Gelişmiş Arama
Ziyaret
26472
Güncellenme Tarihi: 2013/08/25
Soru Özeti
Bizim Allah’a ettiğimiz dua ve isteklerimizin maslahatımıza uygun olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?
Soru
İsteklerin yerine getirilmesi için Allah’a dua etmemize dair Kuran ayetleri ve hadisler bulunmaktadır. Başka bir taraftan da Allah’tan hiçbir şeyi zorla istemeyin belki o şey sizin maslahatınıza değildir denmektedir. Bu yüzden dua ettiğimiz şeyin maslahatımıza uygun olup olmadığını nereden bileceğiz?
Kısa Cevap

Ayet ve rivayetlere göre, dua bir ibadettir ve kendine özel hükümleri, şartları ve kuralları vardır. Örneğin; duanın hükümlerinden birisi haram olan ve diğerlerinin zararına olan şeyleri istememektir.

Aynı şekilde rivayet ve ayetlerde önerilen dua, ilahi emir ve yasaklara uyma başarısı ve İslam toplumu ve müminler için edilen dua gibi manevi ihtiyaç ve istekler için yapılan dualardır.

Buna göre dini öğretilerde bize küçük büyük her şey için dua etmemiz ve duada ısrarlı olmamız söylense de, maslahatın belirlenmesi için duanın da kurallar çerçevesinde olduğu ve Allah’ın teşrii ve tekvini kanunlarıyla çelişmemesi gerektiği noktasına dikkat edilmelidir. Buna ilave olarak duanın kabul olmasında aceleci olunmamalı ve kabul edilme zamanı maslahatımıza uygun olması için Allah’a bırakılmalıdır.

Ayrıntılı Cevap

Dua etmek, bir ibadettir ve ayet ve rivayetlerde çok tavsiye edilmektedir. Allah-u Teâlâ Kuran-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır: “Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.”[1]

Yukarda zikredilen ayette, duanın ihtiyacı ve istekleri elde etmede mukaddeme yönünün olmasına ilave olarak: Dua etmenin kendisinin kullukta bir temel olduğuna dikkat çekilmiş ve ayetin devamında “Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.”

Yani; dua bir istek olmanın yanı sıra kendiside istenilen bir şeydir (kabul edilsin veya kabul edilmesin yapılması bizden istenmiştir), hem araçtır ve hem de hedef, hem mukaddimedir ve hem de sonuç ve amaç. Hadislerde duaya ısrar ve tekit edilmesinin sırrı da bu noktada yatmaktadır.[2]

İmam Sadık (a.s.), kendisine hangi ibadetin daha üstün olduğu sorulduğunda şöyle cevap verdi: “Allah katında, O’ndan bir şey istemekten daha üstün bir ibadet ve O’na ibadet etmekten kaçınan ve O’ndan bir şey istemeyen kimseden de daha aşağı birisi yoktur.”[3]

Aynı şekilde hadislerde, dua ederken hiçbir küçük ihtiyacı küçük olmasından dolayı terk etmememiz gerektiği geçmektedir; çünkü büyük ihtiyaçlar kimin elindeyse küçük ihtiyaçlar da onun elindedir.[4]

İmam sadık (a.s.) şöyle buyurmaktadır: “Allah-u Teâlâ, insanların birbirlerinden bir şey istemede ısrarcı olmalarını sevmez ama kendisi için bu işi sever.”[5]

Dua etmek bir ibadet olduğu için kesinlikle dua eden kimse için maslahatı vardır. Ama duanın da diğer ibadetler gibi hüküm ve kurallarının olduğuna dikkat etmek gerekmektedir. Eğer bir dua kurallarına ve şartlarına göre yapılmışsa mutlaka kabul edilir ve eğer kabul edilmemişse, ihlâssızlık, nifak, haram yiyecek ve Allah yolunda yapılan sadaka ve infakı terk etmek gibi duanın kabulünü engelleyen şeylerden kaynaklanmaktadır.[6]

Başka bir tabirle, dua ve Allah’tan bir şey istemek, insanın bazı isteklerine ulaşmasına sebep olsa da bu her isteğin dua ve tevessülle elde edileceği anlamına gelmemektedir. Duanın da kuralı, şartı ve engelleri vardır ve bunların bazıları şunlardır:

1) Niyette kâmil bir şekilde ihlâslı ve imanlı olunmalıdır; çünkü Allah’ın verdiği şeyler halis niyetle orantılıdır. Hz. Ali (a.s.) şöyle buyurmaktadır: “İlahi bağışlar niyetteki ihlâs miktarındadır.”[7]

2) İnsanın istekleri makul ve şer’i ölçüler dâhilinde olmalıdır. Yani dua eden kimse şer’i açıdan, Allah’tan haramı yapmayı veya bir farzı terk etmeyi gerektirecek bir şeyi istememelidir. Örneğin, sıla-i rahim farz olmasına rağmen akrabalardan uzaklaşmak için dua etmek yanlıştır.

3) Dua, tabii sebepler ve araçlarla birlikte olmalıdır; yani dua eden kimsenin, Allah’ın tekvini kurallarına dikkat etmesi gerekmektedir. Çünkü bazen bir kimsenin duasının kabul olması, tekvini ve tabiat açısından imkânsız veya ilahi kuralların dışında olabilir ya da duanın kabul olması için bazı maddi veya manevi altyapıyı oluşturması gerekmektedir. Örneğin birisi evinde oturarak, Allah’ım bana rızık ver dese Allah ona şöyle der: Ben sana rızkı aramayı emretmedim mi?

4) Duanın kabul edilmesindeki en önemli ve etkili şartlardan birisi, iman ve iyi amellerdir. Tabii ki Allah karşısındaki sözünü tutmayan birisi, her isteğinin hemen yerine getirilmesini beklememelidir.

5) Bazen de istenilen şeyin gerçekleşmesi için uygun zaman gelmemiş olabilir. Bunun başka sebepleri de olabilir örneğin duanın kabul olma süresinin uzaması durumunda, dua eden kimsede Allah’a karşı huşu ve yalvarma durumu gerçekleşerek Allah ile olan irtibatı uzayacak ve sonuçta da bu irtibatı güçlenecektir.

Aslında, insanın dua ve tevessül etmesinin kendisi kulluğun en üst düzeyi ve Allah’ın bu kimseye olan lütuf ve inayetinin ve daha büyük rahmet ve lütufları peşinden getireceğinin bir göstergesidir.

6) Bazen de dua eden kimsenin isteğinin yerine getirilmesi, onun maslahatına ve faydasına uygun olmamaktadır ve bu kimsenin maslahatı duasının kabul olmamasındadır: “Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysaki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”[8]

Böylesi bir durumda zahiren dua eden kimsenin duası kabul olmamıştır ama bu onun maslahatına ve faydasınadır.

Her halükarda Allah-u Teâlâ, dua eden kimsenin duası ve tevessülü karşısında ona büyük bir sevap verecektir ve bu kimse Allah’a yakınlaşma ve irtibat kurma nimetine ulaşacaktır.

Dua eden kimsenin isteği verilmiş olsun veya maslahatından dolayı zahirde verilmemiş olsun ilahi rahmet kapısı hiçbir zaman kimsenin yüzüne kapalı değildir. Çünkü bu şekilde yapılan duaların gerçekte gizli bir kabul yönü vardır.[9]

Sonuç:

1) Duada ısrarlı olmak tavsiye edilmiş olsa da sonucunun gerçekleşmesinde acele edilmemelidir. Duanın kabul edilme zamanı hikmet sahibi olan Allah’a bırakılmalı ve O’nun yaptığına razı olunmalıdır. Belki de duanın çabuk kabul edilmesi dua eden kimsenin maslahatına uygun olmayabilir veya istenilen şey dua eden kimsenin zararına olabilir, böyle bir durumda ya dünyada istenilen şeyin yerine başka bir şey ona verilir ya da kıyamet günü istenilen şeyin çok daha fazlası kula verilir. Ama duanın şartları yerine getirildiği takdirde dua mutlaka kabul edilir.[10]

2) Bizden istenilen, dua etmemizdir ve insanın kendi maslahatına uygun olan şeyler için dua etmesi doğaldır ama bu duanın zikredilen şartlarla bir çelişkisi olmamalıdır. Duanın şartları eksik olursa, örneğin tekvini veya teşrii kuralların tersine olursa, mutlaka böylesi bir duada maslahat da yoktur. Duanın bize göre maslahatı olsa ve akıl ve şeriat ile de çelişmese yine de bizim maslahatımıza uygun olmayabilir. Bu yüzden duanın bizim maslahatımıza uygun olup olmadığını belirlemek kula değil Allah’a aittir. Çünkü bütün maslahatları tam olarak bilmek sonsuz bir ilmi gerektirmektedir ki bu kullarda yoktur.

3) Anlatılanlardan, soruda geçen “Hiçbir zaman, bir şeyi Allah’tan zorla istemeyin çünkü belki o şey sizin faydanıza olmayabilir” cümlesinin, açıklamaya ihtiyacı olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü eğer şartlarına dikkat ederek dua etmişseniz ve bu istediğiniz şey tekvini ve teşrii kurallarla çelişmiyor ve dünya ve ahret maslahatınıza da uygunsa, duada ısrarlı olmalısınız ve belki benim maslahatıma uygun değildir diyerek ısrar etmekten vazgeçmemelisiniz. Eğer bütün bunlara rağmen duanız kabul olmazsa, mutlaka benim düşünmediğim başka bir maslahat vardır denilmelidir. Her halükarda biz, neyin maslahatımıza uygun olduğunu kendi akıl ve anlayışımıza göre değerlendiriyoruz ama Yüce Allah sonsuz ilmiyle işin gerçeğini bilir. Buna göre eğer biz, istediğimiz şeyin kendi maslahatımıza uygun olduğunu değerlendirirsek duada ısrar etmeliyiz ve bu ısrarın kendisi bizim faydamızadır ve bu ısrar bizim Allah’la olan irtibatımızın güçlenmesine sebep olur.


[1] MÜ'MİN suresi, 60. Ayet.

[2] Daha fazla bilgi edinmek için şu kaynağa başvurabilirsiniz: Mutahhari, Murtaza, Yirmi konuşma, s: 226–237.

[3] Usul-u Kâfi, c:4, s: 210, hadis: 2.

[4] Usul-u Kâfi, c:4, s: 212, hadis: 6.

[5] Usul-u Kâfi, c:4, s: 224, hadis: 2.

[6] Numune Tefsiri, c: 20, s: 152.

[7] Nehc’ül Belağa, 31. Mektup. Tabii ki Hz. Ali (a.s)’nin bu cümlesi daha farklı bir şekilde de anlamlandırılabilir. Yani Hz. Ali (a.s)’nin bu cümleden maksadı şöyle olabilir: İlahi bağışlar niyetin ölçüsü miktarındadır, eğer küçük bir şey istediysen o sana verilir ama önemli ve değerli bir şey istediysen o değerli şey sana verilir. Bu yüzden insanın büyük hedefi olması daha iyidir.

[8] Bakara Sûresi, 216. ayet.

[9] Ayet ve rivayetlerde duanın kesin olarak kabul olacağı vurgulanmış ve bir kulun Allah’a elini açtığında, Allah-u Teâlâ’nın bu kula rahmetinden bir şey vermeden geri döndürmeyeceği geçmektedir. Usul-u Kâfi, c: 4, s: 218, h:2.

[10] Dünyada duası kabul olmayan bir kimseye ahrette sevabı verilirken sevabının ne kadar çok olduğunu görünce, keşke dünyada hiçbir duam kabul olmasaydı diye arzu edecektir. Usul-u Kâfi, c:3, s: 246, h: 9. 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Kur’an surelerinin kaç tanesi hayvan ismiyledir?
    34499 Kur’anî İlimler 2010/08/14
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Yanlışlıkla işlenmiş bir cinayetin diyeti ne kadardır? Bugün dinar ve dirhemin dolar olarak karşılığı nedir?
    14792 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/04
    Dinar ve dirhem Hz. Peygamber (s.a.a) ve imamlar (a.s) zamanında yaygın olan dövizlerdendi ve şerî ve hukukî hususlarda da kullanılmaktaydı. Bugün de bazı hususlarda kullanılmaktadır. Dinar altın türünden ve dirhem ise gümüşten bir sikkeydi. Bundan dolayı dinar ve dirhemde kullanılan altın ve gümüşün ağırlığını bilmeyle bu iki ...
  • Mastürbasyonun evlilikten farkı nedir?
    20018 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/08
    Mastürbasyon insanın ihtiyacını gerçek şekilde gidermez ve sahte bir doyumdur. İnsanın şehvanî ihtiyacı sadece meninin çıkmasıyla giderilmez. Bunun aşk, duygu, yakınlık ve sevgi ile beraber olması gerekir. Bu nedenle bu fiili işleyenler içlerinde eksiklik hissederler. Bu da cismanî ve ruhî hastalıkları peşinden getirebilir. Ama evlilik şehvanî ...
  • Cinleri, ruhları ve şeytanları çağırıp teshir etmenin (emri altına almanın) hükmü nedir?
    16205 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/06/16
    Ruhlar, cinler ve şeytanlardan ilmi ve ameli istifade etmeye ve irtibata geçmeye lugatte ve fıkhi ıstılahta sihir denmektedir.[i] Kur'an, hadis ve fıkhi delillere göre sihirbazlık dünya ve ahiret yaşantıları açısında insanın faydasına değildir.
  • Ağzı temizleyen maddelerin içinde genellikle az miktarda alkol bulunur. Bunun hükmü nedir?
    6987 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/06/12
    Sarhoş edici[1] sıvılardan olup olmadığı belli olmayan alkoller temiz hükmündedirler. Onların karıştırıldığı sıvıların alınıp satılması ve kullanılmasının herhangi bir sakıncası yoktur.[2]
  • Hz. Fatıma Zehra (a.s) nerede toprağa verildi?
    49013 تاريخ بزرگان 2011/10/23
    Fatıma Zehra (a.s), İslam Peygamberinin (s.a.a) elçiliğe seçilmesinden sonra[1] ve hicretten sekiz yıl önce (peygamberliğin beşinci yılında) Mekke’de doğmuş[2] ve dokuz yaşındayken İmam Ali (a.s) ile evlenmiştir.[3] Peygamberden (s.a.a) sonra Hz. Fatıma’ya (a.s) zulüm ...
  • Babam şehid olmuştur ve ben o dönemde ergin değildim ve onun ne kadar namaz kazası olduğunu bilmiyorum. Yükümlülüğüm nedir?
    6071 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Büyük taklit mercilerinin görüşüne göre, eğer babanın kazası varsa, onun vefat etmesinden sonra en büyük oğlunun kaza namazlarını yerine getirmesi farzdır. Babanın vefat ettiği zamanda oğlun ergin olup olmaması bir şeyi değiştirmez.[1] Eğer oğul kaza namazlarının sayısını bilmiyorsa, kesin ...
  • Acaba İslam Peygamberi şehit mı oldu?
    19193 تاريخ بزرگان 2011/09/28
    Şia ve Ehlisünnet’in Rivayi ve tarihsel kaynaklarında Peygamber’in (s.a.a.), zehirlendiğinden dolayı şehit olduğunu teyit eden birçok delil var olmakta. Ama şu noktaya da dikkat etmek gerekir ki eğer şehitliği kuranın tarif ettiği; yani Allah ve Allah resulü yolunda öldürülmek şekilinde tarif edersek açıktır ...
  • Lütfen Şia tefekkürünün temlini ve özelliklerini açıklayınız.
    10983 Eski Kelam İlmi 2008/05/14
    Şia tefekkürünün temeli ve Şia ilimlerinin hepsi Kuran’ı Kerim’den alınmıştır.Kuran’ı Kerim’in ayetlerinden anlaşılan anlamı ve Resulü Ekrem’in söz ve davranışlarını ve hatta takrirleri (bir davranış karşısında onu onaylarcasına susmasını) hüccet bilir ve yine masum İmamların (a.s) ...
  • Neden zamanın imamının (a.c) esenliği için dua ediyoruz?
    6195 Eski Kelam İlmi 2011/03/02
    Zamanın imamının (a.c) esenliği için dua etmek şerî buyruklardandır ve her ne kadar nedenini bilmesek de hikmet taşımaktadır. Aşağıdaki hususlar bu hikmetlerin bazı örnekleri olarak zikredilebilir: 1. O değerli şahsın varlığı için yapılan dua, onun esenliği için bir etkendir. Netice itibariyle her ...

En Çok Okunanlar