Gelişmiş Arama
Ziyaret
11254
Güncellenme Tarihi: 2012/05/12
Soru Özeti
Kanaat hayatta ne gibi eserleri peşinden getirir ve hayatta onunla cimriliği nasıl birbirinden ayırt edebiliriz?
Soru
Kanaat hayatta ne gibi eserleri peşinden getirir ve hayatta onunla cimriliği birbirinden nasıl ayırt edebiliriz?
Kısa Cevap

Kanaat lügatte ihtiyaç duyulan eşyalardan daha azıyla yetinme ve şahsın nasibinde olan şeye razı olması manasına gelmektedir. Kanaat kelimesi bazen hadislerde mutlak razılık manasına da kullanılmıştır. Kanaat ve cimrilik arasındaki farka gelince şunları söylemek gerekir: Kanaat daha çok ferdi ahlakta geçmekte ve hayattaki potansiyellerden düzenli bir şekilde yararlanma, masraf ve harcamalarda aşırılıktan sakınma ve her ne kadar az olsa da ilahi nimetlere razı olmakla alakalıdır. Cimrilik ise toplumsal ahlakla ilişkili olmakta ve bir insanın, başkalarının yardımına koşacağı ve kendi mali ve itibari imkanatlarını toplumun ihtiyaç duyduğu masraflarda kullanacağı yerde cimrilik yaparak harcamada bulunmaktır.

Ayrıntılı Cevap

Kanaat konusuna girmeden önce kanaat kelimesinin lügat ve ıstılahı manası ve onun cimrilikle olan farkını inceledikten sonra onun değer ve eserlerine değineceğiz:

Kanaatin Manası ve Onun Cimrilikle Olan Farkı

A. Kanaatin Manası: Kanaat lügatte ihtiyaç duyulan eşyalardan daha azıyla yetinme ve şahsın kendi nasibinde olan şeye razı olması manasına gelmektedir.[1] Kanaat kelimesi bazen hadislerde mutlak razılık manasına da kullanılmıştır. İmam Ali (a.s) Osman bin Huneyf’e yazdığı mektupta şöyle buyurmaktadır: “Bana, "Mü’minlerin Emiri" denildikten sonra zamanın zorluklarında onlara ortak olmamaya, sıkıntılı yaşa­yışlarında onlara örnek olmamaya razı olur muyum?”[2]

Ahlak ilminde kanaat hırsın karşısında kullanılmaktadır. Kanaat sıfatı şahsın, ihtiyacınca ve zaruret miktarıyla yetinmesine ve ondan fazlasını talep etmemesine sebep olur.[3]

Bu nedenle azla yetinene ve mutsuz olmayana ve kendi payına razı olan kimseye kani diyebiliriz.

B. Kanaatin Cimrilikle Olan Farkı: Kanaat ve cimrilik arasındaki fark hakkında şunları söylemek gerekmektedir: Kanaat daha çok ferdi ahlakta geçmekte ve hayattaki imkânatlardan düzenli bir şekilde yararlanma, masraf ve harcamalarda aşırılıktan sakınma ve her ne kadar az olsa da ilahi nimetlere razı olmakla alakalıdır. Cimrilik ise toplumsal ahlakla ilişkili olmakta ve insanın başkalarının yardımına koşacağı ve kendi mali ve itibari imkanatlarını toplumun ihtiyaç duyduğu yerlerde kullanması gerektiği yerde cimrilik yaparak harcamada bulunmamaktır. Kanaat insan zatının yücelik ve büyüklüğü ve züht ve tahammülünün sembolüdür, oysaki cimrilik; rezile sıfatlardan ve nefsin hakirliğinden kaynaklanan insanın bencillik sembolüdür.

Bu alanda insanlar dört kısma ayrılır:

1. Kendileri yerler ve başkalarına da verirler; bunlar infak ehlidir.

2. Kendileri yemezler ama başkalarına infak ederler; bunlar fedakârlardır.

3. Kendileri yerler ama başkalarına infak etmezler; bunlar cimrilerdir.

4. Kendileri yemezler ve aynı şekilde başkalarına da vermezler; bunlar alçak ve hasistirler.

Mümkündür ki insan kendi malından hem kendi faydalanmayabilir ve hem de başkalarına vermeyebilir ama bu alçaklığın ve hasisliğin son noktası ve cimrilikten de kötüdür; zira cimri olan insan başkalarına vermez, ama kendisi kendi malından faydalanır. İnsanın kanaate riayet ederek hem kendisi kendi malından gerektiği kadarınca faydalanması ve hem de onun fazlasını infak ve bağışta bulunarak aynı şekilde başkalarını da kendi yararlandıklarına ortak etmesi ve toplumun dertlileri ve ihtiyaç sahiplerinin derdine ortak olması en iyi durumdur.

Akıl, kanaati seçmede en önemli etkendir. Hz Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Akıllı olan kanaat eder.”[4]

Akıl, kanaati onun değerli eserleri nedeniyle seçmekte ve onu şahsın yararına bilmektedir. Kanaatin peşinden getirdiği eserlerden bazıları şunlardır: insanın başkalarına ihtiyaç duymaması, insanın yokluklar karşısında tahammül gücü kazanması ve onlara sabır etmesi. Gerçi zahirde kanat ehli olan insan zahiri imkanatlardan daha az istifade eder, ama kanaatin akıbeti gereğince bu amel aklın kabulüdür. Şahsın dünya ve nefsine karşın ilim düzeyi ne kadar çok olursa insani konulara daha derinden teveccüh edebiliyor ve kanaat sıfatı gibi makbul görünen insani sıfatları kabullenmeye kendini hazırlıyor.

Şu ana kadar yaptığımız açıklamalarda kanaatin, insan hayatında yaşam davranış ve maişeti düzeyinde meydana gelen zühdün hal ve melekesi cilvesidir. Ve zahidane bir yaşam hakikatte aynı kanaatli sade ve tamahtan, rahatlık, gösteriş ve çeşitliliğe düşkünlükten uzak bir yaşamdır.

Emirü’l-Müminin Ali’de (a.s)  kanaati, sade ve gösteriş ve görünümü olmayan ve hafif olarak tefsir etmektedir: “Dininizin salim kalması için dünyanın azlığına kani olun. Zira mümini, dünyadan yeten az bir şey de kanaatkâr kılar.”[5]

Genel anlamda kanaatin, cimrilik yapmak veya harcamamak manasında olmadığına teveccüh etmeliyiz; kanaat insanın kendi imkanlarıyla doğru bir şekilde ve uygunca yararlanan ve toplumda tavsiye edilen masraf olgusuna riayet etme ve İslami düsturlara mutabık istifade etmesidir ve bu konularda aşırılıktan ve döküp dağıtmaktan sakınmaktır.[6]

Kanaatin Eserleri

Kanaat, olumlu (müspet) ve olumsuz (menfi) boyutlar olmak üzere çok fazla eserlere sahiptir. Burada kanaatin bazı müspet ve menfi neticelerine değineceğiz:

Müspet Neticeleri:

A. İzzet ve Üstünlük: Kur’an açıkça izzetin Allah’a, Resulüne ve müminlere has olduğunu beyan etmektedir;[7] bu izzet ve üstünlüğün önemi o kadar fazla ki mümin insana hiçbir şekilde başkalarının karşısında kendisini zelil ve hor duruma düşürmesine izin verilmemiştir.  

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah tüm işlerin yetkisini mümine vermiştir ama ona zelil olma ve hor görülme yetkisini vermemiştir. Allah-u Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu işitmedin mi: “İzzet Allah’ın, Peygamberinin ve müminlerindir” O halde müminin her zaman izzetli olması ve zillete boyun eğmemesi gerekmektedir.[8]

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Müminin kendini zelil duruma düşürmesi uygun değildir.”[9] Şüphesiz insanın aziz ve üstün olmasına neden olan ve onu zillet ve horluktan kurtaracak şeylerden bir tanesi kanaatkâr olmasıdır.

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hiç kimse kanaatkâr insandan daha aziz değildir.”[10]

Kanaat izzet vesilesidir.[11] Kanaat izzet ve halka muhtaç olmama vesilesidir.[12] Kanaat en kalıcı izzettir.[13]

B. Bitmez Tükenmez Hazine:

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kanaat fani olmayan bir hazinedir.”[14] Ve aynı şekilde şöyle buyurmuştur: “Kanaat bitmeyen bir servettir.”[15] H.z Ali (a.s) bu konu hakkında şöyle buyurmaktadır: “Hiçbir hazine kanaatten daha ihtiyaç giderici değildir.”[16]

C. Kanaat ve Muhtaçsızlık (Zenginlik):

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Zenginlik, servetin çokluğuyla değildir, gerçek zenginlik muhtaçsızlık ruhu zenginliğidir.”[17]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim Allah’ın kendisine rızık olarak verdiğine kani olursa, o insanların en zenginidir.”[18] Ve aynı şekilde şöyle buyurmuştur: “Zenginliklerin en iyisi kanaattir.”[19]

Emirü’l-Müminin (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Kanaat zenginliğin başıdır.”[20]

Kani Olmamanın Kötü Etkileri

1. Zillet ve Horluk: Allah’ın onun için mukadder ettiğine razı olmayan kimse, ister istemez başkalarının mallarına tamah edecek ve neticede de onlara muhtaçlık elini uzatacaktır ve bu onun har ve zelil olmasına neden olacaktır.

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bir müminin kendisini alçaltacak bir arzu ve meylinin olması ne çirkindir.”[21]

Allame Meclisi hadisin açıklamasında şöyle söylemektedir:  İnsanın serzeniş edilen ve har ve zelil olmasına neden olan arzu ve meyilinden kasıt, başkalarına el açarak onlardan bir şey istemesidir; ancak Allah’a el açma ve ondan istemeye rağbet etme zillet olmadığı gibi azizlik ve izzetlilik sebebidir.[22]  

2. Daimi Tedirginlik: Tamah ve hırsın neticelerinden biriside zihni kaygı ve tedirginliktir.

İmam Bakır (a.s) “Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır” Ta’ha suresi 131. ayetinin nüzulü hakkında şöyle buyurmuştur: “Peygamber Efendimiz (s.a.a) bu ayeti işittiğinde doğruldu ve şöyle buyurdu: Allah’a gönül bağlamayanı dünyanın hasreti öldürür, başkasının servet ve malına göz dikmeyi bırakmayanın hüznü uzun olur ve haşmi azalmaz, ve Allah’ın nimetini sadece yiyecek ve içeceklerde gören kimsenin ise ömrü az ve azabı (derdi ve acısı) yakın olur.”[23],[24]

Bu nedenle, insan hayatında her zaman itidal ve orta halliliği elden vermemeli, kanaati kendine ölçü almalıdır; aksi halde saadet ve mutluluğu göremez.

 


[1] Tureyhi, Fahru’d Din, “Mecmeu’l Bahreyn”, Tahran: Kitapfuruşiyi Murtezevi, 1375 h.ş, c: 4, s: 384.

[2] “Nehcü’l Belağa”, Kum: İntişaratı hicret, s: 418 (45. Mektup).

[3] Neraki, Molla Mehdi, “Camiu’s Saadat”, Beyrut: Muesseseti’l A’lemi lilmetbuat, c: 2, s: 104.

[4] Amedi, Abdu’l Vahid bin Muhammed, “Gureru’l Hikem ve Dureru’l Kelim”, Kum: intişaratı defteri tebligat, 1366 h.k, s: 391. 

[5] a.g.e, s: 393.

[6] http://amoozeh.ir/Archive sitesinden alıntı.

[7] Münafikun Suresi, 9. Ayet.

[8] Kuleyni, Muhammed bin Yakup, “Kafi”, Tahran: Daru’l Kitabı İslamiye, 1365 h.k, c: 5, s: 63.

[9] Seyit bin Tavus, “El- Yakin”, Kum: Müessesei daru’l kitap, 1413 h.k.

[10] “Gureru’l Hikem ve Dureru’l Kelim”, s: 392.

[11] a.g.e, s: 391.

[12] a.g.e.

[13] a.g.e.

[14] Fetal-i Nişaburi, Muhammed bin Hasan, “Rovzetu’l Vaizin”, Kum: İntişaratı Rezi, s: 456.

[15] a.g.e

[16] “Nehcu’l Belağa”, Kum: İntişaratı daru’l hicret, s: 540.

[17] Harrani, Hasan bin Şu’be, “Tuhef-ul Ukul”, Kum: İntişaratı camiayı müderrisin, s: 57.

[18] “Kafi”, c: 2, s: 139.

[19] Tebersi, Ebu’l Fazl Ali bin Hasan, “Mişkatu’l Envar”, Necefi Eşref: Kitaphanei Hayderiye, 1385 h.k, s: 130.

[20] “Gureru’l Hikem ve Dureru’l Kelim”, s: 382.

[21] “Kafi”, c: 2, s: 139.

[22] Meclisi, Muhammed Bakır, “Biharu’l Envar”, Beyrut: Müessesetu’l Vefa, 1404 h.k, c: 70, s: 171, hadis 25.

[23] A.g.e, c: 67, s: 317, hadis 25.

[24] Bu bölüm “Noktehayi Agaz” kitabından özetlenmiştir; Mehdevi Keni, Muhammed Rıza, Tahran: Defteri neşri ferheng İslami, 1376 h.ş.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar