Gelişmiş Arama
Ziyaret
78430
Güncellenme Tarihi: 2010/11/09
Soru Özeti
Müziğin haram veya helal olduğuna dair delilleri açıklar mısınız?
Soru
Lütfen müziğin haram veya helal olduğuna dair delilleri açıklar mısınız?
Kısa Cevap

fıkıh literatüründe musiki ile gına (şarkı) birbirinden farklıdırlar. Gına, eğlence meclisleri münasebetiyle muhataplarını sevindirmek ve eğlendirmek gayesiyle, hançereden çıkıp boğazda çalkalanan sese deniliyor. Musiki (müzik) ise, çalgı aletlerinden meydana gelen ritimdir.

Bazı ayet, rivayet ve bazı psikologların sözlerine dikkat ettiğimizde, çalgının (musiki) ve şarkının (gına) haram oluşlarının hikmetini aşağıdaki şeylere bağlayabiliriz; insanı fesada ve fuhşa temayül ettirme, Allah'ı yâd etekten gafil bırakma, insanın psikolojisini etkileme ve sömürgecilerin kendi gayri meşruu arzularına ulaşmak için istifade etikleri vesilelerden olmaları. Musikin haram veya (bazı kısımlarının da helal) oluşlarının temel delili, kuranın ayetleri, peygamber (s.a.a.-) ve imamların (a.s) rivayetleridir.

Örneğin kuranı kerimde Furkan süresinin 72. Hac süresinin 30. Mü'minün süresinin 3. Lokman süresinin 6. Ayetleri gınanın (şarkı) haram olduğuna delalet eden ayetlerden bir kaçıdır. Bu ayetlerde var olan "kavl-i zur", "lehiv", ve "lagıv" kelimelerinin tefsirinde imamlar (a.s.) şöyle buyurmuşlar: bu kelimelerden maksat; gına (şarkı) dır.

Hakeza gınanın haram olduğu noktasında var olan bazı rivayetler istidlal olarak getirilmiştir. Musikilerin bir kısmının haram oluşu da bazı rivayetlere isnat edilmiştir. Şarkı (gına) sesin uzatılması, her çeşit ses ve nağmecilik için istifade edildiğinden dolayı, bütün fakihler, "lehivsel" özelliğine sahip olan şarkı ve türküleri haram saymışlar. Bazıları da coşturma (mutrib)  olma özelliğini ilave etmişler. Müzik hakkında da fakihlerin ekseriyeti "lehivsel/eğlenceli olma" özelliğini taşıyan müzik türünü haram saymışlar. Bazı fakih ve müçtehitler de, coşturma özelliğine sahip olan müzikleri de haram biliyorlar.

Ayrıntılı Cevap

1-   Musiki kavramı:

"musiki" veya "musikiya" Yunanca bir kelime ve sözlükte "gına" ya tekabül etmektedir. Ama dinsel kavramlarda ve fıkıh literatüründe ikisi bir birinden farklı iki kelimedir. "gına" fıkıh literatüründe, insanın hançeresinden çıkıp gırtlakta çalkalanan, kendi muhatabını sevindiren, coşturan, heyecanlandıran ve şevke getiren bir ses türüdür. Bu tür ses eğlence, hoşça vakit geçirme ve neşeli olan merasimlere uygun olan bir ses türüdür. Musiki ise, çalgı aletlerinden çıkan bir sestir. Buna binaen ilimsel musiki ile fıkıhsal musiki arasında var olan nispet, "umum husus mutlak" şeklindedir.[1]

2-   Musiki ve şarkının haram oluşlarının hikmeti

Kuranı kerimde var olan bazı ayetler, rivayetler ve psikologların sözlerini incelemekle musikinin haram oluşunun felsefesi hakkında aşağıdaki noktaları sıralayabiliriz.

a)   İnsanı fesat ve fuhşa yöneltmeleri:

Peygamberden (s.a.a) rivayet edilen bir rivayette şöyle buyruluyor: "şarkı/gına" zinanın merdivenidir".[2] Birçok kişinin şarkının/gınanın ritimlerinin tesirinde kalarak takvayı bırakıp fesada yöneldiğini, tecrübe göstermiştir. Genellikle şarkı/gına meclisleri fesat türlerinin merkezidir.[3]

b)   Şarkı (gına) insanı Allah'ı yad etmekten gafil ediyor:

Kuranı kerim şöyle buyuruyor: " İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri (lehvu'l-hadis) satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır".[4] Bu ayeti kerimede var olan "lehvu'l-hadis" sapmanın amillerinden sayılmaktadır. "lehv" insanı önemli şeylerden alı koyarcasına insanı kendisiyle meşgul eden şeydir. İslami rivayetlerde bu şey gına (şarkı) olarak tefsir edilmiştir.[5]

c) müziğin ve çalgının/gınanın psikoloji ve sinir sistemindeki olusuz tesiri:

Çalgı ve musiki insan sinirlerini uyuşturan amillerdendirler. Musiki uzmanlarının meşhur şahsiyetlerinin biyografilerine olan teveccüh şunu belirtmektedir: bu şahsiyetler yaşam sürecinde ruhsal hastalıklara müptela olmuş, yavaş yavaş ve git gide sinir sistemlerini elden vermişler. Bazıları ruhsal hastalığına müptela ve bazıları da şuurlarını kökten elden vermişler. Bir diğer kesim da felç olmuş ve güçlerini kaybetmişler, bazıları da musiki çalarken tansiyonları yükselmiş ve ani beyin kanamasına yakalanmışlar.[6]

d)   Çalgı/gına sömürgecilerin sömürme araçlarından bir araçtır:

Dünya sömürgecileri sürekli toplumların, özellikle genç nesillerin uyanışından korkmuşlardır. Bu nedenle kendi sömürülerini ilerletebilmeleri için göze aldıkları programlardan bir tanesi de toplumları uyuşturacak, onları meşgul edecek ve gaflet içinde tutarak sömürgecilerin asıl hedeflerinden haberdar olmalarını engelleyecek salim olmayan şeylerle toplumları uğraştırmaktır. Bu doğrultuda salim olmayan eğlence, fuhuş, kumar vb. yerlerini açmışlardır. Şarkıcılığı ve müziği yaymak da onların bu hedeflerinden birsidir. Şarkılar ve müzik, toplumların fikirlerini uyuşturmak için, üzerinde ısrarlar durulan en önemli araçlardan sayılmaktadır.[7]

3-   Zikir edilen üç mesele çalgı/gına ve musikinin haram oluşlarının hikmetidir, haram oluşlarının "illet-i tam-e" si değildir. Bu nedenle bu eserlere sahip olmadığı yerlerde de haram oluşları yine söz konusudur.

4-   Musikinin haram oluşunun –veya bazı yerlerde helal oluşunun- temel delili kuranı kerimdeki ayetler, peygamber (s.a.a.) ve imamlardan (a.s.) nakil edilmiş olan rivayetleridir. Bu ayet ve rivayetler fıkhın tahassüs-i ve uzmanlık (içtihat) alanında detaylı bir şekilde konu edilir ve araştırılıyor. İçtihat ve uzmanlık (tahassüs-i)  seviyesinde bu ayet ve rivayetleri konu etmek bu makalenin seviyesini açıyor. Ama derinlemesine girmeden kısa bir şekilde işaret edilmesi mümkün olan bir kaç konu burada söz konusudur, onlara işaret ediyoruz:

a)   Kuranı kerimin ayetleri çalgının haram olduğunu açık ve net bir şekilde açıklamıyor ve diğer hükümler gibi külliyata ve usullere değiniyor ise de, peygamber (s.a.a.) ve ehli bayt'ın (s.a.) bazı ayetlerin tefsirinde yapmış oldukları tefsirler çalgıya tekabül ediyor. Bu bağlamda birkaç ayeti zikir ediyoruz:

1-   Allah u Teâlâ şöyle buyuruyor: yalana şahitlik etmeyen kimseler (ve batıl meclislere katılmıyorlar)".[8] Yine şöyle buyuruyor: yalan sözden (kavli'z-zür)  kaçının".[9] İma Sadık (a.s.) bu ayetlerin tefsirinde şöyle buyuruyor: "bu ayetlerdeki "yalana şahitlik etmeyen kimseler" ve "kavli'z-zür" den maksat oyun, eğlence (lehv ve laab) ve şarkı (gına) merasimleridir".[10]

2-   Allah u Teâlâ şöyle buyuruyor: "Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden (lagıv) yüz çevirirler".[11] İmam Sadık (a.s.) bu ayetin tefsirinde şöyle buyuruyor: "ayetteki boş ve faydasız şeyler "lagıv" den maksat şarkı  ve türküdür".[12]

3-   Allah u Teâlâ şöyle buyuruyor: "İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır".[13] İmam Bakır (a.s.) bu ayetin tefsirinde şöyle buyuruyor:"asılsız ve faydasız" sözlerinden maksat şarkı  ve türküdür".[14]

Hatırlatılması gerekir ki, rivayetlerin ekseriyeti, zikir edilen ayetlerdeki ("yalan söz", "boş" ve "faydasız" şeyler, "lehv" ve "laab") şeklindeki kelimeleri, şarkı ve gınaya tatbik etmişler ise de, bazı rivayetlerde musikiye de tatbik edilmiştir.[15] Fakih ve müçtehitler de ayetlerin bazısını musikiye tatbik etmişlerdir.[16]

b)   Şarkı ve gınanın haram olduğuna dair en önem delil peygamber (s.a.a.) ve ehli beyt'ten (a.s.) bize ulaşmış olan rivayetlerdir. Bize ulaşmış olan rivayetler açık bir şekilde şarkı ve gınanın haram olduğuna delalet ediyorlar. Örnek mahiyetinde birkaç tanesine işaret ediyoruz:

İmam Bakır (a.s.) şöyle buyuruyor: "Gına ve şarkı, Allah u Teâlâ karşısında cehennemi karar kıldığı şeylerdendir"[17]. Yine imam Sadık buyuruyor: "gına ve türküden uzaklaşın".[18]

c)   Musikinin haram oluşuyla alakalı peygamber (s.a.a.) ve masum imamlardan (a.s.) elimize ulaşan bazı rivayetler söz konusudur, birkaç tanesine işaret ediyoruz:

İmam Sadık (a.s.) buyuruyor: "şarkı ve çalgı aletleri şeytanın amellerindendir. Bu nedenlerdir ki, yeryüzünde bu tür şeylerden ne varsa şeytan tarafındandır".[19] Peygamber efendimiz (s.a.a.) de şöyle buyuruyor: "mizmar ve kubattan (müzik aletlerinden) sizi men ediyorum".[20]

d)  Gına (şarkı ve türkü) kelimesi "sesi uzatma" belki her çeşit ses ve ritim anlamında olduğu[21] için, Şeyh-i Saduk (r.a.) tabirince bu kavramların hiç birisinin haram olmadığı açık ve bedihidir.[22] Bu nedenle bütün fakih ve müçtehitler türkü ve çalgının haram olabilmesi için "lehvsel olma" özelliğini kayıt olarak zikir etmişler. Yani "lehvsel türkü veya çalgı" haramdır.[23] "lehv" kelimesini şöyle mana etmişler: "lehv" yani Allahın yâdını unutmak, değersizlik ve alçaklıklara bulaşmaktır.[24] Ve şöyle demişler: "lehv ve laab, fesat ve eğlence meclislerine münasip olan şarkı ve çalgılar haramdır.[25]

Bazı fakih ve müçtehitler "lehvsel olma" kaydının yanı sıra "mutrip olma" kaydını da eklemişler.[26] "tarb"[27] hafif akla denilmektedir ki, bu hafiflik çalgı ve çalgılardaki ritimlerin insan ruhunda bıraktığı eser neticesinde meydana gelir ve insanı mutedil haletten çıkarıyor. Musiki (çalgı aletlerinden meydana gelen ritim) hakkında da fakihlerin ekseriyeti "lehvsel" olan türünü, bazıları da coşturucu (mutrib) olanını haram bilmişlerdir.[28]

Son nokta: daha önce hatırlattığımız gibi bu konunun detaylıca ve dakik bir şekilde araştırılması fıkhın tahassüs-i (uzmansal) alanında inceleniliyor. Bu konuda içtihat gücüne sahip olmayan kimseler, taklit ettikleri mercie tabi olmalıdırlar.



[1] Huseyni, seyit mucteba,       "pursışha ve pasuh'hay-i danışcu", s. 169. İmam Humeyni, "el-Mekasıbu'l-Muharreme" c. 1, s. 198-224. Hüseyni, Ali, "el-musiki", s. 16-17. Tebrizi, "istiftaat", soru: 10, 46, 47, 1048, "Fazıl, "Camıu'l-Mesail", c. 1 soru:974,978, 979.

[2] Meclisi, "Biharu'l-Envar", c. 76, bap 99, el-gına.

[3] Bkz. "tesiri musiki ber revan ve asap"(müziğin insan sinir sisteminde ve psikolojisindeki tesiri), s. 29; tefsir-u Ruhu'l-Maani, c. 21, s. 6; "Tefsiri Nümüne", c. 17, s. 25-26.

[4] Lokman, 6.

[5] "Vesailu'ş-Şia", c. 12, b. 99; ebvab-u ma yukseb-u bihi.

[6] Tesir musiki ber ravan ve asap", s. 29 ve 30. ('tefsir-i nümüne'den alıntı; c. 17, s. 26).

[7] 'Tefsir-i Nümüne" c. 17, s. 27.

[8] Furkan, 72.

[9] Hac, 30.

[10] "Vesailu'ş-Şia", c. 12, b. 99, ebvab-u ma yukseb-u bihi, hadis no: 2, 3, 5, 9, 26.

[11] Mü'minün, 3.

[12] "Tefsir-i Ali b. İbrahim", c. 2, s. 88.

[13] Lokman, 6.

[14] [14] "Vesailu'ş-Şia", c. 12, b. 99, ebvab-u ma yukseb-u bihi, hadis no: 6, 7, 11, 16, 25.

[15] Age. 100. Bab, hadis no: 3.

[16] "El-Mekasibu'l-Muharreme", imam Humeyni, c. 1, s. 2.

[17] "Vesailu'ş-Şia", c. 12, b. 99, ebvab-u ma yukseb-u bihi, hadis no: 6.

[18] Age. Hadis; 23, 24.

[19] Age. 100. Bab. Hadis no: 5, 6.

[20] Age.

[21] "El-Mekasibu'l-Muharreme", imam Humeyni, c. 1, s. 299.

[22] Şeyh Ansarı, "mekasıb" c. 1, s. 292.

[23] "Risale-i danışcu", s. 171.

[24] Şermehani, Ahmet, "insan, gına, musiki", s. 14.

[25] "Risale-i danışcu", s. 171. Her halükarda her güzel sesin haram oluşu insanın fıtratı ve aklına uygun değildir. Kuranı, güzel sesle okumayı emr eden rivayetlere de terstir. Bu nedenle anlaşılan şu ki, ses anlamında olan haram olan gına, mutlak gına değil, belki gınanın has bir türüdür. lehv ve batıl gibi ölçülerle haram olan gınanın hangi tür gına olduğunu çıkarabiliriz.

[26] Age.

[27] Mutrib kelimesi "t-r-b" kökünden gelmedir.

[28] "Tevziu'l-Mesail-i Meraci, c. 2, s. 813, 913;" mesail-i cedid", c. 1, s. 47 den sonra.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Namaz kılmayan kimseler kesinlikle cehenneme mi gidecektir? Hatta onlar birçok iyi iş yapsalar da cehenneme gidecekler midir?!
    56369 Eski Kelam İlmi 2012/05/03
    Dini öğretilerimiz esasınca namaz, dinsel ameller arasında ilk ibadetsel fiildir. Eğer insanın namazı kabul edilirse, diğer ibadetsel amelleri de kabul edilir! Öte taraftan Kur’an ayetlerinin açıkça belirtmesiyle her kim zerre miktarınca iyi amel işlerse onun karşılığını alacaktır. Bu ayetler uyarınca, ölçme terazisinde hayrın miktarı fazla olacak olursa, ...
  • İmam Humeyni, İmam Hüseyin’e (a.s) ağlamanın, yas tutmanın ve Hüseyni meclisler tertiplemenin on dört asır öncesinden günümüze kadar dinin bekasına sebep olduğuna görüşünde miydi? Ve bunu neye dayanarak söylemekteydi?
    11385 Eski Kelam İlmi 2012/01/05
    İmam Humeyni (r.a) defalarca İmam Hüseyin’in (a.s) İslamı korumak için yaptığı fedakarlığın önemini dile getirmiş, adının ve hatırasının meclislerle, matemlerle vb. şekillerde yaşatılmasının Onun (a.s) yolunun sürdürülmesinde ve sapmalarla mücadele etmekte etkili olduğunu vurgulamıştır. Örneğin bir konuşmasında şöyle buyuruyordu: ‘Bu aşura toplantısının ve alemdeki şehidlerin en büyüğüne matem düzenlenmesinin o ...
  • Nusayrilerin temel inançları nedir? Onların İmamiye Şiası hakkında görüşleri nedir? Şia'nın bu mektep hakkındaki görüşü nedir?
    28026 Eski Kelam İlmi 2010/09/12
    Bugün Suriye ve diğer bazı Müslüman ülkelerde yaşamakta olan Müslüman fırkalardan biri Nusayriye fırkasıdır. Bunlara "Aleviler" de denir. İran'da "Alevilik" hakkında bağımsız bir araştırma yapılmış değildir. Genelde milel ve nihal yazarlarının görüşleri bu hususta kaynak alınır. Ancak bize göre genelde "Aleviler" on iki imam Şiasıdırlar ve Şia'nın inanç temelleri ...
  • Pazar ortamını oluşturanların işi (komisyonculuk) helal midir?
    10113 Emlak Ve Pazarlama 2012/03/14
    Hazreti ayatullah’el uzma Safi Gupayganinin (Allah yüce gölgesini devam ettirsin) defteri: Dolaysız bir şekilde simsarlık yapana yani müstakim bir şekilde alıcıyı (müşteriyi) tanıtan kimseye “cuale” ismi altında para vermenin her hangi bir işkalı yoktur. Ama eğer bu tür şirketler “guld kuvist” şirketler gibi heremsel şeklinde ...
  • Erkek altın saat kullanabilir mi?
    33057 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/11/27
    Boyna altın zincir asmak, altın yüzük takmak ve ele altın kaplama saat takmak gibi altınla süslenmek[1] erkeğe haramdır ve bunlarla namaz kılmak da namazı bozar.[2] Elbette altın saat ve altın zincir sadece ...
  • arapça dilinin en kamil dil olduğuna dair delil var mıdır?
    8455 Kur’anî İlimler 2011/03/01
    Arapça dilinin kuran dili olarak seçilmesi elbette ki bu dilin değerli ve şerefli olmasına neden olamuştur. Ancak arapça dilinin kamilliği kuranın kamil olduğ için değildir. Lügat ve kavramdaki genişliği, dilsel sisteminin mühkemliği, türlü tabirlere haiz olması, irabı (kelimenin cümledeki farklı konumlarını belirtilmesi içun son harfının üzerindeki ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    129869 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Yaratmada tevhidin manası nedir?
    8010 Eski Kelam İlmi 2012/04/15
    Varlık âleminin yüce Allah dışında hiçbir yaratıcısının olmamasına yaratmada tevhit denir. Mümkün varlıklar, onların eserleri, fiilleri ve hatta insan ve onun tüm icat ve keşifleri hiçbir tartışmaya yer bırakmaksızın Allah’ın yaratıklarıdır. Varlık âleminde bulunan her şey O’nun mahlûkudur. Ama bazıları vasıtasız bir şekilde ve bazıları ise vasıtayladır. ...
  • İslam’ın Tebliğ Yöntemi Nasıldı?
    12879 Masumların Siresi 2011/08/17
    Tebliğ mesaj iletmek anlamındadır. Tüm ilahî peygamberlerin ve özellikle de yüce İslam Peygamberinin misyonu insanları karanlıklardan nura yöneltmek olduğundan, İslam’da tebliğ Allah’ın mesajını kullarına ulaştıran bir vesile olarak çok önemlidir. İslam’da tebliğ yöntemleri sözlü, yazılı ve amelî olarak üç kısma ayrılabilir. Bu her üç kısmın da değişik türleri vardır. ...
  • Nefis, ruh, can, akıl, zihin ve fıtrat arasında nasıl bir ilişki vardır?
    17499 İslam Felsefesi 2010/04/07
    Bazen bu kelimelerden maksat bir şeydir. Hepsi de aynı gerçeğe yani insanın varlığına ve hakikatine işarettir. Bazen de onlardan değişik manalar irade edilir ve her biri nefsin mertebe ve makamlarından birine işaret sayılır. ...

En Çok Okunanlar