Gelişmiş Arama
Ziyaret
7032
Güncellenme Tarihi: 2010/05/26
Soru Özeti
Hali hazırda Batıya egemen olan felsefe nedir?
Soru
Selamun Aleyküm. Hali hazırda Batıya egemen olan felsefe ne olarak adlandırılmaktadır? Bu felsefe şüphecilik midir yoksa başka bir şey midir?
Kısa Cevap

Eğer “egemen felsefe” tabirini gündemde olan ve ciddi felsefe olarak tanımlar ve “hali hazırı” da “çağdaş” olarak yorumlarsak, çağdaş Batı felsefesinin en önemli iki ekolü pozitivizm ve egzistansiyalizmdir. Eğer “hali hazırı” şimdi olarak (2010) tanımlarsak, Batı felsefesi pozitivizm ve egzistansiyalizmden sonra önemli bir felsefi akıma tanıklık etmemiştir. Yirminci yüzyıl felsefeleri bu iki felsefi okulun dallarıdır. Bununla birlikte yirminci yüzyılın ikinci yarısında ikinci dünya savaşı ve neticelerinin etkisiyle Batıda modernizmi eleştiren ve kritiğe tabi tutan bir takım filozoflar ortaya çıkmıştır. Genel olarak bu filozoflar, postmodern filozoflar olarak adlandırılmaktadır.

Ayrıntılı Cevap

Soru maalesef çok genel ve muğlâktır. Tam bir şekilde dile getirilmemiştir. Bu yüzden gerektiği şekilde tam bir cevap beklentisi içinde olunmaması gerekir. Eğer “egemen felsefeyi” gündemde olan, ciddi ve yaygın felsefe olarak tanımlarsak ve “hali hazırı” da çağdaş tabiri ile tanımlarsak, çağdaş Batı felsefesinin en önemli iki ekolü Fransız filozofu Agust Kont’un kurduğu pozitivizm felsefesi ve Danimarkalı filozof ve mütekellim Kirkukur’un tesis ettiği egzistansiyalizm felsefesidir. Bu filozofların her ikisi de on dokuzuncu yüzyılda yaşamıştır. Bu iki okul tesis edildikten bugüne dek Batıdaki felsefi departmanlarda yükseliş trendine geçmiş ve egemen olmuştur. Bu iki okul arasında nitelenmeyen bir düşmanlık da her zaman sürmüştür.[1] Bu düşmanlık çok sert olmuştur; öyle ki hiçbir yerde iki felsefi sistem arasında bu kadar bir düşmanlık olmamıştır. Hatta rasyonalistler ve ampiristler arasında bile bu denli bir düşmanlık yaşanmamıştır.[2]Eğer “hali hazırı” şimdiye (2010) yorumlarsak, Batı felsefesi pozitivizm ve egzistansiyalizmden sonra önemli bir felsefesi sisteme tanıklık etmemiştir ve yirminci yüzyıl felsefeleri bu iki felsefi ekolden türemiştir. Bununla birlikte yirminci yüzyılın ikinci yarısında ikinci dünya savaşının ve ondan kaynaklanan olayların etkisi altında Batıda modernizmi eleştiren ve kritiğe tabi tutan filozoflar ortaya çıkmıştır. Onlar, Amerikan kültür ve toplumu ekseninde postmodern yaşam sloganıyla ortaya çıkan yeni yaşam tarzı eşliğinde evrenin durumuna yeni bir perspektif ile bakmışlardır. Bu filozoflar genel olarak postmodern filozoflar olarak adlandırılmaktadır. Bunlar postmodern kavramı çatısı altında toplanabilecek ortak özellikler taşımaktadırlar. Lakin bu filozofların her biri bu kültürel yeni olgu hakkında kendine özgü bir tanım dile getirmiştir. Bu filozofların ortak yönlerinden biri, daha önceleri filozoflar için yasak bölge addedilen genel kültür ve bütünüyle genelin kabul ettiği meselelere yönelik eğilimleridir. Mishall Fuko, Jan Budriyar, JackDarida, Jan FransovaLiyotar ve Heyavani Vatimo en önemli postmodern filozoflar sayılmaktadırlar. Bazıları, Niche ve HaidiGer’in düşüncelerini postmodern filozofların gerçek alt yapısı ve kaynakları olarak değerlendirmiştirler. Özellikle HaidiGer’in yazdığı sarsıcı “Felsefenin Sonu” makalesi yeni bir düşünce şeklinin başlangıcını bildirmektedir. Şüphecilik özü itibari ile felsefi bir sistem sayılmaz ve sadece metodik bir önem taşır. Elbette şüphecilik değişik kısımlara ayrılır ve Batı felsefesi tarihinde değişik çağlarda yeni bir okulun şekil alması paralelinde bir mukaddime sıfatıyla her zaman var olmuştur. 

 


[1] Tarihi Felsefe-i Garb, c. 4, Mustafa Melikiyan, Kum: PejuheşgahıHovze ve Danişgah, Aban 1379, s. 13.

[2] a.g.e, s. 14.

 

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerin manası nedir?
    8008 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/09/21
    Molla Mehdi Neraki’nin oğlu olan Molla Ahmed Neraki Şia’nın çağdaş âlimlerindendir ve onun Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerden maksadı, Peygamberin (s.a.a) halifeleri; yani masum imamlardır. ...
  • Zaman nedir? İnsan tarafından kontrol edilebilir mi?
    14500 İslam Felsefesi 2011/11/22
    Filozofların önemsedikleri ve görüş ayrılığına düştükleri felsefî önemli konulardan birisi zaman meselesidir. Zaman hakkında değişik teoriler öne sürülmüştür. Meşhur filozoflar şöyle demektedir: Zaman hareketin miktarıdır, müstakar olmayan bir varlıktır ve hareketle vardır. Hareket onu taşır. Molla Sadra şöyle der: Zaman hareketin miktarıdır ve hareket etmeleri açısından hareket eden şeylerin ...
  • Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında kaç kişi recim edilmiştir ve bu konu hakkında hangi muteber kitaplar mevcuttur?
    11925 Varie 2012/08/21
    Recim hükmünün konusunun ispat edilmesi zor olması nedeniyle, böyle bir hüküm nadiren icra edilmektedir. Lakin Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında bu hükmün icra edilmesi ile ilgili bir takım tarihi veriler mevcuttur. Maız, Yahudi bir erkek ve kadın, Eslemi adındaki bir fert, Beni Gamıt kabilesinden bir kadın ve Cuheyne ...
  • Peygamber her zaman Muaviye’ye, babasına (Ebu Süfyan’a) ve oğluna (Yezid’e) lanet mi ederdi?
    25079 Eski Kelam İlmi 2011/03/03
    Allah’ın dilinden kasıt, Allah’ın kullarına telkin ettiği ilahi sözlerdir.Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa (a.s) Kerbela’dan geçtiklerinde her birinin başından bir olay geçti. Onlar Allah’tan bunun nedenini sorup cevabını aldıktan sonra Allah-u Rahman şöyle buyurdu: ‘Gök ve yer ehli, Hüseyin’in katiline lanet ...
  • Yüzüğü sağ ele takmak mutlaka gerekli mi?
    57674 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/20
    Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamları(a.s)’nın sünnetlerinden biri ele yüzük takmaktır. Rivayetlerde yüzüğün çeşidi ve üzerindeki nakış hakkında da çeşitli bilgiler verilmiştir. Bir de yüzüğün sağ ele takılması tavsiye edilmiştir. Ancak İslam’daki yüzük takmak ile ilgili hükümlerin hepsi müstehap türündendir ve farz değildir. Sadece erkeklerin ...
  • Acaba Allah’u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi (s.a.a.) vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun?
    9329 Eski Kelam İlmi 2011/09/28
    Kur’an’ı kerimin ayetleri esasınca yaratılış nizamını ve ondaki hayır ile şer tekabülünü açıklanmasında cinler ve insanlardan olan Şeytanlar sadece insanlara karşı hile ve tuzak kurma ve Allah’ın dostlarına (velileri) karşı düşmanlık yapma iznine sahip olduğu belirtilmektedir. Ama kesinlikle tekvini olan bu izin Allah ...
  • İbn. Arabî Şii miydi yoksa Sünni miydi?
    25705 تاريخ بزرگان 2011/06/20
    İbn. Arabî’nin şahsiyetinin giriftliği ve İslamî mezhepler ve bu mezheplerin önde gelen şahsiyetlerine karşı takınmış olduğu tavır, onun hangi mezhebe mensup olduğu hakkında görüş ayrılıklarının çıkmasına neden olmuştur. Bazıları onu Ehli Sünnet, bazıları On İki İmam Şia’sı, bazıları İsmailî, bazıları Malikî mezhebine mensup bilmiş ve bazıları mezhep üstü ve ...
  • Acaba Allah yetmiş yaşındakileri seviyor ve seksen yaşındakileri, azap etmeyeceğini söylemiş midir?
    9467 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2015/05/27
    İmam Sadık’tan (a.s.), rivayi (rivayet içerikli) kaynaklarda müminlerin mükâfatı noktasında bir rivayet nakil edilmiş ki şöyle buyuruyor: kırk yaşından sonra imanlı kimseler her on senede Allah tarafından özel merhamet ve lütufla karşılaşıyorlar. Eğer bu rivayetin senedinde, azıcık tesamuh göstersek ve başka rivayetleri de bunun yanına koyup, dikkate alırsak ...
  • Dua ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetinin şifa bulmadaki rolü
    15449 Yeni Kelam İlmi 2009/01/29
    Bu üç amel, hastanın şifa bulması için ayrı ayrı sebep olabilecekleri gibi üçüne birden de başvurulabilir. Ama insan dua ederken (Allah’la irtibata geçip, direkt olarak Ondan şifa isterken) doktora gider ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetini de yerse daha iyi olur. Zira doktorun tedavisi, ...
  • Uyumak ve istirahat etmek için kıbleye doğru yatmak mı gerekir? Cenaze nasıl defnedilmelidir?
    57632 خواب 2012/06/11
    Bizim rivayetlerimizde uyumak dört şekilde taksim edilir ve bunların en güzel türü müminin sağ tarafa ve kıbleye doğru yatmasıdır. Ali (a.s) şöyle buyurur: Uyumak dört şekildedir: Peygamberler sırtüstü uyuyorlardı ve gözleri uyumuyordu; Allah’ın vahyi beklentisi içindeydiler. Müminler sağ tarafları üzerine ve kıbleye doğru uyurlar, padişahlar ...

En Çok Okunanlar