Gelişmiş Arama
Ziyaret
11576
Güncellenme Tarihi: 2013/08/26
Soru Özeti
Hz. Zeynep’in başını tabure tahtasına vurma olayı kendisinin “ben güzellikten başka bir şey görmedim” sözüyle çelişmiyor mu?
Soru
Hz. Zeynep’in başını tabure tahtasına vurma olayını nasıl yorumluyorsunuz? Bu olay kendisinin ben güzellikten başka bir şey görmedim” sözüyle çelişmiyor mu?
Kısa Cevap

Evvela Hz. Zeynep’in başını tahtaya vurması kesin değildir. İkincisi, bu iki vakıa arasında bir çelişki bulunmamaktadır; çünkü Kerbela vakıasının iki yönü vardır: Bir yönü dertli, acı verici ve kötüler tarafından gerçekleştirilen cinayettir. Bunun neticesinde insanlık ilahî önderlikten mahrum kalmıştır. Diğer yönünde ise velilerin Allah’ın dini yolunda canlarını feda etmesi, Allah sevgisi, Allah’ın onlara gösterdiği özel inayet ve lütuf ve neticede övünç verici bir son vardır. Yani ilahî okulun ihyası, ümmetin gafletten kurtulması ve adaletsizlerin zulüm ve dinsizlikleri karşısında devrimci bir örneğin sunulması gerçekleşmiştir. Bütün bunlar iftihar edilmeye değerdir. Bundan dolayı Hz. Zeynep “ben güzellikten başka bir şey görmedim” diye buyurmuştur.

Ayrıntılı Cevap

Nakledildiği üzere “önlerinde Hz. Hüseyin’in (a.s) mukaddes başının bulunduğu bir halde şehitlerin başlarını Kufe’ye getirdikleri ve esirlerin kervanı önünde geçirdikleri sırada, gözü o münevver başa ilişince Hz. Zeynep başını önündeki tabure tahtaya vurur ve bunun üzerine başından kan akar.” Merhum Hacı Şeyh Abbas Kumî bu hususta şöyle demektedir: Her ne kadar bu rivayeti Allame Meclisi aktarmışsa da kaynağı Münteheb-i Tarih ve Nuru’l-Ayn denen iki itibarsız kitaptır.[1] Bundan dolayı, gördüğünüz gibi bu nakil temelden tartışmalıdır ve kesin olarak ispatlanmamıştır. Lakin bu nakli bir tarafa koysak bile, Hz. Zeynep’in “ben güzellikten başka bir şey görmedim” cümlesi karşısında, İmam Hüseyin’in (a.s) yasında gözyaşı dökmek ve gamlanmak gibi değişik şekillerde matem tutmanın da kendine has makul bir açıklaması vardır. Şöyle ki; Kerbela ikiyüzlü bir sikke gibidir. Bir yüzünde cahil beşer tarafından gerçekleştirilen bir alçaklık ve diğer yüzünde ise merhametli bir bilge tarafından gerçekleştirilen bir aşkınlık vardır. Onun bir yüzü kan, kılıç, ateş, cinayet ve yağmaydı. Bu, görünen ve Yezit ve Yezit taraftarlarınca gerçekleştirilen bir zahirdi. Ama idrak edilmesi gerekli basiret ve dikkat isteyen ikinci yüz ise ilahî en mukaddes zata yakınlaşmaydı; ilahî okul ve İslam dininin yetiştirdiklerinin verdiği dersler, sergilediği güzellikler, böyle bir okulun ihyası için yapılan özveriler, ilahî mukaddes hedef yolundaki bu fedakârlık ve özveri nedeniyle Allah’ın gösterdiği özel inayet idi. Bu hedef, Allah’ın insanı yaratırken ve hidayete erdirirken taşıdığı ve taşımakta olduğu hedeftir. Bu hedef ve hidayet, insanlığın semavî terbiye şemsiyesi altında kalması için kıyamete dek baki kalmalıdır. Allah’a ait olan bu yüz inayet ve tümüyle güzelliktir. Hz. Zeynep de işte bu yüzü gördüğü için güzellikten bahsetmektedir. Bu yüzden savaş ateşi kızgınlaştığı oranda İmam Hüseyin (a.s) ve bazı yarenlerinin yüzlerinin daha güzelleştiğini ve açtığını ve de gönüllerinin daha sükûnet bulduğunu gözlemlemişlerdir… .[2] Evet, beşerin böyle ilahî hidayetçilerin ve yüce şahsiyetlerin kadrini bilmemesi, en namertçe davranışları onlara reva görmesi ve onlardan insaniyeti esirgemesi acı vericidir. Bu acıyı idrak etmek gönülleri gamlı kılacak, gözleri yaşartacak, duyguları deşecek ve bir matem meydana getirecek kadar büyüktür. Nitekim şehid Mutahhari şöyle demektedir: “Peygamber insan-ı kâmildir. Hüseyin insan-ı kâmildir. Zehra insan-ı kâmildir. Onlar meleklerden daha üstün bir kemale sahip olmakla birlikte insan özellikleri taşımaktadır; yani bir insan gibi acıkmakta, yemek yemekte, susamakta, su içmekte, uykuya ihtiyaç duymakta, çocuklarına sevgi beslemekte ve cinsel güdü taşımaktadırlar. İşte bu yüzden önder olabilmektedirler. Eğer böyle olmasalardı imam ve önder olmazlardı. Onların duygusal ve insanî yönleri bizden daha güçlü olmakla birlikte insanî kemal noktasında melek ve Cebrail-i Emin’den daha yücedirler. Bu yüzden İmam Hüseyin önder olabilmektedir. Çünkü tüm insanî özellikleri taşımaktadır. Büyük oğlu savaşmak için kendisinden izin almak istediğinde onun da ciğeri yanmaktadır. Duygu insanın yetkinliklerindendir. Ama Hakkın rızası için bunların tümünü ayakları altına almaktadır.”[3] Yani bütün bu duygulara rağmen, bu musibet ve ağlamalarda asla ilahî rızanın aksine ve O’nun gazaplanmasına neden olacak bir söz dile gelmemekte veya davranış yapılmamaktadır. Bundan dolayı onların diğer insanlardan farkı, gam ve üzüntülerinin Allah için olmasıdır. Acıları Allah yolunu terk etmeye neden olmamaktadır. Bilakis bu yolda can verinceye kadar direnmektedirler. Bu yüzden ilahi inayeti kazanmaya layık olmakta, canları onunla kanıksamakta ve tevhid fıtratı ondan lezzet alıp mutlu olmaktadır. Bu, vakıanın güzel yüzüdür. Ama İbn. Ziyad o cahilce sözüyle[4] kendi çirkin cinayet ve fiilini Allah’a isnat etti. Onun hedefi kendi cinayetini haklı göstermek ve İmam Hüseyin (a.s) ve yarenlerinin konumunu tahkir etmekti. Lakin Zeyneb-i Kübra ona şöyle bir ders verdi: Allah’tan çirkinlik gelmez, Allah’tan gelen şey tümüyle güzeldi ve biz güzellikten başka bir şey görmedik. Kötü ve çirkin olan şey sen ve senin gibilerden geldi, Allah’tan değil. Sen bizim acı çekmemizi, küçülmemizi ve yok olmamızı istedin. Evet, çile ve acı çektik ama bunun karşısında sabır ve direnç ile Allah’ın inayetine ve güzelliklere ulaştık. O, bizi şehadet arzusuna ulaştırdı, bize izzet ve yücelik verdi ve Peygamber ve ailesinin mektebine hayat ve beka bahşetti. Bunun karşılığında silinmek ve alçaklık da sizin nasibiniz olacaktır.           

 

[1] Kumî, Şeyh Abbas, Müntehü’l-Amal, c. 1, s. 753, çap-ı heftom, Müessese-i İntişara-ı Hicret, Kum, 1372.

[2] Bkz: Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l-Envar, c. 44, s. 297, bap. 35; c. 6, s. 154, bap. 6, Müessese-i el-Vefa, Beyrut, Lübnan, 1404 k.

[3] Mutahhari, Mürteza, Mektel-i Mutahhar, Goftar-ı 36, s. 180, çap-ı çarom, İntişarat-ı Zaman, Tedvin Ve Tahkik: Cafer Salihan, Tahran, 1382.

[4] Allah’ın kardeşin ve ailene yaptığını nasıl gördün … Meclisî, Muhammed Bakır, Biharu’l-Envar, c. 45, s. 115, bap. 39, Müessese-i el-Vefa, Beyrut, Lübnan, 1404 k.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia Hz. Ali(a.s)'ın faziletlerini ispatlamada Ehl-i Sünnet'in mütevatir hadislerine dayanabilir mi?
    7829 Masumların Siresi 2011/06/21
    Tevatür yalan üzere anlaşmaları mümkün olmayan büyük bir kalabalığın bir konuyu nakletmelerine denir. Biz inanıyoruz ki Hz. Ali'nin faziletleri ve onun imameti hakkındaki nas tevatürle sabittir. Bunu Şia'nın hadis ve tarih kaynaklarının yanı sıra Ehl-i sünnetin kitaplarından ve sahabilerin hadislerini nakleden eserlerden istifade ediyoruz. Buna göre bizim bu konuyla ilgili ...
  • Neden Yahudiler Yahudi olarak adlandırılmaktadır?
    10738 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Yahudilerin Yahudi olarak adlandırılmasının nedeni hakkında ihtilaf vardır. Bazıları Yahud’un hidayete ermiş olduğu manasına geldiğini ve bunun nedenin de Musa’nın (a.s) kavminin buzağı tapmaktan tövbe etmesi olduğunu belirtmiştir.[1] Bazıları da bu kavme Yahudi söylenmesinin nedeni hakkında şöyle demiştir: Hz. Yakub’un dördüncü oğlunun adı “Yahuza” ...
  • Bir miktarı buz tutan ve geriye kalan kısmı kür (çok) su miktarında olmayan kür (çok) suya necaset değerse hükmü nedir?
    5824 Su Türleri 2012/04/11
    Büyük taklit merciileri bu konuda şöyle buyuruyorlar: ‘Kür (çok) suyun bir miktarı buz tutar ve geriye kalan kısmı da çok su miktarına ulaşmazsa, necaset değdiğinde necis olur ve buzdan eriyen kısım da necistir.’[1]
  • Âli İmran Suresinin 14. Ayetini dikkate alarak, kadınlar da erkekler için aşağılık maddi işler kısmından sayılıp dört ayaklı hayvanlar cinsinden mi hesap edilir?
    18306 زن 2012/07/21
    Söz konusu ettiğiniz sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: Sizin Ali İmran Suresinin 14. Ayetinden yaptığınız çıkarım yanlış bir çıkarım olup ayetin manasına dikkat edilirse, sizin açıkladığınızın dışında bir şey anlaşılır. Ayette şöyle buyrulur: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    7614 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Rüyada bilinçli olma imkânı mevcut mudur? Bazı rüyaların gerçekleşmesinin nedeni nedir?
    12738 Teorik İrfan 2012/02/18
    Bilgelerin görüşüne göre uyku, zahiri duyuların tedricen dış dünyayla ilişkisinin kesildiği, ama batıni duyuların henüz aktif olduğu bir haldir. Uyku anında dış dünyayla uğraşmaktan ve değişik meşguliyetlerden uzaklaşması neticesinde insan nefsi, melekût âlemine odaklanır ve nefis madde âleminden ne kadar çok uzaklaşırsa, nefsin kendi âlemiyle irtibat kurması daha fazla ...
  • Baş ve göğüs balgamını yutmanın oruca bir zararı var mıdır?
    7106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.  ...
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    7207 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Acaba yaradanın yaratıcılık özelliğinin fiiliyyete geçmediği bir an ve ya zaman varmıdır?
    8445 Eski Kelam İlmi 2008/06/12
    Gereken cevaba ulaşmak için bu bir kaç noktanın yani zamanın mahiyyeti, fiili sıfatlar ve ilahi feyzin devamının, açıklığa kavuşması gerek.1.Zamanın mahiyyeti nedir?Zaman: Hareket yoluyla cisimlere arız olan akıcı aralıksız niceliktir. ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    82581 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...

En Çok Okunanlar