Gelişmiş Arama
Ziyaret
8951
Güncellenme Tarihi: 2012/05/19
Soru Özeti
Ayette buyurduğu gibi: اِذَا مَا اتَّقَوْا وَاٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ثُمَّ اتَّقَوْا وَاٰمَنُوا ثُمَّ اتَّقَوْا وَاَحْسَنُوا وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنٖينَ" Takvanın bu ayette tekrar edilmesinin manası nedir?
Soru
Ayette buyurduğu gibi: اِذَا مَا اتَّقَوْا وَاٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ثُمَّ اتَّقَوْا وَاٰمَنُوا ثُمَّ اتَّقَوْا وَاَحْسَنُوا وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنٖينَ" Takvanın bu ayette tekrar edilmesinin manası nedir?
Kısa Cevap

Bu ayette takvanın tekrarlanması hususunda müfessirler arasında görüş farklılıkları vardır. Bazıları bunun tekit anlamında kullanıldığını savunur. Zira takva, iman ve salih amelin önemi bu konular üzerinde ciddi şekilde durmayı, tekrarı ve tekit’i icap eder.

Bir gurup, bu vurgulamanın sebebinin bu merhalelerinin gerçek takva ile olan yakınlık ve birlikteliğinden olduğunu ve ayrıca bu merhalelerde din dışı herhangi bir garezin olmaması gerektiğini söyler.

Bazıları da ilk takvadan maksadın haram kılındıktan sonra içkiden uzak durmak olduğuna, ikinci takvanın içkiyi terk etmekte sağlam ve sabitkadem olmak olduğuna ve üçüncü takvanın ise bütün günahları terk edip güzel amel işlemek olduğuna inanırlar.

Ayrıntılı Cevap

Takvanın bu ayette tekrarı konusunda müfessirler arasında görüş ayrılıkları mevcuttur. Bazıları bunun tekit ve vurgulama olduğunu savunmuşlardır. Çünkü takva, iman ve salih amelin önemi bu konu üzerinden ciddi bir eğilim göstermeye ve vurgulamaya sebep olmaktadır. Ama diğer bir gurup müfessir, bu üç cümleden her birinin birazdan işaret edeceğimiz üzere bir hakikate sahip olduğu inancına sahiptir.

  1. İlk olarak zikredilen “Takva” dan kasıt insanın içerisinde oluşan mesuliyet hissidir. Bu his insanı din hakkında araştırma ve incelemeye, Peygamber’in (s.a.a) mucizeleri üzerinde düşünmeye ve hak konusunda araştırmalara iter. Bunun neticesi ise iman ve salih ameldir. Diğer bir tabirle insanda takvanın bir merhalesi mevcut olmadığı müddetçe hak hususunda araştırma ve inceleme yapma fikrine kapılamaz. Yukarıdaki ayette ilk olarak takvadan bahsederken aslında bu merhaleden bahsetmektedir. Bunun da ayetin başlangıcı olan "لَیسَ عَلَى الَّذِینَ آمَنُوا وَ عَمِلُوا الصَّالِحاتِ ..."      ile aykırı bir yönü yoktur.  Zira ayetin başlangıcındaki iman, zahiri yönden teslim olma manasına gelebilir. Ama takvadan sonra ortaya çıkan iman, gerçek imandır.

İkinci defada söz konusu edilen takva ise insanın batınına nüfuz eden bir takvadır ve etkisi daha derindir. Neticesinde iman, kalbe yerleşmiş ve sabit kalmıştır ki salih amel de onun bir parçasıdır. Bu sebeple ikinci cümlede imanı zikrettikten sonra salih amel hususunda bir şey belirtilmemiştir. Yalnızca "ثُمَّ اتَّقَوْا وَ آمَنُوا ...". yani bu iman o kadar nüfuz etmiş ve sabitlenmiştir ki akabinde salih amelin zikredilmesine ihtiyaç kalmamıştır. Üçüncü merhalede sözü geçen takvadan maksat, en âlâ ve yüce dereceye ulaşmış takvadır. Öyle ki kesin olan görevlerin yerine getirilmesinin yanı sıra, ihsana yani hatta farz kılınmayan işlerde iyilik etmeye davet vardır.

Kısacası bu üç takvadan her biri mesuliyet hissi ve sakınma merhalesine işarettir. Başlangıç merhalesi, orta merhale ve son merhale olarak ayrılır. Her biri ayette yer alan mana ve maksadı anlamaya yönelik bir belirti taşımaktadır.[1]

  1. Bu kelimenin üç defa tekrarlanmasının ve Allah’ın üç merhaleyi yani iman, salih amel ve iyilik etmenin takvaya koşul saymasının nedeni, bu merhalelerin gerçek takvayla birlikteliğine vurgu yapmasıdır. Bununla birlikte bu merhalelerde din dışı bir garez ve hedef gözetilmemesindendir.

Buna binaen "لَیسَ عَلَى الَّذِینَ آمَنُوا وَ عَمِلُوا الصَّالِحاتِ جُناحٌ فِیما طَعِمُوا ..." ayetinden kasıt, iman edip salih amel işleyenlere iman etmeden önce haram işlere mürtekip olmalarından dolayı bir günahın olmadığıdır. Ama bunun şartı da iman ve salih amel işlemenin hayatının bütün dönemlerine hâkim olması ve farzları yerine getirme ve günahlardan kaçınmadır. Bu faziletlere sahip olmakla eğer haram hükmü taşıyan ayetin nüzulünden önce, bazı haramlardan haberdar olmadan önce veya ayetin manasını anlamadan önce Şeytan’ın işi olan bu çirkinliklere müptela olmuşsa onlara bir günah yoktur. Allah’u Teâlâ da onların geçmiş günahlarını affetmiştir.[2]

  1. Birinci takvadan maksat, haram oluşu belli olduktan sonra içki içmekten uzaklaşmak; ikinci takvadan maksat içkiyi terk etme de kararlı ve sabitkadem olmak ve üçüncü takvadan maksat ise bütün günahları terk edip güzel ve hayırlı işler yapmaktır.[3]

 


[1] Bakınız: Mekarim Şirazi, Nasir, Tefsir-i Numune, C.5, S. 78-79, Dar’ul Kutubil İslamiye

[2] Tabatabai, Seyit Muhammed Hüseyin, El-Mizan fi Tefsir’il Kuran, C.6, S.12, Defter’i İntişarat’i İslami, Kum, 1417 h.k

[3] Tabersi, Mecme’ul Beyan fi Tefsir’il Kuran, C.3, S.372, Nasir Hüsrev, Tahran, 1372 h.ş

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Yanlış bilgiler bilgi sayılmadığına göre Allah doğru ve yanlış bilgileri nasıl biliyor?
    6802 Eski Kelam İlmi 2012/05/15
    İster doğru olsun ister yanlış bir şeyi bilmek onu kabul etmek manasına gelmez. Ve biliyoruz ki Allah ilmini mevcut olan doğru veya yanlışlarla elde etmiyor, O’nun ilmi zati’dir. ...
  • Akıl din ile neden çelişir?
    12716 Yeni Kelam İlmi 2010/07/24
    Akıl, insanların içsel hücceti olup kemal yolunda kendilerine rehberlik eder. Şeriat (din) ise kirlilik girdabından insanları kurtarmak ve onları insanî kemal ve saadete sevk etmek için dışsal bir hüccettir. Buna göre zahir ve batın hüccetlerin birbiriyle çatışır olması mümkün değildir. Akıl bir fenomen ve her fenomen ...
  • Öldükten sonra insan ruhu hayvan şekline mi bürünür yoksa berzahta mı kalır?
    93941 روح و نفس 2012/07/24
    Öldükten sonra insan ruhunun başka bir insan veya hayvan şekline bürünmesi reenkarnasyona inanan kişilerin görüşüdür ve bu İslam’ın bakışında yanlış ve geçersiz bir görüştür. Ruh, dünya bedeninden ayrıldıktan sonra berzah âleminde misali bedende yer edinir ve kıyametin başlamasına dek berzah hayatını sürdürür. Bazen kabir âlemi ve bazen ...
  • Ağzı temizleyen maddelerin içinde genellikle az miktarda alkol bulunur. Bunun hükmü nedir?
    6952 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/06/12
    Sarhoş edici[1] sıvılardan olup olmadığı belli olmayan alkoller temiz hükmündedirler. Onların karıştırıldığı sıvıların alınıp satılması ve kullanılmasının herhangi bir sakıncası yoktur.[2]
  • Hz. Adem (a.s)’ın cennetten inişi ne manaya gelmektedir?
    14359 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Hubut yüksekten aşağı inmek (nüzul) manasında olup, Suud’un (yukarı çıkmanın) karşıt anlamlısıdır. Bazen bir mekanda yerleşme manasında da kullanılmıştır.Hz. Adem (a.s)’ın hubutu konusu ve hubut olayı, her şeyden önce Hz. Adem (a.s)’ın bulunduğu cenneti nasıl mana ettiğimize bağlıdır. Acaba ...
  • Sehl bin Sa’d Saidi kimdi?
    9301 تاريخ بزرگان 2011/04/13
    Sehl bin Sa’d Ensari Saidi, Resul-i Ekrem’in (s.a.a) tanınmış sahabelerinden olup Peygamberimiz vefat ettiği zaman 15 yaşındaydı. Onun asıl adı ‘Hazn’ idi, ama Peygamber (s.a.a) adını ‘Sehl’ diye değişti. Künyesi ‘Ebu’l Abbas’ idi. Uzun bir ömür sürdü. Medine’de ölen son sahabe olduğu söylenmektedir. Kimisi hicri 88 yılında, kimisi ...
  • Eşinin veya başkalarının verdiği hediyelerle kadına hac farz olur mu?
    6298 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/12
    Bu malların size hediye edilip sizin kabul etmenizden sonra sizin malınız olduğuna göre bunlar da sizin diğer mallarınız gibi sayılır. Sizin bu mallarla mustati (hacca gitmeye gücünüzün) olduğu farz edilmiştir. Bu yüzden sizi mustati kılacak diğer şartlar da var ise hac size farz olur. ...
  • Hawking tarafından ortaya atılan anlayış ve düşünceye göre evren kendiliğinden meydana gelmiştir. İslam’ın bu nazariye karşısında cevabı nedir?
    13720 Yeni Kelam İlmi 2012/04/02
    Sorunun birinci kısmının cevap şudur: Evvela sayıns (science) anlamında olan ilimde hiçbir önermenin % 100 kesin olduğu hükmü yoktur. Hawking tarafından ortaya atılan bu yargı ve teori de bu kaideden müstesna değildir. Medya ve basın organlarının abarttığının tam tersine bilim adımı olan bu düşünce sahibinin kendisi bile ...
  • Sermayenin humusu var mıdır?
    6247 Humusa Konu Olan Şeyler 2012/05/16
    Muhterem taklit mercilerinin sermayenin humusu hakkındaki görüşü şudur: Eğer bir kimse bir sermaye edinirse ve bu sermayenin humusunu vermesi durumunda kalan kısmıyla bir işe girişemezse ki bu sermayeyle geçinmeyi istiyorsa bu sermayenin humusunu vermeli midir? Tüm merciler (Ayetullah Vahit ve Ayetullah Safi dışında): ...
  • Vacib’ul-vucudun bütün kemallere sahip olduğunun delili nedir?
    6352 صفات واجب 2018/11/14
    Vacib’ul-vucut zaten bütün kemallere sahip olmalıdır. Zira kemallerden bir kemale sahip olmaz ise bu eksikliğe ve noksanlığa sonuç olarak ta fakirliğe yol açar, buda vacib’ul-vucut için niyazdır. Açıktır ki kemali bir varlığın sahip olmadığı kemaller varsa bu kemalleri hasıl etmek için bir başkasına ihtiyaç duyar. Sizin faraziyeniz; ...

En Çok Okunanlar