Ziyaret
430
Güncellenme Tarihi: 2012/11/11
Soru Özeti
Eş seçiminde en doğru yol nedir?
Soru
Bir süredir bir kıza aşık olmuş bulunmaktayım. Yapı olarak kolay beğenen bir insan değilim. Ancak onu ilk gördüğüm an kanım kaynadı. İki üç defa onu görmeye gittim ama henüz aklımda. Kendisi benim onu tanıdığımı ve sevdiğimi bilmiyor belkide benden hoşlanmaz. Ne yapacağımı ve onunla nasıl konuşacağımı bilemiyorum ama aklımdan çıkmıyor. Adresinide bilmiyorum belkide mali durumu benden iyidir. Bu kız gördüğüm zaman hayatımı değiştiren tek insan lütfen yardımcı olun.
Kısa Cevap
Şefkatli yaratıcı kadını erkek için, erkeğide kadın için yaratmıştır. Bu ikisi arasında vaki olan ilişkiyide evlilik dairesi içerisinde görmektedir. Bu evlilik tarafların birbirini tanıması ve İslami ölçüler, şartlar dairesinde gerçekleşmelidir. İslami öğretilerde eş seçimi için birçok ölçü ve kriter açıklanmıştır. Bu ölçü ve şartlara riayet etmek aile ve toplum sağlığını güvence altına almaktadır. Bu ölçü ve şartlardan bazıları: İman, ahlak, soylu bir aile, akıl ve ruh sağlığı, güzellik, neşe, yaş ve eğitim denkliği, iffet, kötü alışkanlıklar taşımamak ve ...
Ayrıntılı Cevap
Şefkatli yaratıcı kadını erkek için, erkeğide kadın için yaratmış ve şöyle buyurmuştur: "  Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır."[1]  Bu birliktelik, beraberlik ve ortak yaşam yalnızca şerri ölçüler çerçevesinde olmalıdır. Kutsal İslam dininde evlilik bir ibadet, insanın dininin koruyucusu, kötülüklerden beri olmak ve temiz yaşamak için bir veslile olarak tanıtılmıştır.
Buna rağmen islam dini her türlü evliliği doğru bulmamaktadır. İslam dini sağlıklı bir toplumun ancak sağlıklı ailelere sahip olacağı zaman mümkün olduğunu bildirmektedir. Sağlıklı aile ise tarafların birbirni iyi tanıması ve İslam dininin belirlediği ölçü ve şartları taşımasına bağlıdır.
Açıkca söylemek gerekir; eşlerin hayatında ortaya çıkan sorunların çoğu kadın ve erkeğin eş seçiminde münasip eşi seçmemelerinden kaynaklanır.   Malesef aradan yıllar geçtikten sonra birbirlerine münasip eşler olmadıklarını anlamaktadırlar.
Araştırmalar boşanmalarda etken olan asli unsurların şunlar olduğunu ortaya çıkarmıştır: bağımlılık, yakınların olaylara müdahele etmesi, uyuşmazlık, ekonomik sebepler, kültürel yoksunluk, geleneksel eş seçimi. Malesef seçimlerde sanş ve tesadüf etken olması daha sonra ayrılıklara yol açmaktadır.
Eş seçimi başarılı bir hayatın alt yapısını oluştıran mihenk taşıdır. Malesef ortak hayatta yaşanan başarısızlıklar bu alt yapının doğru temellendirilemesinden kaynaklanmaktadır. Tatlı bir hayatın bir süre sonra yerini acılara ve soğuk rüzgarlara bırakması tarafların her birinin zihninde şu yıkıcı neticeyi doğurur: "Aslında biz en başından birbirimize münasip değildik". Yani eş seçimi aşamasında hata yaptıkları sonucuna varırlar.
Psikologlar ve Aile uzmanları evlilik öncesinde taraflar birbiri hakkında ne kadar doğru ve dakik bilgiler elde edebilirlerse bu evliliğin başarılı olacağı veya başarısız olacağı hakkında daha doğru tahminde bulunabileceğine inanmaktadırlar. Öyleyse bu konu hafife alınamayacak kadar önemli bir konudur. Eş seçimi için vakit ayırmalı ve gerekli incelemeleri dikkatlice yerine getirmeliyiz. Bu bağlamda genç nesli yetiştirmeyi kendilerine görev bilen (inançlı) Psikologlar, Aile uzmanları ve hayrı öğütleyen büyükler kız ve erkeğin ruhsuz ve soğuk bir hayata sahip olup çaresizce ayrılmaya karar vermemeleri için içtenlikle sorunların köküne inerek tarafları uyarmaktadırlar. Bu yolla yanlışları ve hataları en aza indirmeye çalışmaktadırlar. Sorunların önüne geçecek en önemli etkenlerden birisi “münasip eş seçimidir.” Her şeyden önce hayatımızı paylaşmayı düşündüğümüz müstakbel eşimizi iyice tanımamız gerekmektedir. Eğer eş seçimi doğru ve akıllıca gerçekleşecek olursa ister istemez ortak yaşamda meydana gelecek sorunlar dirayet ve bağışlamayla çözülecektir.
Her şeyden önce eş seçmi elbise, hizmetci ve işci seçimi değildir. Zira fert eş seçimiyle kendisine aile hayatını paylaşacağı ve birlikte yaşayacağı bir ortak seçmektedir. Bu hayat arkadaşı ömrümüzün sonuna kadar bizimle ve sır ortağımız olacaktır. Bu birliktelikten kıvanç duymalıdır. Müstakbel eşimiz bizim hayatımızı, malımızı ve her şeyden önce ise sırlarımızı paylaşacağımız insan olacaktır. Sağduyu insanın müstakbel eşi hakkında araştırma yapmasının gerekliliğine ve her türlü oldu bittiye, toleransa yer olmadığına hükmetmektedir. Müstakbel eşinin rusal ve ahlaki özelliklerini tanımalı ve nasıl bir insanı eş seçtiğini bilmelidir. Buna göre eş seçimde araştırma ve tanıma aşaması insan hayatında oldukca önemli bir yere sahiptir. Yaşanan tecrübeler aile arasında yaşanan anlaşmazlıkların, yuvanın yıkılmasının ve boşanmaların kaynağı eş seçiminde aceleci olunması olduğunu göstermektedir.[2]
İşte bu yüzden Masum imamlar (a.s) bu önemli ve belirleyici karar hakkında desturlar vermişlerdir. Eş seçiminde her şeyden önce abdest almalı ve iki rekat namaz kıldıktan sonra Allah Teala’dan ahlaklı, iffetli, insanın izzetini, malını koruyacak, güzel ve hayırlı evlatlar veren layık bir eş nasip etmesini isteyin. Daha sonra eş seçimi için harekete geçin.[3]
Masum İmamların bu desturu sadece fikir ve inceleme ile insanın bu önemli işi yerine getiremeyeceğini insanın hayra ulaşması için Allah Teala’ya sığınması ve ondan yardım dilenmesi gerektiğini göstermektedir.
İslam şeriatı eş seçimi için kriterler ve ölçüler belirlemiştir. Kadın ve erkek eş seçiminde bu kriterlere riayet etmelidir. Böylece eşler ortak yaşamalarında mutlu, sağlıklı, mesut ve istekli olsunlar. Aşağıda bu kriterlere kısaca değinmeye çalışacağız inşallah:
  1. Gerçek iman sahibi olmak. Zira böylesi bir fert AllahTeala ile kurduğu gönül bağı sayesinde güvenilir birisidir.
  2. İyi ahlak üzere olmak. Yani insanın beğenilen özelliklere, alışkanlıklara, huylara ve sıfatlara sahip olması; faziletli, kemal üzere, amel ehli, doğru davranışlı olması demektir. Diğer taraftan kötü sıfatlardan ve ahlaki hastalıklardan uzak olmasıdır. Zira insanın inatcı nefsini, fırtınalar koparan isyankar içgüdülerini dizginleyebilecek tek güç ahlaktır. Bilimin ve sanayiyinin halkın huzuru ve barış içinde yaşamasın için kullanılmasını sağlayacak tek güçte ahlaktır. Bu gerçek ahlak insanın Allah Teala’ya duyduğu hakiki imandan kaynaklanır. İyi ahlak yaşantıda neşeye ve tarafların ve diğer aile fertlerinin genç kalmasına yol açar. Rivayetlerde kötü ahlaklı eşin insanı çabuk yaşlanmaya mubtela ettiği açıklanmaktadır.
  3. Soylu aileden olmak; kasıt insanın eşinin iffetli ve liyakatli bir anne ve babanın eteğinde doğmuş, büyümüş ve yetişmiş olmasıdır. İslam Peygamberi (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Çöplükte biten ottan sakının.” [4] ( Yani: kötü ailede yetişmiş güzel kadından uzak durun.)
  4. Akıl ve ruh sağlığına sahip olmak. Aklı başında olmak layık bir eş için önemli etmendir. Zira insanın yaşantısını düzene koyması, hayatında karşılaşacağı sorunları çözmesi, doğruluk ve saadet yolunu kat etmesi oldukca büyük bir iştir. Bu işi başarmak akıl ve fikir sağlığına bağlıdır.
  5. Güzel ve şen olmak. Bu sıfatlara sahip olan eş genellikle eşini sapmaktan, gözü dışarıda olmaktan alı koyar. Genellikle bu durum huyu suyu güzel olmakla birliktedir. Doğru olan kız isteme merasiminde büyüklerinde razı gelmesiyle  şerri ölçüler dairesinde bir birlerini görmeleri ve gerçekleri birbirlerine anlatmalarıdır. Yada erkeğin annesi, kız kardeşi veya itimat ettiği yakınlarından birisi kız ile görüşmeli iyice tanımalı ve özelliklerini erkeğe anlatmalıdır.
  6. Yaş ve eğitim denkliği. Eş seçiminde yaş uyumu ve denklikte gerekmektedir. Kız ve erkeklerde cinsel olgunluk yaşının farklı olması doğal bir durumdur. Erkek çocuğu dört yıl daha geç cinsel olgunluğa erişmektedir. İşte bu yüzden evlilikte aralarındaki yaş farkı en azından dört yıl olmalı yani erkek daha büyük olmalıdır. Bunun böyle olması daha evladır ancak lüzumen ilzami değildir.
  7. İffetli olmak ve kötü alışkanlıklar taşımamak. Davranışlarda ve söylemde iffetli olmak aileyi kötülüklerden koruyarak sağ salim tutar. Eğer toplumda haya ve iffete tam olarak riayet edilirse, cinsel istekler karı koca arasında yuvada murada erdirilirse gençler evliliğe yüz çevirir ve kurulan yuvalar daha fazla istikrar kazanır. Eğer aksi yaşanır hayasızlik ve iffetsizlik toplumda yaygınlaşır cinsel arzular yuva dışında doyurulmaya başlarsa gençler evliliğin sorumluluklarını kabullenmezler. Dah kötü olan ise kurulan yuvalar sarsılmaya yüz tutar.
Dini öğretilerden ve rivayetlerden başka  ölçü ve kriterlerde anlaşılmaktadır. Burada onları sıralamakla yetineceğiz: bakire olması, zira nesil yetiştirmede ve doğurganlıkta etmendir.  Temiz, namuslu olması, dürüst olması, zikredilen kriterleri taşıması durumunda güzel, hesap kitabını bilen, eşinin malını, şerefini koruyabilen olması gibi. Bunun yanında eşine sevgi besleyen, olan biteni kabullene bilen, eşine yar ve yaver olan biri olmasıda zikredilmiştir. Elbette bunlar eş seçiminde ikinci sırada gelen etmenlerdir. Bunlara sahip olunması hayatı oldukca tatlı ve kıvanç dolu kılar.
Bu söylenilenler çercevesinde böylesi öneme sahip olan bir konuda sokak arkadaşlığı ve tek taraflı bir ilgi ve alakaya dayanmasıyla yetinilirse çok büyük bir pişmanlığa sebebiyet verebilir.
 
 
 
 

[1] Rum/21, “مِنْ آياتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ أَنْفُسِكُمْ أَزْواجاً لِتَسْكُنُوا إِلَيْها وَ جَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَ رَحْمَةً إِنَّ في‏ ذلِكَ لَآياتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
[2] Askeri İslampour, Kerimi, Miyarhayı gozineş hemser der amuzehayı İslami, Pasdar İslam dergisi,mehr 1386, sayı 310, 19.s.
[3] Muheddis Nuri, Mustedrek’ul-Mesail, 14.c, 217.s, Muesse’tul-Al’ul-beyt aleyhim’us-selam, Kum, 1408.k.
[4] Siget’ul-İslam Kuleyni, El’kafi, 5.c, 333.s, dar’ul-kutup’ul-İslamiye, Tehran, 1365 Şemsi.
Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Allah’ın bir olduğunun akli delili nedir?
    13897 Eski Kelam İlmi 2011/04/28
    İbrahimi dinlerin en önemli ilkesi olan tevhid, Allah Teala’yı bir bilmek, Onun bir olduğunu kabul etmektir. Tevhidin zıddı Allah’a şirk koşmaktır. Allah’ın her türlü şerik, eş ve benzerinin olmaması, her türlü harici akli ve vehmi terkipten uzak olması ve terkipsizliğinin ispatı Onun birliğinin ve tevhidinin ispatı dairesine girer.
  • Allah’ın varlığını inkâr eden filozoflar kimlerdir ve görüşleri nedir?
    8278 Eski Kelam İlmi 2013/06/09
    Bu soru genel bir sorudur. Ama buna rağmen konuyla ilgili birkaç noktayı hatırlatırız: Bu bağlamda zikredilen her tarihi nakle itimat edilemez. Zira filozofların birçoğu, içinde bulundukları dönemin has şartlarını dikkate alarak konuşmalarını kinaye ve şifre şeklinde yapmak zorunda kalmışlardır. Bu nedenle onların şifre şeklinde ...
  • Neden Ali (a.s), Hazreti Fatıma’ya yapılan ihanet karşısında sessiz kaldı?
    9267 Fıkıh Tarihi 2011/09/10
    Hz. Fatıma’nın (s.a) zulme ve ihanete uğraması ile Hz. Ali’nin (a.s) yiğitliği ve cesareti arasında hiçbir çelişki yoktur. Çünkü Hz. Ali (a.s) bu durumda ya elini kılıcına götürecek, kendisi ve Ehlibeyt’in haklarının çiğnenmesinin karşısında duracaktı ya da susacak ve gücü miktarınca da İslam’ın başka yönlerden güçlenmesini sağlayacaktı. Bu ...
  • Kur’an’da ‘Leyl’ (gece) kelimesi neden hep ‘Nehar’ (gündüz) kelimesinden önce gelmiştir?
    6395 Tefsir 2012/04/04
    Kur’an’da ‘gece’ kelimesinin ‘gündüz’ kelimesinden önce gelmesi konusunda müfessirlerin öne sürdüğü görüşlerin önemlileri şunlardır: 1- Bazılarına göre gecenin gündüzden önce gelmesinin nedeni Hak Teala’nın geceyi gündüzden önce yaratmasından dolayıdır.[1] 2- Bazılarına göre ‘gece’ kelimesinden sonra ve ‘gündüz’ kelimesinden önce gelen ...
  • Kıyamet günü sorgu-sual herkes için midir? O günde Peygamberlerden sorgu-sual etmek ne manaya gelmektedir?
    10904 Eski Kelam İlmi 2010/03/09
    Dini kaynaklarda kıyamet günü hakkında gelen meselelerden biri o günde yapılacak sorgu-sualdir. Ayet ve hadislerden anlaşılan şey bu sorgu-sualin umumi olduğu, hatta peygamberlerin bile bundan istisna olmadığıdır. Şüphesiz ki bu sorgular gerçekeleri ortaya çıkarmak için değildir. Zira hiç bir şey ...
  • Allah bir işi yapamayacak kadar güçsüz müdür ve bir başkasının O’nun işini yapması gerekir mi?
    3742 Eski Kelam İlmi 2012/06/23
    Bu soruda dile getirilen iddia ve varsayım şudur: Her nerede Allah’ın zatı bir işi yapmaya güç yetirebiliyorsa O’nun kendisi bu işi yapar ve eğer buna güç yetiremezse sebeplerden istifade eder. Allah’ın her işe güç yetirebildiğini bildiğimizden dolayı O’nun fillinin nedenler kanalıyla gerçekleşmesi muhaldir ve her kim bir ...
  • Alkol kullanmaktan nasıl uzak kalınabilir ve bundan tövbe etmenin yolu nedir?
    15535 Teorik Ahlak 2011/10/23
    Her günahtan tövbe etmenin dayanağı, şahsın gerçekten kabul ettiği inanç ve değerlerdir. Eğer insan Allah’a ve diriliş gününe iman ederse, diğer bir dünyada amellerinin neticesini göreceğini bilirse ve kendisini gafletten kurtarmak gerektiğine kanaat getirirse, rahatlıkla günahlardan el çekebilir. Eğer insan haram işlerin kendisini nasıl bir bedbahtlığa ve ...
  • peygamber efendimiz (s.a.a) kurandan daha faziletli midir?
    4578 Eski Kelam İlmi 2011/02/08
    kurandan maksat kuranın sayfaları ve kuranın yazısı ise yakinen (bilinmelidir ki), kuran peygamberden (s.a.a.) üstün olamaz. Bilakis hem peygamberin (s.a.a.) maddi boyutu ve cismi hem peygamberin manevi boyutu ve şahsiyeti kurdan üstündür. Dolayısıyla tehlikeli durumlarda peygamber kurana feda edilmemelidir. Ama kurandan maksat kuranın muhtevası, kuranın ...
  • Şeytanın hedef ve programları nelerdir?
    5393 Eski Kelam İlmi 2008/05/04
    1) İnsanları sapıklığa düşürmek.2) İnsanları, hurafe ve bid’at olan amellere çağırmak.3) İnsanları, Allah’ın yaratış hedefinde değişiklik yapmaya çağırmak. Bunlar, Kuran’da geçtiği üzere Şeytanın hedef ve programlarındandır. ...
  • İslam, cinsel ilişki için yer ve zamanı belirlemiş midir?
    59515 Pratik Ahlak 2011/11/21
    İslam, insan yaşamının bütün yönlerine bu cümleden cinsel ilişki konusunda adaplar koymuştur. Bu adapların bireyin ve toplumun sağlığında, kadın ve erkeğin ruh ve bedeninde, çocuk sahibi olmada ve çocuğun yaşamasında, sevginin artmasında vs. şeylerde etkileri vardır. Rivayetlerde ilişkinin mutlaka yatakta olması konusunda herhangi bir şey gelmemişse de ...

En Çok Okunanlar

  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    294373 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba istimna (mastürbasyon) günah mıdır? Ondan kurtulmanın yolu nedir?
    186032 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2008/06/22
    İstimna (mastürbasyon) diye bilinen kendini tatmin etme büyük günahlardandır ve haramdır[i] ve ağır bir cezası vardır.İstimna ve kendini tatmin etmenin en güzel yolları pratik risalelerde şartları açıklanan evliliktir (daimi ve ya geçici). ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    112717 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Yağmur yağdığında dualar neden daha çok kabul olur?
    108077 Ahlak Felsefesi 2012/03/08
    Duanın zamanı için yapılan tavsiyelerden biri yağmurun yağdığı zamandır. Ayet ve rivayetler bunun genel nedeninin, yağmurun Allah’ın rahmetinin göstergesi olduğunu söylemekteler. Allah’ın rahmeti şu anda açıldığına göre duanın isticabetine daha fazla ümit bağlanılabilir. ...
  • Hz. Âdem (a.s) ve Havva’nı kaç tane çocukları vardı?
    102189 تاريخ کلام 2009/08/23
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Dualar, hangi şart ve durumlarda kesinlikle kabul edilmektedir?
    99492 Pratik Ahlak 2008/02/17
    Arapça bir kavram olan dua; seslenmek, çağırmak, birisine istekleri söylemek, onunla irtibat kurmak anlamına gelir. Terimsel olarak da; kulun Rabbine karşı elini ve tabii gönlünü açıp tazarru ve niyazda bulunması şeklinde tarif edilebilir. Öyleyse dua; küçük olanın büyük olana, hiçbir şeyi olmayanın sonsuz zenginlik sahibine, güçsüzün güçlüye, acizin kudret sahibine; ...
  • Bedeninin bir kısmı (el, ayak veya baş vb.) yaralı ve bandajlı olan ve de suyun kendisine zararlı olduğu bir kimse, nasıl abdest, gusül ve teyemmüm alabilir?
    88982 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/19
    Yara ve kırığı bağladığınız (bandaj) ve yara ve benzeri şeylerin üzerine sürdüğünüz şey cebire olarak adlandırılır. Bununla alınan abdest ve gusle cebire abdest ve guslü denir. Taklit mercileri cebire abdesti hakkında şöyle demektedir: Eğer yara veya çıban veyahut kırık eldeyse, onun üzeri açıksa ve üzerine su dökmek zararlıysa, onun ...
  • Sadakayı kime ve nasıl vermemiz gerekiyor? Sadakanın en az limiti ne kadardır?
    82478 Pratik Ahlak 2011/08/21
    İslam’da sadaka vermek müstehap bir ameldir. Sadaka Allah rızası için, fakire minnet etmeden, riyadan uzak bir şekilde ve haram yolda harcanmaması şartıyla verilir. İnsanın yakınları önceliklidir. Gizli bir şekilde yapılması ise daha faziletlidir.Sadaka temiz ve helal olan mallardan olmalıdır. Miktar olarak da ifrat ...
  • Fatime isminin anlamı nedir? Niçin Peygamber (s.a.a) tek kızı için bu ismi seçmiştir?
    82098 Masumların Siresi 2011/08/14
     İlk önce şu noktaya dikkat etmek gerekir ki bütün isimlerin özel bir anlam taşıması ve o ismi taşıyan kişinin kişiliğini göstermesi gerekmez, sadece ismin şirki andıran ve değerlere tersi düşen bir anlam taşımaması yeterlidir.Ancak gayp aleminden gelen Hz. Fatime (a.s) gibi Allah'ın velilerinin ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    73681 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...