Gelişmiş Arama
Ziyaret
17923
Güncellenme Tarihi: 2008/11/18
Soru Özeti
Kıyamet günü sorgu-sual herkes için midir? O günde Peygamberlerden sorgu-sual etmek ne manaya gelmektedir?
Soru
Kur'an buyuruyor: 'Kendilerine Peygamber gönderdiklerimizi de mutlaka sorguya çekeceğiz, Peygamber olarak gönderdiklerimizi de sorumlu tutacağız.' A'raf/6 Bir başka ayette buyuruyor: 'Yaptıklarınızdan dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.' Nahl/93 Bu iki ayet hakkında iki önemli soru insanın aklına takılmaktadır: 1-Bu ayetlerden kıyamette ki sorgunun herkes için geçerli olduğu ve peygamberleri de içine aldığı anlaşılmaktadır. Eğer böyle ise bazılarının sorgu-sual olmadan cennet yada cehennem gideceğini gösteren ayet ve hadisler nasıl mana edilir? 2-Eğer bazı mü'minler sorgu-sual olmadan cennete gideceklerse acaba peygamberler onlardan daha mı aşağıdırlar (sorguya çekiliyorlar)?
Kısa Cevap

Dini kaynaklarda kıyamet günü hakkında gelen meselelerden biri o günde yapılacak sorgu-sualdir. Ayet ve hadislerden anlaşılan şey bu sorgu-sualin umumi olduğu, hatta peygamberlerin bile bundan istisna olmadığıdır. Şüphesiz ki bu sorgular gerçekeleri ortaya çıkarmak için değildir. Zira hiç bir şey alemlerin rabbine gizli değildir. Bu sorguların amacı tehdid, kınama, ta'zim vb. durumlar içindir. Kıyametin vakfe ve merhaleleri çeşitlidir. Onların bazılarında sorgu-sual vardır hepsinde değil. Bazılarında hiç sorgu-sual yoktur. Kur'an'ın bazı ayetleri bu merhaleler hakkındadır. Allah'ın kıyamette peygamberlerden sorgusu onları ta'zim etmek, ağırlamak içindir.

Ayrıntılı Cevap

 Dini kaynaklarda kıyamet günü olacak şeylerden biri o günde yapılacak sorgu-sualdir. Bu konudaki ayetleri iki gruba ayırabiliriz:

1-Sorgu-sualin umumi olduğuna işaret eden ayetler. Aşağıda ki ayetler bu konu hakkındadır:

-Kendilerine Peygamber gönderdiklerimizi de mutlaka sorguya çekeceğiz, Peygamber olarak gönderdiklerimizi de sorumlu tutacağız.

 

-Andolsun Rabbine ki yaptıkları şeyleri onların hepsine soracağız.'[1]

 

2-Günahkarların günahından sorulmayacağını söyleyen ayetler. Allah-u Teala buyuruyor: 'Ne insan, ne cin artık o gün suçlu mudur sorulmaz.'[2]

Bu iki grup ayet hakkında iki önemli soru vardır:

1-Bu iki grup arasında ki çelilşki nasıl gederilecektir?

2-Peygamberlerden sorgu ne anlama gelmektedir?

Bu iki sorunun cevabına geçmeden önce bir noktaya değinmek gerekir: Sorgu ve sual iki kısımdır:

a) Hakiki: Soru bazen hakikidir, yani soruyu soran bir konuyu bilmiyor ve öğrenmek maksadıyla soruyor. Örneğin sihirbazlar Firavundan, '(Musa'ya) üstün gelirsek bize bir mükafat var mı?'[3] diye sormuşlardı.

b) Mecazi: Soru bazen mecazidir; yani soruyu soran öğrenmek amacıyla sormuyor, onun bunu yapmakla tehdid, kınama, alay etme v.s maksatları vardır. Zahirde soru soruyormuş gibi görünüyor, ama gerçekte sorunun cevabını kendisi bilmektedir. Örneğin Allah-u Teala putperestleri kınamak amacıyla şöyle buyruyor: 'Allah'ı bırakıpta tamamıyla uydurma mabutlara mı tapmak istiyorsunuz?'[4]

Allah'ın soruları ikinci kısımdandır. Zira Ona hiç bir şey gizli değildir, O her şeyi bilir, bu yüzden hiç bir şeyi öğrenmek için sormaz: 'Yeryüzünde ve gökte zerre miktarı bir şey yoktur ki Rabbinden gizli kalsın.'[5]

Allah-u Teala'nın soruları her ne kadar mecazi ise de, böyle soruların da çeşitli kısımları vardır. Bazen ikrar için sorulur, bazen reddetme, bazen kınama ve bazende başka nedenlerden dolayı.

Kıyamette soru, umumidir, ancak soru çeşitleri farklıdır. Allah-u Teala'nın soruları her ne kadar bilmek için değilse de böyle soruların da çeşitli kısımları vardır.

Başka bir ifade ile insanlardan sorgu-sual bilgi edinmek ve gerçeği bulmak için değildir. Zira Allah-u Teala buyuruyor: 'Suçlular yüzlerindeki alametlerden tanınırlar.'[6] Allah'ın günahkarlardan sorgu-suali onları kınamak içindir. Yani bunca ayet ve delillere rağmen neden isyan edip günah işlediniz.

Kıyamette Sorgu-Sualin Umumi Oluşu:

Bazı ayetlerde Allah'ın bazılarını sorgu-sual etmeden cennet yada cehenneme götüreceği belirtilmişken, bazılarında da -A'raf, 6 gibi- herkesten hatta Enbiya'dan bile sorulacağı buyurulmaktadır. Zahirde bu iki grup ayet arasında çelişki olduğu görülmektedir. Bu zahiri çelişkiyi gidermek için çeşitli cevaplar verilmiştir. Aşağıda onlardan ikisini getiriyoruz:

1-'Allah sormaz' denilen yerlerde maksat hakiki sualdir; yani Allah-u Teala, kullarının günahkar mı yoksa iyilerden mi olduğunu bilmek için sormuyor. Zira Allah her şeyi biliyor.[7]

Herkesten sorulacak, diye buyrulan yerlerde ise maksat mecazi sorgulamaktır.

 

2-Kıyamette bazı vakfe ve merhaleler var ki onların bazılarında kimseye konuşma hakkı verilmeyecektir, onlarda sual ve cevap yoktur. Bazı ayetler bu merhalelere işaret etmekteler. Bazılarında ise sual ve cevap olacaktır ki, yine buna işaret eden ayetler vardır.

Enbiyalardan Sual

Allah-u Teala'nın peygamberlerden sorgu-sual etmesinden maksadın ne olduğuna dair çeşitli cevaplar verilmiştir:

1-Kimilerine göre bu sorgu onları azarlamak için değildir. Tersine kafirleri azarlamak içindir.[8] Peygamberler, kafirlere isyan ve tuğyanlarının neticesini onlara bildirmelerine, peygamberlerin Allah'tan taraf verilen görevleri en güzel şekilde yerine getirmelerine rağmen neden isyan ettiklerinin hesabı sorulacaktır.

2-Kimilerine göre peygamberlerden sormaktan kasıt, ilahi emirleri insanlara ulaştırdıklarında insanların Onlara karşı nasıl davrandıkları ve nasıl karşıladıklarının sorulmasıdır.[9] Bir rivayette Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: 'Kıyamet günü Enbiyadan risaletlerini yerine getirme konusu sorulacak. Peygamberler, ilahi risalet ve emirleri ümmetlere ulaştırdıklarını söyleyecekler. Ümmetlerden de peygamberlerin risaleti hakkında sorulacak, onlarda inkar edip, bize korkutucu ve müjdeleyeci gelmedi, diyecekler. Resul-u Ekrem (s.a.a)'den de sorulacak, O hazrette Peygamberlerin doğruluğuna ve inkarcıların yalancı olduğuna şahadet verecektir.'[10]

3-Kimileri de diyor ki, bu sualin sebebi, peygamberleri yüceltmek ve şereflendirmek içindir.[11] Bununla peygamberlerin şerafet ve azameti başkalarına da aşikar olmaktadır. Bazen birisinden başkalarının yanında soru sorulur, ama bundan amaç bilmek değil, aksine onun üstünlüğünü ortaya koymak içindir.



[1] -Hicr/92-93

[2] -Rahman/39

[3] -Şuara/41

[4] -Saffat/86

[5] -Yunus/61

[6] -Rahman/41

[7] -Muhammed b. Hasan Tusi, et-Tibyan fi Tefsir-il Kur'an, c.4, s.334, 1. baskı, Mekteb-ul A'lam-il İslami, h.k.1409

[8] -Fazl b. Hasan Tebersi, Mecme-ul Beyan, c.4, s.218, Müesseset-il A'lemi, Beyrut, h.k.1415

[9] -Tebersi, Cevami-ul Cami, c.1, s.641, 1. baskı, Müessese-i Neşr-i İslami, Kum, h..k. 1418

[10] -Feyz-i Kaşani, Tefsir-us Safi, c.2, s.180, 2. baskı, Mektebet-us Sadr, Tahran, h.ş.1374

[11] -Molla Fethullah Kaşani, Tefsir-i Menhec-us Sadigin fi İlzam-il Muhalifin, c.4, s.5, 2.baskı, Tahran, h..ş.1344

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar