Gelişmiş Arama
Ziyaret
7908
Güncellenme Tarihi: 2009/02/22
Soru Özeti
İmamlar, ne zaman şehid olacaklarını bildikleri halde, buna engel olmak için neden önlem almadılar?
Soru
Masum İmamlar (a.s) gaybtan ne zaman ve nasıl şehid olacaklarını bildikleri halde buna engel olmak için herhangi bir önlem almadılar. Neden?
Kısa Cevap

Cevabın anlaşılabilmesi için önce bir kaç noktaya açıklık getirmek gerekir:

1- Masum İmamlar (a.s), kendi şehadetlerinin yer ve zamanı da olmak üzere acaba bütün olayları biliyor muydular? Bunun kendisi incelenmesi gereken bir konudur ve ispatlanmış değildir.

2- Masum İmamlar (a.s)’ın kendi şehadetlerinin yer ve zamanını gaybi ilimle bildiklerini varsayarsak, o zaman bu şunu ifade eder ki:

a) Her insan bir gün ölecektir ve ilmi ne düzeyde olursa olsun kimse bu kaideden müstesna değildir. Yani insanın ilmi onun ölüm ya da şehadetine engel teşkil etmez.

b) Allah’ın kaza ve kaderi kesinleştiğinde hiçbir şekilde değişmez.

c) Masum İmamlar (a.s)’ın gayb'tan şehadetlerinin yer ve zamanını bilmeleri sadece kesinleşmiş bir olayı bildikleri anlamına gelmektedir. Onların (a.s) bu kaza ve kadere razı olmaları, makamlarını da daha da yükseltmektedir.

Sonuç: Allah’ın kesin isteği olan en güzel ölüm şekli olan şehedete ermeğe engel olmak, Allah’ın isteğine razı olmamak demektir ki, böyle bir şey Masum İmamlar (a.s)'dan asla beklenmez. Onların (a.s) söz ve amelleri, her zaman ilahi kazaya razı, Allah’ın emrine teslim olduklarını ortaya koymaktadır.

Ayrıntılı Cevap

Cevabın daha iyi anlaşılabilmesi için her şeyden önce İmamlar (a.s)'ın ilimlerinin ne şekilde olduğunu kısaca beyan etmemiz, ondan sonra ölüm ve şehadetlerinin zamanını bilmelerine rağmen neden buna engel olmadıklarına bakmamız gerekir.

Masum İmamlar (a.s)'ın Allah’ın izniyle her şeye tam ve mutlak gaybı ilimleri olduğu, yani şehadetlerinin yer ve zamanını da bilmek gibi geçmiş ve gelecekte ki tüm olayları bildikleri konusu ihtilaflıdır. Kur'an'ın öğretilerine göre gaybı tam olarak yalnızca Allah bilmektedir; zira bütün alemlere her yönüyle hakim olan O'dur. Bunu, Rad/4, Yunus/20, Nahl/65 gibi ayetlerde görebiliriz. Bazıları bu ve benzeri ayetlere dayanarak İmamlar (a.s)'ın şehadetlerinin yer ve zamanını bilmek gibi geniş ve kapsamlı bir ilimlerinin olmadığını söylüyorlar.

Ancak Şia alimlerinin bazıları, Al-i İmran/179, Cin/26 ve 27 gibi ayetlere dayanarak diyorlar ki: 'Allah-u Teala gaybı ilmi resullere vermektedir.' Yine ilahi evliyalarında kısmi olarak gaybı bildiklerine inanmaktalar. Masum İmamlar (a.s)'ın rivayetlerinden de bu mana çıkmaktadır. İmam Sadık (a.s) bu konuda şöyle buyuruyor: 'İmam bir şeyi bilmek istediğinde Allah onu Ona öğretir.'[1]

Bu gibi ayet ve rivayetler ile peygamberlerin insanları maddi ve manevi olmak üzere her yönüyle hidayet etme görevleri dikkate alındığında Onların bu görevlerini iyi bir şekilde yerine getirmek için büyük bir ilme ihtiyaç duydukları açıktır. Peygamberlerin halifeleri olan İmamlar da aynı hükme sahiptir. Onlar da kendi şehadetlerinin yer ve zamanını bilmeleri de olmak üzere gaybı ilimden büyük bir paya sahiptirler.[2]

Masum İmamlar (a.s)'ın kendi şehadetlerinin yer ve zamanını bildiklerinin ispatı halinde demek gerekir ki:

a) Bütün insanlar bu dünyaya gelir ve giderler. Her doğan bir gün şöyle ya da böyle ölecektir. Kur'an-ı Kerim buyuruyor: 'Her nefis ölümü tadacaktır.'[3] Yani herkes ölecektir. Çok az sayıdaki Allah'ın has dostlarının dışında kimse ne zaman öleceğini bilemez. Ölümlerin üzerlerinin kapalı olması, insanın her an ölebileceği, bu yüzden günah işlememesi ve tövbeyi geciktirmemesi gerektiği anlamına gelmektedir. Ölümlerin içinde en üstün ölüm ise şehadettir. Allah-u Teala kendi yolunda ölenleri ölü kabul etmiyor. Onlar, Allah katında rızıklanan dirilerdir diye buyurur.[4]

Gaybı ilme sahip olan Masum İmamlar (a.s)'ın hepsi bu şekilde öldüler, yani şehid oldular. Ancak, insanın ilmi onun ölmesine veya şehid olmasına engel teşkil etmez. Ne zaman öleceğini bilmek ölüme engel olunacağı manasına gelmemektedir.

b) Kaza ve kader -ister kişiler için olsun, ister ümmetler için- kesinleşmişse asla değişmez. Allah-u Teala buyuruyor: 'Mukadder olan o zaman gelip çattı mı, onu ne bir an geriye atabilirler, ne bir an ileriye alabilirler.'[5]

c) Masum İmamlar (a.s)'ın da gaybı ilimleri vardı. Allah'ın kaza ve hikmeti şehid olmalarını gerektirmediğini bildikleri sürece kendilerini ölümden korurlardı. Rivayetlerde, İmam Hadi (a.s) hastalığından iyileşmek amacıyla birini dua etmesi için Kerbela'ya gönderdiği, İmam Kazım (a.s)'ın Harun er-Reşid'in verdiği zehirli hurmayı yemeyip, 'Henüz vakti gelmemiştir.' diye buyurduğu, İmam Bakır (a.s)'ın 'Biz sultanın şerrini defetmek için falan duayı okuruz.' dediği nakledilmiştir.[6]

Bütün bunlar, Masum imamlar (a.s)'ın canlarını korumak için çaba gösterdiklerini ortaya koymaktadır.

d) İnsan şehid olacağını önceden bildiği halde, Allah'ın rızasını kazanmak, Onun emrine teslim olmak için, isteyerek savaş meydanına gitmesi insanın makam ve derecesini artırır.

İnsan eğer böyle bir ilahi rızaya erişirse kesinlikle insaniyetin üstün derecelerine ulaşmış olacaktır. İmam Bakır (a.s) buyuruyor: 'Masum İmamlar (a.s)'ın başına gelen bunca musibet Allah'ın kesin kazası ve Onların kendi seçimleriyle oldu. Hepsi bunu biliyordu… Bütün bunlarda Allah'ın Onlar için istediği derece ve kerametlerden (onur ve değerlerden) dolayıdır.'[7] Allah'ın isteğine uygun olan en güzel ölüm şekline engel olmak demek, Allah'ın isteğine razı olmamak demektir. Böyle bir şeyi Onlardan (a.s) beklenmek asla makul değildir. Bu şekilde bir ölüm, yani Allah yolunda şehid olmak Masum İmamlar (a.s)'ın en büyük arzuları idi. Bu arzuya ulaşmak için hep dua ederlerdi. Örneğin İmam Hüseyin (a.s), kendisinin ve ashabının şehadetini biliyordu ve buna razıydı. Çünkü Onun (a.s) şehadetinin İslam’ın kalmasında en büyük etken olacağını biliyordu. Böyle bir ölümden kaçsaydı bu etki ve faydaları verecek bir şehadete nerede ulaşacaktı?

Yukarıda söylenenler göz önüne alındığında şöyle bir sonuç alıyoruz: Masum İmamlar (a.s), Allah'ın kesin kazasını bildikleri yerlerde, rıza ve teslim makamına sahip olduklarından buna razı olurlardı, bunun dışında canlarını korumak için çaba göstermekten geri durmazlardı.



[1] -Kuleyni, Usul-u Kafi, c.1, İmamlar (a.s) Bir Şeyi Bilmek İstedikleri Zaman Bildirilir babı, hadis, 3; daha fazla bilgi için bkz: İnsan ve Gaybı İlmi Bilme, soru: 150, (site: 1056).

[2] - Gaybı bilmek her zaman kemalin göstergesi değildir, hatta bazen eksikliktir. Örneğin Hz. Ali (a.s), Hz. Peygamber (s.a.a)'in hicret edeceği gece yerinde yattığı zaman, her hangi bir tehlike olmayacağını bilseydi bu Onun (a.s) için bir fazilet sayılmazdı; zira bu durumda herkes orada yatmak isterdi. Burada gaybı bilmemek fazilettir. (Kıraati, Tefsir-i Nur, c.4, s.245)

[3] - Al-i İmran/185

[4] - Al-i İmran/169

[5] - A'raf/34

[6] - Maktel-i Hüseyin (Mukarrem), s.57

[7] - a.g.e. s.61

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar