Gelişmiş Arama
Ziyaret
24916
Güncellenme Tarihi: 2011/03/03
Soru Özeti
Peygamber her zaman Muaviye’ye, babasına (Ebu Süfyan’a) ve oğluna (Yezid’e) lanet mi ederdi?
Soru
Ziyaret-i Aşura’yı -manasına dikkat ederek- okuduğumda: ‘Allahım! Benî Ümeyye ve ciğer yiyenin oğlu, senin dilinde, resulünün (Sallallahu aleyhi ve Alihi) dilinde her yerde ve her menzilde lanetlenen lanetli oğlu lanetli bugünü mübarek bilmeleri...’ cümlesini gördüm ve aklıma şöyle bir soru takıldı: Peygamber her yerde ve her menzilde Muaviye b. Ebi Süfyan’a, babasına ve oğluna lanet mi ederdi? Ayrıca Allah’ın dili ne demektir?
Kısa Cevap

Allah’ın dilinden kasıt, Allah’ın kullarına telkin ettiği ilahi sözlerdir.

Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa (a.s) Kerbela’dan geçtiklerinde her birinin başından bir olay geçti. Onlar Allah’tan bunun nedenini sorup cevabını aldıktan sonra Allah-u Rahman şöyle buyurdu: ‘Gök ve yer ehli, Hüseyin’in katiline lanet eder.’ Onlarda Yezid’e lanet okudular.

İslam Peygamberi de (s.a.a) çeşitli yerlerde Yezid’e lanet etmiştir. Peygamberimizin her yerde lanet etmesi, Yezid’e lanetin tekidi ve çokluğu manasına gelmektedir. Muaviye b. Ebi Süfyan, babası ve oğlu Kur’an’ın genel lanetlerinin kapsamına girmektedirler.

Ayrıntılı Cevap

‘Ciğer yiyenin oğlu’ ve ‘lanetli oğlu lanetli’ cümlesinden maksadın Muaviye olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü:

1) Onun annesi Hind, ‘Ciğer yiyen’ lakabını Seyyid-i Şüheda Hamza’nın şehadetinden sonra almıştı.[1]

2) Lanetli oğlu lanetli lakabı Muaviye’nin çeşitli lakaplarından biridir.[2]

Ancak, ‘Ben’i Ümeyye bugünü mübarek bildi’ cümlesinde ki ‘Bugün’ ism-i işaresi Aşura gününe işaret ettiğinden ‘ciğer yiyenin oğlu’ ve ‘lanetli oğlu lanetli’den maksat Yezid olabilir.

Bu girişten sonra asıl soruya geçiyoruz: Allah’ın Dili’nden maksat Allah’ın kullarına telkin ettiği ilahi sözlerdir.[3] Ancak bütün insanlar Hak Teala’nın muhatabı olmaya layık olmadıklarından Allah mesajını genellikle Peygamberler (a.s) ve onlara gönderdiği kitaplar vasıtasıyla göndermiştir. Bununla, Peygamberlerin (a.s) ve Kur’an-ı Kerim’in vasıtasıyla Yezid’e çeşitli şekillerde lanet ettiğini insana bildirmiştir. Peygamberler (a.s) vasıtasıyla edilen lanette Yezid’in adı özellikle getirilmiştir. Ama Kur’an-ı Kerim’de[4] lanet genel olarak zikredilmiştir, bu yüzden Yezid’de o lanetlerin içine girmektedir. Belirtmek gerekir ki, Allah’ın lanet etmesi, onların ilahi rahmetten uzaklaştırılması demektir.[5]

Peygamberlerin (a.s) Yezid’i Lanetlemesi

Büyük peygamberler (a.s), bu cümleden Ulu’l Azm peygamberler Yezid’i lanetlemişlerdir. Bu konuda sadece bir rivayetle yetineceğiz:

‘Birgün Hz.İbrahim (a.s) Kerbela’dan geçerken atından düştü ve mübarek başı yaralandı. Hz. İbrahim (a.s) istiğfar ederek Allah’a şöyle arzetti: ‘Allahım! Ben bir hata mı yaptım acaba?’ Cebrail Onun yanına gelerek şöyle dedi: ‘Sen herhangi bir hata yapmadın. Ama burada son paygamberin evladı ve halifesi öldürülecektir. Senin kanın ona teselli olsun diye akıtıldı.’ Hz. İbrahim (a.s) ‘Katil kimdir?’ diye sordu. Cebrail dedi ki: ‘Göktekilerin ve yerdekilerin kendisine lanet ettiği kimsedir.’ Hz. İbrahim’de (a.s) ellerini göğe kaldırıp Yezid’e lanet etti.’[6]

İslam Peygamber’inin (s.a.a) Yezid’i Lanetlemesi

Resul-i Ekrem (s.a.a) seferlerinin birinde bir yerde durup: ‘İnna Lillah ve İnna İleyhi Raciun’ diyerek ağladı. Kendisinden bunun nedenini sorduklarında şöyle buyurdu: ‘Cebrail şu anda bana Fırat’ın kenarında bir yeri göstererek evladım Hüseyin’in orada öldürüleceğini söyledi.’ ‘Ya Resulellah! Kim onu öldürecek?’ diye sorduklarında ‘Yezid adında biri. Allah ona lanet etsin...’[7] diye buyurdu.

Abdulmuttalib’in kızı Safiye şöyle diyor: ‘Hüseyin dünyaya geldiği zaman Onu Peygambere verdim. Peygamber dilini Hüseyin’in ağzına koydu. Hüseyin onu emiyordu... Peygamber Onun iki gözünün arasını öptü. Sonra Onu bana verip şöyle buyurdu: ‘Oğlum, Allah senin katillerine lanet etsin.’ Safiye diyor ki: ‘Anam babam sana feda olsun! Kim Onu öldürecek’ diye arzettiğimde, ‘Benî Ümeyye’nin kalıntılarından asi bir grup (Allah onlara lanet etsin)’ diye buyurdu.[8]

Kur’an’da da lanetlenen kimseler vardır. Sünni ve Şii rivayet kitaplarında Yezid’in de içinde olduğu Benî Ümeyye’nin Kur’an’da lanetlenen kavimlere örnek olduğuna dair rivayetler vardır. Söz konusu ayetlerden bazıları şunlardır:

Lanetlenen Ağaç: İsra suresi 60. ayetinde bahsedilen rüya neydi ve lanetlenmiş ağaçtan maksat kimlerdir konusunda çeşitli görüşler vardır.[9] Bir kısım Sünni ve Şii tefsirlerinde şöyle yazar: ‘Resulullah rüyasında, minberinin üzerinde maymunların oynadıklarını görmüştü. Lanetlenmiş ağaç ise birbiri ardına Peygamberin (s.a.a) halifelik tahtına oturan Benî Ümeyye’dir.[10]

Şecer-i Habise (Kötü Ağaç),[11] rüşdü, maneviyatı ve hakikat toprağında kökü olmayan küfür ve şirktir. İmam Bakır (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Bu ağaç Benî Ümeyye’nin halini anlatır.’[12]

Allah ve Resulüne eziyet eden dünya ve ahirette lanetlenmiştir.[13] Sünni ve Şia kaynaklarında gelen rivayetlerde Ehl-i Beyt’e (a.s) eziyet edenin Allah ve Resulüne eziyet ettiği belirtilmiştir.[14]

İlahi nimete karşı nankörlük edenler kendi kavmini helakete ve yokluğa götürmüş, kötü bir yer olan cehenneme sürüklemişlerdir.[15] Sünni ve Şii kaynaklarında onların Kureyş’ten olan Benî Ümeyye ve Benî Mahzum kabileleri olduğu belirtilmiştir.[16]

Yine aynı kaynaklara göre, Benî Ümeyye Kadir gecesinin faziletinden mahrumdurlar. Onun yerine bin aylık geçici dünya saltanıtını gaspederek gönüllerini hoş tuttular.[17]

Kur’an-ı Kerim’de birçok gruba lanet edilmiştir. Örneğin: Zalimlere,[18] kafirlere,[19] kasıtlı olarak mümini öldürenlere[20] vs.[21] lanet edilmiştir. Bunlar Yezid’i de kapsamaktadır.[22]

Yezid’in cinayetlerine, Seyyid-üş Şüheda ve ashabının şehadet şekline, İmam Hüseyin’in (a.s) konumuna ve bütün Peygamberlerin varisi olduğu makamına yüzeysel olarak baktığımızda Yezid’in Kur’an’ın lanetlediği kimselerden olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz.

Yezid’in kötülük ve pislikleri öyle bir haddeydi ki, insanlık tarihinde Şeytan’dan sonra kimse onun gibi lanete uğramamıştır. Rivayetlere göre kara, deniz ve havada olan bütün varlıklar onu lanetlemekteler.

Her yerde lanet etmek

Her yerde lanet etme şu manalara gelebilir:

1-Yezid’in lanetlenmesinin çokluğu ve tekidi kastedilmiş olabilir.

2-Söz gibi zeban-ı hal ile de lanet edilebilir. Peygamber dini tebliğ ederken onun icrasına engel olanları   zeban-ı hal ile lanetlemektedir. Yezid’de dinin icrasına engel olanlardan biri olduğundan Nebiyy-i Ekrem’in (s.a.a) lanetleri onu da kapsar.[23]



[1] -İbn-i Esir, Usd-ul Gabe, c.7, s.281; en-Niza’ ve’t Tahasum, s.49; İbn-i Esir, el-Kamil Fi’tTarih, c.2, s.251 vb. Mecid-i Haydari Fer’in Medrese-i Aşk kitabı s.381’den (Zair-i Kum yayınları) ve Hasan Esedi’nin Berresi ve Tahlil-i Piramun-i Ziyaret-i Aşura kitabının s.242’den (Adine-i Sebz yayınları) alınmıştır.

[2] -Emini, el-Gadir, c.10, s.83, 156 ve 158. Medrese-i Aşk kitabı s.385’den alınmıştır.

[3] -Allah bazen vahiy meleğiyle, bazen kalbe ilhamla ve bazende ses dalgalarını havada ve cisimlerde yaratarak Peygamberiyle sohbet ederdi. Hz. Musa (a.s) böyle bir ayrıcalığa sahipti. O ses dalgalarını bazen Emin Vadinin Ağacından, bazende Tur dağından duyuyordu. Bu yüzden Ona Kelimullah lakabı verilmiştir. Bkz: Nasır Mekarim Şirazi, Tefsir-i Nümune, c.4, s.212, Dar-ul Kütüb-ü İsmailiyye yayınları, Tahran, h.ş. 1374, 1. Baskı.

[4] -Kur’an, ebedi bir kitap olduğundan konuları, genel olarak ele almaktadır. Eğer ayrıntılara girmiş olsaydı ve yalnızca tarihte lanetlenmiş kimselerin adını saymaya kalksaydı ciltler dolusu kitap olurdu. Peygamberler ve Vasiyleri ilahi kelamın müfessirleri olduklarından Kur’an’ın genel konularından belli başlı örnekleri açıklamaktadırlar.

[5] -Muhammed Hüseyin Tabatabai, el-Mizan (Seyyid Muhammed Bakır Musavi Hemedani’nin Farsça çevirisi), c.16, s.521, Defter-i İntişarat-ı İslamiy-i Camiay-ı Müderrisin-i Havzay-ı İlmiyyey-i Kum, h.ş.1374, 5. Baskı.

[6] -Bihar-ul Envar, c.58, s.243 ve 245, Medrese-i Aşk kitabı s.281’den alınmıştır.

[7] -Seyid b. Tavus, el-Luhuf Fi Katl-it Tufuf, s.16, Medrese-i Aşk kitabı s.284’den alınmıştır.

[8] -Bihar-ul Envar, c.43, s.243, el-Mektebet-ül İslamiyye, Medrese-i Aşk kitabı s.246’den alınmıştır.

[9] -el-Mizan, c.13, s.136, Müessese-i Matbuati-i İsmailiyan.

[10] -Nasır Mekarim Şirazi, Tefsir-i Nümune, c.12, s.171, 19. Baskı, Dar-ul Kütüb-ü İsmailiyye yayınları; Fahr-u Razi, Tefsir-i Kebir, c.2, s.237; Tefsir-i Kurtubi, c.6.

[11] -İbrahim/26.

[12] -Nur-us Sakaleyn, c.2, s.538, Tefsir-i Nümune, c.12, s.174’ten alınmıştır.

[13] -Ahzap/57.

[14] -Ebu Abdullah Muhammed b. İsmail Buhari, Sahih-i Buhari, c.3, hadis:3509, 3541, 1361, 1370, 5. Baskı, Dimeşk, Berresi ve Tahlil Ez Ziyaret-i Aşura kitabı s.113’den alınmıştır.

[15] -İbrahim/28-29.

[16] -İmam Ebu İshak Ahmed Sa’lebi, el-Keşf ve’l Beyan, c.5, s.319, Dar-ul İhya-it Teras-il Arabi, aynı kaynak s.134’ten alınmıştır. Ebu Nasr Muhammed b. Mesud b. Ayyaşi Selemi Semerkandi, et-Tefsir, c.2, s.229, aynı kaynaktan alınmıştır.

[17] -Ebu İsa Muhammed b. İsa b. Sure, Sünen-i Tirmizi, c.5, Bab-ı Tefsir-il Kur’an, sayı:3350, Dar-ul Kutub-ul İslamiyye; Fahr-u Razi, Tefsir-i Kebir, c.32, s.31, aynı kaynak s.135’ten alınmıştır, Dar-ul İhya-it Teras-il Arabi.

[18] -A’raf/44, Hud/18, Ğafir/52.

[19] -Ahzap/64, Maide/78, Bakara/89.

[20] -Nisa/93.

[21] -Bakara/89-159, Nur/23

[22] -Bkz: Bihar, c.43, s.243, c.44, s.250, Medrese-i Aşk kitabı s.409’dan alınmıştır.

[23] -Berresi ve Tahlil Ez Ziyaret-i Aşura, s.246.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar