Gelişmiş Arama
Ziyaret
6540
Güncellenme Tarihi: 2011/10/22
Soru Özeti
Türsel suretlerin varlık şekli nasıldır? Maddî midirler yoksa soyut mudurlar?
Soru
Üstat Mutahhari Usul-i Felsefe kitabının dördüncü cildine düştüğü dipnotlarda şöyle yazmaktadır: “Türsel suretler, eşyaların çeşitlilik ve farklılığının amilleri olan cevherlerdir.” Bu halde türsel suretler ya maddî ya da soyutturlar. Onlar soyut olamazlar; zira soyut neden vasıta olmaksızın eserlerin başlangıcı olamaz. Eğer türsel suretler maddiyse, maddenin uzunluk, boylam, enlem ve derinlik gibi temel özelliklerini taşıması gerekir ve böyle olduğu takdirde de türsel suretler cisim gibi tüm eşyalarda müşterek olur. O halde eşyaların farklılığına nasıl neden olabilir?
Kısa Cevap
Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.
Ayrıntılı Cevap

Her maddî cisim değişim ve dönüşüm içindedir. Değişim ve dönüşüm, bir varlığın bir şeye sahip olmaması, ona sahip olabilme potansiyeli taşıması ve özel şartlar ile ona sahip olması anlamındadır. Örneğin bir çekirdek ağaç değildir, ama ağaç olma potansiyeli taşımaktadır. Çekirdek taşıdığı kabiliyet ve bir engelin olmamasıyla ağaç olmaktadır. Ağaç da taş kömürü olma potansiyeli taşımaktadır. O halde her maddî cisim iki boyuttan teşkil olmuştur. Birincisi olan ve diğeri ise olmayan ama olabilecek boyuttur ve bu potansiyel olarak adlandırılmaktadır. Biz dışarıda bulunan bir cisme baktığımız zaman, onu iki boyutlu görürüz; cismin potansiyel taşıyan boyutu madde ve gerçeklik taşıyan boyutu ise suret olarak adlandırılır. Madde ilk madde ve ikinci maddeye, suret de cisimsel suret ve türsel surete taksim edilir.[1] Cisimsel suret tüm cisimlerin taşıdığı genel gerçekliktir, türsel suret ise özel bir varlığa has olan bir şeydir ve o varlığın hüviyeti kendisinin taşıdığı türsel suretledir. Molla Sadra türsel suret kavramı hakkında şöyle demektedir: Türsel suret hakkında bulunan tüm tanım ve açıklamalar

«ما به یکون الشی‏ء هو بالفعل» (varlığın kendisiyle gerçekleştiği şey) manasında ortaktır ve bu mana tüm görüşleri kapsamaktadır. Aynı şekilde şöyle demektedir: Suret, eşyaların gerçeklik cihetidir ve birinci öğretmen (Aristo) ve takipçileri nezdinde cevherdir. Revakiler nezdinde arazdır ve bizim açımızdan ise varlığın kendisidir. Türsel suret için soyut türsel suret ve onun karşısında bulunan maddî ve tabii türsel suret de kullanılmaktadır. Cisimsel suret de cisimlerin birleşik miktar ve formudur; yani tüm cisimlerde ortak olan boyutlara sahip boylu cevherdir.[2] O halde Allame Tabatabai ve şehid Mutahhari’nin sözlerinin de temelini teşkil eden Molla Sadra’nın görüşüne göre, türsel suretler mahiyet değildir, cisimlere özgü bir tür varlıktır. Elbette bu tür varlıkların dışarıda alıntılanan bir menşeleri olmakla birlikte somut varlıkları olmayan felsefî ikincil mefhumlar türünden olduğunu bilmemiz gerekir. Bu konuyu açıklama noktasında Üstat Mutahhari’nin sözlerinden istifade ediyoruz. Kendisi şöyle demektedir: Bir felsefî mesele olan türsel suretin biri bilimsel ve diğeri de felsefî olmak üzere iki temeli vardır. Elbette meselenin kendisi felsefidir; yani bir tür felsefî çıkarımdır. Felsefî meseleleri felsefî olmayan meselelerden ayıran ve Usul-i Felsefe kitabının birinci cildinde açıklanan ölçü açısından bu felsefî bir meseledir. Ama bu meselenin üzerine bina edildiği temellerden biri bilimseldir; yani bilim sahasıyla ilintilidir. Diğer temel ise felsefe sahasıyla ilintilidir. Meselenin bilimsel boyutu varlıkların özellik ve etkilerinin farklılığına bilimlerin tanıklık etmesidir. Tabiatın cansız yetilerinden bahseden fizik bir şekilde, unsurların terkipsel yönelişleri açısından kimya başka bir şekilde ve biyoloji yaşam etkileri ve özellikle yaşam gücünün otantikliği ve onun maddedeki egemenlik ve müdahalesi ve özellikle de canlı varlığı ileriye götürmede canlılardaki tekâmül açısından bu iddiaya tanık etmektedir. Biz bu alanda araştırmalarımızı genişlettiğimiz ölçüde bu açıdan istidlalimizin maddesi takviye edilecektir. Konunun felsefî temeli ise şudur: Bu etki ve özellikler değişik yeti ve güçlerin varlığını bildirmektedir. Bu yeti ve güçler ayrı ve bağımsız bir şekilde ve madde karşısında veya tümüyle tabiat dışında ayrı bir unsur olarak var olamazlar ve aynı şekilde madde için bir araz ve özellik olarak da var olamazlar. Bilakis bir tarafı, ciheti ve yüzü cisim, boyut ve çökelti olan (bu özellikte tüm şeyler bir tarz ve şekildedir) ve diğer bir taraf ve yüzü de akıl gücü ve felsefî istidlal ile varlığını keşfettiğimiz ama hakikatini bilemeyeceğimiz bir hakikatin cevhersel kemali ve yüce şeklidir. Sadece eşyaların bu yönünün muhtelif olduğunu ve bu iki yönün bir cevheri oluşturduğunu biliyoruz.[3] Bu nedenle reel ortamda iki veya birkaç şey mevcut değildir. Belirgin olan sadece bir hakikattir ve bunun özellikleri vardır. Zihin bu bir hakikatten özellikler açısından değişik kavramlar alıntılamaktadır. Netice itibariyle bu mefhumlar bir taraftan zihnî olmayıp hakikidir ve diğer taraftan da dışarıda ve gerçekte ayrı ve bağımsız bir varlığa sahip değildir.      

[1] Tabatabai, Muhammed Hüseyin, Nihayetü’l-Hikmet, s. 99, çap-ı sisdehom, Müessese-i Neşri İslamî, Kum, 1416 k.

[2] Seccadi, Cafer, Ferhen Ve Maarif-i İslamî, c. 2, s. 1123, çap-ı sevvom, İntişarat-ı Danışgah-ı Tahran, 1373 ş.

[3] Mutahhari, Mürteza, Usul-i Felsefe, c. 4, s. 140.


Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Bazen kıbleye doğru oturuyor ve temiz imamlar (a.s) ile sohbet ediyorum ve bu esnada bedenimde özel bir hal hissediyorum ve deyim yerindeyse tüm tüylerim ürperiyor. Bu hal neyin işaretidir?
    9831 Pratik Ahlak 2012/01/18
    Bildiğiniz gibi masum hazretler (a.s) bizim amellerimizi gözetlemektedir ve rivayetlerde de bu konuya işaret edilmiştir. Kesinlikle bu ilgi onların haremindeyken veya dikkatle kendilerine sevgi ifadesinde bulunduğumuzda daha çok ve belirgindir. Öte taraftan bedenin heyecanlıyken ve manevi hallerde reaksiyon göstermesi, hepimiz için vuku bulmuştur ve ayet ve rivayetlerde de bunun ...
  • Birbirini seven ve ilişkilerinde günaha düşmek istemeyen kız ve oğlan hangi şer’i yolla sorunlarını giderebilirler?
    16977 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    İslam’a göre kadın ve erkek birbirlerinin tamamlayıcısıdır. Hekim olan Allah bu ikisini birbiri için yaratmıştır. Çünkü onlar birbirinin huzur kaynağıdır, birbirlerinin duygusal, ruhsal ve cinsel isteklerini karşılamaktadırlar.İslam iki tarafın da ihtiyaçlarının karşılanması için evliliğin (geçici veya daimi) çerçevesini belirlemiştir. Kadınla erkek ...
  • Niçin Abdulmuttalib oğlunun adını Abduluzza koymuştur?
    22722 تاريخ بزرگان 2008/07/22
    Abdulmuttalibin oğlu Ebu leheb (Haşim oğlu Abdulmuttalib oğlu Abduluzza) künyesi Ebu utbe’dir, Peygamber (s.a.a) efendimizin amcası ve aynı zamanda onun en katı düşmanlarından biridir. Annesi Beni Huzae kabilesinden Lubna ve eşi Harb ibn-i Umeyye’nin kızı ve Ebu süfyanın kız kardeşi, Ümm-i cemil adıyla tanınan Arvi veya Avra’dır. ...
  • Şia, Ömer b. Hattab’ın eşcinsel olduğuna mı inanmaktadır?
    14387 تاريخ بزرگان 2013/12/19
    Şia’nın raşit halifeler ve özellikle Ömer b. Hattab’a yönelik bakışı, imamların (a.s) bakışıdır. Şia’nın muteber hadis kitaplarının hiçbirinde Ömer b. Hattab’ın eşcinsel oluşu hakkında bir rivayet nakledilmemiştir. Şia’ya atfedilen bu tür sözlerin çoğu temelsizdir, esassızdır ve Şia âlimlerinin inancı değildir. ...
  • Ne zaman baba ve anne adına (onlardan vekalet ve niyabet olarak) namaz kılmak mümkündür?
    7573 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/07/28
     Diri bir kimse adına (onlardan naip ve vekil olarak) farz namaz ve oruç yerine getirmek caiz değildir. Mükellef olan her kes kendi farz namazlarını mümkün olan her şekilde yerine getirmelidir. (İster ayakta, ister oturarak, ister yatarak hatta işaret ile)İmam Humeyni ve diğer taklit ...
  • Şerî mesafe miktarı ne kadardır?
    5524 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/23
    A. Şerî mesafenin miktarı hakkında birkaç görüş vardır: Bazıları mesafe miktarının 22/5 km olduğu görüşündedir.[1] Bazıları şerî mesafenin 21/5 km olduğu fikrini taşımaktadır.[2] Bir grup da şerî mesafenin 22 ...
  • Cenabet olan kimse gusül almadan banyodan çıkarsa bütün bedeni necis sayılır mı?
    24678 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/06/12
    Sorunun cevabını vermeden önce şu noktayı hatırlamamız gerekir: Cenabetten maksat necasetle bütün bedenin necis olması değildir. Cenabet gerçekte manevi necasettir. Meni bedenin tümünü değil yanlızca bedenin değdiği yeri necis eder, yıkamakla ve necasetin gidermesiyle değdiği yer pak olur. Örneğin cenabet olan ...
  • Kuran’a göre gençlerin toplumdaki rolü nedir?
    2910 Tefsir 2020/01/20
  • Nevruz bayramı hakkında ne gibi bir şerî delil mevcuttur?
    12947 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/08/21
    Bu bayram, İslam öncesi yaygın olan İranlıların antik bayramlarındandır. Rivayet kitaplarında İmam Sadık’tan (a.s) nevruzun fazileti hakkında bir rivayet nakledilmiş ve son dönemdeki meşhur fakihler bununla amel etmiş ve de nevruzda gusül almanın müstehap olduğuna fetva vermişlerdir. Lakin bazıları da bu rivayet hakkında münakaşa yapmıştır. Bu nedenle, yüzde yüz ...
  • Nafile namazlarını hangi zamanlarda kılmak gerekir?
    10895 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Nafile namazlarını kılmak, farz namazları kılmak için hazırlık oluşmasına ve insanda farzları ve farz namazları yerine getirmeye dönük bir rağbet meydana gelmesine neden olur. Nafilenin en önemli etkisi, yakınlık hadisi adındaki hadiste belirtilen şeydir: İmam Sadık (a.s) büyük atası Peygamberden (s.a.a), Peygamber (s.a.a) Cebrail’den ve Cebrail de Yüce Allah’tan ...

En Çok Okunanlar