek için çaba gösterir.

İmam Hasan Müçteba (a.s) bu konuda şöyle buyuruyor: Öyle biriyle dost ol ki:

I- Onunla beraber olmak sana süs olsun.

II- Ona hizmet ettiğinde seni (onurunu) korusun.

III- Yardım istediğinde sana yardım etsin.

IV- (Hak) Söz söylediğinde seni tasdik etsin.

V- (Düşmana) Saldırdığında (gücüyle) sana yardım etsin.

VI- İyilik elini uzattığında o da sana elini uzatsın (yardımcı olsun).

VII- Bir sorunun olduğunda onu gidersin.

VIII- Senden iyilik gördüğünde onun kadrini bilsin.

IX- Ondan bir şey istediğinde sana versin.

X- Sustuğunda (bir şey istemediğinde) kendisi sorsun (ihtiyacını gidersin).[8]

Bunlar iyi bir dostta olması gereken özelliklerdir.

*

Biriyle arkadaş olurken toplumsal ölçü ve özelliklere dikkat etmek, toplumun örfünü de göz önüne almak gerekir. Burada onlardan bazılarına işaret ediyoruz:

a) İki arkadaşın yaşları:

Arkadaşlıkta yaş konusu iki açıdan önemlidir:

1- İnsanın arkadaş edindiği kimsenin yaşı kendisinden büyükse bir din kardeşi ve bir büyük olarak onun tecrübe ve maneviyatından faydalanmalı, saygınlığını korumalı ve kendi yaşıtlarına karşı yaptığı davranışları ona yapmamalıdır. Kısacası böyle bir dostlukta halkın kınamasına neden olacak şeyleri yapmamalıdır.

2- Yukarıda söylenenler, yaşları aynı olan iki arkadaş içinde geçerlidir. Zira insanların konumları önemlidir ve saygınlıklarının korunması gerekir.

b) Arkadaş olunacak kimsenin geçmişi önemlidir. Mesela iyi bir toplumsal konuma sahip olan kimseyle iyi bir konuma sahip olmayan kimse arasında seçim yaparken ikincisi seçilmemelidir. Her ne kadar hidayet etmek amacıyla bazılarına karşı sevgi duyulsa da başkalarını hidayet etme risaleti, emr-i maruf ve nehy-i münker özel bir arkadaşlığa bağlı değildir.

c) İki kişinin arkadaşlığı, toplumda şüphe uyandıracak şekilde olmamalıdır. Böyle bir şeyden kaçınılmalı ve insan kendisini töhmet altında bırakmamalıdır. Nitekim İmam Ali (a.s) buyuruyor: ‘Töhmet altında bırakacak ve halkın kötü zanda bulunacağı yerlerde bulunmayın. Çünkü kötü arkadaş insanı kandırır.’[9]

Daha fazla bilgi için bkz:

-Müminin Özellikleri, Soru: 12537 (Site: tr12378)

-Müminlerin Birbirlerine Karşı Davranışları Soru:11824 (Site:13365)

-Başkalarıyla İlişkilerin Yolu, Soru:8795 (Site:8752)

-Toplumsal ve Bireysel Yaşantı, Soru:8351 (Site:8370)

 

 


[1] -Temimi Amedi, Abdulvahid b. Muhammed, Gurer-ul Hikem, s.423, Defter-i Tebliğat-ı İslami, Kum, HŞ.1366.

[2] -Al-i İmran/28

[3] -el-Kafi, c.2, s.638, Daru’l-Kütübi’l-İslamiyye, Tahran, HŞ.1365.

[4] -Gurer-ul Hikem, s.429, hadis:9771

[5] -Muhaddis Nuri, Müstedreku’l-Vesail, c.8, s.336, Müessese-i Alu’l-Beyt (a.s), Kum, HK.1408.

[6] -Tövbe/71

[7] -Kuleyni, Muhammed b. Yakup, el-Kafi, c.2, s.639

[8] -Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l-Envar, c.44, s.139, Müessesetü’l-Vefa, Beyrut, HK.1404.

[9] -Amuli, Şeyh Hür, Vesail-uş Şia, c.12, s.36, Müesseset-ü Alu’l-Beyt (a.s), Kum, HK.1409

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • İslam Peygamberi (s.a.a.) Peygamber olmadan önce hangi veya kimin dini üzerindeydi?
    14146 Eski Kelam İlmi 2011/05/23
    Bu bağlamda farklı görüşler var olmaktadır. Ancak kanaatimizce aşağıdaki görüş doğru olana daha yakındır: Peygamber (s.a.a.) şahsen Allah tarafından kendisine verilen has bir programa sahipti. O programa uygun bir şekilde eylemlerini ve yaşamını düzenliyordu. Yani asıl itibariyle İslam dini kendisine gelinceye kadar bu ona mahsus bir ...
  • Ahmet ismi İncil’in neresinde gelmiştir?
    9625 Eski Kelam İlmi 2011/11/12
    Bu konuda dikkat edilmesi gereken önemli nokta şudur: Kur’an, İncil’de İslam Peygamber’inin (s.a.a) müjdeleyici olduğunu söylüyorsa, tahrif edilmiş İncil’i değil, Hz. İsa’nın (a.s) getirdiği incili kastetmektedir. Elbette tahrif edilmiş hali hazırdaki İncil’de de, bu meseleye işaret edilmesi dikkate değer bir konudur.Hz. Mesih (a.s), “Farkilit”ın geleceği müjdesini vermişti. Bu kelime ...
  • Dua psikolojisi hakkındaki kaynakları tanıtır mısınız?
    1898 Pratik Ahlak 2010/10/12
    Dua psikolojisi hakkındaki kaynaklar üç kısımdır:a)Din psikolojisini genel olarak ele alan kaynaklar.Ancak bunlardua psikolojisini özel olarak işlememişlerdir. Örneğin William James’inyazdığı, Muhammed Kaini’nin tercüme ettiği ‘Din ve Revan’ (Din ve Ruh) ve Mesut Azerbaycani’nin yazdığı ‘Revanşinasi-i Din’ (Din Psikolojisi) bu türendir.
  • Bedensel esenlik sırrını nasıl araştırabiliriz?
    3065 Yeni Kelam İlmi 2011/08/21
    Allah tarafından konulan tabiat kanunları bu dünyada hiçbir insanın baki kalmamasını ve değişik nedenlerle ve bu cümleden olmak üzere bedensel esenliği kaybederek dünyayı terk edip ebedi âleme geçmesini muayyen kılmıştır. Öte taraftan her ne kadar peygamberler ve imamlar (a.s) bir takım özel durumlarda Allah’ın izniyle hastalara (sadece Allah’ın evliyalarının ...
  • gadir-i hum'da peygamber (s.a.a.) tarafından ilan edilen) velayet, velayet türünden hangisi peygamberin (s.a.a.) maksadı idi?
    4524 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Gadir-i hum hadisi ve diğer rivayetlere dikkatle peygamber (s.a.a.) Hz. Ali'yi mutlak bir şekilde kendi yerine seçiyor, dolayısıyla peygamberin (s.a.a.) siyasal ve irfansal olmak üzere tüm velayet türleri maksat ve Hz. Ali için sabit kılınıyor. ...
  • Neden Enfal sorusuna Kuran, onun mülkiyeti ile cevap veriyor?
    2599 Tefsir 2012/01/23
    Eldeki mevcut şahit ve koşullar dikkate alındığında ve Şii ve Ehli Sünnet tefsirleri incelendiğinde “Enfal”in ne olduğu bu ayetin nüzulünden önce hatta İslam’ın ortaya çıkışından önce bilindiği sonucuna ulaşıyoruz. Onun hakkında da sorunun yersiz olduğu ortaya çıkıyor. Enfal suresinin ilk ayetinde işaret edilen soru sadece Enfal’in taksimi ...
  • hatmi salavat nedir?
    9061 Pratik Ahlak 2011/04/13
    Hatim her hangi bir şeyi bitirmek sona erdirmek anlamındadır. Bunun temel özellik ve nitelliği yapılacak bu işin bir başlangıcı ve bir de sonu var olmasıdır. Hatmi salâvat ta bu anlamdadır. Kuranı baştan sona kadar okuyarak hatim edilmesi gibi. Kuranı baştan sona kadar okuyarak bitirmek şeklinde yapılan eyleme ...
  • Ayağı ağrıdığı için veya başka bir hastalıktan dolayı oturarak namaz kılan kimsenin namazı doğru mudur?
    4816 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/28
    Namaz, İslamda çok önemli bir yere sahip olup hiçbir durumda terkedilemez. Ancak tüm şartlarını yerine getirmeye gücü yetmeyen kimseyi de zora sokmamış hatta tüm şartları hasıl olmasa da kılınan namazı yeterli görmüştür. Bütün taklit mercilerinin bu konuda ki görüşleri şöyledir: Ayakta namaz kılamayan veya ayakta ...
  • Dinsel bilgi, dinsel ameller, dinsel duygular, dinsel inançlar ve dinsel etkilerin tanımı nedir?
    5359 Eski Kelam İlmi 2011/06/20
    1. Bir grup dinsel bilginin (veya dinsel ilim) şeriat sahibi tarafından yasak kılınmayan ve öte taraftan İslam toplumu için faydalı olan bilgiye dendiğine inanmaktadır.[1] Üstat Mutahhari bu hususta şöyle söylemektedir: “İslam’ın kapsamlılığı ve son din oluşu, İslam toplumu için ...
  • Arafat’ta durmanın sır, fazilet ve adabı nedir?
    5721 Pratik Ahlak 2011/08/17
    Arafat’ta durmanın sırrı hakkında birçok rivayet bulunmakta ve hepsi bu mübarek günün azamet ve faziletini göstermektedir. Arafat günü insanın kendisini tanıdığı ve de dua ve yakarış ile Allah’ın kerem ve ihsan sofrasında yer edinebilmek için arı bir niyet ile Allah’ın misafirliğine kabul olduğu gündür. Şeytan bu günde ...

En Çok Okunanlar

  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    230222 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba istimna (mastürbasyon) günah mıdır? Ondan kurtulmanın yolu nedir?
    152570 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2008/06/22
    İstimna (mastürbasyon) diye bilinen kendini tatmin etme büyük günahlardandır ve haramdır[i] ve ağır bir cezası vardır.İstimna ve kendini tatmin etmenin en güzel yolları pratik risalelerde şartları açıklanan evliliktir (daimi ve ya geçici). ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    80834 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Yağmur yağdığında dualar neden daha çok kabul olur?
    79920 Ahlak Felsefesi 2012/03/08
    Duanın zamanı için yapılan tavsiyelerden biri yağmurun yağdığı zamandır. Ayet ve rivayetler bunun genel nedeninin, yağmurun Allah’ın rahmetinin göstergesi olduğunu söylemekteler. Allah’ın rahmeti şu anda açıldığına göre duanın isticabetine daha fazla ümit bağlanılabilir. ...
  • Dualar, hangi şart ve durumlarda kesinlikle kabul edilmektedir?
    74890 Pratik Ahlak 2008/02/17
    Arapça bir kavram olan dua; seslenmek, çağırmak, birisine istekleri söylemek, onunla irtibat kurmak anlamına gelir. Terimsel olarak da; kulun Rabbine karşı elini ve tabii gönlünü açıp tazarru ve niyazda bulunması şeklinde tarif edilebilir. Öyleyse dua; küçük olanın büyük olana, hiçbir şeyi olmayanın sonsuz zenginlik sahibine, güçsüzün güçlüye, acizin kudret sahibine; ...
  • Hz. Âdem (a.s) ve Havva’nı kaç tane çocukları vardı?
    68962 تاريخ کلام 2009/08/23
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Fatime isminin anlamı nedir? Niçin Peygamber (s.a.a) tek kızı için bu ismi seçmiştir?
    64287 Masumların Siresi 2011/08/14
     İlk önce şu noktaya dikkat etmek gerekir ki bütün isimlerin özel bir anlam taşıması ve o ismi taşıyan kişinin kişiliğini göstermesi gerekmez, sadece ismin şirki andıran ve değerlere tersi düşen bir anlam taşımaması yeterlidir.Ancak gayp aleminden gelen Hz. Fatime (a.s) gibi Allah'ın velilerinin ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    62154 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...
  • İmam Ali’nin Zülfikar’ı şimdi nerededir?
    59289 تاريخ بزرگان 2011/10/30
    Zülfikar, Allah Resulü’nün (s.a.a) kılıcının adıdır.[1] Bu kılıcın bununla adlandırılması hakkında şöyle demişlerdir: Kılıcın arkasında insanın belkemiği gibi kısa ve uzun çıkıntılar bulunmaktaydı.[2] Zülfikar’ın macerası İslam’ın ilk yıllarındaki savaşlardan ...
  • Bedeninin bir kısmı (el, ayak veya baş vb.) yaralı ve bandajlı olan ve de suyun kendisine zararlı olduğu bir kimse, nasıl abdest, gusül ve teyemmüm alabilir?
    55924 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/19
    Yara ve kırığı bağladığınız (bandaj) ve yara ve benzeri şeylerin üzerine sürdüğünüz şey cebire olarak adlandırılır. Bununla alınan abdest ve gusle cebire abdest ve guslü denir. Taklit mercileri cebire abdesti hakkında şöyle demektedir: Eğer yara veya çıban veyahut kırık eldeyse, onun üzeri açıksa ve üzerine su dökmek zararlıysa, onun ...

Linkler