Gelişmiş Arama
Ziyaret
7802
Güncellenme Tarihi: 2009/04/08
Soru Özeti
Acaba 12 İmam Şiası olmayanlar da cennete gidecekler mi? Kıyamette cahil-i kasırların (hakkı öğrenmeye gücü yetmeyen kişiler) durumu ne olacak?
Soru
Acaba 12 İmam Şiasının dışında başkaları da cennete gidecekler mi? Diğer mezhep ve dinlere mensup olanların ahiretteki durumları ne olacak? cahil-i kasırların (hakkı öğrenmeye gücü yetmeyen kişiler) de çocuklar ve zihinsel özürlüler (deliler vb.) gibi cennete gidecekler mi?
Kısa Cevap

Cennete gitmenin şartı, 'İman' ve 'Salih ameldir.'

Şii olan birinin de cennete girebilmesi için yanlızca 'ben Şia'yım' demesi yeterli olmaz, Şialığın gereklerini yerine getirmeli veya kendisine şefaat edilebilmesi için gerekli liyakati kendinde oluşturmalıdır.

 

Semavi dinlere mensup olanlar, bir sonraki şeriat gelmeden kendi dinlerinin düsturlarına göre amel ederlerse cennete giderler. Ancak Resulullah (s.a.a)'in bi'setinden sonra Allah katında makbul olan din yanlızca İslamdır. Gerçek İslam ise Ehl-i Beyt mektebinde tecelli bulmuştur.

 

Kur'an ve rivayetlerden, mustazafların, yani bir hidayetçiye ulaşamayan, başka bölgeler hicret etme imkanı olmayan, ama insan fıtratına uygun şekilde yaşayan kimselerin ilahi rahmete mazhar olacakları anlaşılmaktadır.[i] Mustazaflık, hakkı öğrenmeye gücü yetmeyen cahillerin yanı sıra büluğa ermemiş (büluğa ermeden önce ölenler) ve zihinsel özürlüler (deliler vb.) gibi kimselere de şamil olmaktadır.

 

Buna göre, hakkı tanıdıktan sonra inatlarından dolayı onu kabul etmeyenler, yine hakikatı bulmakta gevşek davrananlar kurtuluş ehli olmayacaklardır. İnsanların çoğu mazeretli olup inatçı olmadıklarından ilahi rahmet ve lütufla kurtuluşa ereceklerdir.



[i] -Cehennem ve Gayr-i Müslimler, 47. soru (site 283)

Ayrıntılı Cevap

Cennete gitmek etiket ya da iddiayla olmaz. Cennete gitmek 'iman' ve 'salih amel'e[1] sahip olmayı gerektirir. Dolayısıyla dünyada bu iki özellik ve azığı alan herkes, ahirette cennet yolcusu olacak, yoksa cehenneme gidecektir. Ama mustazaf olursa geniş ilahi rahmet onu da kapsar veya bir şefaatçinin şefaatiyle azaptan kurtulur.

 

Kur'an-ı Kerim bu konuda şöyle buyuruyor:

 

'Şüphesiz, iman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar, Sabiiler'den her kim Allah'a ve ahiret gününe iman edip salih iş yaparsa, şüphesiz mükafatları Rableri katındadır. Onlar için artık korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.' [2]

 

Bu ayet, Yahudi, Hıristiyan ve Sabiin olmanın cennete girmek için yeterli olmayacağını belirtmenin yanı sıra cennete girmenin iman ve salih amelle mümkün olacağını göstermektedir. Bir dine iman edebilmenin şartı o dinin, ondan sonra gelen din ve peygamber tarafından batıl edilmemesidir. Hz. Musa (a.s.)'a inanmanın süresi Hz. İsa (a.s) gelinceye kadardır. Aynı şekilde Hz. İsa (a.s)'a imanın meşruiyeti İslam Peygamberi (s.a.a) gelinceye kadardır.

 

Elbette yanlızca iddiada bulunmak yetmez, iman lazımdır. İman ise inanç, amel ve ahlaki gerekleri yerine getirildiği zaman gerçek iman olur. Buna göre Hz. Musa (a.s)'a iman, kendisinden sonra gelen peygamber ya da peygamberlere iman etmekle olur. Hz. İsa (a.s)'a iman etmek, Hatem-ul Enbiya (s.a.a)'in nübüvvetini kabul etmekle gerçekleşir. Ve Hatem-ul Enbiya (s.a.a)'e iman etmek ise ancak Onun (s.a.a) emir ve tavsiyelerine tam bir teslimiyetle mümkün olur. Hatem-ul Enbiya (s.a.a)'in emir ve tavsiyelerinden biri Mü'minlerin Emiri Hz. Ali (a.s)'ın ve onun (a.s) bir biri ardınca gelen on bir evladının imam olduklarını kabul etmektir. Bu teslimiyet gerçekleşmediği sürece hakiki anlamda iman gerçekleşmez, dolayısıyla cennete girilmeye de izin verilmez.[3]

 

Başka bir deyişle Hz. Muhammed (s.a.a)'în bi'setinden sonra meşru ve makbul din 'İslam'dır.[4] İslam ise imamet ve velayet olmadan gerçek ve kamil iman olmaz. Böyle olunca cennete giriş izni de verilmez. Ancak sırf 'ben şiayım' demekle de bu iş olmaz. Cennetlik olabilmek ve şefaate nail olabilmek için gerçek bir mü'min ve salih amele sahip olmak gerekir.

 

Fakat hakikatı bulamayan mustazaflar (kasır cahiller, zihinsel özürlüler, çocuklar vs.) ilahi hükmü ve büyük rahmete şamil olmayı bekleyecekler. Onlar için özel durum söz konusudur.[5]

 

Burada bir kaç şeyi belirtmekte fayda var:

 

1-Kasır cahil, hakkın kendisine ulaşmadığı ve hakkı bulmak için ihmalkarlıkta yapmayan kimsedir. Bu yüzden bir günahı yoktur. Zira bu durumda ona ilahi hüccet tamam olmamıştır ve ilahi hüccetin tamam olmadığı kimseyi de Allah-u Teala'nın cezalandırması mümkün değildir.[6]

 

Buna göre en az üç grup kasır cahil olarak düşünülebilir:

 

a) Kimileri var ki bulundukları muhit vb. durumlardan dolayı hak kendilerine ulaşmıyor.

b) Düşünce mustazafları; böyleleri hakikatleri derkedemeyen kimselerdir, onların düşünme ufukları açık değildir.

c) Kimileri de cehl-i mürekkeptir ve kesinlikle bildiklerini zannediyorlar. Oysa yanıgı içindedirler.

 

İlahi azaba düçar olacak olanlar mukassır cahiller, yani hakkın kendisine ulaştığı ve bilerek onu reddeden veya hakka ulaşma imkanı olupta bunda ihmalkarlık eden kimselerdir.

 

2-Şu noktaya dikkat etmek gerekir ki, iman ve küfür yanlızca düşünce ve ilmi çabalarla olmaz. Düşünce ve davranışların birlikteliği, bunda beraberce rol oynmaktadırlar. Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor:

 

'Sonra kötülük yapanların uğradıkları son, Allah'ın ayetlerini yalan saymaları ve onları alay konusu edinmeleri dolayısıyla çok kötü oldu.' [7]

 

Öyleyse demek gerekir ki: Kötülük yapmayan veya siyasi, hizbi ve grupsal bağnazlıklara kapılmayan yani aklın ve mantığın kabul etmediği şeylerden kaçınan, aynı zamanda varlık aleminin hakikatını anlamak için çaba harcayan, ama Allah'ın varlığına yakin edemeyen veya din ya da hak mezhebi bulamayan, kimseler ilahi hüccet haklarında tamamlanmadığı ve bir çeşit mustazaf sayıldıkları için ilahi azaba duçar olmazlar.

 

Bu hususu akıl da idrak etmektedir.

Kur'an-ı Kerim, hidayet yolunda ciddi çabalar harcayanlara hidayet yollarını göstereceğini vaadetmiştir.[8]

 

3-Rivayetlerde çocuklukta ölenler hakkında şu hususlara yer verilmiştir:

 

a) Çocuklar eğer mü'minlerin çocukları ise:

Berzahta Hz. İbrahim ve Hz. Sara (a.s) veya Hz Fatıma'nın hizmetinde olurlar, gerekli eğitimi alırlar, ruhi tekamüle ulaşır ve kemale ererler.

2)Tur suresinin 21. ayetinde şöyle buyuruluyor: 'İman edenler ve soyları da imanda kendilerine tabi olanlar, biz onların soylarını da kendilerine katıp ekleriz.' [9]

 

b)Kafir ve münafıkların çocukları olursa:

1)'Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır.'[10] Ayetinin tefsirinde deniliyor ki, müşrik ve kafirlerin çocukları, kıyamette cennet ehlinin hizmetçileri olacaklardır. Ancak bu onlar için bir ceza sayılmaz, bu hizmet dünyada ki hizmet gibi olmadığı için aşağılanma, yorgunluk vb. şeyler onda yoktur. Aksine onlar orada mutlu, şen ve güzel olacaklar.

2)Bazı rivayetler bu konunun Allah'ın ilmi ile ilgili bir şey olduğunu söylüyor ve şöyle buyuruluyor: 'Allah onların ne yapacaklarını ve neye mürtekip olacaklarını biliyor.'[11]

3)Allah-u Teala bir meleğe ateş yaktıracak ve onlara ateşe girmeleri emredilecek. Onların bazıları ateşe girecek ve ateş onlar için soğuk ve selamet olacak, tıpkı Hz. İbrahim (a.s)'da olduğu gibi. Bazılarıda girmeyecekler. Yanlızca ateşe girenler kurtuluş ehli olacaklardır. Deliler ve fetret döneminde (peygamber ve hüccetin olmadığı zaman aralığında) olanlar ve hüccetin kendilerine tamamlanmayanlar da bu hükme tabidirler.[12]

4)Bazı kelamcılara göre de kafir ve müşriklerin çocukları ne cennette olacaklar, ne de cehennemde; onlar A'raf denen yerde olacak,[13] orada ne azap görecek, ne de cennet nimetleri kendilerine verilecek.[14]

 

Allame Tabatabai, çocuklar, zihinsel özürlüler vs. hakkında şöyle diyor: Kur'an-ı Kerim'de, çocuklar, zihinsel özürlüler vs. hakkında gelen konulardan onlarınn uhrevi saadet ya da azaba uğrayacakları gibi detaylı bir hüküm çıkartamayız. Zira insanların ahiretteki halleri öyle bir durum ki bu aklın içinden çıkabileceği bir şey değildir. Ancak, günah ve mağfiret şer'i vazifelerle sınırlı değildir denirse o zaman başka. Mağfiretin bazı merhaleleri kalbi hastalıklara ve kötü hallere aittir; yani kalbe arız oluyor, kalple Allah arasında hicap olmaktadır. Böyle insanlar her ne kadar akılları zayıf ya da sorumlu olmasalar da yine de kötü amelleri kalplerine etki etmeyecek, gönüllerini bulandırmayacak ya da hakkı örtmeyecek anlamına gelmez. Bu açıdan bakıldığında başkalarıyla eşittirler. Kısaca Allah'ın kurb nimetine ve ilahi dergaha yakınlaşmak için o hastalıkları iyileştirmeye ve perdeleri çekmeye ihtiyaç vardır. Allah'ın affından başka hiç bir şey bunları gidermez. 'Allah-u Teala bir meleğe ateş yaktıracak ve onlara ateşe girmeleri emredilecek...' hadisinden de maksadın bu mana olduğu uzak bir görüş değildir; yani ateşten kasıt perdelerin giderilmesi ve hastalıkların tedavisi olabilir.'[15]



[1] -Buruc/85

[2] -Bakara/62, Maide/69, Hac/17; el-Mizan, c.1, s.192-196

[3] -Şia ve Cennet, 248. soru

[4] -Al-i İmran/81-91

[5] -Nisa/97-99

[6] -'Biz, bir peygamber gönderinceye kadar (hiç bir topluma) azap edecek değiliz.' (İsra/15). Ancak peygamberleri göndermekle de iş bitmiyor, ulaşmakta gereklidir; yani eğer mesaj gönderilmiş ama muhataba ulaşmamışsa hüccet tamam olmamıştır ve hükmün nedeni ortadan kalkmayacaktır.

[7] -Rum/10

[8] -'Bizim yolumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz.' Ankebut/69

[9] -Bihar-ul Envar, c.5, s.290, bab:13, hadis:4

[10] -Vakıa/17

[11] -Bihar-ul Envar, c.5, bab:13, s.288 ve 297

[12] -a.g.e. c.6, s.292, hadis:14 ve c.5, s.295, hadis:22

[13] -Merhum Allame Tabatabai, çeşitli delillere dayanarak A'raf suresinin 48. ayetinde geçen 'A'raf Ehli'nden maksadın mustazaflar olmadığını söylüyor. Bkz: el-Mizan (Farça tercüme), c.8, s.154-156

[14] -Bihar-ul Envar, c.5, s.298, bab:13

[15] -el-Mizan (Farça tercüme), c.6, s.535-536

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Nahiye-i mukaddese ziyareti Şia'da muteber kabul edilir mi? Bunu teyit eden delil ve akide nedir?
    7858 Pratik Ahlak
    Nahiye-i Mukaddese ziyareti mutlak ziyaretnameler türündendir. Yani onu her zaman (Aşura günü ve diğer günlerde) ve her yerde okuyarak Hz. Hüseyin (a.s)'ı ziyaret etmek mümkündür. Bu ziyaret peygamberlere, din önderlerine ve pak İmamlara selam ile başlar, sonra Hz. Hüseyin ve onun vefalı yaranlarına selamlamakla devam eder, daha sonra Hz. ...
  • İnsan utangaçlıktan nasıl kurtulabilir?
    51823 Pratik Ahlak
    Utangaçlığın olumsuz ve istenmeyen sonuçları olup, insanın yaşamda başarılı olmasına engel olmaktadır. İnsan, bu ruhsal özelliktende diğer kötü özellikler gibi kurtulabilir ve onun tedavisi mümkündür. Çocukları sohbetlere katmak ve onları topluma girmeye teşvik etmek çocukların bu hastalığa yakalanmasını önleyen çözümlerdendir.Telkinde bulunmak, kendine ...
  • Kuran, sünnet, akıl ve şuhut (sezgi) ahlak için nasıl kaynak sayılmaktadır?
    7500 Ahlak Felsefesi
    Ahlak önermelerinin neye dayandığı hakkında çeşitli görüşler ve kaynaklar sunulmuştur ve bizim ahlak düzenimize göre bahsedilen bu kaynakların her biri, ahlakın bir kolunu güçlendirmekte ve hayat bahçesinin bir köşesini yeşertmektedir. Akıl, ahlakın asıl sütunlarını, ilkelerini bize açıklamaktadır. Örneğin şöyle demektedir: “Ahlak ...
  • İnsanlar yaratılırken (dünyaya gelip gelmemede) seçme hakları olmuş mudur? Nasıl?
    16061 جبر یا اختیار و عدالت پروردگار
    İnsan kendi yaratılışında mecburdur ve dünyaya gelmede hiçbir rolü ve etkisi bulunmaz. Lakin yaratıldıktan sonra özgür ve irade sahibidir. Elbette insanın mutlak şekilde irade sahibi olduğuna inanan Mutezile mütekellimlerinin bakışı ve insanın fiil ve amellerinde bile mecbur olduğuna inanan Eşa’ire mütekellimlerinin bakışının tersine İmamiye Şiiliği insanın yaratıldıktan ...
  • Eğer namaz kılan bir insan namaz esnasında mescidin necis olduğunu veya olacağını anlarsa ne yapmalıdır?
    3987 Hukuk ve Şer’I Hükümler
    Tevzihü’l-Mesail’de şöyle belirtilmiştir: “Eğer namaz kılan şahıs namaz esnasında mescidin necis olduğunu anlarsa ve namaz vakti dar ise namazın tümünü kılmalıdır. Eğer vakti varsa ve mescidi temizlemek namazı bozmaya neden olmazsa namaz esnasında temizlemeli ve sonra namaz kılmalıdır. Lakin bu namazı bozacaksa, namazı bozmalı, mescidi temizlemeli ve sonra namaz ...
  • Hayızlı kadın görünüşte namaz kılar gibi yapabilir mi?
    4044 Hukuk ve Şer’I Hükümler
    Sorunuzu taklit mercilerinin bürolarına yolladık. Elimize ulaşan cevaplar şunlardır:Hz. Ayetulah Hamanei’nin Bürosu: Caiz değildir; ancak emir ve vazife kastı olmaksızın kılabilir. Hz. Ayetulah Mekarim Şirazi’nin Bürosu: Sakıncasızdır.Hz. Ayetulah Mehdi ...
  • Haram aylarda savaşmak hakkında İslam’ın görüşü nedir?
    24399 Tefsir
    Ayet ve rivayetlere göre, İslam haram aylarda (Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep) savaşmayı caiz görmemekle kalmamış, hatta hiç kimsenin bu aylarda savaşmayı düşünmemesi için katı bir tutum sergilemiştir. Hatta soruda belirtilen ayette haram aylarda savaşmak büyük bir günah sayılmış ve istenmeden işlenen cinayetlerin diyeti bile artırılmıştır. Bütün ...
  • Şiiler neden belirli İmamlara inanıyorlar?
    6696 Eski Kelam İlmi
    Sizin sormak istediğiniz şey galiba şudur: Biz bir imamın imam olduğunu nereden anlayacağız ve buna nasıl inanacağız? Ama her şeyden önce şu soruya cevap bulmak zorundayız: Neden imamet inancına sahip olmalıyız?
  • Din insanı dünya ve ahiret yaşamında saadete ulaştırmak için gelmişse eğer, dindar olmayan bazı toplumlar neden dünyada daha çok refah içinde yaşamaktalar?
    6593 Pratik Ahlak
    İslam, insan ilişkilerini düzenlemek için gelmiştir. Kanunlar üzerine kurulu olan Medinetü’n Nebiy’de insan ilişkileri belli bir düzen içindeydi. Ve Şehid Sadr’ın (r.a) deyimiyle İslam, bu mananın gerçekleşmesi için iki tedbir düşünmüştür. Biri kanunun icrasına nezaret eden dış tedbirler, diğeri ise insanın içinde kendisini uymakla yükümlü hissetiği iç ...
  • Dinden uzaklaşan birini yeniden nasıl kazanabiliriz?
    19629 Pratik Ahlak
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...

En Çok Okunanlar