Ziyaret
4642
Güncellenme Tarihi: 2010/12/04
Soru Özeti
Kadın evlendikten sonra cinsiyet değiştirirse önceki evliliğinin mihrini (mehirini) alabilir mi? Aynı şekilde erkek cinsiyet değiştirirse, önceki evliliğinin mihrini vermeye mecbur mudur?
Soru
Kadın evlendikten sonra cinsiyet değiştirirse önceki evliliğinin mihrini (mehirini) alabilir mi? Aynı şekilde erkek cinsiyet değiştirirse, önceki evliliğinin mihrini vermeye mecbur mudur?
Kısa Cevap

Eşlerden biri ya daimi evliliğinde cinsiyet değiştirir ya da geçici evliliğinde.

Daimi evlilikten sonra eşlerden biri cinsiyet değiştirise doğal olarak evlilik geçersiz olacaktır. Mihrin (mehirin) ödenmesi konusunda dört ihtimal (görüş) vardır. Anlaşıldığı kadarıyla eğer cinsel ilişki olmuşsa mihrin tümü, eğer olmamışsa yarısının ödenmesi daha yakini, meşhurun görüşüne ve bir çok rivayete daha uygundur.

Geçici evlilik yapıldıktan sonra cinsiyet değişikliği yapılırsa doğal olarak geçici evlilik geçersiz olacak ve eskiden erkek olan kimse mihrin tümünü eski karısına ödemek zorundadır. Ama kadın cinsiyet değiştirirse itaat etmediği süre miktarındaki mihri geri vermek zorundadır. Ancak kadın, kocasının izniyle cinsiyet değiştirirse sorumlu değildir ve erkek mihrin tümünü ödemelidir.

Ayrıntılı Cevap

Mihr (mehir) hakkındaki incelemeyi iki yönden ele almak gerekir:

1- Cinsiyet değişimi ve onun daimi evliliğin mihrine etkisi.

2- Cinsiyet değişimi ve onun geçici evliliğin mihrine etkisi.

1- Cinsiyet değişimi ve daimi evlilikte kadının mihr meselesi.

Daimi akit okunduğunda ve sonrasında eşlerden biri cinsiyet değiştirirse doğal olarak eski evlilik geçersiz olur. Mihrin ödenmesi konusunda dört ihtimal (görüş) vardır. Bu dört ihtimal kısaca şöyledir:

1.İhtimal: Mihrin hiç bir şekilde ödenememesi.

Birinci ihtimalde, eşlerden birinin cinsiyet değiştirmesiyle evliliğin bozulmasından sonra -ister cinsel ilişki olsun ister olmasın- erkeğin üzerinde asla bir şeyin olmamasıdır. Yine kadın veya erkekten birinin cinsiyet değiştirmeside farketmiyor. Kısacası eski evliliğin geçersiz olmasının yanı sıra erkeğin üzerinde herhangi bir şey yoktur.

Bu ihtimali şöyle açıklamışlardır: Evliliğin hakikatı, kadının mihr karşılığında itaat etmesidir. Cinsiyet değişimi bu anlaşmanın bozulmasına neden olmakta ve her iki karşılık ilk yerine dönmek zorundadır. Dolayısıyla kimsenin üzerine bir şey gelmez. Hatta mihri daha önce ödemiş olsa, mihr veya onun karşılığı geri verilmelidir.[1]

Açıklamaya verilen cevap şudur: Birincisi nikahın hakikatı, kadının mihr karşılığında itaat etmesi değildir. Aksine nikahın dayanağı yalnızca ‘icap ve kabül’dür. Mihr ise erkeğin karısına verdiği bir çeşit hediyedir. İlahi kanun koyucu onu nikah rükünlerine ek olarak farz etmiştir.[2]

İkincisi cinsiyet değişikliğinden dolayı nikahın geçersiz olması bozulma manasına gelmemektedir. Zira nikahın bozulması ihtiyar (muhayyer olma) veya talakta dönme gibi bozulma nedenlerinden olursa kabul edilebilir. Oysa burada böyle bir şey söz konusu değil. Burada nikahın geçersiz olması demek zevceliğin baki kalma imkanının olmamasından dolayıdır.[3]

2. İhtimal: Her halükarda mihrin ödenmesi.

Bazı Şii fakihlerinin görüşü[4] olan ikinci ihtimal, cinsiyet değiştiğinde ve eski evlilik batıl olduğunda -cinsiyet değişimi ister cinsel ilişkiden önce olsun, ister sonra- erkeğin mihrin tümünü ödemeye mecbur olmasıdır. İmam Humeyni bu konuda şöyle buyuruyor: ‘Bir kadın evlendikten sonra cinsiyet değiştirip erkek olursa, evlilik değişme anından itibaren batıldır. Ve erkek, cinsiyet değişiminden önce cinsel ilişkiye girmişse kadının bütün mihrini ödemelidir. Cinsel ilişki olmamışsa mihriyenin aslının düşmesi zor ve mihriyenin ödenmesi en iyisidir. Aynı şekilde bir kadın bir erkekle evlenir ve erkek cinsiyetini değiştirirse, değişim anından itibaren evliliği geçersiz olur. Eğer cinsel ilişki olmuşsa kadının mihrini vermelidir, olmamışsa güçlü görüşe göre ödemelidir.’[5]

İkinci ihtimal hakkında demişlerdir ki, nikah okunduğu için mihrin tümü erkeğin (kocanın) üzerinedir. Eğer talak olursa veya ‘evliliğin mevzusu’ cinsiyet değişiminden dolayı ortadan kalkarsa ‘mihrin tümünün kadının olması’ konusuna etkisi yoktur.[6] Ayrıca evlilik kadının mihre malik olmasını gerektirmektedir. İstishab kaidesine göre de bu mülkiyet, cinsiyet değişiminden dolayı akdin geçersiz olmasından sonrada kalmaktadır.[7]

3. İhtimal: Cinsel ilişki olmuşsa mihrin tümünün, olmamışsa yarısının ödenmesinin farz oluşu.
Eşlerden birinin cinsiyet değişimi cinsel ilişkiden sonra olursa mihrin tümünün ödenmesi eski erkeğin üzerinedir. Ama ilişkiden önce olursa mihrin yarısı erkeğin üzerine olur.[8] İran’ın medeni kanunun 1092. maddesi, meşhurun görüşüne uyarak mihrin tümünün ödenmesini cinsel ilişkiye bağlamıştır.

Bu ihtimalin açıklamasında demek gerekir ki, rivayetlere[9] ve şöhret-i fetvaya[10] göre mihriyenin tümünün ödenmesi cinsel ilişki nedeniyledir. Buna göre eşler cinsel ilişkiden önce talak veya cinsiyet değişimi nedeninden dolayı birbirlerinden ayrılsalar, sadece mihriyenin yarısı farz olur. Cinsiyet değişimi, cinsel ilişkiden sonra olursa mihriyenin tümünü ödemek farz değildir.

4. İhtimal: Kadın kocasından izin almadığında mihrin düşmesi.

Bu ihtimale göre cinsiyet değişimi kadından taraf ve kocasının izni olmadan gerçekleşirse erkeğin üzerinde bir şey yoktur. Ama eğer erkek cinsiyet değiştirirse mihriyeyi karısına vermek zorundadır. Ancak bu değişim ilişkiden önce olursa yalnızca mihrin yarısı üzerine gelir.[11]

Bu ihtimalin açıklamasında denilebilir ki, erkek, yaşayabileceği biriyle eş olmak için evlenmeye ve mihr vermeye hazır olmuştur. Dolayısıyla eşini onun elinden alan ve onu yalnız bırakan kimse bir çeşit ona maddi zarar vermiştir ki, buda zemanete neden olur. Bu yüzden cinsiyetini değiştiren eş mihri ödemekle sorumludur. Daha önce mihri almışsa geri vermelidir, eğer almamışsa almaması gerekir.

Toparlama ve Sonuç

Cinsiyet değişimi ve daimi evlilikte mihr meselesinde toplam dört ihtimal ya da görüş beyan edildi.

Anlaşıldığı kadarıyla birinci görüş, yani ‘mihrin ödenmemesi’ geçersiz bir görüştür. Dördüncü görüş ise

yeterli ispat gücüne sahip değildir. Üçüncü görüş, yani ‘cinsel ilişki olursa mihrin tümü, ama olmazsa yarısının ödenmesi daha yakini ve meşhurun görüşüyle rivayetlere daha uygundur.

2- Cinsiyet değişimi ve onun geçici evlilikteki mihre etkisi.

Geçici nikahla daimi nikahın arasıdaki asıl farklardan birisi mihrin daimi evlilikte asıl rükün olmaması, ama geçici nikahta asıl rükün olmasıdır. Bu yüzden geçici akitte mihr zikredilmezse nikah batıl olur. Kısacası kadınla erkek, geçici evlilik yaparlar ve eşlerden biri cinsiyet değiştirirse mihrin durumu ne olacak? Bu meseleyide iki halette inceleyeceğiz:

1- Erkeğin geçici evlilikte cinsiyet değiştirmesi ve mihriye meselesi.

Örneğin kadınla erkek arasında altı aylığına ve altı adet çeyrek altına geçici evlilik yapılmış olsun. Sonra erkek üç ay geçtikten sonra cinsiyet değiştirsin. Doğal olarak geçici evlilik geçersiz olacaktır. Çünkü erkekle kadının evlenme meselesi kadınla kadının evlenmesine dönüşmüştür. Eski erkek mihriyenin tümünü eski karısına ödemek zorundadır. Çünkü kendisi evliliğin batıl olmasına neden olmuş ve evliliğin mevzusu onun cinsiyet değiştirmesiyle ortadan kalkmıştır. Erkeğin cinsiyet değiştirmesi, onun geçici evlilikten vazgeçmesi veya süreyi bağışlaması gibidir. Erkek geçici evlilikte ne zaman geri kalan süreyi bağışlarsa ve geçici evliliği bitirirse geri kalan günlerin mihriyesini eski karısına ödemelidir.[12]

2- Kadının geçici evlilikte cinsiyet değiştirmesi ve mihr meselesi.

Galiba geçici evlilik, rivayetler gereği[13] muavezelerdendir (karşılıklı verilen şeyler), yani mihriye onda kiradaki ‘karşılık’ yerindedir. Her neyse geçici evlilik -ister tenzili olsun, ister hakiki- kiranın mısdaklarından sayılmakta ve mihr onun mühim rükünlerindendir. Öyleki eğer mihr olmazsa veya geçersiz olursa veyahut başkasının malı olursa geçici evlilikte geçersiz olur. Ama daimi evlilikte mihr belirlenmezse evlilik yinede geçerlidir.

Bu yüzden Şii fakihlerin görüşüne göre eğer geçici evlilikte kadın sürenin bir kısmında anlaşmaya uymazsa ve itaat etmezse o miktarda mihrinden kesilir.[14]

Sonuç şu ki, eğer kadın cinsiyet değiştirirse anlaşmaya uymadığı süre miktarınca mihri geri vermelidir. Ancak kadın, kocasının izniyle bu işi yaparsa sorumlu değildir. Zira bu durumda kocanın kendisi buna izin vermiş ve bu izin kadını süreden muaf tutmak sayılabilir.[15]


[1] -Muhammed Mümin, Kelimat-ı Sedide Fi Mesailin Cedide, s.111; Seyyid Muhsin Harrazi, Tağyir-ul Cins, Mecelle-i Fıkh-i Ehl-ul Beyt (Arapça), sayı:23 (h.ş.1379), s.252.

[2] -a.g.e.

[3] -a.g.e.

[4]-Ğulam Hüseyin Hudadadi, Ahkam-ı Pezeşkan ve Bimaran (Ayetullah Muhammed Fazıl Lenkerani’nin fetvaları), s.352-353; Ayetullah Yusuf Sanii, İstiftaat-ı Pezeşki, c.2, s.92-94.

[5] -İmam Humeyni, Tahrir-ul Vesile, c.2, s.599, Mesele:3.

[6] -Ahmed Mutahhari, Müstened-i Tahrir-ul Vesile (Mesail-u Müstahdese), s.192-193.

[7] -Muhammed Mümin, a.g.e.

[8] -Muhammed İbrahim Cennati, Risale-i Tevzih-ul Mesail (İstiftaat), c.2, s.255; Ayetullah Lütfullah Safi Gulpaygani, Gencine-i Sualat-ı Fıkhi ve Kazai, 5868. Soru; Muhammed Mümin, a.g.e, s.114.

[9] -Şeyh Hürr-ü Amuli, Vesail-uş Şia, c.15, s.65, Mihr bablarından 54. Bab.

[10] -Ayetullah Muhammed Hüseyin Necefi, Cevahir-ul Kelam, c.31, s.80.

[11] -Ayetullah Yusuf Sanii, Mecma-ul Mesail (İstiftaat), c.1, s.465 ve İstiftaat-ı Pezeşki, c.4, s.105-106.

[12] -Muhammed Mehdi Keriminiya, Berresi-i Fıkhi-i ve Hukuki-i Tağyir-i Cinsiyet (Payanname-i Sath-ı 4 Havza, Kum), s.298.

[13] -Cami-ul Ahadis, c.21, s.24.

[14] -Ayetullah Muhammed Hüseyin Necefi, a.g.e, c.30, s.168-170; Seyyid Mustafa Muhakkik Damad, Hukuk-u Hanevade, s.320.

[15] -Seyyid Muhsin Harrazi, Tağyir-ul Cins, Mecelle-i Fıkh-i Ehl-ul Beyt (Arapça), sayı:23, s.255.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

En Çok Okunanlar

  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    293143 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba istimna (mastürbasyon) günah mıdır? Ondan kurtulmanın yolu nedir?
    181696 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2008/06/22
    İstimna (mastürbasyon) diye bilinen kendini tatmin etme büyük günahlardandır ve haramdır[i] ve ağır bir cezası vardır.İstimna ve kendini tatmin etmenin en güzel yolları pratik risalelerde şartları açıklanan evliliktir (daimi ve ya geçici). ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    111202 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Yağmur yağdığında dualar neden daha çok kabul olur?
    105660 Ahlak Felsefesi 2012/03/08
    Duanın zamanı için yapılan tavsiyelerden biri yağmurun yağdığı zamandır. Ayet ve rivayetler bunun genel nedeninin, yağmurun Allah’ın rahmetinin göstergesi olduğunu söylemekteler. Allah’ın rahmeti şu anda açıldığına göre duanın isticabetine daha fazla ümit bağlanılabilir. ...
  • Hz. Âdem (a.s) ve Havva’nı kaç tane çocukları vardı?
    100087 تاريخ کلام 2009/08/23
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Dualar, hangi şart ve durumlarda kesinlikle kabul edilmektedir?
    99229 Pratik Ahlak 2008/02/17
    Arapça bir kavram olan dua; seslenmek, çağırmak, birisine istekleri söylemek, onunla irtibat kurmak anlamına gelir. Terimsel olarak da; kulun Rabbine karşı elini ve tabii gönlünü açıp tazarru ve niyazda bulunması şeklinde tarif edilebilir. Öyleyse dua; küçük olanın büyük olana, hiçbir şeyi olmayanın sonsuz zenginlik sahibine, güçsüzün güçlüye, acizin kudret sahibine; ...
  • Bedeninin bir kısmı (el, ayak veya baş vb.) yaralı ve bandajlı olan ve de suyun kendisine zararlı olduğu bir kimse, nasıl abdest, gusül ve teyemmüm alabilir?
    85536 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/19
    Yara ve kırığı bağladığınız (bandaj) ve yara ve benzeri şeylerin üzerine sürdüğünüz şey cebire olarak adlandırılır. Bununla alınan abdest ve gusle cebire abdest ve guslü denir. Taklit mercileri cebire abdesti hakkında şöyle demektedir: Eğer yara veya çıban veyahut kırık eldeyse, onun üzeri açıksa ve üzerine su dökmek zararlıysa, onun ...
  • Sadakayı kime ve nasıl vermemiz gerekiyor? Sadakanın en az limiti ne kadardır?
    81146 Pratik Ahlak 2011/08/21
    İslam’da sadaka vermek müstehap bir ameldir. Sadaka Allah rızası için, fakire minnet etmeden, riyadan uzak bir şekilde ve haram yolda harcanmaması şartıyla verilir. İnsanın yakınları önceliklidir. Gizli bir şekilde yapılması ise daha faziletlidir.Sadaka temiz ve helal olan mallardan olmalıdır. Miktar olarak da ifrat ...
  • Fatime isminin anlamı nedir? Niçin Peygamber (s.a.a) tek kızı için bu ismi seçmiştir?
    80004 Masumların Siresi 2011/08/14
     İlk önce şu noktaya dikkat etmek gerekir ki bütün isimlerin özel bir anlam taşıması ve o ismi taşıyan kişinin kişiliğini göstermesi gerekmez, sadece ismin şirki andıran ve değerlere tersi düşen bir anlam taşımaması yeterlidir.Ancak gayp aleminden gelen Hz. Fatime (a.s) gibi Allah'ın velilerinin ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    73388 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...