Gelişmiş Arama
Ziyaret
7380
Güncellenme Tarihi: 2011/06/20
Soru Özeti
İsm-i A’zam’ı kim bilmekteydi?
Soru
İsm-i A’zam’ı kim bilmekteydi ve onunla hangi önemli işi yapmaktaydı?
Kısa Cevap

İsm-i A’zam salt bir sözcüğü bilmek ve söylemekten ibaret değildir. Onun sözcük ötesi bir hakikati vardır. İsm-i A’zam kendini yetiştirme, nefis tezkiyesi, ibadet ve ilahi yardımlar ile bireylerde beliriverir ve bu halin etkisiyle Yüce Allah böyle bir kudret ve ilahi makamı kendilerine verir. Birçok ayet ve rivayette İsm-i A’zam’a işaret edilmiş ve aynı şekilde onun ilahi peygamberler ve temiz imamların (a.s) nezdinde olduğu ve de Belkıs’ın tahtını uzak bir mesafeden Hz. Süleyman (a.s) için getiren Asıf b. Berhiya gibi yüce makam sahiplerinin İsm-i A’zam’ın bir kısmına sahip bulunduğu beyan edilmiştir.

Ayrıntılı Cevap

Kur’an ayetleri ve rivayetlerde İsm-i A’zam’a işaretler edilmiştir; mesela Asıf b. Berhiya olayını betimleyen Kur’an ayetleri bazı fertlerin İsm-i A’zam’ı bildiklerine örneklik teşkil eder. İmam Hadi (a.s) bir rivayette şöyle buyurmuştur: İsm-i A’zam yetmiş üç harften oluşmaktadır. Asıf b. Berhiya onların tümü arasından sadece birini bilmekteydi ve sadece onu kullandı. Bir göz kırpması süresi zarfında kendi ülkesi ve Sebe ülkesi arasındaki mesafeyi kat etti, Belkıs’ın tahtını aldı ve Süleyman’a getirdi. Ama biz Ehli Beytin nezdinde o yetmiş üç harften yetmiş iki harf mevcuttur. Bizim yanımızda sadece bir harf yoktur ve o da Allah’a mahsustur. Allah onu kendi gayb ilmi için muhafaza etmektedir.[1] İmam Sadık (a.s) da nakledildiğine göre şöyle buyurmuştur: “Allah Azze ve Celle kendi İsm-i A’zam’ını yetmiş üç harften oluşturmuş ve o harflerden beş harfi Âdem’e, yirmi beş harfi Nuh’a, sekiz harfi İbrahim’e, dört harfi Musa’ya ve iki harfi İsa’ya vermiştir. İsa o iki harfle ölüleri diriltiyor ve anneden doğma kör olanı ve alaca hastalığını iyileştiriyordu. Ama Allah o yetmiş üç harften yetmiş ikisini peygamberi Muhammed’e öğretti ve kendi zatında olanı kimsenin bilmemesi ve de diğerlerinin zatında olanı kendisinin bilmesi için kalan bir harfi perde ardında sakladı.”[2] Hadis kaynaklarımızda bu iki rivayete benzer başka değişik rivayetler de mevcuttur. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: İsm- A’zam salt bir sözcük müdür yoksa sözcükten öteye bir hakikate mi sahiptir? Halkın zihninde yer aldığına göre İsm-i A’zam Yüce Allah’ın isimlerinden bir isim ve sözcüktür. Bu sözcükle Allah’a dua edildiği takdirde dua kabul edilecek ve hiçbir şey bu etkiden kurtulamayacaktır. Onlar, Allah’ın güzel isimleri arasında böyle bir isme rastlamadıkları ve celale isminde (Allah) de böyle bir etki görmediklerinden İsm-i A’zam’ın bir takım harflerden oluştuğuna ve herkesin o harfleri ve onların terkip şeklini bilmediğine ama ona ulaşan kimsenin önünde tüm varlıkların boyun eğeceği ve emrine itaat edeceğine inanmışlardır. Allame Tabatabai (r.a) bu hususta şöyle buyuruyor: “Bazılarına göre İsm-i A’zam’n bir lafzı vardır ve bu lafız lügat durumu gereğince değil, doğası gereğince ona delalet etmektedir. Onun harflerinin terkibi ihtiyaçların çeşitliliği ve değişik konular hasebincedir. Onu elde etmek için özel bir takım yollar vardır ve ilk önce onun harfleri bu yollar ile öğrenilir, sonra terkip edilir ve onunla dua edilir. Ayrıntıları o tekniğe müracaat etmeyi gerektirir.”[3] Kendisi bu görüşü reddederek şöyle buyurmaktadır: Her ne kadar bazı rivayetlerden İsm-i A’zam’ın lafız olduğu anlaşılsa da neden ve sonuç bağlantısı ve özelliklerine dikkat edildiğinde gerçek etkinin eşyaların varlığı, varlıklarının güç ve zayıflığı ve etken ve edilgenin benzeşirliğinden kaynaklandığını söylemek gerekir. Gırtlağımızdan çıkardığımız bir sesin veya zihnimizde hayal ettiğimiz bir suretin kendi başına her şeyi egemenliğine alacak, arzuladığımız şey üzerinde isteğimiz üzerine tasarruf yapabilecek, yeri gök ve göğü yer kılabilecek, dünyayı ahiret ve ahireti dünya yapabilecek bir düzeye gelmesi imkânsızdır. Çünkü o ses bizim irademizin sonucudur. Bundan dolayı ilahi isimler ve özellikle de İsm-i A’zam her ne kadar evrende etkili olsa da ve Yüce Allah’ın feyzinin nüzulü için bu evrende bir takım sebep ve vasıtalar bulunsa da onların etkisi hakikatlerinden kaynaklanır. İlahi isimlerin ve özellikle de İsm-i A’zam’ın etkisinin manası ise şudur: Her şeyi yaratan Yüce Allah, her şeyi o şeyle uyuşan kendi yüce sıfatlarından birisiyle ve bir ismin kalıbıyla yaratır. İsmin kuru ve boş lafzı veya onun mefhumun manası veyahut yüce Allah dışında başka bir hakikat ile böyle bir etki meydana gelmez.”[4] Belirttiğimiz rivayetler ile şu hususlar aydınlandı: Birincisi, ilahi peygamberler ve özellikle de son peygamber (s.a.a) ve aynı şekilde temiz imamlar (a.s) bu ismi bilmekteydi ve büyük şahsiyetler dışında Asıf. B. Berhiya gibi fertler de çok az bir oranda İsm-i A’zam’dan bir şeyler taşımakta ve ondan istifade ederek bir takım işler yapmaktaydılar.[5] İkincisi, İsm-i A’zam herkesin söylemesi durumunda etki edecek salt bir lafızdan ibaret değildi. İsm-i A’zam değerli bir hakikat olup kendini yetiştirme, nefis tezkiyesi, ibadet ve ilahi yardımlar ile bireylerde beliriverir ve bu halin etkisiyle Yüce Allah böyle bir kudret ve ilahi makamı kendilerine verir.          



[1] el-Kafi, c. 1, s. 230, hadis. 3.

[2] el-Kafi, c. 1, s. 230, hadis. 2.

[3] Tabatabai, Muhammed Hüseyin, Tercüme-i el-Mizan, c. 8, s. 464, mütercim, Musevi Hemedani, Seyid Muhammed Bakır, çap-ı Camia-i Müderrisin-ı Kum, 1374 ş.

[4] Tabatabai, Muhammed Hüseyin, Tercüme-i el-Mizan, c. 15, s. 518 ve 465-466 (kısaltılarak).

[5] A.g.e., c. 15, s. 528, c. 18, s. 19; Mekarim Şirazi, Nasır, Tefsir-i Numune, c. 7, s. 31ve 32 (kısaltılarak).

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Yabancı ülkelerde ve İslami olmayan muhitlerde nasıl imanımızı koruyabiliriz?
    3762 Pratik Ahlak 2019/09/23
    İnsani, İslami değerlere sahip çıkmak, dini desturlara amel etmek ve onları ihya etmek dünya hayatındaki saadet ve afiyete direkt etkisi olan unsurlardır. Beşerin hayvani güdülerle kurduğu aşağılık ve rezil hayatı temiz, pak bir yaşama dönüştürmektedir. İfrat ve tefritte kalmadan, hurafelereden uzak saf ve sahih dine gerçekten uyan ...
  • Berzahta veya kıyamette ezan okunacak mı?
    7663 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/04/03
    1- Berzah aleminde ezan okunması konusunda hadis kaynaklarında herhangi bir şey yoktur. 2- Bir rivayette İmam Bakır (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Resul-i Ekrem (s.a.a) miraca gittiğinde geçmiş bütün Peygamberler Onun yanına geldiler. Cebrail, Allah’ın emriyle ezan okudu ve kamet getirdi.[1] 3- ...
  • Peygamber Efendimizin (a.s.s) mubarek dişinin kırılmasından sonra Üveysi\'n, kendisi de kendi dişini kırdığı şeklinde söylentiler derde doğru mudur? Üveys Karani\'nin hayatı ve şahsiyeti hakkında bilgi verebilirmisiniz?
    21869 تاريخ بزرگان 2012/05/12
    Künyesi Ebu Amr olan Üveys Bin Amir Muradi Karani, tabiinlerin büyüklerinden olup ünlü zahitlerdendi. Öyleki, ühdü, takvası ve ahlaki faziletleri havas ve avam için emsal olmuştu. Üveys, İslam Peygamber'i (a.s.s) zamanında iman getirmiş Onun ziyaretine muvaffak olmadı. Annesine itiatkar oluşu nediyle Medine'den ...
  • Şer’i yükümlülük için erginliğin şart olmasına binaen, çocukların yaptığı iyi ve kötü işlerin hükmü nedir?
    7318 Eski Kelam İlmi 2012/05/27
    Her ne kadar insanın Allah tarafından belirlenmiş şer’i yükümlülük şartı erginlik yaşına ermek olsa da tüm çocukların bütün çocukluk döneminde tamamen başıboş oldukları ve her işi yapabilecekleri sanısı akla gelmemelidir. İslam fakihleri iyi ve kötüyü anlayabilecek olan çocukları istisna etmişlerdir. Onların fetvasına göre eğer işleri ayırt edebilen ...
  • Yüzüğün kaşını avuç içine döndürmenin (çevirmenin) kaynağı nedir?
    10256 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/11/13
    Bu konuda “Vesailu’ş-Şia” kitabında rivayet zikredilmiştir, rivayet şöyledir:Hz. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurur: “Parmağında akik yüzüğüyle sabahlayan ve hiç kimseyle görüşmeden önce yüksüğün kaşını avuç içine döndürerek “Kadir” Suresini sonuna kadar okuyup ardından “ Amentü billahi vahdehu la şerikeleh ve amentü bıserri âli muhammedi ve alaniyyetihim” duasını tilavet eden ...
  • Gusül alırken bedenin mutlaka yıkanması gereken yerleri neresidir?
    10067 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/01/17
    Guslün doğru olmasının şartlarından biri suyun bedenin görünen dış yüzünün tümüne ulaşmasıdır. Nitekim Tevzih-ul Mesail’de şöyle yazar: ‘Gusül alırken bedende iğne ucu kadarda yıkanmayan yer kalırsa gusül batıldır. Ama kulak ve burun içi gibi görünmeyen yerlerini yıkamak farz değildir.’
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    6800 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Mübarek Ramazan ayının 21’inde yolculuk yapmanın hükmü nedir?
    5485 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/14
    Mübarek ramazan ayında yolculuk yapmanın sakıncası yoktur, ancak oruçtan kaçmak için olursa mekruhtur.[1] insan yolculuktan dolayı tutamadığı orucunu ramazan ayından sonra tutmalıdır. Bu hükümderamazanın ayının 21’i ile diğer ...
  • Ahlakla tevekkülün arasında nasıl bir bağlantı vardır?
    9932 Teorik Ahlak 2011/03/03
    İnsanın nefsinde ‘meleke’ haline gelen sıfatlara ahlak denir. Meleke ise, insanın ruhunda nüfuz eden öyle bir sıfattır ki, o sıfata uygun amel ve davranışlar kendiliğinden yapılır. Ahlak, fazilet ve rezalet olmak üzere ikiye ayrılır. Tevekkül ise, ahlaki faziletlerden biri olup kulun Allah’a güvenmesi ve bütün işlerini ona havale ...
  • Kısaca Hz. Nuh (a.s)’ın kıssasını açıklarmısınız?
    9179 نوح 2019/10/21
     Bazı tarihi nakiller ‘Muteşelh’in oğlu ‘Lemek’in Nuh (a.s)’ın babası olduğunu ve ‘Brakil’in kızı ‘Kaynuş’unda annesi olduğunu yazmaktadır.[1]Ayrıca Hz. Nuh (a.s)’ın Hz. Adem (a.s)’ın vefatından 126 yıl sonra doğmuştur. Böylece Hz. Adem (a.s)’ın dünyaya gelmesinden  1056 yıl sonra doğmuş olmaktadır.[2]

En Çok Okunanlar