Gelişmiş Arama
Ziyaret
15345
Güncellenme Tarihi: 2012/03/11
Soru Özeti
Şeytanın İmam Ali’ye (a.s) alakası ve sevgisi var mıydı?
Soru
Şeytanın Emirü’l-Müminin’e (a.s) karşı ilgi duyduğu konusunda şöyle bir rivayetin olduğu söylenmektedir: ‘İmam (a.s) şeytana dedi ki: ‘Ey Ebu’l-Haris! Kıyamet için kendine bir tedarik gördün mü?’ Şeytan: ‘Senin dostluk ve sevgini.’ diye cevap verdi.’ Bu konuda başka rivayetlerde var. Şeytanın İmam Ali’ye (a.s) karşı sevgisi ve alakasının olduğu doğru mudur?
Kısa Cevap

Yapılan araştırmaların neticesinde hadis kaynaklarında hatta büyük ariflerin irfan kitaplarındaki aşk ve sevgiyle ilgili bölümlerde bile sorudaki ifadelerle Şeytanın İmam Ali’ye (a.s) sevgi duyması hakkında her hangi bir rivayete rastlanmamıştır. Bu türden başka rivayetler olsa da onlarda şeytanın sapkınlığına özellikle vurgu yapılmıştır. Yine bir rivayette İmam Bakır (a.s), İblis’in İmam Ali’ye (a.s) görüntüde iman edip, dost olduğunu, ama kalbinde kafir olduğunu buyurmuştur.

Ayrıntılı Cevap

1- Yapılan araştırmaların neticesinde hadis kaynaklarında hatta büyük ariflerin irfan kitaplarındaki aşk ve sevgiyle ilgili bölümlerde bile sorudaki ifadelerle Şeytanın İmam Ali’ye (a.s) sevgi duyması hakkında her hangi bir rivayete rastlanmamıştır.

2- Bazı hadis kitaplarında Hz. Adem (a.s) yaratılmadan önce Şeytanın Hz. Ali’nin (a.s) azametine ikrarı ve Ona olan iman ve sevgisi hakkında rivayetler vardır.[1] Ancak o rivayetlerde şeytanın sapmışlığına vurgu yapılmıştır. Yine bir rivayette İmam Bakır (a.s), İblis’in İmam Ali’ye (a.s) olan iman ve dostluğunun görüntüde olduğunu, kalbinde ise kafir olduğunu belirtmiştir.[2]

3- Kur’an ve rivayetlerde İblis’in ilahi dergahın mukarreblerinden olduğu, Hz. Adem’e secde etme emrine uymadığı için o dergahtan kovulduğu, ebedi lanete uğradığı ve Muhles’lerin dışında herkesi yoldan çıkaracağına diar yemin ettiğini kabul etmek gerekir.[3] Onun kovulmuşluğu ve melunluğu, şeriat ehli ve hakikat yolunun yolcuları için kesin bir şey olup, en küçük bir şüphe olmadan ittifak ettikleri bir konudur.

4- Sevginin mehaleleri vardır. İnsan yaratılmadan önce Şeytan Allah’a uzun bir süre taptığından doğal olarak Allah’ın dostuydu. Ama Allah’ın onun sevgisi için yaptığı imtihanı kaybederek sınıfta kaldı ve lanete uğradı. Gerçek aşık, maşukunun sevdiği her şeyi seven kimsedir.

Dolayısıyla Şeytanın, insan yaratılmadan önce Allah’a karşı bir derece sevgisi vardı, hatta kovulduktan sonra bile daha aşağı derecede Allah’a sevgi duyduğu ve Onun dostu olduğu söylenebilir. Bu miktardaki dostluğun onun ameli ve nifakıyla çelişmez; zira onun tekebbür ve hasedi Allah’a isyan etmesine neden oldu. Mesela, kendini beğenmişlik ve kibir hissinin, insanı adaletli kimseyle savaşıp mücadele etmeye sürüklediği çok görülmüştür. Buna rağmen o, düşmanının faziletlerinin takdir ederek bir tür dostluğunu kalbine yerleştirebilmiştir. Ama böyle bir dostluğun ameli sonucu olmadığı için onu gerçek diye algılayamayız.

Şeytanın İmam Ali’ye (a.s) sevgi duyması hakkındaki rivayetleri kabul etsek bile onları ancak bu yönde değerlendirebiliriz.

İlginçtir ki Emirü’l-Müminin’in en büyük düşmanı Muaviye, İmamın şehadetinden sonra Şiilerden biri olan Darar b. Damare’den İmam’ın ibadet hallerini kendisine anlatmasını istedi. Muaviye, İmamın bazı faziletlerini duyunca ağlamaya başladı.[4] Bu kıssadan gerekli hisseyi kendin al.

Daha fazla bilgi için aşağıdaki dizinlere bkz:

-Şeytanın Yaratılış Felsefesi: Soru: 2391 (Site: 2546)

-Şeytan’ın Hedef ve Planları: Soru: 2392 (Site: 2545)

-Şeytan, İsyan ve Tevbe: Soru:7270 (Site:7430)  

 


[1] -Örneğin: İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: Ben Kabe’nin yanında oturmuştum. Birden beli eğilmiş, kaşları gözlerinin üstüne uzamış, elinde asa, başında şapka ve üzerine kıllı cübbe olan bir yaşlı adam, arkası Kabe’ye dönük Olan Peygamber’in (s.a.a) yanına geldi ve dedi ki: ‘Ya Resulullah, benim için bağışlanma dile!’ Peygamber (s.a.a) ona ‘Yaşlı adam, çabanın bir faydası yok.’ diye buyurdu. Çünkü Peygamber onun yoldan çıkmış biri olduğunu biliyordu. Yaşlı adam gittikten sonra Peygamber bana şöyle buyurdu: ‘’Ey Ebe’l-Hasan! Onu tanıyor musun?’ Dedim ki: ‘Hayır.’ Buyurdu ki: ‘O lanetli İblis’ti.’ Ben onun peşinden koştum, yakaldım ve yere yıktım. Göğsünün üzerine oturdum ve öldürmek için elimle boğazını sıkmaya başladım. O dedi ki: ‘Ey Ebe’l-Hasan! Yapma, çünkü ben belli bir zamana kadar mühlet verilmiş biriyim. Andolsun Ali’nin Allah’ına ben seni seviyorum.’ (Şeyh Saduk, Uyun-u Ahbaru’r-Rıza (a.s), c.2, s.72, H.3, Neşr-i Cihan, Tahran, 1. Baskı, HK.1378; Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l-Envar, c.27, s.148-149; c.60, s.244-245, Müessesetü’l-Vefa, Beyrut, HK.1404.) 

[2] -Mazenderani, İbn-i Şehr-i Aşub, el-Menakib, c.2, s.251-252, Müessese-i İntişarat-ı Allame, Kum, HK.1379.

[3] -Bkz: Bakara/34-36, A’raf/11-16, Kehf/50, İsra/62-65, Hicr/30-43

[4] -Şeyh Saduk, Emali, s.624-625, İslamiyye, Tahran, HŞ.1362.

 

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Ahmet ismi İncil’in neresinde gelmiştir?
    24943 Eski Kelam İlmi 2011/11/12
    Bu konuda dikkat edilmesi gereken önemli nokta şudur: Kur’an, İncil’de İslam Peygamber’inin (s.a.a) müjdeleyici olduğunu söylüyorsa, tahrif edilmiş İncil’i değil, Hz. İsa’nın (a.s) getirdiği incili kastetmektedir. Elbette tahrif edilmiş hali hazırdaki İncil’de de, bu meseleye işaret edilmesi dikkate değer bir konudur.Hz. Mesih (a.s), “Farkilit”ın geleceği müjdesini vermişti. Bu kelime ...
  • Eğer Yüce Allah Peygamber ve kullarına iyyake nabudu ve iyyake nestain demelerini buyurmuşsa, neden “kul” (söyle) kelimesi zikredilmemiştir?
    9276 Tefsir 2011/12/18
    Kuşkusuz Yüce Allah ibadet ve namazlarında istifade etmeleri için bu ayeti kullarına nazil etmiştir. Elbette benzer durumlarda genel olarak “kul” (söyle) ve “kulu” (söyleyiniz) gibi kelimler de cümle başında yer almaktadır. Ama Arap edebiyatını ve tüm dillerdeki mevcut diyalogları incelemeyle, kesin karine ve delillerin bulunması ve onların ...
  • Hadis külliyatında ‘israiliyat’ denilen bir kavram geçmektedir. Ehlibeyt mektebi kaynaklarında İsrailiyat’ın konumu ve itibarını açıklar mısınız?
    3396 2020/09/05
    İslam uleması ‘israiliyat’ kavramını İslami olmayan, özelliklede hicri ilk yüzyıl içerisinde Yahudi ve Hristiyanların İslam dinine sokmaya çalıştıkları inançlar, efsaneler ve hurafelerin tamamı için kullanmaktadır.Bu kelime ilk başta Yahudilerin İslam dinine sokmaya çalıştıkları hadisler için telaffuz edilmekteydi. Ama gerçekte bu kavram biraz daha geniş ...
  • basiret gözüyle Allah-ı görmek, kalp ile Allah-ı müşahede etmekle aynı mıdır?
    13449 Pratik İrfan 2010/12/18
    Hazreti Ali'nin (a.s.) kelamında söz konusu olan basiret gözü ile Allah-ı müşahede etme meselsi kelam ilmince Allah-ı görme meselesiyle ilgili bir konudur. Bu konuyla ilgili hak ve doğru olan görüşe göre kalbi rüyet ve tecelliden farklı olan gözsel rüyet hak Teâlâ hakkında imkânsızdır. Ama Allah ile buluşmak ...
  • Muhammed b. Osman Ömri’nin İmam-ı Zaman’ı (a.c) hac mevsiminde gördüğü iddiası doğru mudur?
    6183 Eski Kelam İlmi 2011/07/21
    Her ne kadar böyle bir iddiada bulunan kimseden kabul edilmesi mümkün olmasa da İmam-ı Zaman’ı (a.s) gıyap döneminde görmek esasen kesin ve makbul bir husustur. Hz. Hüccet’in (a.s) ikinci naibi halk ile İmam arasında irtibatı sağlayan vasıta olması nedeniyle, kuşkusuz küçük gıyap döneminde bu görüşme ...
  • Ayakların üstünü mesetme konusunu hadisler ile ispatlayınız?
    7591 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/07/21
    “Vesailu’ş - Ş,a” gibi Şia’nın Muteber Kitaplarında İmamlardan (a.s.) nakledilmiş olan hadislere baktığımızda abdest alınırken başın ön kısmının ve ayakların üstünün Mes edilmesinin vacip olduğunu görürüz. Keza hadislerden istifade ediliyor ki ayaklar Mes edilirken sağ ve sol sırasını dikkate alarak ayakların parmaklarından başlayarak ayaklarda var olan çıkıntıya ...
  • Acaba fakihler Cuma namazının seçmeli farz olduğu konusunda görüş birliğine ulaşmışlar mıdır?
    3294 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2018/11/11
    Cuma namazı, masum imamın fiziki huzurunun olduğu, diğer şartların imkânı ve takiye gerektirecek bir durum olmadığı taktirde hükmü aşikardır. (Yani farzdır) Gaybet döneminde çeşitli hükümler Cuma namazı hakkında beyan edilmiştir. Bu görüşlerden en meşhur olanının “Cuma namazı seçmeli farz” olduğu söylenebilir. Hatta bazı fakihler Cuma namazının seçmeli ...
  • Mersiye okuyucuların her yıl mersiyelerine ekledikleri yeni şeylerin sakıncası yok mudur?
    8088 تاريخ بزرگان 2009/01/29
    Aşura kıyamı ve Kerbela tarihinin iki sayfası vardır: Biri yiğitlik ve iftiharla dolu nurlu ve beyaz bir sayfa, diğeri benzersiz veya eşine az rastlanır bir cinayetin işlendiği bir facia oluşu. Bu yüzden Kerbela’da meydana gelen musibetleri imkansız ve akla aykırı olarak algılamamak gerekir. ...
  • Ehl-i beyt’i neden birkaç kişide sınırlıyorsunuz?
    6913 Eski Kelam İlmi 2008/02/18
    Ehl-i Beyt’in on dört masumlarda sınırlandırılması, beşeri bir sınırlandırma değildir. Tathir ayetinden ve Peygamber (s.a.a.)’den gelen rivayetlerden anlaşılan bir sınırlamadır.Bu iddianın ispatlanması için birçok rivayet delil olarak getirilebilir.1) Kuran-ı Kerim, Peygamber (s.a.a)’e Arapça olarak indirilen ilahi bir kelamdır. Allah’ın ...
  • Kimler İmam-ı Zaman (a.c.f) ile irtibat halindedirler?
    12383 Eski Kelam İlmi 2012/10/24
    İmam-ı Zaman (a.c.f) ile irtibat halinde olmanın teorik temelleri ve bunun değişik türleri kendi yerinde incelenmelidir. Bununla birlikte Şia ulemasının bazı muteber kitaplarında Mukaddes-i Erdebili, Seyit Bahru’l-Ulum, Seyit b. Tavus ve başka birçok büyük şahsiyetin görüşmeleri belirtilmiştir. Aynı şekilde birçok birey de İmam-ı Zaman (a.c.f) ile özel ...

En Çok Okunanlar