Gelişmiş Arama
Ziyaret
3940
Güncellenme Tarihi: 2011/08/03
Soru Özeti
Geçici evlilikte kadın ve erkeğin boşanmasının şartı nedir?
Soru
Ben birkaç yıl önce eşimden ayrıldım ve sonra yalan ve yemin ile beni kandırıp daimî muta nikâhıyla nikâhlayan bir erkek ile ilişkiye girdim. Ben, her zaman için beni daimi eşi bilmesi için kendisine yemin verdirdim ve o da yemin etti. Ancak bana hayatından bir şey söylemedi ve beni kandırdı. Bir defa yakınlık kurduktan ve eşi bunu anladıktan sonra sebepsiz yere benden ayrıldı ve bana müddeti sana bağışlıyorum diyerek gitti. Nikâhı benim rızam olmaksızın tek taraflı olarak feshetmesi ve beni kandırması nedeniyle Allah nezdinde kendisini bağışlamayabilir miyim? Kendisinin benden helallik istemesi gerekir mi? Nikâhın benim rızam olmadan feshedilmesi doğru mudur? Bana verdiği söze rağmen benden ayrılması nedeniyle kendisini hiçbir zaman bağışlamayacağım. Lütfen bana çabuk cevap verin.
Kısa Cevap

Eğer sizin daimi mutadan kastettiğiniz şey, daimi evlilik ve nikâhsa, bunda müddet zikredilmez ve kadın ve erkek her zaman için birbiriyle nikâhlanırlar. Böyle bir evlilik boşanma sözü söylenmeden feshedilmez ve erkek bir defa yakınlaştıktan sonra (boşanmak istediği takdirde) kadının tüm mihrini ödemeli ve kadını boşamalıdır. Aynı şekilde eğer kastettiğiniz şey, müddeti uzun olan (mesela doksan yıllık geçici evlilik akdi okumak gibi) geçici evlilik ise, boşanma olmadan iki taraf birbirinden ayrılamaz ve boşanmadan önce mihri ödemek için teşebbüste bulunulmalıdır. Ama kastettiğiniz şey, müddeti yukarıdaki gibi olmayan bir geçici evlilikse, bu durumda erkek tarafından onun müddetinin bağışlanmasıyla evlilik feshedilecektir; zira İslam açısından geçici evliliğin doğru olmasının bir takım şartları vardır ve geçici evlilikte (muta) onlara riayet etmek gereklidir. Riayet edilmesi gereken şartlar şunlardır:

1. Evlilik müddetini belirlemeleri gerekir.

2. Akit esnasında mihir belirlenmeli ve adı anılmalıdır.

Aynı şekilde geçici evlilikte ayrılmak aşağıdaki iki yoldan biriyle mümkündür:

1. Akit esnasında belirlenmiş olan geçici evlilik süresinin bitmesi.

2. Kalan sürenin erkek tarafından bağışlanması.

Bu esas uyarınca eğer erkek belirlenmiş mihri ödemişse ve akit süresi uzun olmayan akitlerdense, kalan süreyi bağışlayarak geçici eşinden ayrılabilir. Bu durumda kadının bir itiraz hakkı olmaz. Ama süresi uzun olan bir akit ise (nitekim sorudaki durum bu şekildedir), bu daimi bir evlilik sayılır ve erkek kalan süreyi bağışlayarak eşinden ayrılmaz. Ayrılmak için boşanmaya ihtiyaç vardır. Buna ek olarak, eğer kadın ömrün sonuna dek birbirinin yanında olmaları şartıyla geçici evliliğe razı olmuşsa ve erkek böyle bir şartı kabul etmişse, ahit ve anlaşmaya uymalı ve eşinin rızasını almalıdır. Aksi takdirde Allah nezdinde eşine borçlu olur. Şimdi dikkatinizi bu husustaki fetvalara çekiyoruz:

Hz. Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (Ömrü uzun olsun) Bürosu:

Daimi akit veya (mesela doksan yıl gibi) uzun müddetli geçici akit okumuşsanız, boşanmaksızın ayrılmazsınız ve eğer kısa müddetli geçici nikâh kıymışsanız ve koca kalan müddeti bağışlamışsa birbirinizden ayrılmışsınızdır. Kadının rızası da şart değildir.

Hz. Ayetullah Mehdi Hadevi Tahranî’nin (Ömrü uzun olsun) Cevabı:

Geçici evlilik, akit zamanının bitmesi veya erkek tarafından kalan müddetin bağışlanması durumunda biter ve boşanmaya ihtiyaç kalmaz.

Daha fazla bilgi için aşağıdaki başlıklara müracaat ediniz:

1. Başlık: Geçici Evliliğin Şartları, Soru: 1237 (Site: 1225).

1. Başlık: Geçici Akit Ve Boşanmak, Soru: 3923 (Site: 4209).

1. Başlık: Yalan Yeminin Neticeleri, Soru: 2724 (Site: 2981).

1. Başlık: Kur’an İle Yemin İçmek Ve Onunla Amel Etmemek, Soru: 3495 (Site: 3721).

Ayrıntılı Cevap
Bu sorunun ayrıntılı cevabı yoktur.
Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Berzah ve basiret gözü olan kimsenin alamet ve nişaneleri nelerdir?
    13043 Pratik İrfan
    Biz kendi çevremizdeki muhitimizi tanımak için bir takım araçlara ihtiyaç duyarız. İslam bilgelerine göre kesin bilgi için birkaç araç mevcuttur. Birincisi duyudur. Görme duyusu ve duyma duyusu bu kabildendir. İkincisi akıldır. Üçüncüsü ise kalptir. Derunî keşifler, mukaşefeler ve bir tür mükaşefe sayılan berzah gözüyle elde edilen tüm bilgiler, aracı ...
  • Ye’cüc ve Me’cüc kavmi kimlerdi? Onların akıbeti ne oldu? Zülkarneyn’in onlar karşısında yaptıkları neydi?
    6483 Tefsir
    Bu husustaki Kur’an ayetleri ve Tevrat’taki konular bütününden ve de tarihi verilerden anlaşıldığı kadarıyla bu topluluk Kuzey Asya bölgesinde yaşamakta olup güney ve batıya vahşi saldırılarıyla facia yaratmıştır. Zülkarneyn setinin kapatılmasıyla onların saldırıları büyük bir müddet sona ermiştir, ama ahir-i zamanda yeniden döneceklerdir. Bazıları vuku bulan ...
  • Bir mekân nasıl vatan olur? Bir mekânda bir mülk sahibi olmanın ve oraya sürekli bir şekilde gitmenin etkisi nedir?
    4012 Hukuk ve Şer’I Hükümler
    Mezkûr soru istediğiniz üzere, Hz. Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’den (ömrü uzun olsun) soruldu ve kendisinden alınan cevabın açıklaması şudur:Vatan örf ve akıllıların bakışında şahsın yolcu sayılmadığı ve neticede yolculuğun şerî hükümlerinin kendisi için geçerli olmadığı yerdir. Vatanın değişik örnek ve kısımları vardır: 1. Bireyin ve ailesinin doğduğu ...
  • Şah İsmail, acaba sofi bir Sünni mi idi yoksa Şia mı idi?
    10534 تاريخ بزرگان
    Her ne kadar sofilerin bazı yolları Şii alimler tarafından eleştirilse de bu, onların tüm öğretileri yanlıştır, demeyi gerektirmez. Dolayısıyla sofiliğin doğru öğretilerine amel eden kimseyi Şia mezhebinden çıkmış diye niteleyemeyiz. Birçok sofi var ki Şia mezhebine bağlı olduklarını açıkça söylüyorlar. 
  • Oruç insan üzerinde ne gibi eğitici eserler bırakır?
    4116 Pratik Ahlak
    Oruç, nefsin tehzip (ruhi temizlik) ve tezkiyesi için bir çeşit alıştırma ve insanın kendi nefsine tasallutunun tahakkuku için uygun bir yöntem ve nefsanî heveslerle mücadeledir. Oruç, ferdi ve içtimai iki boyutta olmak üzere, insanın bedensel boyutta bıraktığı eserlerin yanı sıra insanın ruhi boyutunda da eğitici ...
  • Ahd duası gibi bazı duaları belirlenen ölçüden az veya çok okumanın özel bir etkisi var mıdır?
    11601 Pratik Ahlak
    Her güzel amel, fiili ve öznel olmak üzere iki tür güzellikten oluşmaktadır. Yani hem doğru olan ve hem de ilahi niyet ve Allah rızası için yapılan bir iş Allah katında kabul olur. Rivayetlerde niyetin, üzerinde durularak amellerin ruhu diye tabir edilmiştir. Birçok ...
  • Hıristiyanlar Hz. Hızır’ın varlığını kabul ediyor mu?
    6358 تاريخ بزرگان
    İncil’de Hz. Hızır’ın (a.s) ismi geçmemektedir ve Hıristiyanlığın diğer kitaplarının da onun hakkında bir bilgi içereceği uzak bir ihtimaldir. Elbette Kur’an’da da “Hızır” adı geçmemektedir ve ondan sadece kendisinin ubudiyet makamını ve özel ilim ve bilgisini yansıtan kullardan bir kul sıfatıyla söz edilmiştir.
  • Rüya görmenin hedefi nedir? Niçin Allah-u Teâlâ rüyayı yarattı?
    18518 خواب
    İlahi nişanelerden[i] ve gayb âlemine açılan kapılardan birisi olan rüya, insanın ruh ve cisimsel yaratılışında doğal bir özellik olarak kararlaştırılmıştır. [i] -“Geceleyin uyumanız ve gündüzün O’nun lütfundan istemeniz de O’nun (varlığının ve ...
  • Acaba hazret Zeynep (a.s.) ve Kerbela esirleri aşuradan sonra kerbelaya döndüler mi? Eğer dönmüşlerse hangi tarihte ve kaç defa?
    5887 اربعین
    İmam Hüseyin’in Ehlibeytinin (a.s.) esirler kervanının Kerbelaya döndüğüne inananlar bu dönüşün tarihinde ihtilafa düşmüşlerdir. Âlimlerden bazıları esirlerin Küfe ve Şama gitme zamanını ve hakeza onların Şam’da durmalarını dikkate alarak bu dönüşün birinci arbeinde (kırklık) gerçekleştiğini uzak bir ihtimal olduğunu kabul ederler. Ama âlimlerden bir kısmı da kendilerince ...
  • Acaba fakihler Cuma namazının seçmeli farz olduğu konusunda görüş birliğine ulaşmışlar mıdır?
    779 Hukuk ve Şer’I Hükümler
    Cuma namazı, masum imamın fiziki huzurunun olduğu, diğer şartların imkânı ve takiye gerektirecek bir durum olmadığı taktirde hükmü aşikardır. (Yani farzdır) Gaybet döneminde çeşitli hükümler Cuma namazı hakkında beyan edilmiştir. Bu görüşlerden en meşhur olanının “Cuma namazı seçmeli farz” olduğu söylenebilir. Hatta bazı fakihler Cuma namazının seçmeli ...

En Çok Okunanlar