Gelişmiş Arama
Ziyaret
8115
Güncellenme Tarihi: 2011/09/21
Soru Özeti
Şia’nın inandığı şekliyle imamın ilmi hatemiyet ile çelişmiyor mu?
Soru
Hatemiyet hakkında modern ve tikelci akıldan etkilenen perspektif ve yeni bir bakış ve yorum tarafından ileri sürülen bir takım şüpheler göze çarpmaktadır. Bunlar “hatemiyet-imamet çelişkisi” ekseniyle ve bunun değişik dallara yansıyan şüphelere bölünmesiyle gözlemlenebilmektedir. Şiiler, imamların ilmini kazanılmayan türden bilmekle ve onların ilminin diğer insanlar için hüccet olduğuna inanmakla hatemiyet ile çelişkiye düşmektedirler. Her halükarda “insanlar bilgilerini ya çalışma ve ceht vasıtası olmaksızın elde etmekte ya da bunların vasıtasıyla elde etmektedirler. Peygamberlerin bilgisi ilk kısımdandır. Bu bilgi ya masumiyet ile birliktedir ya da değildir. Peygamberlerin bilgisi ilk kısımdandır. Masumiyet ile birlikte olan bu vasıtasız bilgi ya diğer insanlar için hüccettir ya da değildir. Peygamberlerin bilgisi birinci kısımdandır.” Şimdi “aşırı Şiiler” bu üç mertebenin imamlarında bulunduğuna inanmakta ve böyle bir inancın hatemiyet ile çeliştiğinden gafildirler. Onlar şunlara inanmaktadır: 1. İmamın bilgisi kazanılır değildir. 2. İmamın bilgisi masumiyet ile birliktedir. 3. İmamın bilgisi herkes için hüccettir.
Kısa Cevap
Bu sorunun ayrıntılı cevabı yoktur.
Ayrıntılı Cevap

Şüphesiz İslam Peygamberi nebilerin hatemidir ve ondan sonra teşriî vahiy gökten kesilmiştir. Nitekim müminlerin önderi Ali (a.s) son peygamberin (s.a.a) mübarek bedenine gusül aldırırken şöyle buyurmuştur: “Senin (Peygamber) vefatınla bizim bir şeyle ilişkimiz kesildi ve bu senin dışında başka bir şahsın vefatıyla kesilmezdi. Bu şey, nübüvvet ve göğün haberleridir.”[1] Bu yüzden bu usule (hatemiyet) inanmak İslamî usullerden sayılmaktadır. Belirtilen şüphenin reddi noktasında birkaç hususa değinilmelidir:

1. Böyle bir şüphenin meydana gelmesine neden olan etkenlerden birisi de nübüvvet ile imamet arasına fark koymamaktır. Nebi, kelam ilmi literatüründe ilim, masumiyet ve kendine uyulması gereken gibi sıfatlar taşımakla birlikte Allah tarafından nübüvvet ve vahiy iddiası taşıması gereken ve gerektiği durumda mucize getiren kimseye denir. Bu nedenle nübüvvette vahyin nüzulü ve mucize temel öğelerden sayılmaktadır ve peygamberlere özgüdür. Masum imamlar (a.s) hatemiyet ile çelişecek ve aşırılığa sebep olacak böyle öğelerin iddiasında hiçbir zaman bulunmamış ve onların taraftarları (Şiiler) da asla kendi önderlerini bu seviyeye (nübüvvet ve teşriî vahiy nüzulü) çıkarmamıştır.

2. Hatemiyet ile bir grubun kazanılmayan bilgilere sahip bulunması ve onun diğer insanlar için hüccet olması arasında hatemiyet döneminde hiçbir çelişki yoktur. Kur’an’da “kendilerine ilim verilenler” olarak adlandırılan peygamberlerden başka bir gruba ve onlara kazanılmadan ilim bahşedildiğine işaret edilmiştir: “Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık ayetlerdir.”[2] Her ne kadar bu ilim sahipleri bir takım ilahi nimetlere sahip olsalar da nebi değillerdir ve salt melekleri görmek veya gaybten haberdar olmak nübüvvet getirmez. Allah’ın meleği Meryem’e nazil oldu ve İsa’yı (a.s) ona bahşetti, ama Meryem peygamber olmadı. Dolayısıyla imamların taşıdığı ilimler de bu kabildendir. O halde imamların bu hali taşımaları, ama peygamber olmamaları bir çelişki arz etmemektedir. İmamların ilimlerinin kaynağının çok olduğunu da hatırlatmak gerek. Bunlardan birisi, bir çeşit teşriî olmayan vahiy addedilen ve peygamberlerin dışındakilere de nazil olan ilhamdır. İmamlar da (a.s) onlardandır.[3] İmamların ilim elde etme yollarından birisi de aziz Peygamber (s.a.a) tarafından kendilerine ilmin miras bırakılmasıdır. Şii ve Sünni hadisçilerinden nakledildiğine göre İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah Resulü bana bin kapı öğretti ve her kapı da başka bin kapıyı açmaktadır.”[4] Bu ilimler kâmil bir şekilde sadece Ali b. Ebi Talib’e intikal etmiş ve bu kendisini Peygamberden (s.a.a) sonra “Peygamberin ilim kapısı” yapmıştır. Bu ilim Allah’ın istediği kimseye bahşettiği kazanılmayan ilim türündendir. Bu nedenle, bu ilim onu alanlar için hüccettir ve Peygamberin (s.a.a) bu ilim sahiplerini (Ehli Beyt) Kur’an’ın yanına koyması da bu yüzdendir. [5]"انی تارک فیکم الثقلین؛ کتاب الله و عترتی ..." Dolayısıyla, hatemiyet peygamberliğin sona ermesinden sonra masum velilerin sözlerinin hüccet olmamasını gerektirmez. Hatemiyetin doğru ve mantıklı tahlili, Peygambere (s.a.a) özgü hususların dışında, imamların sözlerinin (a.s) hüccet olmasının hiçbir sakınca taşımadığını göstermektedir. Bu nedenle masumiyet, ledünni ilim ve gayb âlemiyle ilham ve teşriî olmayan vahiy aracılığıyla irtibat kurmak iddiası, nübüvvet ile bir çelişki arz etmemekte ve hiçbir Şii âlim de böyle bir düşünceyi kastetmemektedir.

3. İmametin hatemiyet ile çelişikliği teorisini iddia eden zat, hatemiyete dayanarak son peygamberi (s.a.a) en son ilahî hüccet olarak tanıtmaya ve masum imamların (a.s) makamlarını normal insanların düzeyine indirgemeye çalışmaktadır. Lakin söz konusu şahıs eğer İslam Peygamberinin (s.a.a) en azından hukuksal bir şahsiyet taşıdığına inanıyorsa, onu ilahî bir hüccet bilmeli ve onun sözünü delilsiz olarak kabul etmelidir.[6] Zorunlu olarak en azından kendi iddiasının gereğine bağlı kalmalıdır; yani son peygamberden (s.a.a) İmam Ali’nin (a.s) makam ve konumu hakkında nakledilen rivayetleri kabul etmelidir. Eğer aziz Peygamberin (s.a.a) sözlerine bir göz atacak olursak, Hz. Ali (a.s) ve Peygamberin (s.a.a) şahsının Allah’ın emriyle hukuksal şahsiyet sahibi oldukları görülecektir. Bu da masum imam (a.s) için hüccet ve velayet makamının karar kılınmasını gerektirir.

İslam Peygamberi (s.a.a) yakınlık hadisi[7] ve diğer rivayetler ve de Kur’an’ın değişik ayetleriyle dinî mercilik ve dinsel konularda Peygamberliğin halifeliği manasındaki imamet ve velayet makamını ona devretmiştir. Bu da İmam Ali’nin (a.s) söz ve fiillerinin tüm Müslümanlar için hüccet olmasını gerektirir. Bu kısımda ilgili ayet ve rivayetlerin bazılarına işaret edilecektir.

1. Yüce Allah Kur’an’da kendisini, Peygamberi ve rükûdayken secde veren kimseleri müminlerin velisi olarak tanıtmaktadır: [8] "انما ولیکم الله و رسوله و الذین آمنوا الذین یقیمون الصلاة و یؤتون الزکاة و هم راکعون"Aziz İslam Peygamberi (s.a.a) değişik rivayetlerde " یؤتون الزکاة و هم راکعون" cümlesinin örneği olarak Hz. Ali’yi (a.s) tanıtmıştır.[9]

2. Kur’an’da bulunan bir ayet müminleri Allah’a, O’nun resulüne ve emir sahiplerine itaat etmeye çağırmaktadır:

"اطیعوا الله و اطیعوا الرسول و اولی ‌الامر منکم"[10] Peygamber (s.a.a) değişik rivayetlerde “emir sahipleri” cümlesini Hz. Ali (a.s) olarak tefsir etmiştir.[11] Aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.a) birçok rivayette İmam Ali’ye (a.s) itaat edilmesini emir etmektedir. Bu rivayetlerden birisi şudur: "و ان امامکم علی بن ابی‌طالب، فناصحوه و صدقوه؛ فان جبرئیل اخبرنی بذلک"[12] Bu konuda belirtmekten sarf-ı nazar ettiğimiz birçok rivayet mevcuttur.



[1] Nehcü’l-Belağa, hutbe. 235.

[2] Ankebut, 49.

[3] Hatemiyetin aklî (aklî tahlili) deliline, imamın ilim kaynağına müracaat edilsin.

[4] Kenzu’l-Ummal, hadis. 36372, Usul-i Kafi, c. 1, s. 239, Tahran, Daru’l-Kütübi’l-İslamiye, 1365 ş.

[5] Hür Amıli, Vesailü’ş-Şia, c. 27, s. 24, (29 ciltlik), Kum, Müessesi Âlu’l-Beyt, 1409 k.

[6] Abdülkerim Suruş, Best-i Tecrübe-i Nebevi, s. 132-133.

[7] Kuleyni, Kafi, c. 8, s. 106, "قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (ص) أَنْتَ مِنِّی بِمَنْزِلَةِ هَارُونَ مِنْ مُوسَى إِلَّا أَنَّهُ لَا نَبِیَّ بَعْدِی"

[8] Maide, 55.

[9] Bkz: Muhammed Reyşehri, Mevsuetu’l-İmam Ali (a.s), c. 2, s. 197.

[10] Nisa, 59.

[11] Bkz: Muhammed Reyşehri, Mevsuetu’l-İmam Ali (a.s), c. 2, s. 129 ve 169.

[12] Şeyh Seduk, el-Emali, s. 565, İntişarat-ı Kitab-ı Hane-i İslamî, 1362 h.ş..

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Tütün (sigara ve nargile içmek) kullanmanın hükmü nedir?
    9773 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/30
    Hz. Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’nin (ömrü uzun olsun) belirtilen soru hakkındaki görüşü şudur: “Tütün kullanmak, zararlı olması nedeniyle mutlak olarak haramdır.” Belirtmek gerekir ki; Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’nin tütün kullanımının haram olduğuna değin fıkhî fetvasının delili onun zararlı olmasıdır ve Ayetullah Mekarim Şirazi’nin fetvasının fıkhî dayanağı da tütünün zararlı ...
  • Nur ayetinin nitelikleri nelerdir?
    29087 Kur’anî İlimler 2011/06/20
    Kuran amel kitabıdır. Kuranı okumak tefekkür ve iman için bir başlangıçtır. Bu da yine muhtevasına amel etmek için bir vesiledir. Büyük mükâfatların bütünü buradan ve bu şartlarla tahakkuk bulur. Tüm surelerin okumasında hem dünyevi hem uhrevi eserler vardır. Masum imamlar (a.s.) tarafından her surenin fazileti beyan edilmiştir. ...
  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    537758 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba Ehlisünnet ile Şia arasında münazaraların yapılmasına taraftar ve teyit ediyor musunuz?
    8616 Eski Kelam İlmi 2011/07/24
    Semavi dinler, özellikle İslam dini diyalog ve görüş alış verişinin yapılmasına önem vermiş/vermekte ve buna has bir ilgi göstermiş ve göstermektedir. Zira dinin temel hedefi insanları saadete tekâmüle ve doğru yola, doğru bir şekilde hidayet etmektir. Bu hedef ve maksadın gerçekleşmesi sadece ve ...
  • Kuranı kerimde, kalpteki itminan ile iman ilişkisi nasıl konu edilmiş?
    13075 Tefsir 2010/12/18
    Lügatte imanın anlamı şöyle beyan edilmiştir: yalanlamanın karşıtı olup tasdik etmektir. Istılahta ise anlamı şöyledir. Dille ikrar ve itiraf etmektir, kalpte bir kararlılık ve sözleşmedir, organlarda da ameldir. "İtminan" ve tümenine ise lügatte kararsızlık ve ıstırabın ardından gerçekleşen (kalpsel veya zihinsel) rahatlık ve huzurdur.
  • Başörtüsünü açmanın ve takma saçtan istifade etmenin hükmü nedir?
    8256 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/11/27
    Hz. Ayetullah Uzma Sistani’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Takma saç ziynettir ve örtünmesi gerekir.  Hz. Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Müslüman ve dindar kızlar yüksek öğrenim derslerini okumadıkları takdirde sadece ...
  • Regaip gecesi veya Recep ayının diğer gecelerinde cemaat namazlarına katılmak mı daha faziletlidir yoksa namazları ferdi olarak yerine getirmek ve müstehap namazları kılmak mı?
    6387 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Bu konuda şu cevap taklit mercilerinin fetva bürolarından alındı:Ayetullah Uzma Hamenei:Her iki fazileti kazanmaya çalışabilirsiniz hem cemaat namazlarına katılın hem de müstehap namazları cemaatten sonra yerine getirin.Ayetullah Uzma Sistani: Cuma ve ...
  • Kur'an-i Kerim "Açık kitap nazil ettik. Bu ayetteki açık kelimesinden maksat nedir?
    9803 Tefsir 2011/07/23
    Açık (mübin) Kur'an'ın bir sıfatıdır. Kur'an'ı bu şekilde vasıflandırmakla onu halka daha fazla tanıtmayı hedef almaktadır. Onun diğer semavi olan ve olmayan kitaplara olan üstünlüğünü açıklıyor. Çünkü hiçbir kitabın emir ve programları Kur'an gibi açık değildir.Kur'an'da sürekli çeşitli ayetlerde bu Kur'an'ı nazil ettiğini açıklaması hidayet nimetini insanlara hatırlatmak içindir.
  • İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesi nedir?
    13864 Eski Kelam İlmi 2010/12/22
    İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesini anlamak için birkaç noktaya dikkat etmek gerekir:1. Kur’an değişik ayetlerde yüce insanlar ve din evliyalarının erdem ve ulvî sıfatlarını diri tutmayı vurgulamıştır.2. Yüce şahsiyetli Şia imamları (a.s) Kerbela hadisesini diri tutmak için matem merasimleri düzenlemeyi, ağlamayı ve ağlatmayı, şairlerin mersiye ...
  • İmam Zeynel Abidin (a.s)‘ın kısa biyografisini beyan eder misiniz?
    3581 امام سجاد ع 2020/01/19

En Çok Okunanlar