Gelişmiş Arama
Ziyaret
12486
Güncellenme Tarihi: 2009/02/22
Soru Özeti
'Her gün Aşuradır, her yer Kerbela' sözü bir hadis midir? Hadis ise senet ve itibarı ne ölçüdedir?
Soru
Birçok kişiden 'Her gün Aşuradır, her yer Kerbela.' hadisinin çok zayıf bir hadis olduğu veya böyle bir hadisin olmadığını duydum. Sizden ricam bu konuda daha fazla bilgi vermenizdir. Bu söz bir hadis ise lütfen onun itibar ve doğruluğunun ne ölçüde olduğunu söyleyin.
Kısa Cevap

Hadis kitaplarında 'Her gün Aşuradır, her yer Kerbela' sözünün Masumlara (a.s) ait olduğuna dair bir delile rastlamadık. Ancak bu söz Kerbela olayı hedef ve maksadını ifade etmek yönünden güzel bir anlamı ifade eden anlamlı mesajlar içeren bir sözdür. Zira İmam Mehdi (a.s) zuhur edip zalimlerin kökünü kazıyıncaya kadar zalimin mazluma yapacağı zulüm bitmeyecektir. Aşura günü gibi bir günün olması mümkün olmamakla beraber Aşura kültürü devam etmektedir ve Kerbela da, İslam uğruna direnişin ve zulümle, adaletsizlikle mücadele etmenin sembolü olmuştur. Masum İmamlar (a.s) bize, zalimlerin zulmüyle mücadele etmenin gerekliliğini öğretmiş, kendileri de buna amel etmişlerdir. Aşura, belli bir zaman ve mekan içinde sınırlanmış bir olay değildir.

Ayrıntılı Cevap

Hadis kitaplarında 'Hergün Aşuradır, her yer Kerbela' sözünün Masumlara (a.s)[1] ait olduğuna dair bir delile rastlamadık.[2]

Ancak bu söz Kerbela olayı hedef ve maksadını ifade etmek yönünden güzel bir anlamı ifade eden anlamlı mesajlar içeren bir sözdür. Zira İmam Mehdi (a.s) zuhur edip zalimlerin kökünü kazıyıncaya kadar zalimin mazluma yapacağı zulüm bitmeyecektir. Aşura günü gibi bir günün olması mümkün olmamakla beraber Aşura kültürü devam etmektedir ve Kerbela da, İslam uğruna direnişin ve zulümle, adaletsizlikle mücadele etmenin sembolü olmuştur. Masum İmamlar (a.s) bize, zalimlerin zulmüyle mücadele etmenin gerekliliğini öğretmiş, kendileri de bu yolu takip etmişlerdir. Aşura, belli bir zaman ve mekan içinde sınırlanmış bir olay değildir.

 

'Hergün Aşuradır, her yer Kerbela' sözü, hakla batıl arasında ki savaşın her yer ve zamanda süreceğini göstermektedir. Aşura ve Kerbela bu zincirin parlak halkalarından biridir. Hakla batıl daima birbirlerine karşı mücadele ve savaş halindedirler. Hakkın savunuculuğunu üstlenen özgür insanlar sürekli batıla karşı savaş vermişlerdir. Hak ve batıl mücadelesini umursamamak dinsizliktir.

 

İmam Hüseyin (a.s)'ın gerçek takipçilerinden ve İslam Cumhuriyetinin kurucusu büyük mücahid İmam Humeyni (r.a) de yukarıdaki sözü 'Büyük bir sözdür.' diye nitelemektedir. O, Aşura'nın manasının korunmasına ve Kerbela'nın rolünün yerine getirilmesine önem vererek şöyle demiştir: 'Bu söz (Hergün Aşuradır, her yer Kerbela) büyük bir sözdür… Halkımız her gün bu manayı algılamalıdır; bugün Aşura günüdür ve biz zulmün karşısında durmalıyız, burası Kerbela’dır ve Kerbela’nın rolünü yerine getirmeliyiz, o, belli bir yere ait değildir, belli kişilerle sınırlı değildir. Kerbela olayı yetmiş iki kişilik bir grupla ve Kerbela toprağıyla sınırlı değildir. Her yer bu rolü üstlenmelidir..'[3]

 

İmam Humeyni (r.a), Seyyid-i Şüheda (a.s)'ın kıyam ve şehadetinin Müslümanların toplumsal hareketlerinin dayanağı olması gerektiğine inanıyor ve kendisi de Hüseyni kıyamı İslam İnkılabı hareketinin temeli biliyordu: 'Seyyid-i Şüheda'nın işi, onun sahip olduğu ideal, gittiği yol, şehadetinden sonra İslam'a zafer kazandırdı. Bu eğitici olayda hem görev vardır, hem de müjde: Görev, mustazafların az sayıda da olsa büyük bir şeytani güce sahip olan müstekbirlerin aleyhine şehidlerin efendisi gibi kıyam etmeleridir. Müjde ise, şehidlerimiz kerbela şehidlerinden sayılmalarıdır.'

 

Yine şöyle demiştir: 'Aşura savaşı, zaman yönünden en kısa savaştı (yarım gün), ama etki ve uzantı yönünden ise hak ve batıl arasında ki en uzun savaştır. Kerbela'da olmak ve Şehidlerin İmamına yardım etmek (keşke sizinle beraber olsaydık ve o büyük feyize bizde ulaşsaydık)[4] arzu edildiği sürece Kerbela cephesi sıcak kalacak ve Aşura savaşı devam edecektir.[5]

Başka bir deyişle, İmam Hüseyin (a.s), Hz. Adem, Hz. İbrahim, Hz. Nuh, Hz. Musa ve Hz. İsa (aleyhimu's selam)'ın ve Hz. Muhammed (s.a.a)'in varisi ise onun (a.s) Aşuravari takipçileri de kanlı cihat ve şehadetin varisidirler ve Kerbela sancağını yere bırakmayacaklardır. Teşeyyü'nün bu yapısı onun siyasi boyutudur. Nitekim İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyuruyor: 'Bende sizin için bir örnek vardır.'[6]

 

Bu görüş, Kerbela ve Hüseyni kıyam yalnızca İmam (a.s)'a aittir, Ondan (a.s) başkası bu yoldan gidemez, tezini reddetmektedir.

 

Şia yani süvarinin yanında giden piyade

Güneş çeksin çehresinden perdeyi diye

Şia yani bela kadehine susayan kimse

Şia yani Kerbela kıyamı

Şia yani gökyüzü tepkisi

Neyin ucunda ki gökkuşağı cilvesi

Neyin dudağından duyayım sesini

'Ölümü ar bilmiyorum.' diyen sesini

Şia yani kınından çıkmış kılıç

Budur sözün kısası, ey kardeş.[7]

 

Haşim Maruf el-Hasani şöyle yazıyor: 'Biz yakin ediyoruz ki, İmam Hüseyin (a.s) günümüzde yaşamış olsaydı, Kudüs, Güney Lübnan ve bir çok İslami bölgede ikinci Kerbela yaratırdı ve Muaviye ve Yezide karşı takındığı tavrı takınırdı.'[8]



[1] -Bazıları herhangi bir kaynak göstermeden bu sözü İmam Sadık (a.s)'dan nakletmişlerdir. Bkz: Abbas Azizi, Peyam-ı Aşura, s.28; Cevad Muhaddisi, Ferheng-i Aşura, s.371

[2] -Bazılarıda bu sözün Masumlar (a.s)'dan rivayet edilen bir hadis olmadığına dair karineler zikretmişlerdir. Bkz: Mecelle-i Ulum-u Hadis, no: 26

[3] -Sahife-i Nur, c.9, s.202

[4] -Ziyaret-i Aşura

[5] -Sahife-i Nur, c.20, s.195

[6] -Tarih-i Taberi, c.4, s.304

[7] -Muhammed Rıza Ağasi'nin, 'Şianame' mesnevisinden alınmıştır. (Keyhan gazetesi, h.ş.12/6/1371)

[8] -el-İntafadati'l Şia, s.387

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • arazinin tapusunu erken alabilmek için avukat tarafından rüşvet verilmesinin hükmü nedir?
    7473 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/01
    Rüşvetin alınması, verilmesi, rüşvetin tahakkuk bulaması için vasıtalık görevinin yapılmesi bütün şekilleriyle ve her kime veriliyorsa verilsin haramdır. İster hakkın tahakkuk bulması için olsun, ister batılın ibtaledilmesi için, ister asıl işin gerçekleşmesi için olsun, ister işin daha erken gerçekleşmesi için, ister başka kimselerin hakkına zayıat verilmesine sebebiyet ...
  • Rivayette müminlerin birbirleriyle ilişkilerinde sevinçli ve güler yüzle davrandıkları gelmiştir. Acaba bu mesele, yaşamda karı-koca arasında da geçerli midir?
    6781 خوش رفتاری 2012/09/09
    Müminin sıfatlarının birisi hakkında zikredilen rivayetlerde, onun başkalarına karşı sevinçli ve güler yüzlü davrandığı ve hüzün ve gamını kalbinde gizlediği; bu sıfatın dostluk eğilimini çektiği buyrulmuştur. Bu konunun müşterek yaşamda ve aile içinde başka bir şekilde olduğunu; evli çiftlerin birbirlerinin gam ve hüznüne ortak olduğunu; eşlerin birbirine ...
  • Kadın eşinin cinsel birleşme isteği karşısında kaçınabilir mi?
    105033 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/07/21
    Peygamber Ekrem (s.a.a) ve onun pak Ehlibeyti’nin (a.s) rivayetlerinde cinsel birleşmeyle alakalı kadın ve erkeğin bir birlerini gözetmeleri gerektiği konusu belirtilmiştir. Cinsel birleşmede olduğu gibi karşılıklı bu gözetme çok yönlüdür. Bu rivayetlerde erkeğe şöyle buyrulur: Erkeğin dinginlikle, oynaşarak ve yavaş yavaş cinsel birleşme amelini yerine getirmesi müstehaptır.
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9397 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Niçin altın takmak erkeğe haramdır?
    94710 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/01/14
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız ...
  • Bir kimsenin keramet sergilemesi onun hak oluşu manasına gelir mi?
    6642 Pratik İrfan 2012/05/03
    İrfanda yaygın olan konulardan birisi, keramet ve olağanüstü işler yapma meselesidir. İrfan ve seyr-i sülûk yolunda keramet, mükaşefe ve olağan dışı işlerin meydana gelmesi, insanın bunlar ile mağrur olacağı ve bu hususları çok önemseyeceği hususlar değildir. Bunlar yüce Allah’ı şuhudi olarak tanımanın ilk ve çok düşük basamaklarıdır. ...
  • İnsanların hepsi kıyamette nasıl tekrar dirilecekler? Oysaki yaşam dönemleri ve dilleri birbirinden farklı hatta çoğunun mezarı bile yok balıklara yem oldular?
    4155 Eski Kelam İlmi 2019/12/01
     Eğer bir insan Allah Teala’nın her şeye kadir olduğunu idrak etmiş ve hiçbir alet ve gereç olmadan maddi alemi yaratabileceğini anlamışsa; insanları tekrar diriltmesi için kabre ihtiyacı olmadığı sonucuna da ulaşır. Her insan din gününde tekrar diriltilecektir ister kabirleri olsun ister olmasın. Günümüzde bilim dünyası eğer bir ...
  • Acaba mezi, vezi, vedi necismidir?
    8521 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/04/07
    İnsan bedeninde idrar yolundan meni ve idrar dışında dışarı çıkan sıvılar bir kaç kısma ayrılır: Büyük abdesten sonra açığa çıkan ve azda olsa yapışkanlık taşıyan sıvı; bu sıvı “vedi” olarak adlandırılır. Cinsel birliktelik sırasında orgazm öncesi ve meninin gelmesinden önce açığa çıkan sıvı; bu ...
  • Ehl-i kitap, meadın cismani olduğuna inanıyor mu? Lütfen bu alanda bir kaç kitap tanıtır mısınız?
    8732 Eski Kelam İlmi 2010/12/28
    Cevabın daha iyi anlaşılabilmesi için birkaç noktaya dikkat çekmek gerekiyor:1-Ehl-i kitabın (ister Yahudi olsun, ister Hıristiyan, ister Zerdüşt) öğretilerinde cismani mead adı altında bir konudan özel olarak bahsedilmemiştir. Bu yüzden bu konuda söyleyeceğimiz şeyler Ehl-i kitabın dini kitaplarından mead inancı hakkında anladıklarımızdır.
  • Müslüman kadınlar camiasından ilmi havzalarda içtihat derecesine ulaşanlar var mı?
    10500 تاريخ بزرگان 2010/06/08
    İslam’ın ilime önem vermesi ve ilimi kadın erkek herkese farz kılması sonucu bazı kadınlar ilim öğrenimine iştigal edip sonunda içtihat derecesine ulaşmışlardır.Örneğin, H. K. 1403 yılında vefat etmiş olan Bayan Müçtehit Emin ve şimdi kadınların ilmi havzalarının değerli üstatlarından ...

En Çok Okunanlar