Ziyaret
6515
Güncellenme Tarihi: 2010/03/13
Soru Özeti
Ayetleri birbirini nefyeden ve düzelten Kur’an nasıl insana daima yol gösterebilir?
Soru
23 yılda nazil olan ve ayetleri kendini bir çok kere nefyeden ve düzelten Kur’an insanlara sonsuza dek nasıl yol gösterebilir?
Kısa Cevap

Kur’an kendi tanıklığıyla evrensel bir kitaptır: ‘Bu ancak alemlere bir öğüttür.’ Belli bir zaman, mekan ve millete ait değildir: Korkutucudur insanları.’

Allah’ın nazil ettiği ayetler, bütün zamanlarda insanların hidayet ihtiyacını karşılayacak şekilde olup onların hidayeti için parlayan bir meşaledir. Beşeriyet daima onun saf ve berrak maarifinden faydalanmaktadır.

İslam Peygamberi (s.a.a) son peygamber, İslam dini, son ilahi ve kamil din olduğu için Peygamberimizden sonra başka bir peygamber gönderilmedi ve İslam hatem dindir. Hatemiyet Kur’an-ı Kerim’in kapsamlı ve ebedi oluşunun delilidir.

Kur’an’ın tarihi, bu kitabın her asır ve zamanda aydın görüşlü insanların önüne yeni ilim ve marifet kaynakları açtığını ve bu ilahi kitabın insanın sabit ve değişken soru ve ihtiyaçlarını karşıladığını göstermektedir. Ancak bu iş, hidayetin bütün yollarını ve temellerini bilen ve bu temellerden çıkarılan detayları beyan eden dinde derinleşen kimseler vasıtasıyla ve içtihat metoduyla gerçekleşmiştir.

Kur’an ayetlerini nefyetti ve düzeltti, sözünüze gelince, bu doğru değildir; zira biz inanıyoruz ki, Kur’an’ın ayetlerinden hiç biri bir diğerini nefyetetmemiş ve Kur’an’da asla çelişki ve batıla mahal yoktur. Bu sözden maksadınız, Kur’an’da nasihlerin varlığı ise, unutmamak gerekir ki, bazı hükümlerin sonradan kaldırılması nefy ve düzeltme manasına gelmez; zira nasih demek bir hükmün daha baştan geçici olduğu ve süresi sona erdiği için yerine başka hükmün geleceği demektir. Yoksa daha baştan hükmün ebedi olduğu sonradan düzeltildiği anlamına gelmez. Öyleyse basit ve yüzeysel algılama sonucu ilk bakışta bazı ayetlerde çelişki görülse de ama gerçek ve etraflı bir inceleme ve dikkat sonucu Kur’an’da hiçbir çelişkinin olmadığı ortaya çıkar. Müfessirler ilk bakışta çelişki zannedilen böyle şeyleri incelemiş ve hiçbir çelişkinin olmadığını beyan etmişlerdir. Çünkü Kur’an’ın ayetleri birbirlerini tastik etmektedir.

Ayrıntılı Cevap

Kur’an, kendisinin de tanıklık ettiği gibi evrensel, ebedi, insanın her yerde, her  zamanda ihtiyaçlarını karşılayan, hiçbir ırk, örf ve kültüre özgü olmayan bir kitaptır: Bu ancak alemlere bir öğüttür.’[1] ‘Korkutucudur insanları.’[2]

Allah-u Teala, Kur’an’ın muhteva ve maarifini öyle düzenlemiştir ki, yer ve zaman gözetilmeksizin insanlar onun berrak maarifinden sürekli faydalanabilirler. Kur’an’ın tarihi, onun bereketiyle her asır ve zamanda aydın görüşlü insanların önüne yeni maariflerin açıldığını, maarifinin tüm zamanlarda ki insanların soru ve ihtiyaçlarına cevap verdiğini ve ilahi maarife susayanları doyurduğunu göstermektedir.

Aşağıda Kur’an-ı Kerim’in kapsamlı, ebedi ve evrenselliğini ortaya koyan delillerde bazılarını getiriyoruz[3]:

1- Kur’an bu şöyle buyuruyor:

‘Biz, kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.’ [4]

Bugün dininizi ikmal ettim, size verdiğim nimetimi tamamladım.’ [5]

Bu ve benzeri ayetler, İslam dininin kamil olduğunu, söylenmesi gereken her şeyin söylendiğini, beşerin hidayeti için gönderilmesi gereken hüküm ve kanunların gönderildiğini gösterir.

2- İmam Sadık (a.s)’dan Kur’an maarifinin yeniliği ve canlılığı hakkında sorulduğunda şöyle buyurdu: ‘Kur’an’ın yeniliğinin nedeni Allah-u Teala’nın onu belli bir zaman ve belli bir millete göndermemesinden kaynaklanmaktadır. (O) Her zaman ve herkes içindir. Her zamanda yenidir ve kıyamete kadar bütün insanlar için caziptit.’[6]

3- Hatemiyet Kur’an’ın kapsamlı ve ebedi oluşunun delilidir; zira resullerin gönderilmesinin felsefesi Allah-u Teala’nın vahiy yoluyla insanları hidayet etmesi, saadet, ve maneviyat yoluna girmeleri için ahkam ve kanunlarına yönlendirmesi, akaidi beyan etmesidir. İnsan yaşamı bir taraftan daima değişiklik, ve tekamül halindedir, diğer taraftan da bütün ihtiyaçlarını karşılayacak bir dine muhtaçtır. Öyleyse İslam Peygamberinde ve yeni dinde öyle bir özellik olmalı ki, nübüvvetin, şeriatın ve kitabın yenilenmesine gerek kalmasın.

Başka bir deyişle, onun kalıcı olması ve beşerin ona hep ihtiyaç duyması, onun asla eskimemesi ve hep yeni kalmasını gerektirmektedir. Kur’an’ın hiç eskimemesinin sırrı Kur’an’daki yasamaların, fıtrata uygun oluşudur. Fıtratta ise değişiklik olmaz.

Ayrıca Kur’an yalnızca ahkâm, akaid, milletlerin halini anlatan, başarı ve yenilgilerin nedenleri, ümmetlerin tarihi, ebedi dünyanın nasıl olduğu ve nefis tezkiyesini anlatan bir kitap değildir, bunların yanı sıra bizleri, insanlara yardımcı olacak rehberlere de yönlendirmiştir. Onlar dinin koruyucuları, müteşabihleri muhkemlerle açıklayabilen ilimde derinleşenler ve her dönemde değişken ve yeni hükümlerin çıkarılabilmesi için içtihat metodunun temellerini atanlardır. Kur’an hatemiyet döneminde ümmetin hidayetini üzerlerine almaları, zaman ve şartlara uygun detaylı açıklamaları yapmaları için genel bir yol haritası çizecek ilimde derinleşen kimseleri öngörmüştür. İçtihatın böyle bir rolü vardır.[7] Dolayısıyla ahkamın mevzularının ve şartların değişkenlikleri göz önüne alındığında bu âlimlerin görevi, geneli tatbik etmek, ahkamın tefsiri ve vahyin tükenmez kaynağından faydalanmaktır. Asr-ı saadette söz konusu olmayan bir mesele günümüzde olabilir ve zaruri sayılır. Yeni ihtiyaçlar, âlim ve müçtehitler tarafından genelin ayrıntıya uygulanması ve işletilmesi yöntemiyle bu tür meselelere cevap verilir. Genellik gerçekte bu manaya gelmektedir. Kur’an eğer her şeyin ayrıntısını getirmiş ve her şeyi beyan etmiş[8] diye buyuruyorsa bu anlamda söylenmiştir.

Bu kısmen uzun girişten sonra geçelim asıl konuya.

Biz inanıyoruz ki, Kur’an dışı güzel (fesih ve beliğ), manevi yönden ise birlik ve uyumu içindedir. Öyle ki, ayet ve ahkâmının arasında hiçbir ihtilaf ve uyumsuzluk bulunamaz. Kur’an’ın hiçbir ayeti diğerini reddetmez, aksine birbirlerini tastik eder, çelişki ve batıl ona yol bulmaz[9]: ‘Kur'an'ı gereğince düşünmüyorlar mı?! Eğer Allah’tan başkası tarafından gönderilseydi, onda birçok çelişki bulurlardı.’[10]

Ama Kur’an ayetlerinin nefy ve düzeltilmesinden kastınız nesh ise, nesh lügatte zail etmek ve ortadan kaldırmak manasına gelmektedir; yani bir şeyi iptal edip yerine başka şeyi getirmek demektir.[11] Istılahta ise İslam şeriatında sabit olan bir şeyi süresi dolduğu için kaldırmak demektir.[12]

Kur’an’da üç çeşit nasih vardır:

1- Hükmün ve tilavetin neshi; yani Allah’ın hükümlerinden birini içeren Kur’an ayetlerinden bir ayet sonra neshedilmiştir. Bu tür nesh, Kur’an’ın tahrif olmadığı ilkesiyle uyuşmadığı için reddilmiştir ve böyle bir şey imkansızdır.

2- Hükmün dışında olan tilavetin neshi; yani ayetin kendisi kaldırılıp hükmün devam etmesi. Böyle bir nesh de Kur’an’da yoktur.

3- Hükmün tilavet olmadan neshi; böyle bir nesh hem mümkündür, hem de Kur’an’da vardır. Müfessirler bu konuda görüş birliğindedirler.

Bu tür nesh de ne kelami çelişki vardır, ne de görüş ihtilafı ve yenilenmesi. Bu ancak mısdaktan kaynaklanan hükmi ihtilaftır. Yani bir mısdak, belli şartlarda maslahata sahip olabileceğinden ona özel bir hüküm taalluk edebilir. İşte bu yüzden şartlar değiştiğinde söz konusu maslahat ortadan kalkınca hükümde değişir. Yani daha başlangıçta bu maslahat sınırlı ve geçici idi ve hüküm de geçici olarak konmuştu.  Neml/101 ve Bakara/106 ve 107. ayetler bu manayı beyan etmekteler.[13]  

Neshin felsefesini ne olduğu konusuna gelince diyoruz ki, Kur’an’ın nazil olmasının hedefi insan toplumunu yetiştirmektir. İnsanlık hastadır, onu iyileştirecek bir reçeteye ihtiyaç vardır. Ama hastanın iyileşmesi için bazen ilacın değiştirilmesi gerekiyor. Kur’an, cehalet, gaflet, kibir vb. gibi hastalıklara yakalanan, manevi ve yüce insani sıfatlardan haberi olmayan insanların kurtuluş reçetesidir. Bu hastalıklardan kurtulmak ve insanların eğitilmesi için adım adım ahlaki rezaletlerden temizlenip ahlaki faziletlerin onların yerini almayı gerektiren mükemmel programlara ihtiyaç vardır. Nesh gerçekte, kötü ve alt mertebeden üst merhalelilere geçerken kaçınılmaz bir olaydır. Çünkü bir çok yerde geçişler birdenbire mümkün değildir. Bu yüzden merhale merhale gerçekleşmesi gerekir. Dolayısıyla neshedilmiş ayetler geçiş dönemlerinde geçici tedaviler hükmündedir.[14]  

Nesheden ve neshedilmiş ilk bakışta çelişkili gibi görülebilirler, ama gerçekte ortada çelişki diye bir şey yoktur; zira her birinin kendine özgü maslahatı vardır. Ancak neshedende olan maslahat, neshedilmişte olandan sonradır.

Muhkem ve müteşabih ayetlerde aynı şekildedir. Kur’an’ın kendisi de buna değiniyor. Müteşabih ayetlerin Kur’an’da olmasının nedeni insan idrakinin yetersizliği, manaların yüce ufku, metafizik dünyanın yüce gerçeklerini ifade etmekte yalnızca günlük ihtiyaçları gidermesi için var olan kelime ve ibarelerin yetersizliği ve  bundan dolayı o manaları çekecek ve yüklenecek gücünün olmaması olabilir.[15]

Peygamberler; alim, cahil, akıllı, aklı kıt olan herkes için gönderilmişlerdir. Birçok yüce ve büyük manalar herkesin anlayabileceği şekilde değildir, yalnızca seçkin insanlar anlayabilirler. Müteşabihlerin ilmi ise ilimde derinleşenlerin yanındadır.[16]

Zahiri ihtilafların nedeni budur. Bu da onun insanlığı kıyamete kadar hidayet etmesine ters düşecek, birbirini nefyeden ve düzelten çelişkiler olduğu manasına gelmez.    



[1] - En’am/90

[2] - Müddessir/36

[3] - Daha fazla bilgi için bkz: Kur’an’da Kuru ve Yaş, 135.soru, (Site: 1101)

[4] - En’am/38

[5] - Maide/3

[6] - Bihar-ul Envar, c.89, s.15; Nur-us Sakaleyn, c.3, s.740

[7] - Seyyid Muhammed Ali İyazi, Camiiyyet-i Kur’an, s.51; Kapsamlılık ve hatemiyet hakkında daha fazla bilgi için Murtaza Mutahhari’nin ‘Hatemiyet’, Cafer Subhani’nin ‘Hatemiyet Ez Nazar-ı Kur’an ve Hadis’ ve Muhammed Taki Misbah’ın ‘Rahnema Şinasi’ adlı kitaplarına başvurulabilir.

[8] - Nahl/89

[9] - ‘Şüphe yok ki bu Kur'an, üstün bir kitaptır ki önünden de, ardından da ona batıl gelmez. Hikmet sahibi övgüye layık olan (Allah) tarafından indirilmedir.’ (Fussilet/41-42). Allame Tabatabai’ye göre bu ayetten, Kur’an’ın hükümlerinin değişmeyeceği veya bir hükmün kaldırılıp yerine başka bir hüküm konulacağı manasına geldiği anlaşılmaz. (Muhammed Hüseyin Rohşad, Der Mahzar-ı Allame Tabatabai, s. 276)

[10] - Nisa/82

[11] - Seyyid Ali Ekber Kureyşi, Kamus-u Kur’an, c.7, Nasih maddesi

[12] - Seyyid Ebu’l Kasım Hoi, el-Beyan, s.277-278

[13] - ‘Bir ayetin hükmünü değiştirir, yahut geri bırakırsak ya ondan hayırlısını getiririz, yahut onun eşidini…’ (Bakara/106); Bkz: Fahru Razi, et-Tefsir-ul Kebir, c.3 ve 4, s.226; Tefsir-i Nümune, c.11, s.405 ve c.1, s.388. Nesholunmuş bazı ayetler şunlardır: Nisa/15-16’yı Nur/2 neshetmiştir; yine Resulullah’tan (s.a.a) önce gizlide sadaka verilmesi hakkındaki Mücadele/12 yine aynı surenin 13. ayetiyle neshedilmiştir.

[14] - Mehdi Ahmedi, Kur’an Der Kur’an, s.103-112

[15] - a.g.e.

[16] - Al-i İmran/7; Nisa/162

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Sebr ve taksim burhanı ne şekildedir ve nasıl uygulanır?
    6052 İslam Felsefesi 2012/03/11
    Sebr ve taksim burhanı, çeşitli ilimlerde olduğu gibi usul-u fıkh’ta da kullanılan ve birçok yerde hüccet olan bir burhandır. Ancak ona her zaman güvenilmez; zira mantık kitaplarında gelen dört şekil ispat metotlarından yoksundur. Bu konuda önce bu burhandaki sözcüklerin açıklamasını yapacağız: Sebr, denemek, taksim ise ...
  • Hazreti Zehra’nın (a.s.) kaç kızı var idi?
    3584 فرزندان زهرا س 2014/06/22
    Şeyhi Müfit “İşarat” adlı eserinde şu beyanda bulunmaktadır: Hazreti Alinin (a.s.) hazreti Zehra’dan çocukları şunlardır: Hasan, Hüseyin, Muhsin, Zeynebi Kubra, Zeynebi Sugra ve Ümmi Gülsüm.[i] İbni Sad kendi “Tabakat”[ii] adlı kitabında ve Belazeri “Ensabul-Eşraf”[iii] adlı kitabında şöyle diyorlar: ...
  • Neden Peygamberin şahsiyeti güç kazandığında değişmektedir?
    3086 Kur’anî İlimler 2011/04/12
    Her ne kadar bu iddiaya yönelik bir delil belirtilmemişse de her davranış değişikliğinin şahsiyet değişiminin göstergesi olmadığını bilmemiz gerekmektedir. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) değişik durumlarda içinde bulunduğu zaman, mekân ve konum gereği zahirde farklı davranışlarda bulunmuş olabilir, ama bunların hiçbirini onun şahsiyetindeki farklılığa isnat edemeyiz. Bunun birçok başka ...
  • Eğer satış memuru kendi az maaşını malların fişini değiştirerek telafi ederse, girişimi şerî olur mu?
    2668 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/23
    Mezkûr soru fıkhî bir konu olduğundan büyük mercilerin bürolarından fetva istemeyi gerekli gördük. Kendilerinin verdiği cevaplar aşağıda yer almaktadır: Hz. Ayetullah Uzma Hameney’in (ömrü uzun olsun) Bürosu:Caiz değildir ve belirtilen şey bu işi caiz kılmaz.Hz. Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Caiz değildir ve elde edilen ...
  • Meleklerin, hazreti İbrahim ile çocuğunun doğumu ve hakeza hazreti Lut kavminin azabı hakkındaki konuşmalarını, kuranı dikkate alarak açıklayınız?
    2468 پیامبران و کتابهای آسمانی 2015/05/03
    Kuranı kerim birkaç ayette meleklerin hazreti İbrahim (a.s.) ve eşi Sara’ya haber getirdiklerini haber veriyor. Söz konusu ayetlerde, hazreti İbrahim (a.s.) ile alakalı çok calip nüktelere değinilmiştir: Melekler hazreti İbrahim’in yanına geldikleri vakit, İbrahim (a.s.) ilk başta onları tanımıyor olduğu halde kendileri için bir ...
  • Niçin network marketing, ve QI İnternational İran’da yasaklanmış ve haramdır?
    9029 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/06/12
    Gold quest ve Goldmine gibi piramit sistemiyle sermaye toplayan şirketlerin İran’da yasaklanışı ülkenin ekonomisine vurdukları büyük zararlardan dolayıdır.Bu zararlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:1-     Karşılığında ülkeye eşdeğere ...
  • Bazı müfessirlerin işaret ettiği Kur’an’daki iphamların anlamı nedir?
    3104 Tefsir 2011/08/21
    Evvela bir kitapta okuduğunuz her düşünce ve teoriyi Şia’nın genel düşüncesi olarak değerlendirmemeniz gerektiğine dikkat etmelisiniz. Pek tanınmayan bir yazara ait kitaptan alıntılanmış olan ve de dağınık ve muğlâk şekilde ifade edilen sorunuz, maalesef bu türdendir. Ama kısa ve özet olarak bilmelisiniz ki hem Ehli Sünnetten bir grup ve ...
  • Abdest ve teyemmümün felsefesi nedir?
    5552 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2011/04/12
    Banyo yapıldığı zaman ortaya çıkan şey dış temizliktir. Dış temizliğin yanı sıra, manevi temizlikte namazın şartlarındandır. Bu da ancak abdest ve gusülle gerçekleşir. Su kullanma imkanı yoksa, manevi ve batıni taharet için, abdest ve guslün yerine teyemmüm alınır. Ama bu, teyemmümün dış temizliğe faydası olmadığı ...
  • Acaba bedendeki zaaftan ötürü ders okuyamıyor ve iş yapamıyor diye oruç yenebilinir mi?
    2570 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/05/23
    Hazreti İmam Humeyni bu soruya benzer bir soruya verdiği cevapta şöyle diyor: Oruç almalıdır. Zor duruma düşmediği sürece orucunu bozamaz. Ama yolculuk yaparak yolculukta orucunu bozabilir. Yolculukta orucunu bozduktan sonra evine dönerse o gün imsak etmesine gerek yok.[1]
  • Alkol kullanmaktan nasıl uzak kalınabilir ve bundan tövbe etmenin yolu nedir?
    15413 Pratik Ahlak 2011/10/23
    Her günahtan tövbe etmenin dayanağı, şahsın gerçekten kabul ettiği inanç ve değerlerdir. Eğer insan Allah’a ve diriliş gününe iman ederse, diğer bir dünyada amellerinin neticesini göreceğini bilirse ve kendisini gafletten kurtarmak gerektiğine kanaat getirirse, rahatlıkla günahlardan el çekebilir. Eğer insan haram işlerin kendisini nasıl bir bedbahtlığa ve ...

En Çok Okunanlar

  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    293267 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba istimna (mastürbasyon) günah mıdır? Ondan kurtulmanın yolu nedir?
    183142 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2008/06/22
    İstimna (mastürbasyon) diye bilinen kendini tatmin etme büyük günahlardandır ve haramdır[i] ve ağır bir cezası vardır.İstimna ve kendini tatmin etmenin en güzel yolları pratik risalelerde şartları açıklanan evliliktir (daimi ve ya geçici). ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    111771 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Yağmur yağdığında dualar neden daha çok kabul olur?
    106399 Ahlak Felsefesi 2012/03/08
    Duanın zamanı için yapılan tavsiyelerden biri yağmurun yağdığı zamandır. Ayet ve rivayetler bunun genel nedeninin, yağmurun Allah’ın rahmetinin göstergesi olduğunu söylemekteler. Allah’ın rahmeti şu anda açıldığına göre duanın isticabetine daha fazla ümit bağlanılabilir. ...
  • Hz. Âdem (a.s) ve Havva’nı kaç tane çocukları vardı?
    100596 تاريخ کلام 2009/08/23
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Dualar, hangi şart ve durumlarda kesinlikle kabul edilmektedir?
    99307 Pratik Ahlak 2008/02/17
    Arapça bir kavram olan dua; seslenmek, çağırmak, birisine istekleri söylemek, onunla irtibat kurmak anlamına gelir. Terimsel olarak da; kulun Rabbine karşı elini ve tabii gönlünü açıp tazarru ve niyazda bulunması şeklinde tarif edilebilir. Öyleyse dua; küçük olanın büyük olana, hiçbir şeyi olmayanın sonsuz zenginlik sahibine, güçsüzün güçlüye, acizin kudret sahibine; ...
  • Bedeninin bir kısmı (el, ayak veya baş vb.) yaralı ve bandajlı olan ve de suyun kendisine zararlı olduğu bir kimse, nasıl abdest, gusül ve teyemmüm alabilir?
    86766 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/19
    Yara ve kırığı bağladığınız (bandaj) ve yara ve benzeri şeylerin üzerine sürdüğünüz şey cebire olarak adlandırılır. Bununla alınan abdest ve gusle cebire abdest ve guslü denir. Taklit mercileri cebire abdesti hakkında şöyle demektedir: Eğer yara veya çıban veyahut kırık eldeyse, onun üzeri açıksa ve üzerine su dökmek zararlıysa, onun ...
  • Sadakayı kime ve nasıl vermemiz gerekiyor? Sadakanın en az limiti ne kadardır?
    81555 Pratik Ahlak 2011/08/21
    İslam’da sadaka vermek müstehap bir ameldir. Sadaka Allah rızası için, fakire minnet etmeden, riyadan uzak bir şekilde ve haram yolda harcanmaması şartıyla verilir. İnsanın yakınları önceliklidir. Gizli bir şekilde yapılması ise daha faziletlidir.Sadaka temiz ve helal olan mallardan olmalıdır. Miktar olarak da ifrat ...
  • Fatime isminin anlamı nedir? Niçin Peygamber (s.a.a) tek kızı için bu ismi seçmiştir?
    80628 Masumların Siresi 2011/08/14
     İlk önce şu noktaya dikkat etmek gerekir ki bütün isimlerin özel bir anlam taşıması ve o ismi taşıyan kişinin kişiliğini göstermesi gerekmez, sadece ismin şirki andıran ve değerlere tersi düşen bir anlam taşımaması yeterlidir.Ancak gayp aleminden gelen Hz. Fatime (a.s) gibi Allah'ın velilerinin ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    73483 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...