Gelişmiş Arama
Ziyaret
7993
Güncellenme Tarihi: 2011/06/20
Soru Özeti
İsm-i A’zam’ı kim bilmekteydi?
Soru
İsm-i A’zam’ı kim bilmekteydi ve onunla hangi önemli işi yapmaktaydı?
Kısa Cevap

İsm-i A’zam salt bir sözcüğü bilmek ve söylemekten ibaret değildir. Onun sözcük ötesi bir hakikati vardır. İsm-i A’zam kendini yetiştirme, nefis tezkiyesi, ibadet ve ilahi yardımlar ile bireylerde beliriverir ve bu halin etkisiyle Yüce Allah böyle bir kudret ve ilahi makamı kendilerine verir. Birçok ayet ve rivayette İsm-i A’zam’a işaret edilmiş ve aynı şekilde onun ilahi peygamberler ve temiz imamların (a.s) nezdinde olduğu ve de Belkıs’ın tahtını uzak bir mesafeden Hz. Süleyman (a.s) için getiren Asıf b. Berhiya gibi yüce makam sahiplerinin İsm-i A’zam’ın bir kısmına sahip bulunduğu beyan edilmiştir.

Ayrıntılı Cevap

Kur’an ayetleri ve rivayetlerde İsm-i A’zam’a işaretler edilmiştir; mesela Asıf b. Berhiya olayını betimleyen Kur’an ayetleri bazı fertlerin İsm-i A’zam’ı bildiklerine örneklik teşkil eder. İmam Hadi (a.s) bir rivayette şöyle buyurmuştur: İsm-i A’zam yetmiş üç harften oluşmaktadır. Asıf b. Berhiya onların tümü arasından sadece birini bilmekteydi ve sadece onu kullandı. Bir göz kırpması süresi zarfında kendi ülkesi ve Sebe ülkesi arasındaki mesafeyi kat etti, Belkıs’ın tahtını aldı ve Süleyman’a getirdi. Ama biz Ehli Beytin nezdinde o yetmiş üç harften yetmiş iki harf mevcuttur. Bizim yanımızda sadece bir harf yoktur ve o da Allah’a mahsustur. Allah onu kendi gayb ilmi için muhafaza etmektedir.[1] İmam Sadık (a.s) da nakledildiğine göre şöyle buyurmuştur: “Allah Azze ve Celle kendi İsm-i A’zam’ını yetmiş üç harften oluşturmuş ve o harflerden beş harfi Âdem’e, yirmi beş harfi Nuh’a, sekiz harfi İbrahim’e, dört harfi Musa’ya ve iki harfi İsa’ya vermiştir. İsa o iki harfle ölüleri diriltiyor ve anneden doğma kör olanı ve alaca hastalığını iyileştiriyordu. Ama Allah o yetmiş üç harften yetmiş ikisini peygamberi Muhammed’e öğretti ve kendi zatında olanı kimsenin bilmemesi ve de diğerlerinin zatında olanı kendisinin bilmesi için kalan bir harfi perde ardında sakladı.”[2] Hadis kaynaklarımızda bu iki rivayete benzer başka değişik rivayetler de mevcuttur. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: İsm- A’zam salt bir sözcük müdür yoksa sözcükten öteye bir hakikate mi sahiptir? Halkın zihninde yer aldığına göre İsm-i A’zam Yüce Allah’ın isimlerinden bir isim ve sözcüktür. Bu sözcükle Allah’a dua edildiği takdirde dua kabul edilecek ve hiçbir şey bu etkiden kurtulamayacaktır. Onlar, Allah’ın güzel isimleri arasında böyle bir isme rastlamadıkları ve celale isminde (Allah) de böyle bir etki görmediklerinden İsm-i A’zam’ın bir takım harflerden oluştuğuna ve herkesin o harfleri ve onların terkip şeklini bilmediğine ama ona ulaşan kimsenin önünde tüm varlıkların boyun eğeceği ve emrine itaat edeceğine inanmışlardır. Allame Tabatabai (r.a) bu hususta şöyle buyuruyor: “Bazılarına göre İsm-i A’zam’n bir lafzı vardır ve bu lafız lügat durumu gereğince değil, doğası gereğince ona delalet etmektedir. Onun harflerinin terkibi ihtiyaçların çeşitliliği ve değişik konular hasebincedir. Onu elde etmek için özel bir takım yollar vardır ve ilk önce onun harfleri bu yollar ile öğrenilir, sonra terkip edilir ve onunla dua edilir. Ayrıntıları o tekniğe müracaat etmeyi gerektirir.”[3] Kendisi bu görüşü reddederek şöyle buyurmaktadır: Her ne kadar bazı rivayetlerden İsm-i A’zam’ın lafız olduğu anlaşılsa da neden ve sonuç bağlantısı ve özelliklerine dikkat edildiğinde gerçek etkinin eşyaların varlığı, varlıklarının güç ve zayıflığı ve etken ve edilgenin benzeşirliğinden kaynaklandığını söylemek gerekir. Gırtlağımızdan çıkardığımız bir sesin veya zihnimizde hayal ettiğimiz bir suretin kendi başına her şeyi egemenliğine alacak, arzuladığımız şey üzerinde isteğimiz üzerine tasarruf yapabilecek, yeri gök ve göğü yer kılabilecek, dünyayı ahiret ve ahireti dünya yapabilecek bir düzeye gelmesi imkânsızdır. Çünkü o ses bizim irademizin sonucudur. Bundan dolayı ilahi isimler ve özellikle de İsm-i A’zam her ne kadar evrende etkili olsa da ve Yüce Allah’ın feyzinin nüzulü için bu evrende bir takım sebep ve vasıtalar bulunsa da onların etkisi hakikatlerinden kaynaklanır. İlahi isimlerin ve özellikle de İsm-i A’zam’ın etkisinin manası ise şudur: Her şeyi yaratan Yüce Allah, her şeyi o şeyle uyuşan kendi yüce sıfatlarından birisiyle ve bir ismin kalıbıyla yaratır. İsmin kuru ve boş lafzı veya onun mefhumun manası veyahut yüce Allah dışında başka bir hakikat ile böyle bir etki meydana gelmez.”[4] Belirttiğimiz rivayetler ile şu hususlar aydınlandı: Birincisi, ilahi peygamberler ve özellikle de son peygamber (s.a.a) ve aynı şekilde temiz imamlar (a.s) bu ismi bilmekteydi ve büyük şahsiyetler dışında Asıf. B. Berhiya gibi fertler de çok az bir oranda İsm-i A’zam’dan bir şeyler taşımakta ve ondan istifade ederek bir takım işler yapmaktaydılar.[5] İkincisi, İsm-i A’zam herkesin söylemesi durumunda etki edecek salt bir lafızdan ibaret değildi. İsm-i A’zam değerli bir hakikat olup kendini yetiştirme, nefis tezkiyesi, ibadet ve ilahi yardımlar ile bireylerde beliriverir ve bu halin etkisiyle Yüce Allah böyle bir kudret ve ilahi makamı kendilerine verir.          



[1] el-Kafi, c. 1, s. 230, hadis. 3.

[2] el-Kafi, c. 1, s. 230, hadis. 2.

[3] Tabatabai, Muhammed Hüseyin, Tercüme-i el-Mizan, c. 8, s. 464, mütercim, Musevi Hemedani, Seyid Muhammed Bakır, çap-ı Camia-i Müderrisin-ı Kum, 1374 ş.

[4] Tabatabai, Muhammed Hüseyin, Tercüme-i el-Mizan, c. 15, s. 518 ve 465-466 (kısaltılarak).

[5] A.g.e., c. 15, s. 528, c. 18, s. 19; Mekarim Şirazi, Nasır, Tefsir-i Numune, c. 7, s. 31ve 32 (kısaltılarak).

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia Hz. Ali(a.s)'ın faziletlerini ispatlamada Ehl-i Sünnet'in mütevatir hadislerine dayanabilir mi?
    7829 Masumların Siresi 2011/06/21
    Tevatür yalan üzere anlaşmaları mümkün olmayan büyük bir kalabalığın bir konuyu nakletmelerine denir. Biz inanıyoruz ki Hz. Ali'nin faziletleri ve onun imameti hakkındaki nas tevatürle sabittir. Bunu Şia'nın hadis ve tarih kaynaklarının yanı sıra Ehl-i sünnetin kitaplarından ve sahabilerin hadislerini nakleden eserlerden istifade ediyoruz. Buna göre bizim bu konuyla ilgili ...
  • Neden Yahudiler Yahudi olarak adlandırılmaktadır?
    10738 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Yahudilerin Yahudi olarak adlandırılmasının nedeni hakkında ihtilaf vardır. Bazıları Yahud’un hidayete ermiş olduğu manasına geldiğini ve bunun nedenin de Musa’nın (a.s) kavminin buzağı tapmaktan tövbe etmesi olduğunu belirtmiştir.[1] Bazıları da bu kavme Yahudi söylenmesinin nedeni hakkında şöyle demiştir: Hz. Yakub’un dördüncü oğlunun adı “Yahuza” ...
  • Bir miktarı buz tutan ve geriye kalan kısmı kür (çok) su miktarında olmayan kür (çok) suya necaset değerse hükmü nedir?
    5824 Su Türleri 2012/04/11
    Büyük taklit merciileri bu konuda şöyle buyuruyorlar: ‘Kür (çok) suyun bir miktarı buz tutar ve geriye kalan kısmı da çok su miktarına ulaşmazsa, necaset değdiğinde necis olur ve buzdan eriyen kısım da necistir.’[1]
  • Âli İmran Suresinin 14. Ayetini dikkate alarak, kadınlar da erkekler için aşağılık maddi işler kısmından sayılıp dört ayaklı hayvanlar cinsinden mi hesap edilir?
    18306 زن 2012/07/21
    Söz konusu ettiğiniz sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: Sizin Ali İmran Suresinin 14. Ayetinden yaptığınız çıkarım yanlış bir çıkarım olup ayetin manasına dikkat edilirse, sizin açıkladığınızın dışında bir şey anlaşılır. Ayette şöyle buyrulur: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    7614 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Rüyada bilinçli olma imkânı mevcut mudur? Bazı rüyaların gerçekleşmesinin nedeni nedir?
    12738 Teorik İrfan 2012/02/18
    Bilgelerin görüşüne göre uyku, zahiri duyuların tedricen dış dünyayla ilişkisinin kesildiği, ama batıni duyuların henüz aktif olduğu bir haldir. Uyku anında dış dünyayla uğraşmaktan ve değişik meşguliyetlerden uzaklaşması neticesinde insan nefsi, melekût âlemine odaklanır ve nefis madde âleminden ne kadar çok uzaklaşırsa, nefsin kendi âlemiyle irtibat kurması daha fazla ...
  • Baş ve göğüs balgamını yutmanın oruca bir zararı var mıdır?
    7106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.  ...
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    7207 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Acaba yaradanın yaratıcılık özelliğinin fiiliyyete geçmediği bir an ve ya zaman varmıdır?
    8445 Eski Kelam İlmi 2008/06/12
    Gereken cevaba ulaşmak için bu bir kaç noktanın yani zamanın mahiyyeti, fiili sıfatlar ve ilahi feyzin devamının, açıklığa kavuşması gerek.1.Zamanın mahiyyeti nedir?Zaman: Hareket yoluyla cisimlere arız olan akıcı aralıksız niceliktir. ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    82581 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...

En Çok Okunanlar