Ziyaret
3718
Güncellenme Tarihi: 2009/12/31
Soru Özeti
Savunma hedeflerinin gerçekleşmesinde kadın ve kızların rolü nedir?
Soru
Düşmanların karşısında savunma hedeflerinin gerçekleşmesinde kadın ve kızların rolü nedir?
Kısa Cevap

Düşman karşısında savunma yapmak insan ve tüm diri varlıkların fıtri ve zati bir özelliğidir. İslam’ın hayat bahşedici mektebi de bunu değerli ve kutsal bir husus olarak değerlendirmiş ve takipçilerini buna çağırmıştır. Hatta savunma ve öncüllerini Müslümanlara farz kılmıştır. Bu, özel bir grubu özgü değildir. Kadın ve erkek tüm Müslümanları kapsar. Eğer savunmayı askeri savunmaya özgü bilirsek, böyle bir savunmanın hedeflerinin gerçekleşmesinde kadınların rolü çok büyüktür. Savaş rolü, düşman ile yüz yüze savaşmak, savaşçıları duygusal ve psikolojik açıdan desteklemek, destek komitelerini idare etmek, yardım ve tedavi faaliyetleri, ekonomik cihat, azizlerini cepheye yollamada özveri ve fedakârlıkta bulunmak, istihbarat ve teftiş faaliyetlerinde iş birliği yapmak bu kabildendir. Bunların tümü, bizim savunmayı askeri savunmayla sınırlamamız durumunda geçerlidir. Ama bugün askeri boyuta ek olarak düşmanın saldırıları inançsal, ekonomik, kültürel, siyasal ve ahlaki boyutlarda da gerçekleşebilir. Bu nedenden ötürü savunmanın da bütün bu alanlarda yapılması gerekir. Bu esas uyarınca, bugün savunmanın kapsamı askeri savunmayı aşmış ve çok büyümüştür. Bu nedenle savunma hedeflerinin gerçekleşmesinde kadın ve kızların üstün kapasite ve kabiliyetleri vardır. Anne, eş, öğretmen ve üniversite hocası sıfatıyla kadın ve kızlarımızın düşünsel, kültürel, inançsal ve bilimsel temelleri takviye etmedeki konumu hatırlatmaya ve açıklamaya gerek duymayacak kadar açıktır.        

Ayrıntılı Cevap

Düşman ve tehdit edici unsurlar karşısında savunma yapmak övülen bir eylem sayılır ve her insanın ve tüm diri varlıkların fıtri ve zati bir özelliği olup kendilerinin tabii haklarından sayılır. İnsanın can, namus, vatan, mal, kutsallar ve menfaatleri tehdit etmeye yönelik düşmanın saldırı, tehlike ve zararlar karşısında savunma yapması tüm din ve mezheplerin onayladığı bir husustur. İslam’ın hayat bahşedici mektebi de bunu değerli ve kutsal bir eylem saymış ve takipçilerini buna çağırmıştır. Hatta savunma ve öncüllerini Müslümanlara farz kılmıştır. Kur’an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır: Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.[1] İslam’ın bu buyruğu özel bir gruba özgü değildir ve kadın ve erkek tüm Müslümanları kapsamaktadır. Her ne zaman savunmadan söz edilirse, zihinler daha çok askeri savunmaya yönelmektedir. Savunmayı askeri savunmaya özgü bilsek bile böyle bir savunmanın hedeflerinin gerçekleşmesinde kadınların rolü çok büyüktür ve bunun bazı boyutlarına aşağıda işaret edeceğiz:

1. Savaş Rolü ve Düşman İle Yüz Yüze Savaşmak:

Kadınların kutsal bir savunmada üstlendikleri ilk sorumluluk askeri savaş ve onların ev ve tarlalarına saldırma niyeti güden düşman ile yüz yüze gelmeleridir. Netice itibari ile tehlikeyi etkisiz hale getirmede salt erkeklerin savunması yeterli değildir. Saddam’ın dayattığı savaşta İranlı onurlu kadınlar güney bölgesinde Baas düşmanı ve Kürdistan’da da yerli uşaklar ile savaşmıştır. Onlar molotofkokteyli gibi basit silahlarla Şelemçe sınırını geçme kasti güden Irak tanklarına karşı savaşmaya gitmişlerdir. Elbette sonraları eğitim görmüş ve yiğit bir şekilde düşman ile savaşmak için modern silahlar ile mücehhez olmuşlardır.

2. Duygusal Destek:

Savaşçıları psikolojik ve duygusal olarak desteklemek ve onların psikolojisini takviye etmek kendilerinin başarısında çok etkilidir ve kadınlar bu önemli işin üstesinden çok iyi gelmektedirler. Kutsal savunma yıllarında da İslam toplumunun kadınları bu yükümlülüğü iyi bir şekilde yerine getirmişlerdir. İmam Humeyni (r.a) kendilerini övmüş ve şöyle buyurmuştur: “Kadınlar cephe için ifade ettikleri duygularıyla çok faydalı işler yapmışlardır.”[2]

3. Destek Komitelerini İdare Etmek:

Savunmada kadınların bir diğer rolü de savaşta bulunan savaşçı ve askerlerin ihtiyaç duyduğu malzeme ve eşyaları temin etmek ve hazırlamaktır. İranlı Müslüman bacılar, eşler ve anneler güney ve batı cephelerinde maddi ve lojistik destekleri ile unutulmayan birçok sahne yaratmıştır. Onlar savaşçıların yiyecek, giyecek ve bazen silah ihtiyaçlarını en güzel şekilde temin etmiş ve cepheye göndermiştir.

4. Yardım ve Tedavi Faaliyetleri:

Kadınlar taşıdıkları ruh letafeti ile hasta ve yaralılara bakmada ve onları tedavi etmede etkili bir rol üstlenirler. Bu nedenle dünyanın her yerinde bu görev genellikle kadınların yükümlülüğüne bırakılmıştır. Savaşın kanlı sahnelerinde tüm savaşçılar tehlikeyle yüz yüzedir ve her an yaralı ve hasar görmüşlerin sayısı artmaktadır. Böyle bir durumda eğer bu insanlara bakmak erkeklerin yükümlülüğüne bırakılırsa siperlerde düşmanın önünü alabilecek ve onu geri püskürtebilecek birçok güç meşgul olacak ve yaralıların tedavisi ile uğraşacaktır. Artı, erkekler kadınların iyi bir şekilde üstesinden geldiği gibi bu işi başaramamaktadırlar. Bu nedenle bu alanda kadınların rolü çok kritik ve hayatidir.

5. Ekonomik Cihat:

Cephede düşman karşısında direnen her askerin ekonomik ihtiyaçları ve yiyecek, ilaç, elbise, mühimmat ve nakliye araçları gibi birçok desteğe ihtiyacı vardır. Toplumun tüm bireyleri ve kadınlar kendi savaşçılarının ihtiyaçlarını temin etmekle yükümlüdürler. Müslüman kadınlar kutsal savunmada savaş cephelerine ekonomik yardım yapmada üstün bir katılım göstermiş ve hatta bir ömür zahmet ve biriktirmenin neticesi olan ziynet aletleri gibi tüm varlıklarını cömertçe bu yolda feda etmişlerdir. Gerçekte kutsal savunma döneminde bizler kadınların fedakârlıklarının zirvesine tanıklık ettik. İmam Humeyni (r.a) defalarca buna işaret etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Biz her gün ömürlerinin hâsılı olan bir miktar altını getirip Allah ve savaş yolunda infak eden kadınlara tanıklık etmekteyiz…”[3]

6. Özveri ve Fedakârlık:

Kadınlar evlat, kardeş, eş ve babadan ibaret en değerli bireylerinden geçerek ve onları savunma alanında bulunmaya teşvik edip yönlendirerek ve onları kaybetme musibetiyle karşılaşınca sabır göstererek düşmanlar karşısında savunma hedeflerinin gerçekleşmesi yönünde başka önemli bir rolü yerine getirmişlerdir. İranlı kadınlar kutsal savunma yıllarında evlatları, eşleri, kardeşleri ve babalarını kutsal savunmaya katılmaya teşvik etmeye ek olarak (bu teşvikler erkeklerin cephelerde daha fazla yer almasında çok etkili olmuştur), kendi akraba ve değerli bireylerinin yaralanması ve şahadetini öğrendikten sonra eşine az rastlanmış bir sabır ve tahammül göstermekteydiler. Bu da savaşı yiğitçe sürdürmede savaşçıların psikolojisini desteklemede büyük bir yardımda bulunmaktaydı. Kadınların güçlü psikolojilerinin örneklerini İmam Humeyni’nin (r.a) sözlerinde açıkça gözlemlenebilir: “Gençleri cephede şehit olmasına karşın anneler tam bir sevinç ve iftiharla gençlerinin İslam yolunda şehit olmasıyla övünmekte ve yine başka gençlerimiz de var ve onları da İslam’a takdim edeceğiz diye öneride bulunmaktadırlar.”[4]

7. İstihbarat ve Teftiş Faaliyetlerinde İşbirliği:

İslam’ın namahrem kadınlara dokunmada bir takım sınırlılıklar getirmesi ve bu sınırlılıklar kadınlar tarafından bilgi, istihbarat, silah ve mühimmat getirilip götürülmesinde düşman tarafından kötü bir şekilde kullanılabileceği nedeniyle, düşmanın bu taktiğinin etkisiz hale getirilmesinde kadınların varlığı ve rolü çok özeldir. Eğer savunma alanlarında bu sahada kadınlar varlık göstermezse hiçbir erkek bu önemli işi yerine getiremez. Bu yüzden kutsal savunma yıllarında kendine özgü özellikler taşıyan ve karşı devrimcilerin düşman ile işbirliği yaptığı batı cephesinde istihbarat eksenli zekâ ve denetlemek kaçınılmazdı. Bacı ve kadınların Kürdistan’daki propaganda ve istihbarat eksenli faaliyetlerinden birçok örnek elde mevcuttur.

Ama bugün askeri boyuta ek olarak düşmanın saldırıları inançsal, askeri, ekonomik, kültürel, siyasal ve ahlaki boyutlarda da gerçekleşebilir. Bu nedenden ötürü savunma tüm alanlarda gerçekleşmelidir. Bu esas uyarınca bugün savunmanın kapsamı askeri savunmayı aşmış ve çok büyümüştür. Bu sebeple savunma hedeflerinin gerçekleşmesinde kadın ve kızlar üstün kapasite ve kabiliyetlere sahiptirler.  Anne, eş, öğretmen ve üniversite hocası sıfatıyla kadın ve kızlarımızın düşünsel, kültürel, inançsal ve bilimsel temelleri takviye etmedeki konumu hatırlatmaya ve açıklamaya gerek duymayacak kadar açıktır. Aynı şekilde bilim ve teknolojinin gelişmesiyle, değişik ekonomik alanlarda kendilerinin müdür, uzman ve bilirkişi sıfatıyla ekonomik savunma gücünü yükseltmedeki rolü büyük bir öneme haizdir. Bugün askeri alanda bile kadınlar üstün bir konuma gelmişlerdir; zira askeri saldırıda savaş meydanında birebir ve yüz yüze savaşma yöntemi aşılmış ve savaş elektronik savaşlar tarzına bürünmüştür (yani uzaktan savaş araçlarını yönlendirme haline dönüşmüştür). Bunun değişik alanlarında kadınlar düşman ile direkt olarak karşılaşmaksızın düşmanın saldırılarının önünü alabilirler. Bu hususlara binaen savunma hedeflerinin gerçekleşmesinde kadınların rolü kuşkusuz erkeklerinkinden az değildir.  

 


[1] Enfal Suresi, 60. ayet.

[2] Sahife-i Nur, c: 14, s: 230.

[3] Sahife-i Nur, c: 16, s: 176; c: 17, s: 64.

[4] Sahife-i Nur, c: 14, s: 231.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

En Çok Okunanlar

  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    294192 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba istimna (mastürbasyon) günah mıdır? Ondan kurtulmanın yolu nedir?
    185840 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2008/06/22
    İstimna (mastürbasyon) diye bilinen kendini tatmin etme büyük günahlardandır ve haramdır[i] ve ağır bir cezası vardır.İstimna ve kendini tatmin etmenin en güzel yolları pratik risalelerde şartları açıklanan evliliktir (daimi ve ya geçici). ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    112672 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Yağmur yağdığında dualar neden daha çok kabul olur?
    108043 Ahlak Felsefesi 2012/03/08
    Duanın zamanı için yapılan tavsiyelerden biri yağmurun yağdığı zamandır. Ayet ve rivayetler bunun genel nedeninin, yağmurun Allah’ın rahmetinin göstergesi olduğunu söylemekteler. Allah’ın rahmeti şu anda açıldığına göre duanın isticabetine daha fazla ümit bağlanılabilir. ...
  • Hz. Âdem (a.s) ve Havva’nı kaç tane çocukları vardı?
    102116 تاريخ کلام 2009/08/23
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Dualar, hangi şart ve durumlarda kesinlikle kabul edilmektedir?
    99477 Pratik Ahlak 2008/02/17
    Arapça bir kavram olan dua; seslenmek, çağırmak, birisine istekleri söylemek, onunla irtibat kurmak anlamına gelir. Terimsel olarak da; kulun Rabbine karşı elini ve tabii gönlünü açıp tazarru ve niyazda bulunması şeklinde tarif edilebilir. Öyleyse dua; küçük olanın büyük olana, hiçbir şeyi olmayanın sonsuz zenginlik sahibine, güçsüzün güçlüye, acizin kudret sahibine; ...
  • Bedeninin bir kısmı (el, ayak veya baş vb.) yaralı ve bandajlı olan ve de suyun kendisine zararlı olduğu bir kimse, nasıl abdest, gusül ve teyemmüm alabilir?
    88878 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/19
    Yara ve kırığı bağladığınız (bandaj) ve yara ve benzeri şeylerin üzerine sürdüğünüz şey cebire olarak adlandırılır. Bununla alınan abdest ve gusle cebire abdest ve guslü denir. Taklit mercileri cebire abdesti hakkında şöyle demektedir: Eğer yara veya çıban veyahut kırık eldeyse, onun üzeri açıksa ve üzerine su dökmek zararlıysa, onun ...
  • Sadakayı kime ve nasıl vermemiz gerekiyor? Sadakanın en az limiti ne kadardır?
    82444 Pratik Ahlak 2011/08/21
    İslam’da sadaka vermek müstehap bir ameldir. Sadaka Allah rızası için, fakire minnet etmeden, riyadan uzak bir şekilde ve haram yolda harcanmaması şartıyla verilir. İnsanın yakınları önceliklidir. Gizli bir şekilde yapılması ise daha faziletlidir.Sadaka temiz ve helal olan mallardan olmalıdır. Miktar olarak da ifrat ...
  • Fatime isminin anlamı nedir? Niçin Peygamber (s.a.a) tek kızı için bu ismi seçmiştir?
    82007 Masumların Siresi 2011/08/14
     İlk önce şu noktaya dikkat etmek gerekir ki bütün isimlerin özel bir anlam taşıması ve o ismi taşıyan kişinin kişiliğini göstermesi gerekmez, sadece ismin şirki andıran ve değerlere tersi düşen bir anlam taşımaması yeterlidir.Ancak gayp aleminden gelen Hz. Fatime (a.s) gibi Allah'ın velilerinin ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    73672 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...