Gelişmiş Arama
Ziyaret
190949
Güncellenme Tarihi: 2011/07/13
Soru Özeti
Diğer namazlar sesli kılındığı halde öğle ve ikindi namazları neden sessiz kılınmaktadır?
Soru
Diğer namazlar sesli kılındığı halde öğle ve ikindi namazları neden sessiz kılınmaktadır?
Kısa Cevap

Bu iki namazın sessiz kılınmasının asıl delili Allah Resulünün (s.a.a) sünnetidir. Zira Resulullah (s.a.a) namazlarını bu şekilde kılmıştır. Allah Teala’da Onu (s.a.a) bizlere bir örnek tayin etmiştir. Peygamberimiz (s.a.a) ‘Ben nasıl namaz kılıyorsam öyle namaz kılın’ diye buyurduğundan bizde namazlarımızı Onun (s.a.a) gibi kılıyoruz. Bu konu için başka delillerde getirilmiştir. Örneğin: Sabah, akşam ve yatsı namazları sırasında hava karanlık olduğundan insanlar namaz kılınan yeri bulabilsinler diye sesli kılınmaktadır. Ama öğle ve ikindi namazlarında hava aydınlık olduğu için böyle bir şeye gerek yoktur. Bizim bilmediğimiz başka deliller de olabileceğinden bunlar ancak bir hikmet olarak değerlendirilebilir.

Ayrıntılı Cevap

Allah, elçilerini ve kanunlarının birçoğunu yalnızca kulların itaatlarının ne ölçüde olduğunu ölçmek için göndermiştir. Bunun kendisi yalnız başına münasip bir delil olup bu kanunların uygulanması gerektiğinden başka bir delile ihtiyaç yoktur. Örneğin Talut, savaşa gidecerken ordusuna şöyle seslendi: ‘Allah sizi bir nehirin suyuyla imtihan etmek istiyor. Kim onun suyundan bir avuçtan fazla içerse benim ordumdan çıksın.’[1] Onun için Allah neden böyle bir emir verdi diye delil peşinde koşmaya gerek yoktur; çünkü itaat edenle etmeyenleri ortaya çıkarmanın kendisi bu iş için yeterli ve ikna edici bir delildir. Ancak bu demek değildir ki, Allah’ın hükümleri için kulların imtihanından başka bir delil yoktur. Aksine bu hükümlerin çoğunun başka birçok değerli faydaları vardır ki, insanlığın ilerlemesi ve yücelmesi için önemli bir rol oynamaktalar. Yukarıda söylenenler de ‘Allah’ın hükümleri için herhangi bir delil bulamasak bile ona karşı ihmalkar davranamayız’ konusuna vurgu yapmak içindir. Nitekim bu konuda araştırma yapmak ve ibadetlerin bazı delillerini anlamak güzel bir şey olup ilahi emirlerin karşısında tam teslim olmakla çelişmez.  

Aşağıda öğle ve ikindi namazlarının sessiz okunması, sabah, akşam ve yatsı namazlarının sesli okunması hakkındaki şu hadisi özetle getiriyoruz:

Fazl b. Şazzan, bazı namazların sesli, bazılarınında sessiz kılınması hakkında İmam Rıza (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet eder: ‘Sesli kılınan namazlar hava karardığı zaman kılınan namazlardır. Dolayısıyla o çevreden geçen birinin cemaat namazının farkında olabilmesi ve cemaata katılabilmesi için namazda sesin yükseltilmesi lazımdır. Zira karanlıktan dolayı namaz kılanları göremese bile onların sesini duyarak cemaat namazının olduğunu anlar. Havanın aydınlık olmasından dolayı sessiz kılınan namazlarda böyle bir gereklilik yoktur ve herhangi bir ses duyulmadan da namaz kılınan mekan bulunabilir.’[2]   

Günümüzde elektrik nimeti var, dolayısıyla geceyle gündüz arasında fazla bir fark kalmadığı için namazlarda sesimizi yükseltip alçatmaya fazla gerek kalmadı veya bu hadis cemaat namazıyla ilgilidir öyleyse başkalarıyla ilgisi olmayan insanın tek başına kıldığı namazlar, hatta akşam ve yatsı namazları da sessiz kılınabilir veyahut gündüz körlerin de anlaması için öğlen ve ikindi namazlarını sesli kılalım gibi düşünceler ortaya çıkarsa demek gerekir ki, böyle bir ayırım eskisi gibi devam etmelidir. Çünkü birincisi, rivayette gelen delilin sadece bu gibi yerlerle sınırlı olduğundan emin değiliz ki delil ortadan kalktığında manada ortadan kalksın. Aksine bizim bilmediğimiz başka delillerde mevcut olabilir.[3] İkincisi bazı bölgelerde ve bazı vakitlerde henüz bile namazın yüksek sesle kılınmasına ihtiyaç duyulabilir. Dolayısıyla başta da söylediğimiz gibi Allah’ın fermanlarına itaat etmek ve Resulullah’ın (s.a.a) sünnetine amel etmek maksadıyla her zaman bu tutumumuzu korumalıyız.

Bu alanda başka deliller sunan rivayetler de vardır. Örneğin, Peygamberimiz (s.a.a) miraca çıkarken melekler bazı namazlarda O’na iktida ettiler. Allah-u Teal’da bu namazların diğer namazlardan üstün olduğunu göstermek için onların yüksek sesle kılınmasını emretti.[4]

Son olarak yine vurguluyoruz ki, böyle işlerde asıl delil ilahi emirlerin karşısında teslim olmaktır. Yoksa islami vazifelerde böyle sorular karşımıza çok çıkar. Örneğin: Neden bütün namazlarda Fatiha suresi şarttır, ama ondan sonra okuncak sureyi seçmek insanın kendisine bırakılmıştır? Namazda neden yüzümüzü kıbleden çevirmemeleyiz? Cemaat neden Fatiha ve ardından gelen sureyi okumaz ama değer zikirleri okurlar?... gibi.

Böyle yerlerde asıl delil (Kur’an’da eğer açıklanmamışsa) Resulullah’ın sünnetidir. Çünkü Resulullah’ın fiileri böyle idi. Ve Allah-u Teala, O’nu (s.a.a) bize örnek ve rehber tayin etmiştir. peygamberimiz de buyuruyor: ‘Benim kıldığım gibi namaz kılın.’[5] Bu yüzden bizde O’nun gibi yapıp, O’nun gibi namaz kılmalıyız.



[1] -Bakara/249

[2] -Muhammed B. el-Hasan hür Amuli, Vesail-uş Şia, c.6, s.82-83, hadis: 7406, Müessese-i Al’ul Beyt, Kum, H.K.1409

[3] -Usulcuların deyimiyle neden belirtilmemiştir.

[4] -Muhammed B. el-Hasan hür Amuli, Vesail-uş Şia, c.6, s.82-83, hadis: 7407.

[5] -Allame Meclisi, Bihar-ul Envar, c.82, s. 279, Müesseset-ül Vefa, Beyrut, Lübnan, H.K. 1404; İhsai b. Ebi Cumhur, Aval-il Leali, c.3, s. 85, İntişarat-ı Seyyid-i Şüheda (a.s), Kum, H.K. 1405

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar