Gelişmiş Arama
Ziyaret
12933
Güncellenme Tarihi: 2009/12/20
Soru Özeti
: Mümkünse Abdullah b. Mesud hakkında bana bilgi verin? Acaba Ehlibeyt’e muhabbeti var mıydı? Hz. Ali’nin imametini kabul eden ve savunanlardan mıdır?
Soru
Mümkünse Abdullah b. Mesud hakkında bana bilgi verin? Acaba Ehlibeyt’e muhabbeti var mıydı? Hz. Ali’nin imametini kabul eden ve savunanlardan mıdır?
Kısa Cevap

Abdullah b. Mesud, Peygamber’in (s.a.a) ashabındandır ve İslam’ın ilk dönem savaşlarından birçoğuna katılmıştır. Abdullah Peygamber’e çok yakındı ve daima onun yanındaydı. O Kur'an karisiydi aynı zamanda mushaf sahibiydi (yani kendi yazdığı mushafı vardı). Peygamber (s.a.a) efendimiz ve Hz. Ali onu iyilikle yâd etmişlerdir, onun Ehl-i Beyt’e muhabbet ve sevgi beslediğini ispatlamak rahatlıkla mümkündür, ama O’nun Hz. Ali’nin Peygamber’den (s.a.a) sonraki halifesi olduğunu kabul edip etmediği konusuna gelince bu konu rical âlimleri arasında ihtilaflı bir konu olmasına rağmen bize göre Peygamber’e (s.a.a) olan yakınlığını, Hz. Ali’nin onu iyilikle yad etmesini, Seyyit Murtaza’nın onu övgüyle anmasını ve Merhum Tusteri’nin onunla ilgili olarak nakl ettiği rivayeti dikkate alarak, onun Hz. Ali’nin imametini kabul edip savunduğunu söyleyebiliriz.

Ayrıntılı Cevap

Abdullah b. Mesud Peygamber (s.a.a) efendimizin ashabındandı. İbn-i Mesud veya İbn-i Ümm-i Abd künyeleri ile meşhurdur. O Peygamber’in (s.a.a) davetinin ilk yıllarında müslüman oldu ve Kur'an’ı Mekke'de Kureyş kabilesinin başkanlarının yanında yüksek sesle okudu. O Habeşe’ye hicret eden muhacirler arasında yer alan İbn-i Mesud İslam’ın ilk yıllarında çıkan Uhut, Bedir, Hendek gibi bütün savaşlara katıldı. Vaktinin çoğunu Peygamber’le (s.a.a) geçirir ve ona hizmet ederdi. Peygamber’in (s.a.a) bastonunu kendisine verir ayakkabılarını hazırlardı. Sürekli Peygamber’in (s.a.a) evine gidip gelirdi. Bir gün Peygamber’in (s.a.a) huzurunda ağaca çıktı ve ashab zayıflığından dolayı ona güldüler Peygamber (s.a.a) bunu görünce şöyle buyurdu: Bu adımlar amel teraziside (ağırlık yönünden) Uhut dağı gibidirler.

Başka bir yerde Peygamber efendimiz Hz. Ali’ye şöyle buyurdu: “Eğer kimseyle meşveret etmeden birisini diğerlerine emir ve komutan olarak atamak istersem o İbn-i Mesud’dur.” Hz. Ali de (a.s) İbn-i Mesud anıldığında onu övgüyle yâd ederdi. Hz. Ali Kufeye geldiği zaman İbn-i Mesud hakkında halka sordu onlar dediler ki: "Çok güzel ahlaklıydı, öğretme konusunda ondan daha yumuşak kimseyi görmedik. Sonra Hz. Ali söylenenlere ek olarak şöyle buyurdu: “O Kur’an’ı çok güzel okurdu, onun helâlına ve haramına uyardı ve Pegamber’in (s.a.a) sünnetini çok iyi bilirdi.”

İbn-i Mesud Ömer ibn-i Hattab zamanında Kufe’nin valisi oldu ama Osman’ın onunla arası iyi değildi. O hicri 32. yılda altmış küsür yaşında Medine’de vefat etti ve Cennetu’l-Baki mezarlığında toprağa verildi.[1]

Yukarıda İbn-i Mesud’un biyografisinden kısa bir bölüm sunduk ama onun Ehlibeyt’in imametini kabul etmesi ve şia olup olmadığı hakkında şöyle diyebiliriz:

Bu konuda çeşitli görüşler vardır. Ama büyük şahsiyetlerden olan Seyyit Murtaza "El-Şafi fil İmamet" kitabında onu övüp yücelterek şöyle söylemiştir: “Hiç şüphesiz İbn-i Mesud sahabenin ileri gelenlerinden ve taharet, fazilet ve iman ehliydi; o daima Peygamber’i över ve Peygamber (s.a.a) de onu överdi.[2]

Değerli araştırmacı Allame Mamkani "Tenkihu’l-makal" kitabında Onu iyilikle anmış ve şöyle demiştir: "İbn-i Mesudun Ehlibeyt dostu olduğuna ve diğerlerinin hilafetini kabul etmediğine delalet eden çeşitli deliller vardır onlardan bazıları şunlardır:

a) İbn-i Mesud, Ebu Bekir’in hilafetine karşı çıkan on iki kişiden birsiydi ve muhalefetinde Peygamber’in Ehl-i Beyti’nin hilafete daha layık olduklarını, Ali b. Ebitalib’in hakkı olan ve Allah’ın ona has kıldığı hilafetin ona iade edilmesi gerektiğini söylemiştir.

b) İbn-i Mesud Hz. Fatıma Zehra’nın cenaze törenine katılan kimseler arasındaydı oysa bu olay Şia’ya mahsus sırlardandı, o Peygamber’in değerli kızına namaz kılanlardan biriydi. Bu onun şia ve olduğunu ve Ehl-i Beyt’in ona terveccuh ettiğini gösterir.

c) O Ebuzer’in cenazesine namaz kılanlar arasındaydı ve ona gusül verdi ve kefenledi ve Peygamber Ebuzer'e mümin kimseler tarafından gusül verilip kefenlenip ve defin edileceğini haber vermişti.

d) İbn-i Mesud Peygamber’den doğrudan hadis nakletmiştir bu hadislerde Peygamber’den sonra gelecek halifelerin on iki kişi olduklarını ve onlarında Hz. Ali ve çocukları olduklarını açıkça beyan eder. Tabiî ki kendi nakl ettiği rivayeti kabul etmemesi ve ona inanmaması mümkün değildir.[3]

Tabi bunun yanında bazı rical âlimleri onun Ehlisünnetten olduğunu iddia etmişler, ve onun Hz. Ali ile olan ihtilaflarını buna delil göstermişlerdir. Örneğin onun, miras babında verdiği fetvalar Hz. Ali'nin görüşlerine karşıydı yine Kur'an kıraatinde onun kıraatı ile Ehl-i Beyt’in kıraati arasında ihtilaflar vardır, yani Ehl-i Beyt onun kıraatini onaylamamışlardır. Bunun yanı sıra İmam Muhammed Bakır’dan (a.s) nakl edildiğine göre şöyle buyurmuştur "İbn-i Mesud muevvezeteyn (Nas ve felak) surelerini Kur’an’dan çıkardı oysa babam (İmam Seccad) şöyle buyurdu İbn-i Mesud bu konuda sadece kendi görüşüyle hareket etmiştir."[4]

Merhum allame Tusteri İbn mesudun şia olduğuna işaret eden delilleri red ederek şöyle derer:

Ebu Bekir’in hilafetini kabul etmeyen on iki kişinin adı "İhticacı tebersi" gibi kaynaklarda da gelmiştir ama İbn-i Mesud onlar arasında yer almamıştır. Diğer taraftan onun Hz. Ali ile muhalefet ettiği kaynaklarda sabittir ve İbn-i Mesudun ben yaptığım işlerde Salman ve Ebuzer gibi imamımdan izin almıyordum ama şimdi tövbe ediyorum" sözü haberi ahattır ve ona istinat etmek mümkün değildir.[5]

Merhum Ayetullah Hoyi Mu’cem kitabında onu Hz. Ali’ın (a.s) dostlarından biri olarak görmüyor ve şöyle diyor: Hz. Ali’nin takipçilerinden değildi ama Kamilu’z-ziyarat kitabının senedinde onun da yer aldığı için vesakatine (doğru sözlü olduğuna) hüküm vermek mümkündür.[6]

Sonuç olarak İbn-i Mesud’un faziletlerini ve onun Peygamber’le (s.a.a) olan yakınlığını göz önüne alarak Ehl-i Beyt’in muhabbet ve sevgisi taşıdığını rahatlıkla ispat etmek mümkündür, ama onun Hz. Ali’nin Peygamber’den (s.a.a) sonraki nass gereği Peygamber’in halifesi olup olmadığına inandığı konusu her ne kadar rical alimleri arasında ihtilaflı bir konu olsa da, Peygamber’e (s.a.a) olan yakınlığını, Hz. Ali’nin onu iyilikle yad etmesini, Seyyit Murtaza’nın onu övgüyle anmasının ve merhum Tusteri’nin onunla ilgili olarak nakl ettiği rivayeti dikkate alarak, onun Hz. Alinin imametini kabul edip savunduğunu söyleyebiliriz.



[1]. İbn-i Sa’d, Tabakatu’l-kübra, c. 3, s. 112-119, Beyrut,1. baskı, 1410, Daru’l-Kutubi’l-ilmiyye.

[2]. Seyyid Murtazza, Eş-Şafi fil İmame, c. 4, s. 283,Tusteri’nin Kamusu’r-rical kitabından alıntı, c. 6, s. 600.

[3]. Mamkani, Tenkihu’l-makal fi ilmi’r-rical, s. 216, c. 2, Tahran.

[4]. Ali b. İbrahim Kummi, Tefsir-i Kummi, c.2,s.450.

[5].Muhammet Taki, Tusteri, Kamusu’r-Rical, s. 600-608, c. 6. Kum.

[6].Hoyi, Ebu’l-Kasım, Mucem ricali’hadis, c. 10, s. 322, birinci baskı, yıl 1398, Kum.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar