Gelişmiş Arama
Ziyaret
13269
Güncellenme Tarihi: 2009/04/18
Soru Özeti
Hz. Mehdi (a.s.)’nin varlığı ve zuhuru nasıl ispatlanabilir?
Soru
Kuran- ı Kerim sayesinde, Hz. Mehdi (a.s.)’nin varlığı ve zuhuru nasıl ispatlanabilir?
Kısa Cevap

Genel olarak Kuran-ı Kerim ayrıntılarına inmeden konuları ele alır ve bu konuların açıklamasını sünnet üstlenir.

Bu noktayı göz önünde bulundurduğumuzda Hz. Mehdi (a.s.)’nin varlığını ve zuhurunu Kuran- ı Kerim’deki iki kısım ayetten istifade edebiliriz:

1) İlahî bir hüccetin (masum bir önderin) varlığının gerekliliğini açıklayan ayetler. Örneğin Allah-u Teala’nın Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’e hitap ederek buyurduğu şu ayet: “Sen ancak bir uyarıcısın ve her toplumun bir rehberi ve hidayetçisi vardır.” Bu ayet, bütün beşeri toplumlarda ilahî önderlerin varlığını ve sürekli olmaları gerektiğini genel olarak açıklamakta ve vurgulamaktadır.

2) Mümin ama zayıf düşürülmüş kimselerin yeryüzünde hâkim olacaklarını müjde veren ayetler. Örneğin Kuran- ı Kerim şöyle buyurur: “Andolsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yazmıştık ki: «Muhakkak yeryüzüne benim iyi kullarım varis olacaktır.»” Kuran- ı Kerim’in diğer ayetlerinde bu vaadi tekrarlamıştır yani Allah-u Teala, salih kulların yönetimi ele alacaklarını ve yeryüzünde emniyeti ve dini yayacaklarını söz vermiştir.

Rivayetler bu ayetleri Hz. Mehdi (a.s.)’nin varlığı ve zuhuruna dair tefsir etmişlerdir.

Ayrıntılı Cevap

Geldiğinde dünyayı adaletle dolduracak olan bir kurtarıcı hakkında, bütün dinler ve mezheplerin görüş birliği olmasının yanı sıra bu kurtarıcının kim olduğu ve özellikleri üzerinde ihtilaf vardır. Şia, bu kurtarıcının İmam Hasan Askeri’nin oğlu olduğuna, şimdi hayatta bulunduğuna ve gaybet dönemini yaşadığına inanmaktadır.[1]

Kuran- ı Kerim fıtrata ve akla uygun gerçeklere dayalı olduğu için, bütün ilmî ve dinî konular hakkında en iyi kaynaktır. Elbette Kuran- ı Kerim çoğunlukla konuları genel olarak açıklamaktadır ve bu konuların ayrıntılı açıklamaları için de Kuran’ın hakikatlerine âlim olan “İlimde derinleşmiş olanlar”[2] ayetine mazhar masum İmamlar (a.s.)’a başvurulmalıdır. Diğer bir tabirle, Kuran ayetlerinin ne demek istediğini açıklama görevi ilahî hüccetlere verilmiştir.[3]

Bu sorunun cevabında sadece, konuyla ilgili bazı ayetlere değineceğiz ve bazen de ayetleri daha iyi anlamak için masumlar İmamlar (a.s)’ın rivayetlerinden istifade edeceğiz. Hz. Mehdi (a.s.)’nin varlığı ve onun zuhuru Kuran- ı Kerim’deki iki kısım ayetten istifade edilebilir:

1) Yeryüzünde ilahî bir hüccetin varlığının gerekli olduğunu açıklayan ayetler:

Kuran-ı Kerim açısından, insanlık tarihi boyunca yeryüzü hiçbir zaman ilahî bir hüccetten yoksun olmamıştır. Allah-u Teala, her ümmeti hidayete erdirmek ve kemale ulaştırmak için uygun bir masum kişiyi görevlendirmiştir. Allah-u Teala bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sen ancak bir uyarıcısın ve her toplumun bir rehberi hadisi vardır.”[4]

Buna göre Allah-u Teala tarafından seçilmiş bir hidayet edicinin bütün insanlık toplumlarında olması gerekmektedir. İmam Sadık (a.s) bu ayetin tefsirinde şöyle buyurmaktadır:

“İnsanları, Allah Resûlü’nün getirdiği şeylere (İslam dinine) hidayet etmesi için her zaman bizim soyumuzdan birisi yeryüzünde bulunmaktadır.”[5]

Bu ayet ve rivayetten genel olarak, her zamanda hidayet edici olarak ilahî bir hüccetin olması gerektiği çok iyi anlaşılmaktadır.

Her zamanda ilahî bir hüccetin olmasının gerekliği üzerine bir diğer delil de, Kuran-ı Kerim’in bir açıklayıcı ve müfessire ihtiyacı olması ve masum imamdan başka hiç kimsenin Kuran-ı Kerim’in muhkem ve müteşabih ayetlerinin bütün özelliklerine ve manalarına vakıf olmamasıdır. Sonuç olarak, aklın kesin hükmüne göre Peygamber (s.a.a)’den sonra masum bir imamın olması gereklidir.[6]

İmam Rıza (a.s) masum bir imamın olmasının gerekliliği hususunda şöyle buyurmaktadır: “Eğer bir göz açıp kapayıncaya kadar dahi yeryüzünde ilahî bir hüccet olmazsa, yeryüzü kendi ehlini yutar.”[7]

Masum imamlar (a.s), varlık âleminin emniyeti, huzuru ve ilahî feyzin vasıtasıdırlar ve Allah-u Teala’nın nimet ve bereketleri onların vesilesiyle insanlara verilmektedir; eğer bir an dahi onlar olmazsa, yeryüzü ehlini yutar.[8]

Ama bu dönemde bu masum imamın kim olduğu hususu peygamber’in hadisleri sayesinde açıklık kazanır. Mütevatir olan hadisler bu şahsın İmam Hasan Askeri (a.s)’nin oğlu olduğunu açıklamaktadır.[9]

 

2) Salih ve mümin kulların yeryüzünde yönetimin başına geçeceklerini müjdeleyen ayetler:

Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhuru, Kuran-ı Kerim’in birçok ayeti ışığında ispatlanabilir. Bu ayetlerin hepsi salih ve zayıflatılmış kulların, kendi haklarını alacaklarını ve güç kazanarak yeryüzünde adalete dayalı tek bir hükümet kuracaklarını ve İslam dininin bütün dinlere ve ekollere üstün geleceğini müjdelemektedir. Kuran-ı Kerim, bu müjdenin diğer bazı ilahî kitaplarda da geçtiğini açıklamaktadır:

“Andolsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yazmıştık ki: « Muhakkak yeryüzüne benim iyi kullarım varis olacaktır.»[10]

Kuran-ı Kerim, diğer taraftan bu müjdeyi Allah-u Teala’nın iradesine isnat etmektedir: “Ve bizse yeryüzünde zayıf bir hâle getirilmesi istenenlere lûtfetmeyi ve onları, halka rehber kılmayı ve yeryüzüne, onları mîras bırakmayı dilemekteyiz.”[11] Birçok rivayetlerin açıklaması üzerine bu ayetler Hz. Mehdi’nin zuhuruna bir müjdelemedir. Bu ayetlerden bazılarının belli bir konu hakkında nazil olduğu gerçeği onun diğer örneklere uyarlanamayacağı anlamına gelmediği de açık bir konudur.

Bir başka ayette ise Allah-u Teala, salih ve mümin kulların hükümetlerini “ilahî vaat” olarak insanlara açıklayarak onların eliyle gerçekleşecek emniyet ve huzuru müjdelemektedir: “Allah, sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kıldığı gibi onları da yeryüzüne sahip ve hakim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm'ı) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve (geçirdikleri) korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağını vaat etti. Onlar hakkımda hiç bir şeyi şerik koşmayarak hep bana ibadet edeceklerdir.”[12]

 

Masum İmamlar (a.s)’dan gelen rivayetler bu ayeti, Hz. Mehdi (a.s.) ve onun yaranlarına yorumlamaktadır.[13]

Özet:

Yukarıda zikredilen ayet ve rivayetlerin genelinden, Allah-u Teala’nın hikmet ve lütfü gereği insanlık tarihi boyunca sürekli ilahî rehberlerin insanları hidayete erdirmek için görevli oldukları ve Allah-u Teala’nın onların varlıklarının bereketini yeryüzünde sürekli kıldığı anlaşılmaktadır. Hz. Mehdi (a.s.) bu zamanda, dünyadaki insanların rehberlik görevini üstlenmektedir ve gelecekte zuhur edecektir.[14]



[1] Bu kitabın 7. sorusu, İmam Mehdi (Allah onun zuhurunu çabuklaştırsın) ve dinlerin vaat ettiği kimse.

[2]وَالرَّاسِخُونَ فِی الْعِلْمِ” (Âli İmran Sûresi, 7. ayet)

[3] Sakaleyn Hadisi, Müstedrek-i Hâkim, c:3, s: 148, Dar-ul Ma’rife yayın evi, Beyrut.

[4]إِنَّمَا أَنتَ مُنذِرٌ وَلِکُلِّ قَوْمٍ هَادٍ” (Ra’d Sûresi, 7. ayet) 

[5] Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c: 23, s: 5.

[6] Banuy-i İsfahanî, Seyyide Nusret Emin, Mehzenu’l-İrfan Der Tefsir-i Kuran, c: 3, s: 39, Nahl Sûresinin 44. ayetinin açıklamasında.

[7] Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c: 23, s: 29, bu konuda başka hadisler de zikredilen kaynakta yer almaktadır.

[8] Bihar’ul Envarda ilahî bir rehberin sürekli olması gerektiği başlığıyla geçmektedir; Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c: 23, s: 56.

[9] Safi, Lütfullah, Müntehabu’l-Eser; Taberisi Nuri, Mirza Hüseyin, En-Necmu’s-Sagıb; Allame Meclisi, Biharu’l-Envar  

[10]وَلَقَدْ کَتَبْنَا فِی الزَّبُورِ مِن بَعْدِ الذِّکْرِ أَنَّ الْأَرْضَ یَرِثُهَا عِبَادِیَ الصَّالِحُونَ” (Enbiya Sûresi, 105. ayet)

[11]وَنُرِیدُ أَن نَّمُنَّ عَلَى الَّذِینَ اسْتُضْعِفُوا فِی الْأَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ أَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِثِینَ” (Kasas Sûresi, 5. ayet)   

[12]وَعَدَ اللَّهُ الَّذِینَ آمَنُوا مِنکُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَیَسْتَخْلِفَنَّهُم فِی الْأَرْضِ کَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِینَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَیُمَکِّنَنَّ لَهُمْ دِینَهُمُ الَّذِی ارْتَضَى لَهُمْ وَلَیُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا یَعْبُدُونَنِی لَا یُشْرِکُونَ بِی شَیْئًا” (Nur Sûresi, 55. ayet) 

[13] Ferzî, Muhammed Ali, Ümid-i Sebz, s: 34.

[14] Daha fazla bilgi edinmek için şu kaynağa başvurabilirsiniz: Rızvanî, Ali Asker, Mev’ud Şenasi ve Pasuh Be Şübehat (Vaat Edilen Mehdinin Tanınması ve Şüphelere Cevap), s: 287–298.  

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar