Gelişmiş Arama
Ziyaret
15926
Güncellenme Tarihi: 2009/12/19
Soru Özeti
Kur’an neden hilallerin faydasını eve girme yöntemiyle birlikte belirtmiştir?
Soru
Bakara suresinin 189. ayetinde şöyle buyrulmaktadır: Sana, hilâlleri soruyorlar. De ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Burada soru şudur: Kur’an hilalin nedeninden bahsettikten hemen sonra iyilik duvar arkasından eve girmeniz değildir diye buyurmaktadır. Bu ikisinin birbiri ile irtibatı nedir?
Kısa Cevap

Bu ayet önemli bir konuya işaret etmekte ve toplumlardaki yaygın ahlaki meseleler ve hayat yöntemlerini açıklamada İslam dininin kendine özgü dikkat ve özelliklerini göstermektedir. Bu, hem günlük yaşam ve hem de yılın özel bir vaktinde yapılan ibadetlerde kendisinden istifade edilmesi gereken tabii bir takvimden haber vermektedir. Gerçekte ay ve hilaller insanlar için tabii bir takvim sayılır ve halkın okumuş veya okumamış kesimi dünyanın her noktasında olursa olsunlar bu tabii takvimden istifade edebilir. Kur’an, ardından hac hakkında cahili hurafelerden sayılan bir gelenek ve göreneğe (cahiliyet döneminde insanlar ihram elbisesi giyer, evin kapısından içeriye girmez ve bunu ihramlılar için yasak bilirlerdi) işaret etmekte ve insanları bundan men etmektedir.

Ayrıntılı Cevap

İlgili ayet şöyle buyurmaktadır: Sana, hilâlleri soruyorlar. De ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.[1] Bu ayet önemli bir konuya işaret etmekte ve toplumlardaki genel ahlaki meseleler ve hayat yöntemlerini beyan etmede İslam dininin kendine özgü dikkat ve özelliklerini göstermektedir. Bu ayetteki konular hakkında bilgilenmek ve onlar arasındaki ilişkiyi kavramak için ayetin iniş sebebi ve tefsirini belirtmemiz gerekir: Bir rivayette şöyle belirtilmiştir: “Muaz b. Cebel Hz. Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) yanına geldi ve ona bizden birçoğu hilalin manasının ne olduğunu sormaktadır diye söyledi. Hilalin hangi faydası vardır ve neden ay kâmil bir hilal şekline bürünmekte ve sonra ilk haline dönmektedir? Bunun üzerine yüce Allah yukarıdaki ayeti nazil etti ve onlara cevap verdi.” Bir başka rivayette de şöyle belirtilmiştir: Yahudilerden bir topluluk Allah Resulünden (s.a.a) ayın hilali ne içindir ve onun faydası nedir diye sordu. Bunun üzerine yukarıdaki ayet nazil oldu ve hayat düzenindeki hilalin maddi ve manevi faydalarını açıkladı. Kur’an onların sorusunu şu şekilde yansıtmıştır: “Ayın hilalleri hakkında senden soruyorlar” (يَسْئَلُونَكَ عَنِ الْأَهِلَّةِ) “Ehille” hilalin çoğulu olup birinci ve ikinci gecedeki ay manasına gelir. Bazıları, ayın ilk üç gece “hilal” adını taşıdığını ve sonra ona “kamer” dendiğini söylemiştir. Bazıları ise bundan öncesini hilal olarak adlandırmıştır.[2] Kur’an ardından şöyle buyurmaktadır: “Deki bunlar insanlar ve hac için vakitlerdir” (قُلْ هِيَ مَواقِيتُ لِلنَّاسِ وَ الْحَجِّ) insanlar hem günlük hayatlarında ve hem de yıllık belirli vakti olan ibadetleri yapmada ondan istifade eder.  Gerçekte ay ve hilaller insanlar için tabii bir takvimdir ve halkın bilgili ve bilgisiz kesimi dünyanın her neresinde olurlarsa olsunlar bu tabii takvimden istifade eder. Ayın başını, ortasını ve sonunu tanıyarak tecrübeli bireyler dikkat etmeleri durumunda ayın tüm gecelerini onunla tespit edebilir. İnsanın toplumsal hayat düzeninin takvimsiz yani tarihi belirlemek için hesaplı ve genel bir vesile olmadan sürüdürülmesinin imkânsız olduğu apaçıktır; bu delil uyarınca yüce Allah hayat düzeni için bu evrensel takvimi herkesin istifadesine sunmuştur. Esasen İslam kanunlarının üstünlüklerinden biri, onun kanunlarının tabii kıstaslar esasınca oluşturulmuş olmasıdır; zira tabii kıstaslar herkesin elinde olan ve zaman aşımının etki etmediği bir vesiledir. Bunun tersine tabii olmayan kıstaslar ise herkesin elinde değildir, hatta çağımızda henüz insanların tümü evrensel kıstaslardan istifade edememektedir. Bundan dolayı İslam’ın bazen avuç, bazen adım, bazen parmak bendi ve bazen de boy uzunluğunca ölçüler tayin ettiğini ve güneşin batması, fecrin doğması, güneşin öğlenin ortasından geçmesi ve ayın görünmesiyle vakti tayin ettiğini belirlediğini gözlemlemekteyiz. Burada kameri ayların şemsi aylardan üstünlüğü ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar her ikisi de gök cisimlerinin hareketinden alınmışsa da kameri aylar herkes için gözlemlenebilir özelliktedir, şemsi aylar ise ellerindeki araçlar ile sadece yıldızbilimciler için tespit edilebilir niteliktedir. Örneğin herhangi bir ayda güneşin hangi felek şekilleri karşısında bulunduğu ve hangi gök burcunda olduğu meselesi bu kabildendir. Burada şu soru akla gelmektedir: Soru soranların kastettiği şey bu değişimlerin faydası mıydı yoksa kâmil ay şekline dönüşünceye dek hilalin nasıl ortaya çıktığı ve dönüşümlerimidir. Bazı müfessirler birinci ihtimali benimsemiş, bazıları ise ikinci ihtimali kabul etmiş ve şöyle demiştir: Hilallerin ortaya çıkma nedenlerini sormak, kendileri için her hangi bir fayda sağlamıyordu ve belki de bunun cevabının anlaşılması birçoğu için zordu. Kur’an bunun neticelerini açıklamış ve böylece insanlara her yerde neticelerin peşinde olmaları gerektiğini öğretmiştir. Ardından ayetin devamında Kur’an hac konusuyla ve hilal vesilesi ile mevsimin belirlenmesi konusuyla uyuşur bir şekilde hac hakkındaki cahiliyetin hurafe gelenek ve göreneklerinden birine işaret etmiş ve insanları bundan men etmiştir. Ayet şöyle buyurmaktadır: İyi iş evin arkasından eve girmenizde değildir, iyilik takvalı olmanız, evin kapısından içeriye girmeniz ve kurtulmak için Allah’tan sakınmanızdır. Birçok müfessir, cahiliyet döneminde insanların ihram elbisesi giydiğinde normal bir yolla ve kapıdan eve girmediklerini ve bunun ihram elbisesi giymiş kimseler için yasak olduğunu söylemiştir. Bu yüzden onlar evin arkasında bir tünel açmakta ve ihramlı oldukları sırada sadece o tünelden içeriye girmekteydiler. Onlar bunun iyi bir iş olduğuna inanmaktaydı; çünkü bu iş bir adeti terk etmek idi ve ihramlı olmak da bir grup adeti terk etmekten ibaretti. O halde bu işle adet terk etmek tamamlanmalıydı.[3]  Bazıları da bu işin ihram halindeyken tavan altından geçmemek gayesiyle yapıldığını söylemiştir; zira kapıdan geçmektense duvardan açılmış bir tünelden geçmek bu hedef için daha iyiydi. Ama Kur’an iyiliğin takvada olduğunu, hurafe adet ve geleneklerde olmadığını açıkça belirtmekte ve ardından normal şekilde evinize girin diye emretmektedir. Bu ayetin daha geniş ve genel manası vardır ve bu şudur: Dinsel olan veya dinsel olmayan her işe teşebbüs edildiğinde doğru yoldan işe başlanmalı, sapkın ve ters yollara başvurulmamalıdır. Nitekim Cabir, İmam Bakır’ın (a.s) sözünden bu manayı nakletmiştir. Burada bundan istifade ederek ayetin başı ve sonu arasında başka bir bağlantı da kurulabilir: Her iş kendine has doğru bir yöntemle yapılmalı ve hac gibi bir ibadet de ayın hilali ile tayin edilmiş kendi belirli vaktinde yerine getirilmelidir.[4]  Bundan dolayı bu ayetin tefsirine müracaat eden kimseler ondaki tutarlılığı kavrayacaktır.

 


[1] Bakara Suresi, 189. ayet: "يَسْئَلُونَكَ عَنِ الْأَهِلَّةِ قُلْ هِيَ مَواقِيتُ لِلنَّاسِ وَ الْحَجِّ وَ لَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِها وَ لكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقى‏ وَ أْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ أَبْوابِها وَ اتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ".

[2] Mekarim Şirazi, Nasır, Tefsiri Numune, c: 2, s: 10, Daru’l Kutubu’l İslamiye, Tahran, 1374 h.ş.

[3] Tefsiri Beyzavi, Tefsir-i Numune’den ilgili ayet c. 2, s. 10’dan alıntılanmıştır.

[4] Tefsir-i Numune, c. 2, s. 10.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Namaz kılmayan kimseler kesinlikle cehenneme mi gidecektir? Hatta onlar birçok iyi iş yapsalar da cehenneme gidecekler midir?!
    56369 Eski Kelam İlmi 2012/05/03
    Dini öğretilerimiz esasınca namaz, dinsel ameller arasında ilk ibadetsel fiildir. Eğer insanın namazı kabul edilirse, diğer ibadetsel amelleri de kabul edilir! Öte taraftan Kur’an ayetlerinin açıkça belirtmesiyle her kim zerre miktarınca iyi amel işlerse onun karşılığını alacaktır. Bu ayetler uyarınca, ölçme terazisinde hayrın miktarı fazla olacak olursa, ...
  • İmam Humeyni, İmam Hüseyin’e (a.s) ağlamanın, yas tutmanın ve Hüseyni meclisler tertiplemenin on dört asır öncesinden günümüze kadar dinin bekasına sebep olduğuna görüşünde miydi? Ve bunu neye dayanarak söylemekteydi?
    11385 Eski Kelam İlmi 2012/01/05
    İmam Humeyni (r.a) defalarca İmam Hüseyin’in (a.s) İslamı korumak için yaptığı fedakarlığın önemini dile getirmiş, adının ve hatırasının meclislerle, matemlerle vb. şekillerde yaşatılmasının Onun (a.s) yolunun sürdürülmesinde ve sapmalarla mücadele etmekte etkili olduğunu vurgulamıştır. Örneğin bir konuşmasında şöyle buyuruyordu: ‘Bu aşura toplantısının ve alemdeki şehidlerin en büyüğüne matem düzenlenmesinin o ...
  • Nusayrilerin temel inançları nedir? Onların İmamiye Şiası hakkında görüşleri nedir? Şia'nın bu mektep hakkındaki görüşü nedir?
    28026 Eski Kelam İlmi 2010/09/12
    Bugün Suriye ve diğer bazı Müslüman ülkelerde yaşamakta olan Müslüman fırkalardan biri Nusayriye fırkasıdır. Bunlara "Aleviler" de denir. İran'da "Alevilik" hakkında bağımsız bir araştırma yapılmış değildir. Genelde milel ve nihal yazarlarının görüşleri bu hususta kaynak alınır. Ancak bize göre genelde "Aleviler" on iki imam Şiasıdırlar ve Şia'nın inanç temelleri ...
  • Pazar ortamını oluşturanların işi (komisyonculuk) helal midir?
    10113 Emlak Ve Pazarlama 2012/03/14
    Hazreti ayatullah’el uzma Safi Gupayganinin (Allah yüce gölgesini devam ettirsin) defteri: Dolaysız bir şekilde simsarlık yapana yani müstakim bir şekilde alıcıyı (müşteriyi) tanıtan kimseye “cuale” ismi altında para vermenin her hangi bir işkalı yoktur. Ama eğer bu tür şirketler “guld kuvist” şirketler gibi heremsel şeklinde ...
  • Erkek altın saat kullanabilir mi?
    33057 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/11/27
    Boyna altın zincir asmak, altın yüzük takmak ve ele altın kaplama saat takmak gibi altınla süslenmek[1] erkeğe haramdır ve bunlarla namaz kılmak da namazı bozar.[2] Elbette altın saat ve altın zincir sadece ...
  • arapça dilinin en kamil dil olduğuna dair delil var mıdır?
    8455 Kur’anî İlimler 2011/03/01
    Arapça dilinin kuran dili olarak seçilmesi elbette ki bu dilin değerli ve şerefli olmasına neden olamuştur. Ancak arapça dilinin kamilliği kuranın kamil olduğ için değildir. Lügat ve kavramdaki genişliği, dilsel sisteminin mühkemliği, türlü tabirlere haiz olması, irabı (kelimenin cümledeki farklı konumlarını belirtilmesi içun son harfının üzerindeki ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    129869 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Yaratmada tevhidin manası nedir?
    8010 Eski Kelam İlmi 2012/04/15
    Varlık âleminin yüce Allah dışında hiçbir yaratıcısının olmamasına yaratmada tevhit denir. Mümkün varlıklar, onların eserleri, fiilleri ve hatta insan ve onun tüm icat ve keşifleri hiçbir tartışmaya yer bırakmaksızın Allah’ın yaratıklarıdır. Varlık âleminde bulunan her şey O’nun mahlûkudur. Ama bazıları vasıtasız bir şekilde ve bazıları ise vasıtayladır. ...
  • İslam’ın Tebliğ Yöntemi Nasıldı?
    12879 Masumların Siresi 2011/08/17
    Tebliğ mesaj iletmek anlamındadır. Tüm ilahî peygamberlerin ve özellikle de yüce İslam Peygamberinin misyonu insanları karanlıklardan nura yöneltmek olduğundan, İslam’da tebliğ Allah’ın mesajını kullarına ulaştıran bir vesile olarak çok önemlidir. İslam’da tebliğ yöntemleri sözlü, yazılı ve amelî olarak üç kısma ayrılabilir. Bu her üç kısmın da değişik türleri vardır. ...
  • Nefis, ruh, can, akıl, zihin ve fıtrat arasında nasıl bir ilişki vardır?
    17499 İslam Felsefesi 2010/04/07
    Bazen bu kelimelerden maksat bir şeydir. Hepsi de aynı gerçeğe yani insanın varlığına ve hakikatine işarettir. Bazen de onlardan değişik manalar irade edilir ve her biri nefsin mertebe ve makamlarından birine işaret sayılır. ...

En Çok Okunanlar