Gelişmiş Arama
Ziyaret
8365
Güncellenme Tarihi: 2012/01/05
Soru Özeti
İlahi yaşam nasıl bir yaşamdır? Şu andaki yaşamla bir tezaddı var mı?
Soru
Biz dünyaya yaşamaya, ilahi bir yaşam sürmeye geldik. Ama ilahi yaşam nasıl bir yaşamdır? Şu andaki yaşamla bir tezaddı var mı?
Kısa Cevap

Kur’an’a baksak ve ‘’Neden yaratıldık? sorusunu ona sorsak şu cevabı verecektir: ‘Ben, cinleri ve insanları, sadece bana kulluk etsinler diye yarattım.’ İbadet nedir? İbadet yani Allah’a kulluk etmektir. Yani yaptığımız bütün işler, hatta yemek içmek gibi günlük ve çok normal işlerimiz bile ilahi ve ibadi olabilir. İlahi yaşam insanın, yaptığı işlerini, günlük normal işlerini bile doğru ve dinin kanunlarına göre yapmasıdır.   

Ayrıntılı Cevap

Kur’an’a baksak ve ‘’Neden yaratıldık? sorusunu ona sorsak şu cevabı verecektir: ‘Ben, cinleri ve insanları, sadece bana kulluk etsinler diye yarattım.’[1] İbadet nedir? Bizler bazen ibadete çok dar bir açıdan bakıyoruz ve sadece namaz, oruç, hac vb. gibi belli amellere ibadet diyoruz. Bunlar kesinlikle ibadettir, ama insan yalnızca bunlar için mi yaratılmıştır? Böyle bir yaşamın çok sınırlı ve dar olacağı düşünülebilir. Ama ibadet kavramını biraz daha açarsak göreceğiz ki, ibadet Allah’a kulluk etmek demektir. Sadru’l-Müteellihin’in (r.a) Esfar’daki ifadesiyle herkesin ibadeti onun Allah’ı ne ölçüde tanıdığına bağlıdır. Yani insanın, ibadetiyle Allah’ı tanıması arasında direkt bir orantı vardır. İnsan Allah’ı ne kadar çok tanısa ibadeti de daha derin ve daha esaslı olur ve İslamın istediği seviyeye ulaşır. İslam bizden ne istemiştir? Bizden yaşantımızın kuru ve ruhsuz mu olmasını istemiştir? Yalnızca namaz kılmamızı, oruç tutmamızı, zikir söylememizi, dua etmemizi ve bunların dışında bir şey yapmamamızı mı istemiştir? Kesinlikle böyle değildir.

Acaba Masumların (a.s) yaşamları böyle miydi? Ali b. Ebitalib (a.s) sabahtan akşama kadar dua mı ediyordu? Sadece ibadet mi ediyordu, zikir mi ediyordu? Yalnızca bunları mı yapıyordu? Başka bir işi yok muydu? Hayır öyle değil. Ali b. Ebitalib (a.s) bir siyaset adamıydı, bir savaşçıydı, bir ilim adamıydı, iş adamıydı. İş yapan, kuyu kazan, kanal açan yalnızca zikir söylemiyor. O zaman Ali’nin (a.s) ibadeti nasıldı? Ali’nin (a.s) ibadeti sadece Duay-ı Kumeyl okuduğu anlar mıydı? Ali’nin (a.s) ibadeti sadece namaz kıldığı anlar mıydı? Öyle bir namaz ki ayağına ok saplandığı zaman Allah’a öyle yöneliyor ki oku ayağından çıkardıkları zaman farkında olmuyor. Hayır, Ali b. Ebitalib (a.s) kuyu kazdığı zamanda ibadet ediyordu, savaştığı zamanda: ‘Ali’nin Hendek gününde vurduğu darbe insanların ve cinlerin ibadetinden daha üstündür.’[2] Ali b. Ebitalib’in o gün vurduğu darbenin insanların ve cinlerin ibadetinden daha üstün olması iltifat değildir? Neden? Çünkü kendisi ibadettir. Yani insanın tüm yaşamı ibadet olur. Dolayısıyla ‘Gerçekten ilahi yaşam nedir?’ sorusuna dönecek olursak cevap şudur: Yaptığımız bütün işler, hatta yemek içmek gibi günlük ve çok normal işler bile ilahi ve ibadi olabilir. Nasıl mı? Şöyle: Yemek yediğiniz zaman yemek kurallarına uyun; çünkü her şey yenilmez. Haram mal yenilmez. İslam bazı şeyleri yasaklamıştır. Onlar yenilemez. Onlardan sakınırsanız, malın helal olması için uğraşırsanız; güç kazanıp iş yapmak için, işi de halkın sıkıntılarını gidermek için, kardeşinizin, bacınızın, çocuğunuzun, eşinizin, iş arkadaşınızın maneviyatta ilerlemesi niyetiyle yaparsanız, vazifenizi yerine getirmek için yaparsanız o yemek ibadet olur, uyumak ibadet olur. Bir gün Peygamberimiz (s.a.a) mescidde otururken şöyle buyurdu: ‘Cennet ehlinden birini görmek istiyorsanız mescide ilk girecek kimse(ye bakın o) cennet ehlindendir.’ Orada olan bir genç, cennet ehlinin kim olduğunu çok merak ediyordu. İçeri bir ihtiyar adam girdi. Onun davranışlarına dikkat etti, ama önemli bir şey görmedi. Kendi kendine ‘Bu adam herhalde evinde özel bir amel yapıyor ki cennet ehli olmuştur.’ deyip ihtiyar adamın peşine takıldı. Adam evine girdi. Genç, içeride ne olduğunu bilmediği için kapıyı çaldı ve ona ‘Ben yolda kalan birisiyim, bu akşam senin evinde kalmak istiyorum.’ dedi. İhtiyar adam onu içeri buyur etti. Genç onu izlemeye koyuldu. Baktı ki yaşlı adam yine özel bir amel yapmıyor. Genç, eğer Peygamberimiz onun hakkında böyle dediyse bu adam mutlaka bir şey yapmıştır, diye geçirdi aklından. Yatma zamanı geldi, yaşlı adam mutlaka gece yarısı çok özel bir ibadet yapıyordur. Genç uyumadı, ‘Bakalım’ dedi, ‘Bu ihtiyar zat uyanıp ne yapacak?’ Baktı ki yaşlı adam da uyudu ve sabah namazına kalktı. Birkaç gün çeşitli bahanelerle onun yanında kaldı. Sonunda ona, Peygamberimizin onun hakkında söylediği sözü, bu yüzden cennet ehli olan birinin neler yaptığını öğrenmek için onun peşinden geldiğini ama onun özel bir amel yapmadığını ona anlattı ve ondan ‘Sen ne yapıyorsun da cennet ehlisin?’ diye sordu. İhtiyar adam şöyle dedi: ‘Ben cennet ehli miyim değil miyim bilmiyorum, özel bir amelde yapmıyorum. Ancak yaptığım her şeyi Allah rızası için                               yapmaya ve muhalif bir şey yapmamaya çalışıyorum. Benim yaptığım budur.’

Gerçekten buydu. Peygamberimiz onun için cennet ehli olduğunu buyurduğunda bu yönüne vurgu yapıyordu. Dolayısıyla ilahi yaşam, insan yaptığı bütün işleri hatta günlük normal işlerini bile doğru niyetle ve dinin kanunlarına uygun şekilde yaparsa görecek ki hayatının yönü değişmiş, daha lezzetli bir hale gelmiştir. Çok duyduğumuz ‘Yaşamınızda bereket olsun’ sözü Hz. Ayetullah el-Uzma Bahauddini’nin (r.a) buyurduğu: ‘Bunlara amel edin ve tecrübe kazanarak bilgi elde edin.’ tavsiyesine uyulduğu zaman gerçekleşir. Allame Tabatabai de şöyle buyuruyor: ‘Siz ‘Kim kırk gün Allah için ihlaslı olursa, Allah onun kalbinden diline hikmet pınarlarını akıtır.’[3] rivayetine amel edin, kırk gün Allah rızası için bir amel yapın, eğer böyle bir şey gerçekleşmezse bana beddua edin.’[4] Demek istiyor ki, ben bundan öylesine eminim ki bu işi mutlaka yapın. Öyleyse bizde deneyelim ve yaşamımızın yönünü değiştirelim. İnşaallah.      

 



[1] -Zariyat/56

[2] -Seyyid b. Tavus, İkbalu’l-A’mal, s.467, Daru’l-Kütübi’l-İslamiyye, Tahran, 1367.

[3] -Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l-Envar, c.67, s.249, Bab:25, Müessesetü’l-Vefa, Beyrut, H.K.1404

[4] -Hz. Ayetullah Emini bunu Allame Tabatabai’den aktarmaktadır.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar