Gelişmiş Arama
Ziyaret
12482
Güncellenme Tarihi: 2011/12/19
Soru Özeti
Yahudilerin Hz. İsa’nın dönmesi veya vaat edilen Mesih’in gelmesine yönelik inanç ve imanı nedir?
Soru
Yahudilerin Hz. İsa’nın dönmesi veya vaat edilen Mesih’in gelmesine yönelik inanç ve imanı nedir?
Kısa Cevap

Yahudiler de kavim ve mezheplerin çoğu gibi, kesin bir şekilde, son zamanda bir kurtarıcının geleceğine inanmaktadır. Mevcut Tevrat kitabında dünya kurtarıcısının geleceği ve zuhur edeceği hakkında birçok müjde mevcuttur. Bugün Yahudiler tarafından İsrail adında bir Yahudi devletinin kurulması, bu Yahudi ülküsünden kötü şekilde istifade edilerek gerçekleşmiştir. Hem Yahudiler ve hem Hıristiyanlar, son zamanda gelmesi vaat edilen şahsın İshak’ın zürriyetinden olduğuna inanmaktadır. Hıristiyanlar, onun Yahudilerin eliyle öldürülmüş Mesih b. Meryem olduğuna, Allah’ın kendisini diriltip göğe yükselttiğine ve dünyanın sonunda vaadinin gerçekleşmesi için göndereceğine inanmaktadır. Yahudiler ise onun (vaat edilen önder) henüz doğmadığını söylemektedir.

Ayrıntılı Cevap

Yahudiler de kavim ve mezheplerin çoğu gibi, kesin bir şekilde, son zamanda bir kurtarıcının geleceğine inanmaktadır. Mevcut Tevrat kitabında dünya kurtarıcısının geleceği ve zuhur edeceği hakkında birçok müjde mevcuttur. Mister “Hakes” Yahudiler arasında dünya çapında büyük bir kurtarıcının zuhuru ve gelmesi inancının yaygınlaşması hakkında şöyle yazmaktadır: “İbraniler eski nesillerden bugüne dek Mesih’in kutlu gelişini beklemektedir ve o mübarek varlığın gelme vaadi defalarca “Zebur”, peygamberlerin kitapları ve özellikle de “Eşiya” kitabında verilmiştir. “Vaftiz eden Yahya gelince onun kutlu adımlarını müjdeledi, ama Yahudiler bu öngörüleri anlamadılar, sürekli Mesih’in zamanın sultanı olacağını, kendilerini zalim ve zorbaların zulmünden kurtaracağını ve en yüce kemal derecesine çıkartacağını düşünmekteydiler.”[1] Tevrat ve onun değişik kitaplarında kurtarıcının geleceği ve ondan önce ve sonra dünyanın şartları hakkında birçok haber verilmiştir. Davud’un Zebur’unda “Mezmurları” adı altında “Eski Ahit” kitaplarının arasında kurtarıcı hakkında değişik tabirlerle müjdeler verilmiştir. Kur’an-ı Kerim’in[2] Hz. Mehdi’nin (a.c) zuhuru hakkında Zebur’dan naklettiği konular mevcut Zebur’da aynen mevcuttur, tahrif ve yorum tasarrufundan korunmuştur. Zebur’da şöyle yer almaktadır: “… Kötüler bitecektir. Ama Tanrıya tevekkül edenler, yeryüzünün varisleri olacaktır.”[3] “Peygamber Hagay” kitabında şöyle yer almaktadır: Yahova şöyle demektedir: Bir kez daha gökleri, yeri, denizi ve karayı sarsacağım, tüm milletleri sarsacağım ve tüm ulusların erdemi gelecektir… Bu evi celalim ile dolduracağım.”[4] “Peygamber Danyal” kitabında da şöyle yer almaktadır: “… Senin kavmin için duran büyük önder gelecek. Yeryüzü toprağında uyuyanların birçoğu uyanacak.”[5] “Peygamber Zekeriya”, “Peygamber Amos” ve “Peygamber Hazekiel” kitaplarında da müjdeler verilmiştir.[6] O halde Yahudiler kurtarıcının geleceğine inanmaktadır. Hatta bugün Yahudiler tarafından İsrail adında bir Yahudi devletinin kurulması, bu Yahudi ülküsünden kötü şekilde istifade edilerek gerçekleşmiştir. Yaklaşık yüz yıl boyunca bir grup Yahudi düşünür, ulusumuz bunca yıl Mesiha’yı bekleyerek zillete tahammül etmektedir, ama ondan bir haber çıkmadı. Artık bekleyişimiz bitmekte ve sabrımız tükenmektedir. Mevcut duruma son vermek için kendimizin hareket etmesi daha yerindedir. Onlar Siyonizm ekolünü tesis etti ve Filistin’i almamız gerekir dedi. Yahudilerin ekseriyeti buna muhalefet etti; zira onların inancına göre sadece Mesiha (soz zaman kurtarıcısı) böyle bir iş yapabilirdi. Siyonistler, biz Mesiha’nın kıyam etmesi için Filistin’de bir karargâh kuruyoruz dedi. Elbette asırlarca bu düşünceyle yaşamış bir ulusu ikna etmek zor idi, ama onlar bu işi sabır ve tahammül göstererek tebliğ etti ve göçmenleri Filistin’e taşıdılar. Henüz bir grup Yahudi, önceki inançlarını esas alarak Siyonist devletin kurulmasını Yahudiliğin Mesiha ülküsüne aykırı bilmekte ve bekleme geleneğini sürdürme gerektiğini söylemektedir. Bugün “Guşimonim” gibi Siyonist grupların en radikali ve “Nitvarikarya” gibi Siyonizm karşıtı grupların en radikali, Mesiha’nın gelişini beklemektedir.[7]

Yahudilerin Beklediği Mesiha

Hem Yahudiler ve hem Hıristiyanlar, son zamanda gelmesi vaat edilen şahsın İshak’ın zürriyetinden olduğuna inanmaktadır. Hıristiyanlar, onun Yahudilerin eliyle öldürülmüş Mesih b. Meryem olduğuna, Allah’ın kendisini diriltip göğe yükselttiğine ve dünyanın sonunda vaadinin gerçekleşmesi için göndereceğine inanmaktadır. Yahudiler ise onun (vaat edilen önder) henüz doğmadığını söylemektedir. Yaratılış kitabının on yedinci bölümünün yirminci ayetinde Tanrının İsmail’e vaadine işaret edilmiştir. Yahudi müfessir “Hannan İl” bu ayetin tefsirinde şöyle yazmaktadır: Bu ayetin öngörüsünden 2337 yıl geçmektedir ve Araplar (İsmail’in sülalesi) İslam’ın ortaya çıkmasıyla büyük bir ümmete dönüştü, ama İshak’ın zürriyeti olan bizler hakkında ise ilahi vaat günahlarımız yüzünden gecikti. Lakin gelecekte bizim hakkımızdaki ilahi vaat gerçekleşecektir.[8] Bazı yazılardan Yahudilerin Mesih’i bekledikleri ve Hıristiyanlar gibi son kurtarıcının Mesih olduğuna inandıkları sanılmaktadır. Gerçi Hz. İsa gelmeyinceye dek bu bir varsayım idi, ama son zaman kurtarıcısı hakkında böyle bir tasavvurun yanlış olduğunu bilmemiz gerekir; zira Yahudilerin beklediği vaat edilen kişi, “Maşeyh” (Mesih, mesh edilmiş) olarak okunmaktadır ve Maşeyh İsrailoğullarının kadim krallarının lakabıydı. Ama Mesih sözü Hz. İsa için kullanıldığından, araştırmacılar Yahudilerin vaat edilen şahsına işaret etmek için, İbranice “Maşeyh” kavramı üzerinden Latince telaffuz edilerek oluşturulan “Mesiha” kavramını kullanmaktadır.[9]       



[1] Kamus-ı Kitab-ı Mukaddes, s. 806, be nakl az mecelle-i tahassusi İntizar, şımare-i 15, s. 139.

[2] Enbiya, 105.

[3] Aht-i Atik, Kitab-ı Mezamir, Mezmur, 37, be nakl az: Tunei, Müçteba, Mevudname, s. 320, Kum, 1384.

[4] Kitab-ı Mukaddes, Hegay nebi, s. 1367, bab. 2, benhaya-i 6 – 9, be nakl az Mevudname, s. 232.

[5] Kitab-ı Mukaddes, Hegay nebi, s. 1309, bab. 1 - 12, benhaya-i 6 – 9, be nakl az Mevudname, s. 232.

[6] Ferheng-i Elifbayi, Mehdeviyet, s. 231 ve 232.

[7] Tevfiki, Hüseyin, Aşinayi Ba Edyan-i Bozorg, s. 124 ve 125, Sazman-ı Semt, Tahran, 1386.

[8] Mecelle-i tahassusi İntizar, şımare-i 15, s. 146 – 147.

[9] a.g.e. s. 121.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar