Gelişmiş Arama
Ziyaret
13315
Güncellenme Tarihi: 2013/01/14
Soru Özeti
Ebu Derda’nın şahsiyeti nasıl idi? Ehli Beytin onun hakkındaki görüşü neydi? Ondan nakledilen hadislerin hükmü nedir?
Soru
Ebu Derda’nın şahsiyeti nasıl idi? Ehli Beytin onun hakkındaki görüşü neydi? Ondan nakledilen rivayetlerin hükmü nedir?
Kısa Cevap
Daha çok Ebu Derda lakabıyla tanınan Hazrecin torunlarından olan Uveymir b. Malik, Hz Peygamber’in sahabelerinden idi. O Hazreç kabilesinin bireylerinden bir fert olarak Medine’de yaşıyordu ve Hz Peygamber’in Medine’de ikamet etmeye başlamasından birkaç ay sonra onun yanına gelmiş ve Müslüman olmuştur. İmam Ali’nin (a.s) Muaviye’den üstün olduğuna inanan Ebu Derda Ebu Hüreyre ile birlikte Muaviye’nin yanına gitmiş, onu İmam Ali’ye itaat etmeye çağırmış, ama Muaviye Osman’ın öldürülmesini bahane etmesi ve onun katillerini Ali’den (a.s) istediği üzerine Ebu Derda ve Ebu Hureyreyi İmam Ali’nin (a.s) yanına yollamış ve ondan Osman’ın katillerini istemiştir. Böylece bu işiyle savaşın bitmesini hedeflemiştir. O ikisi de bu işi üstlenmiş ve İmam Ali’nin (a.s) yanına gelmişlerdir. Ama Malik-i Eşter onların ikisine karşı tavır almış ve sert bir şekilde kendilerini kınamıştır. Bunun üzerine onlar İmam Ali ile görüşmekten vazgeçmişlerdir. İmam Ali’ye (a.s) isteklerini bildirdikleri ikinci günde ise kendilerini Osman’ın katilleri olarak bilen on bin kişi ile karşılaşmışlardır. Bu yüzden ümitsiz olmuş, şehirlerine dönmüş ve Abdurrahman b. Osman’ın serzenişine maruz kalmışlardır. Her halükarda hakkın hükümetine karşı almış olduğu tavır hakkında onu İmam Ali’nin (a.s) bazı fertler bağlamında buyurduğu şu cümlesinin bir örneği olarak değerlendirmek mümkündür: “Onlar ne hakka yardımcı oldular ve ne de batılı zelil ettiler.” Ehli Sünnet ve Şii hadis kaynaklarında Ebu Derda’nın Hz Peygamber’den (a.s) nakletmiş olduğu bir takım rivayetler vardır. Bir grup tarihçi onun ölümünü Sıffin’den sonra[i]  ve başka bir grup ise Osman’ın ölümünden iki yıl önce bilmişlerdir.
 

[i] İbni Hacer, Ahmet bin Ali bin Haceri’ Askalani, El- İsabetu fi Temyizi’s Sahabeti, c: 4, s: 622, Beyrut, Daru’l Kitabi’l İlmiye, 1415 h.k.
 
Ayrıntılı Cevap
“Uveymir bin Malik” Hazreç’in torunlarından[1] ve Peygamber’in sahabelerindendir ve kendisi daha çok Ebu Derda lakabıyla tanınmaktadır. [2]  O, Hazreç kabilesinin bireylerinden biri olarak Medine yaşıyordu ve sonra Müslüman oldu. Onun Müslüman oluşu şöyle gerçekleşti: Bir gün kendisinin üvey kardeşi olan Abdullah bin Revaha Ebu Derda’nın evine gelir ve baltayı eline alıp Ebu Derda’nın putunu kırmaya ve parçalamaya başlar ve bu esnada da şu beyti okur: Tüm şeytanlardan uzak dur ki Allah ile birlikte kendisine ibadet edilen her şey batıldır. Ebu Derda eve döndüğünde, eşi Abdullah’ın yaptığı işi kendisine haber verir. Ebu Derda bir saat düşünür ve sonra şöyle der eğer bu puttan bir hayır olsaydı kendisini savunabilirdi. Netice Ebu Derda Abdullah bin Revaha ile Hz Peygamberin huzuruna çıkar ve Müslüman olur.[3] Elbette Ebu Derda Hz Peygamber’in Medine’de ikamet ettiği ilk aylarda Müslüman olmamış birkaç ay geçtikten sonra Peygamberin yanına gelmiş ve Müslüman olmuştur. Onun Müslüman oluşu hakkında bazı tarihçiler kendisinin Hendek savaşında yer aldığını ve ondan sonrasından söz etmiş ve Hendek savaşından önce onun Müslüman olmadığını belirtmişlerdir.[4] Hz Peygamber (s.a.a) savaşların birinde Ebu Derda’ya bakmış ve şöyle buyurmuştur: İbn. Umeyr güzel binici ve çeviktir.[5] Ehli Sünnet bu nakle ek olarak onu öven Hz Peygamberden (s.a.a) başka hadisler de nakletmişlerdir. Bu cümleden olmak üzere Ebu Derda’yı ümmetin bilgesi olarak bildiğini Hz. Peygamber’e isnat etmektedirler.[6] Aynı şekilde nakledildiği üzere Hz Peygamber (s..a.a) Ebu Derda ve Salman-i Farisi arasında kardeşlik ahdini gerçekleştirmiş ve bu ikisi birbirinin dini kardeşi sayılmıştır.[7] Onunla Salman arasındaki ilişki sonraları da sürdü; öyle ki Ebu Derda Şam’a yolculuk ettikten sonra bile Irak’ta olan Salman ile yazışmış ve kendisine şöyle yazmıştır: Yüce Allah burada bana mal ve evlat bahşetti ve ben kutsal bir bölgede konakladım. Salman’da şöyle cevap yazmıştır: Bana mal ve evlat sahibi olduğunu yazmışsın, bil ki saadet mal ve evlat çokluğunda değildir.[8] Ebu Derda ikinci halifenin dönemine kadar Medine’de idi ve halifenin emri ile bir memuriyeti yerine getirmek için Medine’den ayrıldı ve Şam’a gitti. İkinci halife yargıyı yönetme ve Şam’da namaz kılma işini Ebu Derda’nın sorumluğuna bıraktı.[9] Ebu Derda yargı sorumluluğuna atandığı esnada halk kendisini kutluyordu ve kendisi şöyle demiştir: Yargı için beni kutluyorsunuz, oysaki ben bir uçurumun kenarında durmuş bulunuyorum ve onun derinliği buradan Aden şehrine kadar bulunan uzaklıktan daha çoktur.[10] Eğer halk yargıda ne gibi bir zorluğun olduğunu bilirse, ondan kaçar, herkes onu birbirine teslim eder ve eğer ezan söylemede ne gibi bir sevabın olduğunu bilirse ona yönelik eğilim ve temayülden dolayı onu birbirinin elinden alır.[11] İmam Ali’nin (a.s) Muaviye’den üstün olduğuna inanan Ebu Derda Ebu Hüreyre ile birlikte Muaviye’nin yanına gitmiş ve onu İmam Ali’ye (a.s) itaat etmeye çağırmıştır. Ama Muaviye Osman’ın öldürülmesini bahane etmiş ve onun katillerini Ali’den istemiştir. Ebu Derda ve Ebu Hureyreyi İmam Ali’nin yanına yollamış ve ondan Osman’ın katillerini istemiş ve böylece savaşı sonlandırmayı hedeflemiştir. O ikisi de bu işi üstlenmiş ve İmam Ali’nin (a.s) yanına gelmişlerdir. Ama Malik-i Eşter ikisine karşı tavır takınmış ve kendilerini sert bir şekilde azarlamıştır ve onlar İmam Ali’yi (a.s) görmekten vazgeçmişlerdir. Bu isteği Ali’ye (a.s) bildirdikleri ikinci gün ise kendilerini Osman’ın katili olarak değerlendiren on bin kişi ile karşılaşmışlardır. Bu yüzden ümitsiz olmuş, şehirlerine dönmüş ve Abdurrahman b. Osman’ın kınamasına maruz kalmışlardır.[12] Elbette bu hikâye, Ebu Derda’nın ölümünü Sıffin’den sonra bilmemiz durumuna mutabıktır. Ama bazı tarihçilerin görüşüne göre ise kendisinin ölümünü Müminlerin önderinin hâkimiyetinden önce bilirsek, artık bu hikâyeyi kabul edemeyiz. Kendisinin hakkın hükümetine yönelik aldığı tavır hakkında onu İmam Ali’nin bazı fertler için buyurduğu şu cümlesinin bir örneği olarak değerlendirebiliriz: “Onlar ne hakka yardım etmiş ve ne de batılı zelil etmişlerdir.”[13] Ebu Derda Ehli Sünnet arasında Hz Peygamberin (a.s) büyük sahabelerinden biri olarak tanınmış ve kendisi için büyük bir makam göz önünde bulundurulmuştur; Bu yüzden Ehli Sünnet kendisinden rivayet nakletmiştir. Aynı şekilde Şii hadis kaynaklarında da Ebu Derda’dan sınırlı sayıda rivayet nakledilmiştir; örneğin Şeyh Tusi “Hilaf” kitabında kendisinden bir takım fetva ve rivayetler nakletmiştir.[14] Ebu Derda’nın ölüm tarihi hakkında görüş ayrılıkları vardır. Bir grup tarihçi onun ölümünü Sıffin’den sonra bilmiş[15]  ve başka bir başka grup Ebu Derda’nın Osman’ın ölümünden iki yıl önce öldüğünü söylemiştir.[16]
 

[1] Uveymir bin Malik bin Zeyd bin Gays bin Umeyyeti’bni Amir bin Adiy bin Kaab ibni’l Hazreç ibni’l Haris bin El- Hazreç.
[2] El- Haşimi El- Basri, Muhammed bin Sa’d bin Meni’i, Et- Tabakatu’l Kubra, c: 7, s: 274, Abdu’l Kadir Ata, Muhammed, Daru’l Kitabu’l İlmiye, Beyrut, 1410 / 1990; Hüseyni Tefrişi, Seyyid Mustafa, Nakdu’r Rical, Müessesei A’lul Beyt (a.s), Kum, çapı evvel, 1418 h.k.
البته در نسب او قول های دیگری نیز وجود دارد: عده ای نام پدر او را عامر می دانند و عده ای عامر را به عنوان نام خود او دانسته و عویمر و عامر را در مورد او استفاده کرده اند. از جمله کتاب:
İbni Esir, Ebu’l Hasan Ali ibni Muhammed, Usdu’l Gabe fi Marifeti’s Sahabe, c: 4, s: 18, Beyruti Daru’l Fikr, 1409 h.k.
[3] Et- Tabakatu’l Kubra, c: 7, s: 274 – 275.
[4] Ebu Amr Yusuf bin Abdullah bin Muhammed bin Abdu’l Bir, El- İstiyab fi Marifeti’l ashap, c: 3, s: 1228, Daru’l Ceyl, Beyrut, 1412 / 1992.
[5] Et- Tabakatu’l Kubra, c: 7, s: 274.
[6] Usdu’l Gabe fi Marifeti’s Sahabe, c: 5, s: 97.
[7] a.g.e, , c: 2, s: 268.
[8] a.g.e, , c: 2, s: 268.
[9] Belazeri, Ahmed bin Yahya, Futuhu’l Bildan, s: 204, Mütercim, Tevekkül, Muhammed, Tahran, Neşri Nogre, 1337 h.ş; Et- Tabakatu’l Kubra, c: 7, s: 275.
[10] Yemen ülkesinin meşhur şehirlerinden biri.
[11] Et- Tabakatu’l Kubra, c: 7, s: 275.
[12] İbin Kuteybe Ed- Diynuri, Ebu Muhammed Abdullah bin Müslim, El- İmame ve’s Siyaseti’l Maruf bitarihi’l Hulefa, c: 1, s: 128, tahkik, Şiri, Ali, Beyrut, Daru’l Ezva, 1410 h.k.
[13]لَمْ ینْصُرَا الْحَقَّ وَ لَمْ یخْذُلَا الْبَاطِلَ” İmam Ali (a.s), Nehcü’l Belağa, Pedid avernde: Seyyid Rezi, Musahhih: Atarudi, Azizullah, s: 461, Bonyadı Nehcü’l Belağa, Bica, çapı evvel, 1372 h.ş.
[14] Şeyh Tusi, El- Hılaf, c: 1, s: 376; s: 380; c: 2, s: 168, …, Neşri Camiayı Müderrisin, Kum, çapı evvel, 1407 h.k.
[15] İbni Hacer, Ahmet bin Ali bin Haceri’ Askalani, El- İsabetu fi Temyizi’s Sahabeti, c: 4, s: 622, Beyrut, Daru’l Kitabi’l İlmiye, 1415 h.k.
[16] Usdu’l Gabe fi Marifeti’s Sahabe, c: 4, s: 20.
 
Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar