Gelişmiş Arama
Ziyaret
8676
Güncellenme Tarihi: 2013/08/26
Soru Özeti
Tevatürün iddia edildiği veya sahih senetlerle nakledilen hadislerin metnininin gulat ve müfevvizeler tarafından uydurulma ihtimali var mıdır?
Soru
Sn. Kediver bir yerde, ‘Hidayet İmamlarının (a.s) insanüstü faziletleri hakkında gelen rivayetlerin tevatür haddinde olduğu iddiaları geçerli değildir, zira ravilerin bazı yerlerde yalan üzerine birleşmeleri muhtemeldir.’ diye yazmaktadır. Buna göre tevatür veya sahih senetlerle nakledildiği iddia edilen hadislerin metninin gulat ve mufevvize tarafından uydurulma ihtimali var mıdır?
Kısa Cevap

1. Gulat ve müfevvizeler çeşitli dönemlerde alimlerin bazı rivayetlerinde değişiklik yapıp hadis uydurmuş olsalarda, hadis kitaplarında yapılan eleme sonucunda bugün rivayetler mecmuası olarak elimize ulaşanlar takriben temiz mecmualardır. Kaldı ki guluvun ölçüsü elimizde olduğu için, guluvcu hadisleri (sahihde olsalar) diğerlerinden ayırmak zor bir iş değildir.

 

2. İlk dönem alimlerin bazı kimseleri guluv diye niteledikleri şeylere itimat olmaz, zira bu ithamdan Ehl-i Beyt’in (a.s) en büyük öğrencileride nasiplerini almışlardır.

 

3. Mütevatir hadisin tarif ve şartları dikkate alındığında, onların uydurulma ihtimali imkansızdır. Tevatür iddiasıyla gerçek tevatür arasında fark vardır.

 

4. Ehl-i Beyt’in (a.s) vasıfları hakkındaki birçok hadis ve ziyaretler (Camiay-ı Kebire gibi) guluv ve tefviz konusunda çok katı olan kimseler tarafından rivayet edilmiştir. Öyleyse Ehl-i Beyt’in (a.s) insanüstü faziletleri sırf rivayet ve ziyaretlerde gelmiş diye hemen, onları guluvcular uydurmuş, demiyelim.

 

Ayrıntılı Cevap

Asıl soru şudur: Gulat ve müfevvize gibi gruplar, tevatür veya sahih senetlerle uydurma rivayetlerini Şii kitaplarına sokabilmiş midirler? Eğer bunu yapabilmişlerse rivayet kitapları ve mecmuaları bu düşüncelerden ne kadar etkilenmiştir?

 

Her şeyden önce kimlere gulat ve müfevvize denildiğini, insanların guluv ve tefviz diye nitelenmesindeki değişik görüşlerin neler olduğunu bilmek gerekir. Daha sonra mütevatir hadisin ne manaya geldiğini, günümüzde rivayet mecmualarının uydurma hadislerden ne kadar temizlendiği konusunun bir değerlendirilmesi yapılmalıdır.

 

Gulat, Masum İmamlar hakkında (a.s) saçma sözler söyleyen, Onları (a.s) Allah’lık seviyesine çıkaran veya Allah’ın Onlarda hulul ettiğine inanan Şii fırkalarındandır.[1]  

 

Müfevvize: Tarih boyunca, Ehl-i Sünnetteki Mutezili gibi çeşitli gruplara müfevvize denmiştir. Merhum Allame Mamakani, ‘Mikyas-ul Hidaye’de müfevvize için dokuz mana saymıştır. Ancak onlardan yedisinin manası sahih ve yalnızca ikisi için bozuk müfevvize hükmü verilebilir.[2] O iki mana şunlardır: 1- Allah’ın Resul-i Ekrem’i (s.a.a) yarattıktan sonra alemin işini O’na (s.a.a) daha sonrada Hz. Ali ve diğer İmamlara (a.s) havale ettiğine inanma, 2- Mubahçılığa, yani kulların önünde herhangi bir engel olmadığına ve istedikleri her ameli yapabileceklerine inanma.

 

Ancak iş bu kadarda kolay değildir; Şii tarihi boyuncada guluv ve tefvize inanan kimselerin olduğu konusunda çeşitli görüşler vardır. Öyleki çağdaşlar, eskilerin bazı kimselere guluvcu ve tefvizci demeleri konusunda çok dikkat edilmesini gerektiğini söylemekteler. Merhum Mamakani şöyle diyor: ‘Bir çok kişi, gulat olmamasına rağmen onlara gulat denmiştir. Öyleyse bu konuda çok dikkatli olmak ve araştırma yapmak gerekir.’[3] Yine şöyle diyor: ‘Birine tefviz ithamı verildi diye onu itibardan düşürmek doğru değildir, zira o tefvizin sahih kısmına inanmış olabilir.’[4]

 

Merhum Hairi, ‘Müntah-al Mekal’de şöyle diyor: ‘Eskilerin çoğu, özellikle Kum’luların ve İbn-i Gazairi’nin ölçüleri değişik olduğundan Masumların (a.s) hakkında bu ölçüden çıkanlara gulat diyorlardı. Örneğin, Peygamberin (s.a.a) sehvi (yanılgıyı) ve kasıtsız hatası olduğunu kabul etmeyenleri gulat sayıyorlardı (ki belkide günümüzde kimse Peygamberin (s.a.a) sehvine inanmamaktadır). Aksine onlar için tefvize inanmaktalar...’[5]

 

Şeyh Müfid’in söylediğine göre, Merhum Şeyh Saduk, Peygamberde (s.a.a) sehvin olmadığına inanların gulat olduğunu söylüyordu.[6] Bu açıdan bakıldığında belkide çoğumuz gulatız! Örneğin, Şeyh’in ve Keşşi’nin güvenirliğini teyit ettikleri ve çok yücelttikleri[7] Davud b. Kesir-ur Rakkiy’e gulat diyenler vardı. İbn-i Ğazairi şöyle diyor: ‘Onun bozuk bir görüşü vardır, yani gulattandır.’[8] Veya Necaşi’nin hakkında ‘o, şeyhlerin büyüklerinden ve sıkadır’ dediği Muhammed b. İsa b. Ubeyd’i, kendisine guluv ithamında bulunulduğu için İbn-i Babeveyh Kummi, Nevadir-ul Hikme adlı rical kitabında onu getirmemiş ve rivayetlerini kabul etmemiştir.[9] Merhum Tusteri diyor ki: Kumlular, Muhammed b. Urme’nin gali olduğunu duyduklarında onu öldürmek istemişlerdi, ama onun akşamdan sabaha kadar ibadet ettiğini görünce bu düşüncelerinden vazgeçtiler.[10]   

 

Demek ki, guluv veya tefviz inancına sahip oldukları söylenen kimselerin bu töhmetten beri oldukları söylenebilir. Eğer sadece guluv veya tefviz töhmetinden dolayı onları dışlarsak, o zaman ilmi çalışmadan yoksun ve gerçek dışı bir iş yapmış, dolayısıyla ravilerin sayılarını azaltmış olacağız. Sonuçta da Şiinin birçok mirası yokolacak ve bir kenara bırakılacaktır.

 

Mütevatir haber: Mütevatir haber, ravileri her tabakada öyle bir haddeler ki, normalde bir yalan üzerinde anlaşmaları imkansız olan ve verdikleri haberin doğruluğuna dair ilim elde edilen habere denir.[11] Mütevatir hadis için birçok şart zikredilmiştir. Abdulhadi el-Fazli’inin dediği gibi ona dayanarak diyebiliriz ki: ‘Mütevatir haberi duyanın elde ettiği ilime zaruri ilim (düşünmeden elde edilen bilgi) denir, nazari (düşünerek elde edilen bilgi) değil.’[12] Öyleyse mütevatir hadisin bütün şartlarını taşıyan hadisleri gulat ve müfevvizelere nasıl nispet verebiliriz? Mütevatir hadisin bütün şartları göz önüne alındığında yalan üzerine anlaşmanın imkansız olduğu görülecektir. Evet, mütevatir hadisten maksat manevi mütevatir olsa o zaman bir yönü olabilir, ama 1937. sorudaki hadislerin elenmesi hakkındaki konulara dikkat edilirse görülecektir ki bizim bütün rivayet mecmualarımızda, önce Masum İmamların (a.s) kendileri tarafından, sonra Ehl-i Beyt’in (a.s) ilminin öğrenci ve mühaddsileri[13] tarafından defalarca elenmiştir. Merhum Saduk, guluv konusunda o kadar katı idi ki, daha öncede söylendiği gibi Peygamberin (s.a.a) sehvini inkar edenleri bile guluvculardan sayarken, nasıl olur guluvcuların rivayetlerinin sadece bizim kitaplarımıza girdiği iddia edilebilir veya Kum’luların Merhum Berki’yi (Kafi’den önce yazılan ‘Mahasin’ adlı kitabı vardır) sadece zayıflardan naklettiği için Kum’dan çıkarıyorlar,[14] ama aynı Kum’lular Ehl-i Beyt’in (a.s) faziletleriyle dolu Ziyaret-i Camiay-ı Kebire’yi nasıl nakledebiliyorlar? Bu ziyareti bazı habersizler guluvculara nispet veriyorlar. Marhum Saduk’un naklettiği bu ziyaret, Masum İmamların (a.s) faziletleri kemalleri ve sıfatlarıyla doludur.[15]           

 

Öyleyse,

 

1) Kendilerine guluv töhmeti vurulan Ehl-i Beyt’in (a.s) birçok ihlaslı öğrencisini, sırf böyle bir töhmet vuruldu diye onlara gulat veya müfevvize diyemeyiz ve rivayetlerini bu grupların rivayetlerinden sayamayız.

 

2) Böyle uydurmalar mütevatir hadislerde (lafzi) asla yoktur.

 

3) Rivayet kitaplarımız Masum İmamlar (a.s) ve öğrencileri tarafından defalarca uydurmacılardan ve yalan rivayetlerinden temizlenmiştir. Evet, alimlerin ve müçtehitlerin henüz tam olarak güvenmediği rivayetler vardır, ancak bu, uydurmacıların hadislerinin rivayet kitaplarımızda çok olduğu manasına gelmez. Kısacası guluv için ölçü elde olduğu sürece guluv hadislerini (sahihte olsalar) guluv olmayanlardan ayırmak zor bir iş değildir.

 

Şimdiye kadar söylenenler, şu soruya göreydi: Tevatür iddiası olunan veya sahih senetlerle nakledilen hadislerin metninde gulat ve müfevvizeler tarafından uydurulma ihtimali var mıdır? Ama Sn. Kediver’in sözü galiba başka bir noktaya işaret etmektedir; o da şudur: Hidayet İmamlarının (a.s) insanüstü faziletleri hakkındaki rivayetlerin tevatür iddiaları geçerli değildir, zira gulat ve müfevvizelerın hileleri gözönüne alındığında ravilerin yalan üzerine anlaşabilme ihtimali vardır. Ve böyle bir ihtimal tevatürün oluşmasına engeldir. Çünkü tevatürün şartlarından biri ravilerin yalan üzerinde anlaşma yapmamalarıdır. Şimdiye kadar söylenenler gözönüne alındığında bununda cevabı bilinecektir. Zira birincisi, gulat ve müfevvizelerin doğru manaları göre alınırsa onların sayısı oldukça azalmaktadır. İkincisi, rivayet metinlerinin çeşitli şekillerde temizlendiği gözönüne alındığında, tevatür haddinde hadis uydurabilecek çoklukta gulat ve müfevvizelerin olma ihtimali neredeyse imkansız ve gayrı makuldur. Ve öylesine zayıftırki akıl ve mantık ona itina etmemektedir. Ravilerin yalan üzerine anlaşma ihtimali akla yatkın olursa tevatüre engel olur, yoksa asılsız ve temelsiz ihtimaller üzerine olduğu zaman değil.


 

[1] -Muhammed Cevad Meşkur, Ferheng-i Fırak-ı İslami, s.344.

[2] -Mamakani, Telhis-u Mikyas-il Hidaye, s.149-151.

[3] -a.g.e, s.152

[4] -a.g.e, s.152

[5] -Munteh-al Mekal, c.1, s.77, Mikyas-ur Ruvat (Seyfi Mazenderani), s.238.

[6] -Şeyh Müfid, Tashih-il İtikadat, s.135, Dar-ul Müfid baskısı, Beyrut.

[7] -Keşşi, Rical, s.402; Rical, Tusi, s.336.

[8] - Gazairi, Rical, c.1, s.58.

[9] - Necaşi, Rical, s.245, Muhammed b. Ahmed Yahya’nın Yaşamı, Davudi baskısı.

[10] -Kamus-ur Rical, c.1, s.66, 68.

[11] -Muhammed Yusuf Hariri, Ferheng-i Istılahat-ı Hadis, s.114.

[12] -Şeyh Abdulhadi el-Fazlı, Usul-ul Hadis, s.71-77

[13] -Kuleyni, Saduk, vb. muhaddisler.

[14] -Üstad Cafer Subhani, Kulliyatun Fi İlm-ir Rical, s.275

[15] -Telhis-u Mikyas-il Hidaye, Üstad Gaffari’nin dipnotları, s.154.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia’nın bakışında intihar saldırısının bir sakıncası var mıdır? Bu eylemi yapan kimse şehid sayılır mı?
    6670 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/12
    İntihar ve istişhad saldırısı olarak tabir edilen bu tür eylemler kendiliğinden Şiilik kültürüne girmemiştir ve caiz değildir. Ama çok önemli tehlikelerin aziz İslam’ı tehdit ettiği ve bu tehditleri etkisiz kılmada tüm yolların çıkmaza girdiği, İslam’ın korunmasının bu eyleme bağlı kaldığı ve gerçekleştirildiğinde günahsız fertlerin kanının akıtılmaması ...
  • Geçici evlilikte kadın ve erkeğin boşanmasının şartı nedir?
    8992 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/03
    Eğer sizin daimi mutadan kastettiğiniz şey, daimi evlilik ve nikâhsa, bunda müddet zikredilmez ve kadın ve erkek her zaman için birbiriyle nikâhlanırlar. Böyle bir evlilik boşanma sözü söylenmeden feshedilmez ve erkek bir defa yakınlaştıktan sonra (boşanmak istediği takdirde) kadının tüm mihrini ödemeli ve kadını boşamalıdır. Aynı şekilde eğer kastettiğiniz ...
  • Şeys kimdir?
    6551 تاريخ بزرگان 2011/11/21
    Şeys, Hz.Adem’in (a.s) evlatlarından biridir. Kâbil’in Habil’i öldürmesinden sonra Adem ve Havva beş yıl çocuk sahibi olmadılar. Beş yıldan sonra dünyaya gelen çocuklarına Şeys adını verdiler. Hz. Adem onun hakkında şöyle diyor: ‘O, Habil’in yerine verildi, mübarektir ve peygamber olacaktır.’
  • İslam tüm sorunların çözmeye nasıl kadirdir?
    6702 Fıkıh 2012/02/18
    İslam’ın hüküm ve buyrukları âlim ve hikmet sahibi Allah tarafından olup insanlığın tüm sorunlarını halletmeye kadirdir. Ama bu, toplumdaki tüm fertlerin İslam’ın buyruklarıyla amel etmesi şartıyla tahakkuk eder. Bugün gençlerin evliliği önünde birçok sorun yer alsa da hem kız, hem oğlan ve hem de tarafların ailelerinin İslam’ın buyruklarına göre ...
  • Pahalı taşlardan yapılan yüzükleri takmanın ne gibi sevap ve faydaları var?
    16682 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/04
    Akik, firuze, yakut vb. gibi yüzükleri kullanmak, eğer halkası altın olmazsa erkekler için caiz ve rivayetlere göre sevabı da vardır. Ayrıca namazın sevap ve faziletinin çoğalmasına da neden olmaktalar. ...
  • Oruç insan üzerinde ne gibi eğitici eserler bırakır?
    7668 Pratik Ahlak 2012/05/12
    Oruç, nefsin tehzip (ruhi temizlik) ve tezkiyesi için bir çeşit alıştırma ve insanın kendi nefsine tasallutunun tahakkuku için uygun bir yöntem ve nefsanî heveslerle mücadeledir. Oruç, ferdi ve içtimai iki boyutta olmak üzere, insanın bedensel boyutta bıraktığı eserlerin yanı sıra insanın ruhi boyutunda da eğitici ...
  • Bir takım şekilleri ve figürleri içeren dua kitaplarından yararlanmak caiz midir?
    12190 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    1- Sorunuza nazaran söz konusu kitabın hangi ilim hakkında olduğunu anlamak güçtür. Bunu anlamak için daha geniş bilgiye ihtiyaç vardır. Ama kısaca söyleyebiliriz ki söz konusu kitap ulum-i garibe hakkındadır. Ulum-i garibe; cifr, reml ve nücüm gibi ilimlere denir. Ancak söz konusu kitabın hangi kısmına ait olduğunu ...
  • Hz. Ebu Talib'in imanını ispatlayan deliller nelerdir?
    18517 تاريخ بزرگان 2010/03/09
    Soruda nakledilen hadis "merfu'e"dir ve senet yönünden müsnet hadisler derecesinde bir itibarı bulunmamaktadır. Fakat biz Hz. Ebu Talib'in imanını ispat etmek için bu rivayete istinat etmiyoruz. Çünkü o hazretin imanını ispatlamak için birçok sahih ve güçlü hadis ve rivayet nakledilmiştir. Hz. Ebu Talib'in Allah'a ve ...
  • Peygamberin (s.a.a) adı duyulduğunda veyahut namazdayken veya namaz dışındayken salâvat ayetini duymayla salâvat getirmek farz mıdır yoksa müstehap mıdır?
    11045 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Tüm taklit mercileri kendi ilmihallerinde Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) mübarek adı duyulduğunda salavat getirmenin müstehap olduğuna hükmetmişlerdir. Bu hüküm namaz halini de kapsamaktadır. İmam Humeyni (r.a) şöyle buyurmaktadır: “İnsan ne zaman Hz. Peygamberin (s.a.a) Muhammed ve Ahmed gibi mübarek isimlerini veya Mustafa ve Ebu’l-Kasım gibi lakap ve ...
  • Eşimin yanlış davranışını kendisine nasıl bildirebilirim?
    8347 Pratik Ahlak 2012/05/03
    Sorunuzda bulunan nokta, her ikinizin de birbirinizi sevdiği ve sizin eşiniz için en iyi kadın olmayı istemenizdir. Diğer hususların önemsenmemesi için sizin her zaman bu özelliğe belirgin bir rol üstlendirmeniz gerekmektedir. Evlilik hayatında egemen atmosfer mutluluk, samimiyet, dostluk ve arkadaşlık olmalıdır. Egoistlik, kendini düşünmek ve mütekebbirlik olmamalıdır. ...

En Çok Okunanlar