Gelişmiş Arama
Ziyaret
9327
Güncellenme Tarihi: 2011/09/28
Soru Özeti
Acaba Allah’u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi (s.a.a.) vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun?
Soru
Acaba Allah u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun? Bu bir durum söz konusu ise acaba o Şeytan görevli ve mazur olabiliyor mu?
Kısa Cevap

Kur’an’ı kerimin ayetleri esasınca yaratılış nizamını ve ondaki hayır ile şer tekabülünü açıklanmasında cinler ve insanlardan olan Şeytanlar sadece insanlara karşı hile ve tuzak kurma ve Allah’ın dostlarına (velileri) karşı düşmanlık yapma iznine sahip olduğu belirtilmektedir. Ama kesinlikle tekvini olan bu izin Allah tarafından bunlar bununla görevlendirilmiş, dolayısıyla yaptıkları amellerinde mazur ve sorumlu değildirler şeklinde algılanmalıdır.

Ayrıntılı Cevap

Bu soru hac suresinin 52. Veya An’ama suresinin 112. Ayetlerinin yanlış anlaşılmasından kaynaklandığı muhtemeldir. Bu ayetler Peygambere (s.a.a.) hitaben şöyle buyuruyor: “Senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir”. [1]

“İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak”. [2]

Birinci Ayet : Bu ayet hakkında yapılmış bütün tefsirleri bir kenara bırakırsak [3] ayeti kerime Şeytanın kendi amelini ve onun yapmak istediği şeyleri açıklamaya yöneliktir. Şeytanın Allah tarafından görevlendirdiğine delalet edecek hiçbir nişane bulunmamaktadır. Ama ikinci ayette var olan “cealna” (karar kıldık) kelimesinden böyle istinbat yapıldığı ihtimali var olmaktadır: Allah u Teâlâ “bu şeytanları Peygambere düşman olarak biz karar kıldık” diyor. Buna binaen Onlar Allah’ın kendilerine icrasını istemiş olduğu hükümleri icra etmek için görevlidirler. Dolayısıyla bu bağlamda onlar mazurdur. Bu şüpheye cevap vermek için şunu bilmeliyiz: Kuranda ortaya atılan genel usullere aşina olmak ve bu semavi kitapta lügat, kelime, kinaye ve istiarelerden nasıl istifade edildiği hakkında bilgi edinmek ve bu ayetlere benzer ayetlerden yararlandıktan sonra ancak kuran metni hakkında izharı nazar edebiliriz. Bu esas gereğince ve son neticeyi almadan önce konuyla bağlantısı muhtemel olan aşağıdaki ayetleri gözden geçiriyoruz:

1-   “Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları “kılmışızdır ””. [4]

2-   “İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı “kıldık”. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar”. [5]

3-   Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol karar “kıldık”. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı ”. [6]

4-   Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler “(çektik)”, kulaklarına ağırlık “kararlaştırdık ””. [7]

5-   İşte böyle, her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler ”. [8]

Zikredilen beş ayette dikkat edilirse her beşinde de “kıldık” (cealna) kelimesi kullanılmış. Eğer sorulan sorudaki anlayışı ve bu soruda zikredileni görüşü kabul edersek imansız kimseleri şeytanla yaptıkları arkadaşlıkta, İsrail oğullarını ilahi peyamı tahrif etmekte, yol ve yöntemlerde insanların düştükleri ihtilaf, çelişkilerde, Allah’ın kelamını anlamamakta ve nihayet her mıntıkanın suçlularını kendi mıntıkasında yapmış oldukları suçlarında, izlemiş oldukları hile ve tuzaklarında ve…sorumlu tutmamak lazım. Zira bütün bunları Allah tarafından kendilerine verilmiş görev doğrultusunda yapmış oluyorlar ve bunların hepsi yaptıkları bu işlerde mazur, dolayısıyla işaret edilen bu insan sınıflarından hiçbirisi işlemiş oldukları bu kötü eylemlerinden dolayı cezalandırılmamalıdır!

Ama gerçekten öyle midir, ve kura’nı kerim “cealna” (kıldık) kelimesini kullanarak bu insanların mazur olduklarını mı beyan edip cebir anlayışını mı terviç etmek istiyor?! Kesinlikle hayır! Böyle bir durum söz konusu olamaz. Allah u Teâlâ bu ayetlerle insanların sahip oldukları seçme yetisini nefiy etmiyor. Onların gerçekleştirmiş oldukları eylemleri kendine nisbetlendırmıyor. Belki bu ayetlerle insanın dünyadaki yaşam tarzlarını anlatıyor. Burada şer ile hayrın karşı karşıya olduğunu beyan etmek istiyor. Allah’ın zikrettiği ayetlerden maksadı şu; biz dünya yaşamını öyle bir şekilde düzenlemişiz ki eğer insan veya seçme yetisine sahip olan diğer varlıklar, seçimiyle hayatını Allah’a itaat eder şeklinde tanzim eder ve bu mesirde hareket ederse emniyetli bir mekânda yer almış olacaktır. [9] Allahın dostluğu ve Allah’ın mehabeti onu, Allahın göndermiş olduğu peygambere tabi olmaya davet eder. [10] Ve... . Ama eğer aynı kişi heva ve hevesine tabi olur ve seçimini Allah’a itaat eder şeklinde değil bilakis O’na isyan eder şeklinde düzenler ve Allah’a muhalif olan bir mesire koyulursa bir Şeytana tebdil olacaktır. Büyük ihtimalle bu soruya kaynaklık eden ayeti kerime esasınca da Şeytana tebdil olan kimseler ilahi Peygamberlere düşmanlık yapmayı yaşamının bir parçası konumuna getirirlerdir. Elbette dikkat edilmesi gereken nokta şu ki birinci grupta yer alan kimselerin Allah’a itaat etmeleri ve Ondan düstur almaları mecburi ve cebri olmadığı gibi ikinci grupta yer alan kimselerin de Şeytanlığı ve isyanı tabiatlarından ve hava ve heveslerine tabi olmaktan hâsıla gelmiştir. Açıktır ki bu iki gruptan hiçbirisi Allah’ın izni olmaksızın hiçbir iş yapamaz. Bu bakımdan varlık âliminde gerçekleşen ve şekillenen her eylemi Allaha nisbetlendirebiliriz. [11] Bu eylemler ister iyi ister kötü olsun!. Zira hiçbir peygamber Allah’ın izni olmadan bir mucize getiremezdi. [12] Ve hiçbir kimse O’nun izni olmadan iman getiremez. [13] Ve hiçbir şeytan O’nun izni olmadan bir kimseye ne hile yapabilir ne zarar verebilir. [14]

Sonuç itibariyle : Şeytanlar tekvini olarak hile ve tuzaklara başvurabilir ve Peygamberlere karşı düşmanlık yapma iznine sahiptirler. [15] Zira kuranın başka yerinde de belirtildiği gibi büyük Şeytan veya iblis [16] Âdem’e karşı secde etmeyerek Allah’ın emrine karşı geldiği için lanetlendikten sonra Allah’a şöyle dedi: “Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım.” Allah, şöyle dedi: “Çekil, git.” Onlardan kim sana uyarsa, kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır. “(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. Onlara vaadlerde bulun... [17] . Açıktır ki emir şeklinde zikredilen yerlerde Şeytana emretme ve düstur verme anlamında değil, bilakis (onun isteği doğrultusunda kendisine verilen) tekvini izin anlamındadır. İnsanlar da hayır veya şer mesirini seçme bağlamında tekvini izne sahip oldukları gibi. [18] Ve biliyoruz ki Allahın teşrii izni sadece hayır mesiniri seçmelerine taalluk etmiştir. [19]

Ama Allah neden Şeytana bu tekvini izin vermiş olması farklı bir sorudur ki bunun cevabının bir kısmını 2391. (sayt: 2546) sorunun cevabında bulabilirsiniz.



[1] “Ve ma erselnamin kablike mir rasuliv ve la nebiyyin illa iza temenna elkaş şeytanü fi ümniyyetih fe yensehullahü ma yulkiş şeytanü sümme yuhkimüllahü ayatih vallahü alimün hakim”. (hac 52).

[2] “Ve kezalike cealna li külli nebiyyin adüvven şeyatiynel insi vel cinni yuhiy ba'duhüm illa ba'din zuhrufel kavli ğurura ve lev şae rabbüke ma fealuhü fezerhüm ve ma yefterun” (en’am 12).

[3] Ehlisünnet’in bazı Müfessirleri bu ayet için yanlış bir tefsir sunmuşlardır. Mürted Selman Rüstünün “şeytani ayetler” adındaki kitabı da bu tefsirden alıntı yapılmıştır. Ama Şia’ların inandıkları Masum İmamları (a.s.) ve bu mektebin Müfessirleri de baştan beri bu şekildeki tefsire muhalif idiler.  

[4] “ inna cealneş şeyatiyne evliyae lillezine la yü'minun” (A’raf, 27).

[5] “Fe bima nakdihim misakahüm leannahüm ve cealna kulubehüm kasiyeh yüharrifunel kelime ammevadiihi” (maide, 13).

[6] “Li küllin cealna minküm şir'atev ve minhaca ve lev şaellahü le cealeküm ümmetev vahideten” (maide, 48).

[7] “Cealna ala kulubihim ekinneten ey yefkahuhü ve fi azanihim vakra”, (enam 25).

[8] “Ve kezalike cealna fi külli karyetin ekabira mücrimiha li yemküru fiha”. (enam 123).

[9] “İnnel müttekiyne fi mekamin emiyn” (duhan, 51).

[10] “Kul in küntüm tühibbünellahe fettebiuni yuhbibkümüllahü” (ali İmran, 31).

[11] “kul küllüm min indillah” (nisa 78).

[12] “ve ma kane li rasulin ey ye'tiye bi ayetin illa bi iznillah ” (Mü’min, 78).

[13] “Ve ma kane li nefsin en tü'mine illa bi iznillah” (Yunus, 100).

[14] “ve leyse bidarrihim şey'en illa biiznillahi” (Mucadele, 10).

[15] Bkz. İbni Şehraşub-i Mazenderani, “ müteşabihu’l-kur’an ”, intişarati bidar, 1328 şemsi, c. 1, s. 169-168.

[16] İblisin diğer Şeytanlardan farklı olduğu noktasında aşağıdaki adrese bakabilirsiniz. “porsış 9214 (sayt: 9207).

[17] “Vestefziz menisteta'te minhüm bi savtike ve eclib aleyhim bi haylike ve racilike ve şarikhüm fil emvali vel evladi veidhüm ve ma yeidühümüş şeytanü illa ğurura”, (isra, 62-65).

[18] “İnna hedeynahussebiyle imma şakirav ve imma kefura”, (insan, 3).

[19] “Vettebiu ahsene ma ünzile ileyküm mir rabbiküm…” (zümer, 3).

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerin manası nedir?
    8008 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/09/21
    Molla Mehdi Neraki’nin oğlu olan Molla Ahmed Neraki Şia’nın çağdaş âlimlerindendir ve onun Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerden maksadı, Peygamberin (s.a.a) halifeleri; yani masum imamlardır. ...
  • Zaman nedir? İnsan tarafından kontrol edilebilir mi?
    14500 İslam Felsefesi 2011/11/22
    Filozofların önemsedikleri ve görüş ayrılığına düştükleri felsefî önemli konulardan birisi zaman meselesidir. Zaman hakkında değişik teoriler öne sürülmüştür. Meşhur filozoflar şöyle demektedir: Zaman hareketin miktarıdır, müstakar olmayan bir varlıktır ve hareketle vardır. Hareket onu taşır. Molla Sadra şöyle der: Zaman hareketin miktarıdır ve hareket etmeleri açısından hareket eden şeylerin ...
  • Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında kaç kişi recim edilmiştir ve bu konu hakkında hangi muteber kitaplar mevcuttur?
    11925 Varie 2012/08/21
    Recim hükmünün konusunun ispat edilmesi zor olması nedeniyle, böyle bir hüküm nadiren icra edilmektedir. Lakin Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında bu hükmün icra edilmesi ile ilgili bir takım tarihi veriler mevcuttur. Maız, Yahudi bir erkek ve kadın, Eslemi adındaki bir fert, Beni Gamıt kabilesinden bir kadın ve Cuheyne ...
  • Peygamber her zaman Muaviye’ye, babasına (Ebu Süfyan’a) ve oğluna (Yezid’e) lanet mi ederdi?
    25079 Eski Kelam İlmi 2011/03/03
    Allah’ın dilinden kasıt, Allah’ın kullarına telkin ettiği ilahi sözlerdir.Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa (a.s) Kerbela’dan geçtiklerinde her birinin başından bir olay geçti. Onlar Allah’tan bunun nedenini sorup cevabını aldıktan sonra Allah-u Rahman şöyle buyurdu: ‘Gök ve yer ehli, Hüseyin’in katiline lanet ...
  • Yüzüğü sağ ele takmak mutlaka gerekli mi?
    57674 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/20
    Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamları(a.s)’nın sünnetlerinden biri ele yüzük takmaktır. Rivayetlerde yüzüğün çeşidi ve üzerindeki nakış hakkında da çeşitli bilgiler verilmiştir. Bir de yüzüğün sağ ele takılması tavsiye edilmiştir. Ancak İslam’daki yüzük takmak ile ilgili hükümlerin hepsi müstehap türündendir ve farz değildir. Sadece erkeklerin ...
  • Acaba Allah’u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi (s.a.a.) vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun?
    9329 Eski Kelam İlmi 2011/09/28
    Kur’an’ı kerimin ayetleri esasınca yaratılış nizamını ve ondaki hayır ile şer tekabülünü açıklanmasında cinler ve insanlardan olan Şeytanlar sadece insanlara karşı hile ve tuzak kurma ve Allah’ın dostlarına (velileri) karşı düşmanlık yapma iznine sahip olduğu belirtilmektedir. Ama kesinlikle tekvini olan bu izin Allah ...
  • İbn. Arabî Şii miydi yoksa Sünni miydi?
    25705 تاريخ بزرگان 2011/06/20
    İbn. Arabî’nin şahsiyetinin giriftliği ve İslamî mezhepler ve bu mezheplerin önde gelen şahsiyetlerine karşı takınmış olduğu tavır, onun hangi mezhebe mensup olduğu hakkında görüş ayrılıklarının çıkmasına neden olmuştur. Bazıları onu Ehli Sünnet, bazıları On İki İmam Şia’sı, bazıları İsmailî, bazıları Malikî mezhebine mensup bilmiş ve bazıları mezhep üstü ve ...
  • Acaba Allah yetmiş yaşındakileri seviyor ve seksen yaşındakileri, azap etmeyeceğini söylemiş midir?
    9467 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2015/05/27
    İmam Sadık’tan (a.s.), rivayi (rivayet içerikli) kaynaklarda müminlerin mükâfatı noktasında bir rivayet nakil edilmiş ki şöyle buyuruyor: kırk yaşından sonra imanlı kimseler her on senede Allah tarafından özel merhamet ve lütufla karşılaşıyorlar. Eğer bu rivayetin senedinde, azıcık tesamuh göstersek ve başka rivayetleri de bunun yanına koyup, dikkate alırsak ...
  • Dua ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetinin şifa bulmadaki rolü
    15449 Yeni Kelam İlmi 2009/01/29
    Bu üç amel, hastanın şifa bulması için ayrı ayrı sebep olabilecekleri gibi üçüne birden de başvurulabilir. Ama insan dua ederken (Allah’la irtibata geçip, direkt olarak Ondan şifa isterken) doktora gider ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetini de yerse daha iyi olur. Zira doktorun tedavisi, ...
  • Uyumak ve istirahat etmek için kıbleye doğru yatmak mı gerekir? Cenaze nasıl defnedilmelidir?
    57632 خواب 2012/06/11
    Bizim rivayetlerimizde uyumak dört şekilde taksim edilir ve bunların en güzel türü müminin sağ tarafa ve kıbleye doğru yatmasıdır. Ali (a.s) şöyle buyurur: Uyumak dört şekildedir: Peygamberler sırtüstü uyuyorlardı ve gözleri uyumuyordu; Allah’ın vahyi beklentisi içindeydiler. Müminler sağ tarafları üzerine ve kıbleye doğru uyurlar, padişahlar ...

En Çok Okunanlar