Ziyaret
47170
Güncellenme Tarihi: 2010/06/17
Soru Özeti
Hz. Fatıma’nın (s.a) lakap ve künyesi olan Betül ve Ümmü Ebiha’nın manası nedir?
Soru
Hz. Fatıma’nın (s.a) lakabı olan Betül ve Ümmü Ebiha’nın manası nedir? Betül, asla aylık adet görmeyen kadına mı denir? Bu, Hz. Fatıma’nın (s.a) yetkinliğiyle çelişmez mi? Çünkü yetkinlik halkın adet ve tarzıyla çelişmediği bir durumda değerlidir.
Kısa Cevap

Ümmü Ebiha, babasının annesi anlamındadır ve Betül ise erkeklere yönelik hiçbir meyil ve şehveti olmayan kadına denir. Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Betül, asla adet görmeyen kadına denir; zira adet peygamber kızları için güzel değildir. Her ne kadar belirli ve normal bir yaşta bütün kadınların bedenlerinden adet kanının çıkması gerekiyorsa da yüce Allah kendi özel inayetiyle bazı kadınların bu kaideden müstesna olmasını irade etmiştir. Kadınlar için adet görmemek bir erdemdir. Hz. Fatıma’ya (s.a) ek olarak Hz. Meryem (s.a) ve diğer peygamber kızları da asla adet görmemiştir. Bundan dolayı bir olgunun olağan dışı olması onun değer ve erdem ile çelişmesine neden olmaz. Nitekim Hz. İsa’nın (a.s) beşikteyken konuşması olağanüstü bir şeydi, lakin bu husus büyük bir mucize sıfatıyla Hz. İsa’nın (a.s) nübüvveti ve yüce annesi Hz. Meryem’in (s.a) iffetinin deliliydi.

Ayrıntılı Cevap

Hz. Fatıma’nın (s.a) lakap ve künyelerinden biri Ümmü Ebiha ve bir diğeri ise Betül’dür. Ümmü Ebiha Hz. Peygamber’in (s.a.a) kızına verdiği babasının annesi anlamına gelen bir lakaptır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.a) küçük yaşlarda annesini yitirmiş ve tüm bereketli ömrünü zorlukla geçirmişti. Hz. Hatice ile evlenmeden önce ve hatta ondan sonra sürekli müşriklerin eziyetine maruz kalmıştı. Bu durumlarda kendisinin aziz kızı Hz. Fatıma (s.a) küçük bir çocuk olmasına rağmen bir kelebeğin mum etrafında dönmesi gibi babasının etrafında dönüyor, hiçbir zaman ondan ayrılmıyor, onun hüznünü giderme noktasında elinden ne geliyorsa yapıyor ve babasına teselli veriyordu. Hz. Peygamber (s.a.a) onun bu şefkatini görünce gözyaşı dökmekte ve o babasının annesidir diye buyurmaktaydı. Bu künyeyi Şii ve Sünniler nakletmiş ve manası hakkında bir takım beyanatlarda bulunmuşlardır. Belirtilenlere ek olarak bunun manası bağlamında belki de en önemli yön “Üm” (anne) sözcüğünün sözlükte maksat ve gaye anlamında da belirtilmiş olmasıdır. Hz. Fatıma (s.a) peygamberlik ağacının semeresi ve son Peygamberin (s.a.a) ömrünün hâsılı olması nedeniyle ona babasının annesi demekteydiler. Hz. Peygamberin (s.a.a) hayatının gerçek hedefi, semeresi ve gayesi oydu.

Betül “betel” kökünden türeyip kesmek manasına gelir ve değişik manalarda kullanılır:

1. Betül, erkeklere yönelik hiçbir meyil ve şehvet taşımayan kadına denir.[1]

2. Betül, diğer kadınlar ile temel farklılıkları olan kadına denir. Bazı kaynaklarda belirtildiği üzere Hz. Meryem ve Hz. Fatıma’ya (s.a) Betül denmesinin sebebi, kendi zamanlarının kadınlarından erdem, din ve soy olarak farklı olmalarıdır.

3. Betül, dünyevi ve maddi ilgilerden uzak olan kimseye denir. Hz. Meryem ve Hz. Fatıma’ya (s.a) Betül denmesinin nedeni onların dünya ile ilişkilerini koparıp yüce Allah’a yönelmiş olmalarıdır.[2]

4. Betül, adet görmeyen kadına denir. Hz. Zehra’ya (s.a) Betül lakabının verilmesinin sebebi onun hiçbir zaman adet görmemiş olmasıdır.

Şeyh Saduk, Hz. Ali’den (a.s) şöyle nakleder: Allah Resulü’nden (s.a.a) Betül’ün manası nedir; sizden duyduğumuza göre hem Hz. Meryem ve hem de Hz. Fatıma’nın Betül olduğunu buyurmuşsunuz bunun anlamı nedir, diye sorulur. Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurur: Betül, adet görmeyen kadına denir; zira adet görmek peygamber kızları için güzel değildir.[3] Aynı şekilde bir rivayette İmam Bakır (a.s) atalarından şöyle nakletmiştir: Hz. Peygamberin kızı Hz.Fatıma (s.a.a)Tahire olarak adlandırılmıştır; zira Hz. Fatıma (s.a) her türlü kirden arıdır ve hiçbir zaman adet ve nifas kanı görmemiştir.[4] Lakin bu hal Hz. Fatıma’ya (s.a) özgü değildir, ayeti şerife (A’li İmran, 42), Şii ve Sünni fırkalardan nakledilen rivayetler ve de ilgili ayet hakkında yapılan yorumlar esasınca Hz. Meryem’de asla adet görmemiştir.[5] Yüce Allah bunu Hz. Meryem için bir erdem olarak beyan etmektedir. Aynı şekilde nakledilen rivayetlere göre tüm peygamber kızları da bu şekildedir; Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Adet görmek, Peygamber kızları için güzel değildir.[6] Olağandışı bir özellik, değer telakki edilebilir mi? Bunun her zaman değer telakki edilemeyeceğini söylemek gerekir. Lakin birçok yerde olağandışı ve olağanüstü özellikler taşımak büyük bir değer sayılır. Hz. İsa (a.s) doğduğu ilk günlerde beşikteyken konuşmuş ve şöyle demiştir: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı. Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti.Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı.Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir).”[7]Bu şekilde konuşmak normal değil, olağandışıdır. Lakin bu, Hz. İsa’nın (a.s) büyük mucizelerinden ve kendisinin muhteşem erdemlerinden biri sayılır. Hz. İsa (a.s) bu mucizesi ile annesinin iffetini kötü kimselerin iftiralarından korumuştur. Dolayısıyla her ne kadar adet yaşında olan kadınların adet görmemesi çok tehlikeli bir hastalığın göstergesi olabilse ve bunun bir takım zararlar meydana getirmesi muhtemel olsa da yüce Allah’ın kudret ve hikmeti göz önünde bulundurulduğunda, bu zararların Allah’ın özel olarak seçtiği kimselere zarar vermesinin önü alınabilir ve onların adet görmemesi bir üstünlük sayılabilir. Zira kadınlar belirli günlerde bir özür nedeniyle (adet gibi) namaz kılamaz, oruç tutamaz, Mescidü’l Haram ve Mescid-i Nebi’ye giremez, mescitlerde duramaz ve Kur’an lafız ve kelimelerine dokunamazlar. Lakin Hz. Zehra (s.a) yüce Allah’ın özel inayet ve ilgisi sayesinde bu tür kısıtlamalara sahip değildir.  

 


[1] Ferahidi Halil b. Ahmet, el-Ayn, c. 8, s. 124, Naşir: İntişaratı Hicret, Kum, 1410 h.k, çapı dovvum.

[2] Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’lEnvar, c. 43, s. 15.

[3] İlelu’şŞerayi, c. 1, s. 181, hadis 144.

[4] Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’lEnvar, c. 43, s. 19, hadis 20.

[5] Alusi, Seyyid Mahmut, Ruhu’lMeani fi Tefsiri’lKur’ani’l Azim, c. 2, s. 32, Daru’lKutubu’l İlmiye, Beyrut, çapı evvel, 1415 h.k; Endulisi, Ebu Hayyan Muhammed b. Yusuf, el-Behr’ul Muhit fi’t Tefsir, c. 3, s. 146, Daru’l Fikir, Beyrut, 1420 h.k; Fahru’d Din Razi, Ebu Abdullah Muhammet b. Ömer, Mefatihu’lGayb, c. 8, s. 218, Daruİhyau’tTurasu’l Arabi, Beyrut, 1420 h.k;  Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’lEnvar, c. 14, s. 193; Tabatabai, Muhammed Hüseyin, Tefisiru’l Mizan, Musevi Hamedani, Seyyid Muhammed Bakır, c. 3, s. 295, Naşir: Defteri İntişaratı İslami camiayı MuderrisiniHovzei ilmiyeyi Kum, Kum, çapı pencum, 1374 h.ş. ve…

[6]Saduk, İlelu’şŞerayi, c. 1, s. 181, hadis 144, naşir: Daveri.

[7] Meryem Suresi, 30-33. ayetler.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

En Çok Okunanlar

  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    294430 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba istimna (mastürbasyon) günah mıdır? Ondan kurtulmanın yolu nedir?
    186086 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2008/06/22
    İstimna (mastürbasyon) diye bilinen kendini tatmin etme büyük günahlardandır ve haramdır[i] ve ağır bir cezası vardır.İstimna ve kendini tatmin etmenin en güzel yolları pratik risalelerde şartları açıklanan evliliktir (daimi ve ya geçici). ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    112727 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Yağmur yağdığında dualar neden daha çok kabul olur?
    108095 Ahlak Felsefesi 2012/03/08
    Duanın zamanı için yapılan tavsiyelerden biri yağmurun yağdığı zamandır. Ayet ve rivayetler bunun genel nedeninin, yağmurun Allah’ın rahmetinin göstergesi olduğunu söylemekteler. Allah’ın rahmeti şu anda açıldığına göre duanın isticabetine daha fazla ümit bağlanılabilir. ...
  • Hz. Âdem (a.s) ve Havva’nı kaç tane çocukları vardı?
    102211 تاريخ کلام 2009/08/23
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Dualar, hangi şart ve durumlarda kesinlikle kabul edilmektedir?
    99499 Pratik Ahlak 2008/02/17
    Arapça bir kavram olan dua; seslenmek, çağırmak, birisine istekleri söylemek, onunla irtibat kurmak anlamına gelir. Terimsel olarak da; kulun Rabbine karşı elini ve tabii gönlünü açıp tazarru ve niyazda bulunması şeklinde tarif edilebilir. Öyleyse dua; küçük olanın büyük olana, hiçbir şeyi olmayanın sonsuz zenginlik sahibine, güçsüzün güçlüye, acizin kudret sahibine; ...
  • Bedeninin bir kısmı (el, ayak veya baş vb.) yaralı ve bandajlı olan ve de suyun kendisine zararlı olduğu bir kimse, nasıl abdest, gusül ve teyemmüm alabilir?
    89022 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/19
    Yara ve kırığı bağladığınız (bandaj) ve yara ve benzeri şeylerin üzerine sürdüğünüz şey cebire olarak adlandırılır. Bununla alınan abdest ve gusle cebire abdest ve guslü denir. Taklit mercileri cebire abdesti hakkında şöyle demektedir: Eğer yara veya çıban veyahut kırık eldeyse, onun üzeri açıksa ve üzerine su dökmek zararlıysa, onun ...
  • Sadakayı kime ve nasıl vermemiz gerekiyor? Sadakanın en az limiti ne kadardır?
    82493 Pratik Ahlak 2011/08/21
    İslam’da sadaka vermek müstehap bir ameldir. Sadaka Allah rızası için, fakire minnet etmeden, riyadan uzak bir şekilde ve haram yolda harcanmaması şartıyla verilir. İnsanın yakınları önceliklidir. Gizli bir şekilde yapılması ise daha faziletlidir.Sadaka temiz ve helal olan mallardan olmalıdır. Miktar olarak da ifrat ...
  • Fatime isminin anlamı nedir? Niçin Peygamber (s.a.a) tek kızı için bu ismi seçmiştir?
    82118 Masumların Siresi 2011/08/14
     İlk önce şu noktaya dikkat etmek gerekir ki bütün isimlerin özel bir anlam taşıması ve o ismi taşıyan kişinin kişiliğini göstermesi gerekmez, sadece ismin şirki andıran ve değerlere tersi düşen bir anlam taşımaması yeterlidir.Ancak gayp aleminden gelen Hz. Fatime (a.s) gibi Allah'ın velilerinin ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    73686 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...