Gelişmiş Arama
Ziyaret
16127
Güncellenme Tarihi: 2009/05/17
Soru Özeti
Acaba Peygamber Efendimiz (s.a.a), Hz. Mehdi’nin (a.f.) gaybet ve kıyamı konusunu açıklamış mıdır?
Soru
Mehdilik konusu Peygamber Ekrem (s.a.a) tarafından açıkça buyrulmuş mu?
Kısa Cevap

İslam dininin ortaya çıkışından beri, mehdeviyet konusu, Müslümanların şek ve şüphe etmeyecekleri bir şekilde açık ve netti. Peygamber Ekrem (s.a.a), Hz. Mehdi (a.f.)’nin varlığını, onun bazı sıfatlarını, tevhit ve adalet hükümeti kurmasını, zulmün kökünü kazımasını, İslam dininin bütün dinlere üstün geleceğini ve Hz. Mehdi (a.f.)’nin eliyle yapılacak olan bazı düzeltmeleri Müslümanların bütün geneline açıklamıştır ve onları bu gibi müjdelerle bu konuya ısındırmıştır.[i]

Hz. Mehdi (a.f.)’nin varlığı, kıyamı ve zuhuru hakkında, Sünni ve Şia’nın naklettiği Peygamber Ekrem (s.a.a)’in birçok hadisi bulunmaktadır. Bu hadisler üzerinde dikkatlice inceleme yapan birisi, Peygamber (s.a.a) zamanında Hz. Mehdi (a.f.) konusunun Müslümanlar arasında çok açık olduğunu, Hz. Mehdi (a.f.)’nin gelecek bir zamandaki varlığı inancının insanlar arasında yaygın olduğunu, sadece onun hakkında bazı ayrıntıların (örneğin: soyu, ismi, künyesi, kıyam zamanı, zuhur alametleri, gaybetin illeti vb.) sorulduğunu ve Peygamber Ekrem (s.a.a)’den cevap alındığını anlayacaktır. Peygamber Ekrem (s.a.a) Hz. Mehdi (a.f.)’nin varlığından haber vererek onun hakkında şöyle buyurmaktaydı: Vaat edilen Mehdi benim soyumdan ve Hz. Fatıma (s.a)’nın oğlu Hz. Hüseyin (a.s)’nin evlatlarından dünyaya gelecektir. Onun ismini ve künyesini açıklamış ve başka özellik ve alametlerini beyan etmişlerdir.[ii]

Bu hadisler, Şia kaynaklarına ilave olarak, Ehl-i Sünnet’in muteber kaynaklarında yer almıştır Hz. Mehdi’inin on ikinci imam olduğu ise Ehl-i sünnetin “Feraidu’simtayn” “Yenabi’ul Meveddet” gibi kitaplarında yer alır.



[i] İbrahim Eminî, Dad Gösteriyi Cihan, s: 92.

[ii] Aynı kaynak, s: 40.

Ayrıntılı Cevap

Hz. Peygamber Ekrem (s.a.a) ve imamların her birisinden, Hz. Mehdi (a.f)’nin doğumu, gaybeti, zuhuru, cihansal kıyamı ve diğer özellikleri hakkında birçok rivayet nakledilmiştir. Aslında, Hz. Mehdi (a.f)’nin doğumundan yıllar önce, onun Hz. Peygamber (s.a.a)’in ailesinden, Hz. Fatıma (s.a)’nın çocuklarından, İmam Hüseyin (a.s)’in soyundan olduğu, cihansal kıyamıyla yeryüzünü adaletle dolduracağı önceden haber verilmişti. Bu rivayetlerin sayısı o kadar çoktur ki; İslamî konuların çok azı hakkında bu kadar rivayet nakledilmiştir.[1] Öyle ki; bu mesele Şia mezhebinin (On iki İmam (s.a) Şiası) gerekliliklerinden sayılmaktadır.[2] Ayetullah Safî Gülpeygânî, bu hadislerin bir kısmını “Muntehab’ul Eser” adlı değerli eserinde bir araya getirmiştir.

Biz burada, Şia’nın ve Ehl-i Sünnet’in muteber kaynaklarındaki Hz. Peygamber Ekrem (s.a.a)’den Hz. Mehdi (a.f) hakkında rivayet edilen hadislere ve konulara ayrı ayrı işaret edeceğiz.

Şia Kaynaklarında İmam Mehdi (a.f)

Hz. Mehdi (a.f)’nin gaybeti ve kıyamı, İslam dininde öyle kesin ve sabitleşmiş bir konudur ki; onun hakkında birçok kitap yazılmış ve bu kitapların bazılarının yazılma tarihi, Hz. Mehdi (a.f)’nin doğumundan yıllar önceye dönmektedir. Örneğin; Şia’nın güvenilir hadis yazarlarından biri olan Hasan b. Mahmut Zerrad, “El-Meşihe” kitabını, gaybet-i kübradan (büyük gaybet) yüz yıl önce yazmıştır ve İmam Mehdi (a.f)’nin gaybeti ile ilgili olan rivayetleri bu kitabında nakletmiştir.[3] Aynı şekilde İbrahim Eminî, “Dadgösteriyi Cihan” kitabında “Rical-i Neccaşî” den naklen, Hz. Mehdi (a.f)’nin doğumundan önce gaybet hakkında kitap yazmış olan yedi kişinin ismini zikretmiştir.

Allame Muzaffer (r.a) “Akaid’ul İmamiyye” kitabında şöyle yazmaktadır: Eğer mehdeviyyet düşüncesi Hz. Peygamber Ekrem (s.a.a) tarafından Müslümanlara aşikâr olmasaydı ve söz konusu edilmeseydi, Keysaniyye, Abbasiler gibi birinci devrin yalancı iddiacıları, kendilerinin vaat edilen Hz. Mehdi (a.f) oldukları iddiasında bulunmazlardı.[4]

Aynı şekilde Şeyh Saduk (r.a) “Kemal’ud Din ve Temam’un Nimet” adlı değerli kitabında sadece Hz. Resulullah (s.a.a)’dan (diğer masum imamlardan değil) toplam kırk beş rivayet nakletmiştir ve bu rivayetler, Hz. Mehdi (a.f)’nin var olduğunun yanı sıra onun özelliklerine de işaret etmektedir.[5]

Örneğin; Abdullah b. Abbas Hz. Resulullah (s.a.a)’dan şöyle rivayet etmektedir:

"Allah-u Teala yeryüzüne baktı ve onların arasından beni seçti ve peygamber yaptı, daha sonra ikinci kez baktı ve Ali’yi seçti ve onu imam karar kıldı, daha sonra bana, onu kendimin kardeşi, velisi, vasisi ve halifesi olarak karar kılmamı emretti. Buna göre Ali, bendendir ve ben de Ali’denim. O, kızım Fatıma’nın eşi ve iki torunum Hasan ve Hüseyin’in babasıdır. Biliniz ki; Allah-u Teala beni ve onu kullarına hüccet olarak karar kılmıştır ve Hüseyin’in çocuklarından ise benim risaletimi devam ettirmeleri için (benim getirdiğim dini yürütmeleri ve vasiyetimi korumaları için) imamları karar kılmıştır. Onların dokuzuncusu; şekli, sözleri ve davranışları herkesten bana en çok benzeyen, Ehl-i Beyt'imin kaimi ve ümmetimim hidayet edicisidir. O, uzun bir gaybetten ve sapıklığa sebep olan bir şaşkınlıktan sonra zuhur edecek ve Allah-u Teala’nın dinini galip kılacaktır..."[6]

Başka bir yerde İbn-i Abbas Hz. Resulullah (s.a.a)’dan şöyle rivayet etmektedir: "Allah’ın yarattıklarına olan halifeleri, vasileri ve hüccetleri benden sonra on iki kişidir. Onların birincisi benim kardeşim ve sonuncusu benim çocuklarımdandır. Hz. Resulullah (s.a.a)’a kardeşinin kim olduğunu sorulduğunda, Ali b. Ebi Talip’tir cevabını verdi. Çocuğunun kim olduğu sorulduğunda ise şöyle buyurdu: Mehdi’dir. O, yeryüzünü, zulümle dolduğu sırada adaletle dolduracaktır. Beni hak olarak peygamberliğe seçene yemin olsun ki; eğer dünyanın ömrünün bitmesine bir gün kalsa bile, Allah-u Teala o günü oğlum Mehdi (a.f) zuhur edinceye kadar uzatacaktır. O gün İsa b. Meryem gökten yeryüzüne inerek onun arkasında namaza duracaktır ve onun hükümeti bütün batı ve doğuya ulaşacaktır."[7]

Şunu da söylemek gerekmektedir ki; Şia’nın diğer kaynaklarında da bu konuyla ilgili onlarca hadis bulunmaktadır.

Ehl-i Sünnet Kaynaklarında İmam Mehdi (a.f)

Hz. Mehdi (a.f)’nin varlığı ve o hazretin zuhur edeceği konuları, Şia mezhebine has konular değildir. Aksine, Ehl-i Sünnet’in büyük hadis yazarları da Hz. Mehdi (a.f)’ye ait konuları birçok sahabe ve tabiin kanalıyla kendi kitaplarında nakletmişlerdir. Sadece Şia kaynakları değil, aksine diğer İslamî mezheplerin (Hanefî, Şafiî, Malikî ve Hanbelî) kitap ve eserleri de, Peygamber (s.a.a)’den Hz. Mehdi (a.f) ve onun zuhuru ile ilgili nakledilen hadislerle doludur.[8]

Birçok büyük araştırmacının araştırmalarına göre, Ehl-i Sünnet hadis yazarları Hz. Mehdi (a.f) ile ilgili olan hadisleri, Peygamber (s.a.a)’in otuz üç sahabesi kanalıyla kendi kitaplarında nakletmişlerdir. Ehl-i Sünnet’in meşhur âlimlerinden yüz altı tanesi Hz. Mehdi’nin (a.s) zuhuru ile ilgili olan haberleri ve hadisleri kendi kitaplarında nakletmişlerdir ve onlardan otuz iki tanesi Hz. Mehdi (a.f) hakkında ayrıca kitap yazmışlardır.[9]

Müsned-i Ahmet b. Hanbel (vefat: 241 hk.) ve Sahih-i Buharî (vefat: 256 hk.), Hz. Mehdi (a.f) doğmadan önce yazılan ve onun hakkında hadislerin nakledildiği Ehl-i Sünnet’in meşhur kitaplarındandır. Ahmet b. Hanbel’in naklettiği hadislerden birisi şu hadistir: Peygamber (s.a.a) buyurmuştur:

"Eğer dünyanın ömrünün bitmesine bir gün kalsa bile, Allah-u Teala kesinlikle o günde bizden –bizim ailemizden – olan birisini ayağa kaldıracaktır ve o yeryüzünü, zulümle dolduğu sırada adaletle dolduracaktır."[10]

Buhari ve Muslim’de kendi Sahih adli eserlerinde Hz. Mehdi (a.f) hakkında şu hadisi naklederler: Resulullah şöyle buydular: Sizin durumunuz ne olur o zaman ki Meryem’in oğlu (İsa a.s gökten) iner ve imamınız sizden olur [1]

Bu hadis açıkça Hz. Mehdi’nin kıyam edeceği dönemde Hz. İsa’nın da gökten ineceğini ve Hz. Mehdi’ye uyacağına açıklamaktadır. Dikkat edilmesi gereken nokta şu ki bu hadis Hz. Mehdi Hz. İsa (a.s)’nın hazır bulunduğu bir sırada bile imamlık görevinin üstleneceğini açıklaması ve Hz. İsa’nın ona uyacağını göstermesi yönünden de Hz. Mehdi’nin sıradan bir kişi olamayıp yüce bir makama sahip masum imam olduğunu göstermektedir. Çünkü masum olan birisine gayri masumun önder olması asla mümkün olamaz.

Mütezile âlimlerinden olan İbn-i Ebi’l Hadid, bu konu hakkında şöyle yazmaktadır: Bütün İslamî fırkalar, dünyanın ömrünün Hz. Mehdi (a.f)’nin zuhuruyla son bulacağı konusunda görüş birliği içerisindedirler.[11]

Ehl-i Sünnet’in meşhur âlimlerinden olan Şeyh Süleyman Kundûzî, “Yenabi’ul Meveddet” adlı kitabında şöyle nakletmektedir:

“Ne’sel adında Yahudi bir adam Peygamber (s.a.a)’in yanına gelerek ondan bir takım sorular sordu. Sorularının arasında, ondan sonra kimlerin vasi ve halife olacağını da sordu. Bunun üzerine Peygamber (s.a.a) onları şöyle tanıttı: Benim vasim Ali b. Ebi Talip’tir. Ondan sonra, onun iki oğlu Hasan ve Hüseyin’dir. Hüseyin’den sonra dokuz imam onun neslindendir. Yahudi adam “onların isimleri nedir?” diye sordu. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: Hüseyin bu dünyadan gittikten sonra onun oğlu Ali gelecektir ve Hüseyin’in oğlu da bu dünyadan gittikten sonra onun oğlu… ve Hasan bu dünyadan gittikten sonra onun oğlu Hüccet Muhammed’il Mehdi gelecektir. Bunlar on iki imamlardır.”[12]

Şunu da bilmek gerekmektedir ki; Şia’ya en aşırı karşı olan gruplar –Vahhabiler – bile bu konuyu (mehdeviyyet) kabul etmektedirler. Arabistan’ın önemli dinî merkezlerinden biri olan “Rabitat’ul Alem’il İslamî” adındaki kuruluşu, bu konu hakkında bir beyanname yayımlamıştır. Bu beyannamede şöyle geçmektedir:

“O, Peygamber (s.a.a)’in sahih hadislerde haberini verdiği on iki Hulefa’yı Raşidin’in sonuncusudur ve Hz. Mehdi (a.f) hakkında Peygamber (s.a.a)’in birçok sahabesinden hadis nakledilmiştir… Hadis hafız ve yazarlarından olan bir topluluk açıkça, Hz. Mehdi (a.f) ile ilgili olan hadislerin, hem sahih ve hem de hasen hadis türünden ve bunların toplamının kesinlikle mütevatir olduğunu, Hz. Mehdi (a.f)’nin kıyamına inanmanın vacip olduğunu, bu inancın Ehl-i Sünnet’in ve cemaatin kesinleşmiş inançlarından olduğunu ve bunu sadece cahil ve bidat ehli kişiler dışında hiç kimsenin inkâr etmediği bir gerçek olduğunu söylemişlerdir.”[13]

Sonuç olarak bazı İslamî konular araştırmacıları, bu konu hakkında Ehl-i Sünnet kanalıyla ulaşan rivayetlerin sayısının iki yüz hadis olduğunu tahmin etmektedirler. Oysaki bu konu hakkında Şia kanalıyla ulaşan rivayetlerin sayısı belki 500 hadisten daha fazladır.[14]

Şunu da söylemek gerekmektedir ki; bu konu hakkında Ehl-i Sünnet hadislerinin Şia’nın hadislerinden az olmasının nedenlerinden biri de; Şia, Ehl-i Sünnet’in aksine masum imamların rivayetlerini tıpkı Hz. Resulullah (s.a.a)’ın rivayetleri gibi hüccet bilmektedir, ancak Ehl-i Sünnet sadece Hz. Resulullah (s.a.a)’ın rivayetlerini muteber bilmektedir.

Yukarıdaki konuların toplamından elde edilen şudur: Hz. Resulullah (s.a.a) mehdeviyyet konusunu tıpkı İmam Ali (a.s)’nin velayeti konusu gibi Gadir-i Hum’da ümmetine açıkça beyan etmiştir. Ancak Ehl-i Sünnet, tıpkı Hz. Resulullah (s.a.a)’ın ilk halifesi konusunda Şia mezhebiyle ihtilafta oldukları gibi bu konuda da ihtilaftadırlar ve onu başka türlü beyan etmektedirler.

Buna göre, Hz. Mehdi (a.f) konusu, Hz. Resulullah (s.a.a) tarafından açıkça beyan edilmiştir, bu da, bu konunun oldukça önemli olmasından kaynaklanmaktadır.



[1] Buhari Kitabu Bedu’l-halk c. 4 s. 143; Sahih-i Muslim Bab- Nuzul-i İsa c. 1 s. 94



[1] Pişvayî, Mehdi, Sire-yi Pişvayan, s: 693

[2] Bakınız: Harrazî, Seyit Muhsin, Bidayet’ul Mearif’ul Âlihiyye,

[3] Pişvayî, Mehdi, Sire-yi Pişvayan, s: 695

[4] İçerikten naklen: Bakınız: Harrazî, Seyit Muhsin, Bidayet’ul Mearif’ul Âlihiyye, Akidet’ul Tenafî fi’l Mehdi babı

[5] Şeyh Saduk, Kemal’ud Din ve Temam’un Nimet, 24 ve 25. bablar

[6] Aynı kaynak, 24. bab, 2. hadis

[7] Şargî, Muhammed Ali, Usul-ü Vâfi, s: 226

[8] Pişvayî, Mehdi, Sire-yi Pişvayan, s: 697

[9] Aynı kaynak

[10] Aynı kaynak

[11] Aynı kaynak, s: 700

[12] Mekarim Şirazî, Nasır, Gençler için 50 Usul-ü Akaid dersi, s: 306

[13] Aynı kaynak, s: 320

[14] Mekarim Şirazî, Nasır, Hükümet-i Cihani-yi Hazreti Mehdi, s: 151

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar