Gelişmiş Arama
Ziyaret
16697
Güncellenme Tarihi: 2011/12/07
Soru Özeti
Acaba İmam Hüseyin’in (a.s.) Rukiye veya Sakine adında üç veya dört yaşında Şam’da vefat eden her hangi bir kızı var mıydı?
Soru
Acaba İmam Hüseyin’in (a.s.) Rukiye veya Sakine adında üç veya dört yaşında Şam’da vefat eden her hangi bir kızı var mıydı?
Benim bildiğime göre bu konu elimizde bulunan (örneğin el-irşat kitabında) hiçbir kaynak kitabında açık bir şekilde beyan edilmemiştir. Bu konuyu nakleden ilk ravinin kendisi; yani “kâmil behayi’nin” yazarı bile bu konuyu müphem ve bu ufak kızın ismini zikretmemiş bununla ilgili her hangi bir unvan kaleme alınmamış. (Bu ravinin kendisi haddi zatında güvenilir bir kimse olarak kabul ettiğini farz ediyoruz. Zira kendilerine isnat edilen raviler silsilesinde bu güvence görülmektedir). Diğer taraftan “tabakatü’l-kübra” ve… gibi kaynaklara göre şöyle yazılmaktadır: İmam Hüseyin’in (a.s.) kızı yeterince yaşama şansına sahipti. Hatta çocuk sahibi bile oldu. Bu konuyu okuduğumda gerçekten çok şaşırdım. Acaba siz İmam Hüseyin’in (a.s.) böyle bir kızının var olduğuna dair yeterli delillerin var olduğunu düşünüyor musunuz?
Kısa Cevap

Her ne kadar birçok tarihçi kendi kaynak kitaplarında İmam Hüseyin’in (a.s.) Rukiye, Fatime, Suğra veya başka bir isime şeklinde bir adından bahsetmemişlerdir. Ama bazı kitaplarda bu küçücük kızın biyografisini ve Şam harabelerinde ciğerini pare pare eden kıssayı anlatmışlardır. Bizim de rivayi ve tarihsel kaynaklarımızda buna dair şahitler vardır. Örnek temsil etsin diye burada ikisine işaret edeceğiz. Birinci delil: Kufede hz. Zeynep başı kesilmiş İmam Hüseyin (a.s.) kardeşinin bedeniyle karşılaştığında bazı şiirler okudu ve okuduğu o şiirlerinin zımnında şöyle bir mısra okur: “ey kardeşim küçük Fatime ile konuş, neredeyse kalbi pare olacaktır”. İkinci delil: İmam Hüseyin hayatının son dakikalarında Şimr ile karşılaştığında şöyle buyurdu: Zeynebim, Sakine m, çocuklarım benden sonra sizin sorumluluğunuzu kim üstlenecek? Rukiyem!, ümmü Gülsümüm! sizler Rabbime emanetsiniz!. Bu gün vaat edilen şey artık yaklaşmıştır.

Şeyhi Taberesi şöyle naklediyor: İmam Hüseyin’in (a.s.) kızı aşura gününde on yaşında idi.

Buna binaen birçok kitap imam Hüseyin’in (a.s.) kızı Sakine hakkında konuşmuşlardır. Bu rivayetlerden şöyle anlaşılmaktadır ki İmam Hüseyin’in (a.s.) Sakine adında başka bir kızı var ve kerbela hadisesi gerçekleşmeden önce evlenme çağına gelmiş idi.

Zikredilen konuların tümünden şu netice alınması mümkündür: İmam Hüseyin’in (a.s.) kızlarından birisi (Rukiye ya Fatime) Şamın harebesinde babası İmam Hüseyin’in (a.s.) eşiğinde ve beraberinde başının yanı sırada şehit olmuştur. Bu bayan imam Hüseyinin şahadetinden sonra senelerce yaşayan Sakine  dışında bir kızdır.

Ayrıntılı Cevap

Tarihçiler ve Maktel kitaplarını yazan yazarların bir çoğu İmam Hüseyin’in (a.s.) çocuklarını yazarlarken Fatime ve Sakine  adında iki kıza da işaret etmişler[1]. Bazıları da “Zeyneb”i de onlara eklemişler.[2] Bir diğer kısım tarihçiler de imam Hüseyin’in ciğerini yakan küçücük kızının Şam harabelerindeki kısasını anlatmışlardır.[3] Bu yazarların bir çoğu bu olayı yedinci asırda yazılan “kamil-i behayi” adlı kitabından nakletmişler.

 Bizim de rivayi ve tarihsel kaynaklarımızda buna dair şahitler vardır. Örnek temsil etsin diye burada birisine işaret edeceğiz.

Küfede Hz. Zeynep, başı kesilmiş kardeşi İmam Hüseyin’le karşılaştığında bazı şiirler söyledi ki bu şiirlerin zımnında şöyle diyor: “ey kardeşim küçük! Fatime ile konuş, neredeyse kalbi pare pare oluyorr”.[4] Bu sözler şunu göstermektedir ki imam Hüseyin’in (a.s.) küçük yaşta bir kızının var ve onsuz yaşamaya takat getiremiyordu.

Daha fazla bilgi için aşağıdaki indeks’e müracaat ediniz: “Rukiye Duhteri İmam Hüseyin, no: 7235 (sayt 7318).

Tarih ve maktel adı altında yazılan kitaplarını dakik bir şekilde incelediğimizde tarihçilerin imam Hüseyin’in (a.s.) Sakine  adında bir kızının var olduğunu yazdıklarını göreceğiz. Şeyhi Müfit Şöyle yazıyor: Sakine İmam Hüseyin’in (a.s.) kızlarındandır ve annesi de Rubab’dir.[5] Şeyh Taberisi de bu konuya işaretle şöyle buyuruyor: İmam Hüseyin (a.s.) onu (kızını) Kerbelada şehit olan kardeşinin oğlu Abdullah ile evlendirmişti.[6] “Maktelül Hüseyin” kitabında şöyle nakledilmiştir: “O amcasının oğlu Abdullah b. Hasan ile evlendi ama daha aralarında vuslat gerçekleşmeden aşura (muharremin onuncu) gününde şehit oldu. Onlardan hiçbir çocuk dünyaya gelmedi”.[7] Taberisi de şöyle naklediyor: Hüseyin’in (a.s.) kızı Sakine  aşura gününde on yaşındaydı”.[8]

Zehebi de “İslam Tarihi” adlı yapıtında Sakine’yi Hz. Hüsyin’in (a.s.) kızı olarak biliyor ve Sakine’nin ismini zikreden kitapların fihristini sayıyor[9] ve bu bağlamda yirmi kitabın ismini zikrediyor.

Buna binaen imam Hüseyin’in (a.s.) kızı Sakine den bahseden kitapların sayısı çoktur. Metinde zikredilenlerinin yanı sıra bir kısmını da dip notta zikretmişiz.[10]

Ama bu değerli bayanın yaşı hakkında açık ve net bir açıklama yoktur. Ama tarihçilerin bütün sözlerinden anlaşılan şu ki o Kerbela olayında evlenmiş veya evlenme yaşına gelmiş yaşlarındaydı.  

Rivayetlerden Hz. Hüseyin’in (a.s.) Sakine adında başka bir kızının var ve Kerbela olayından önce evlenme yaşına gelmiş olduğu anlaşılmaktadır.[11]

 Zikredilen konuların tümünün’den şu neticeye varmamız mümkündür: İmam Hüseyin’in (a.s.) kızlarından birisi (Rukiye ya Fatime) Şamın harebesinde babası İmam Hüseyin’in (a.s.) başının yanı sırada şehit olmuştur. Bu kız imam Hüseyin’in (a.s.) şahadetinden sonra senelerce yaşayan Sakine dışında bir kızdır.



[1] Müfit, Muhammed b. Numan, “silsilei müellifat Şeyh-i Müfit (el-irşad)” , Darul-Mifit , Beyrur , 1414 h. , c. 2, s. 135; İbni Şehr Aşub, “Menakibi Ali Ebi Talip” Müessesei İntişarat Allame, çapi ilmiye Kum, c. 4, s. 77; Tebrisi, “ilamul-vera”, Müesesei Alil-Beyt, baskı 1, 1417 h, c. 1, s. 478; ez-Zübeyri, Musap, “Neseb-i Kureyş”, Daru’l- mearıf, baskı 3, Kakire, s. 59; Belazeri, “Ensabu’l – Eşraf”, Daru’l – Fikr, Beyrut, baskı 1, 1417 h., c. 3, 1288; Sıbt b. Cevzi, Müesesei Ehlülbeyt, Beyrut, baskı 1, 1401 h. s. 249.

[2] El-Erbili, “Keşful-Gumme fi Marifetil- Eimme”, Tahkik; Resuli, Tebriz, suk-i Mescidu’l-Cami, c. 2, s. 38.

[3] Kumi, Şeyh Abbas, “Nefsu’l- Humul”, intş. Mektebetu’l- Hayderiye, baskı 1, 1379 ş., s. 415- 416; Şah Abdul Azimi, “el’ikad”, baskı, 1, tahki-ki Razevi, Menşur-i Firuzabadi, 1411, h. s. 179; Hairi, “meali es-sibteyn”, Müesesei en-nüman, Beyrut, 1412 h., c. 2, s. 170; Kumi, Şeyh Abbas, “Müntehel Amal”, baskı 4, Müesesei intş. Hicret, 1411, h. c. 1, s. 807; Taberi, Umaddudin, “Kamil-u Behai”, Mehktebetül-Müstefevi, c. 2, s. 179.

[4] Meclisi, Muhammed Bakır, “Biharul-Envar”, c, 45, s. 115, “…ey kardeşim Küçük Fatime seni her kayıp ettiğinde kalbi erip bitercesine (seni arıyor)”; el-Kunduzi, “Yenabiul Müvedde”, intş. Eş-Şerif er-Rezi, baskı, 1, 1371, ş. c. 2, s. 421.

[5] Müfit, Muhammed b. Numan, “el-irşad”, İntişarati İlmiye İslamiye, c. 2, s. 37.

[6] Teberisi, “ilamu’l-vera”, Müesesei Alu’l-Beyt, baskı 1, 1417 h, c. 1, s. 418; Müfit, Muhammed b. Numan, “el-irşad”, s. 25; Erbili, “Keşful-Gumme”, s. 157;

[7] Musevi, Abdurrezak, “Mektelu’l-Hüseyn (a.s.)”, Menşurati Besireti, s. 397.

[8] A.g.e.

[9] Ez-Zehbei, “Tarihu’l-İslam”, Darul-Kitabul- Arebi, Beyrut, Lübnan, c. 7, s. 371.

[10] Ebul-Ferec el-İsfehani, “Mekatilu’t-Talibin”, s. 94, 119, 133, 167; el-Belazeri, “ensabul- el-Earaf”, c. 3, s. 362. ; İbni Hbban, “Es-Sukat”, Müesesetül- Kütubus-Sukkat, c. 4, s. 351. ; el-Buhari, “Et-Tarhu Es-Sagir”, Darul- Marife, Lubnan / Beyrut, c, 1, s. 273.; el-Usfuri, “Tarihi Halifei b. Hayat”, Darul- Fikr, s. 274. ; Muhammed b. Sad, “Et-Tebakatul- Kubra”, Beyrut, c. 8, s. 475. ; el-Müsni, “Tehzibu’l- Kemal”, Müesesei er-risale, c. 6, s. 397.; ibn. Amır, “Tarihu’l- Medine”, darul-fıkr Dımışk, c. 2, s. 52, c. 29, s. 69, ve değişik sayfalar.; ibn. Makula, “ikmalu’l- Kemal”, Darul Kütübül İslami, el-Kahire, c. 4, s. 316, c. 7, s. 107.; Meclisi, Muhammed Bakır, “Biharu’l- Envar”, Beyrut, c. 45, s. 47 ve 169.; Kumi, Şeyhi Abbas, “Müntehel Amal”, Metbuati Hüseyni, c. 1, s. 547. ; d b. Numan, “el-irşad”,

[11] Müfit, Muhammed b. Numan, “El-İrşad”, Tercüme: Resuli Muhallati, İntş. İlmiye İslamiye, c. 2, s. 22. Bkz. Ferzendan İmam Hüseyin (a.s.).

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar