Gelişmiş Arama
Ziyaret
6301
Güncellenme Tarihi: 2012/04/02
Soru Özeti
Tesnim adlı tefsir kitabında kuranın sübut ve ispat makamına işaret edilmiştir. Bu iki makam arasındaki farkı nedir?
Soru
Tesnim adlı tefsirin 1. c. nin 137. sayfasında şöyle yazılmaktadır: “ispat makamında sünnetin hüccet olabilmesi için Kur’an’a sunulması gerekmektedir. Bu nedenle tahriften korunması, zahirinin hüccet oluşu vb. gibi kuran için zikredilen tüm nitelikler kuranın ispat makamına hastır, onun sübut makamıyla alakalı değildir”. Kur’an-ı Kerim’in ispat ve sübut makamı arasındaki fark nedir? Genel anlamda bizim sübut makamına ulaşmamız mümkün müdür? Veya sahip olacağımız her düşünce ve konuşma ispat makamının alanına giriyor mu?
Kısa Cevap

Kuran’ın sübut makamı, Kuran’ın kendi başına hüccet olduğu anlamındadır. Bu asılca bu mukaddes kitap kendi kendince asıl itibariyle hüccet sayılmaktadır. Ama Kuran’ın ispat makamı kuranı kerimin zati itibarıyla hüccet olmasının yanı sıra diğer metinleri ve farklı akideleri ispatlama ve onları değerlendirme ölçüsü kabiliyetine sahiptir olması anlamındadır. Çok açıktır ki tahriften korunma, zahirinin hüccet oluşu vb. gibi kuranın nitelikleri bu makamla alakalıdır. Bu nedenle şöyle denilmesi mümkündür ki eğer kuranı kerim ispat makamında hüccet ve diğer metinler için değerlendirme ölçüsü olamıyor olmuş olsaydı kuranın tahriften korunmasının, zahirinin hüccet oluşunun vb. niteliklere haiz olmasının ne gibi bir anlamı olabilirdi?

Ayrıntılı Cevap

İlkin Tesnim” adlı tefsire göz atarak yazarın konuyla alakalı görüşünü özetle açıklıyor sonra nihai sonucu alarak sizin sorunuza cevap vereceğiz. Tefsirin şu bölümünde var olan noktalar şunlardır:

  1. Daha öncede de belirtildiği gibi Masumların (a.s.) sünneti Kur’an-ı Kerim için yapılan tefsir ilmi ve kuranın öğretilerini elde edebilmesi için yapılan araştırma ve tahkik etmenin usullerden ve kaynaklardan bir tanesidir.
  2. İlk olarak hüccet olan Allah’ın kelamıdır ve ikinci merhalede Allah tarafından Kur’an da hüccet kılınan şey masumların sünnetidir. Yani masumların (a.s.) sünnetinin hüccet olabilmesi kuranın kendisine borçludur.
  3. Allah’ın kelamının; yani Kur’anı kerimin, Allah’ın tam halifesi olan halifetullahtan ki bu halifenin kedisi de Allahın yüce kelimesidir daha üstün olduğu ispatlanamaz.
  4. Hiçbir Peygamberin sünneti kendi semavi kitabının metni ile zıt, çelişki ve onun aleyhinde olması imkansızdır.
  5. Kuran’ın tahrif belasından ebediyen korunmuş olması; zira tahrif olmuş bir kitap, kendisi hüccetlikten düştüğü için başka bir şeyin tartılması ve değerlendirmesi için ölçü olamaz.
  6. Sünnetin senet ve delalet yönünden tahrif olunması mümkündür. Zira eğer masumların (a.s) sünneti uydurma, des ve vaz’ı edilme ve tahrif olunma kabilyetiene sahip olmamış olsaydı Kur’an-ı Kerim’e arz edilme (sunma) gerekliliğine ihtiyaç duymazdı.
  7. Kur’an’ın zahiri hüccettir; zira eğer tahrif olunmamış Kur’anı kerim umum tarafından anlaşılmaya açık olmamış ve sünnetin kendisine sonmasına müsait olmamış olsaydı hiçbir zaman sünneti hüccet ve müteber kılacak bir ölçü olamazdı.
  8. İspat makamında sünnetin Kur’an’a sunulma gerekliliği ve sünnetin hüccet olmasını sağlıyor olmuş olması kuranın tahriften korunması, zahirinin hüccet olması vb. gibi tüm nitelikleri onun ispat makamına hastır onun sübut makamıyla alakalı değildir
  9. Netice itibari ile Kur’an’ın tamamı sünnete müracaat edilmeksizin ölçü mizanı ve bariz olması ve hüccetlik ona sınırlı değil ama kendisi bağımsız olarak hüccet olması gerekmektedir. Zira ancak böylece sünnet için ölçü (sünnetin kendisine sunarak sünnetin doğruluğu tesbit edilir) olabilir.   Yukarıda belirtilen ibarelerden anlaşılan şey şudur: Kur’an ve sünnetin; her ikisi birlikte dini öğretileri açıklayan iki kaynak ve kuranın masumlardan daha üstün olduğunu söyleyemeyiz ama her halükarda sünnetin hüccet oluşu bağlamında kurana borçludur. Sünnette tahrif edilme ve uydurma olayının gerçekleştirildiği ihtimali var olduğu için sahih olup olmadığını tespit edilmesi noktasında kurana sunulması gerekmektedir. Kuran ile sünnetin (tahrife açık olduğu için) değerlendirilmesinin hasıl olabilinmesi için kuranın tahriften korunmuş olması ve hakeza zahirinin hüccet olması gerekmektedir.

Bazı kimseler Kuran’dan yanlış algılamaların ihtimali söz konusu olduğundan dolayı her ne kadar bu mukaddes kitap kendi başına (sübut makamında) hüccettir ise de ama başka konuları; örneğin sünneti onu ölçü alarak ve ondan yararlanarak değerlendirilmesi uygun olmadığına inanmaktadırlar. Bu saygıdeğer müfessir bunların bu düşüncelerinin reddi hakkında şöyle söylüyor: Rivayetlerin Kur’an’a sunulmasını tavsiye eden deliller, Kur’an’ın sübut makamında hüccet olmasının yanı sıra diğer metinlerinin ispatı kabiliyeti olduğunu ve hatta farklı düşüncelerin bile Kur’an’ın zahiri manasından yararlanarak ispat veya ret edilmesi mümkündür.

Bu bağlamda bilinmesi gereken şey şudur: “Sübut makamı” ibaresi farklı mana ve anlamlarda kullanılıyor. Ama “Tesnim tefsiri”nin bu bölümünde nazara aldığı mana hakkında şöyle söylememiz gerekmektedir: Eğer biz “sübut makamına” yani Kuranın kendisini anlayamıyor isek ispat makamında da kuran ile hiçbir şey ispat edemiyoruz.

Netice itibariyle şu iki noktaya teveccüh ediniz:

  1. Kuran’ın zahiri hüccettir olmasının anlamı, tefsirde söz konusu olan genel kavramlar dikkate almaksızın ibarelerden ilk olarak zihne gelen her mana hüccettir anlamında değildir. Bilakis zahirinin hüccettir olmasının anlamı şudur ki bazen bu zahiri manalar karine ve nişanelerden yararlanarak anlaşılıyor. Örneğin “Allahın eli anlamında olan “yedullah”” kelimesi Allahın maddi elinin var olduğunu anlamak doğru değildir. zira Allahın maddi eli olması aklen imkansızdır. 
  2. Kuran’ın zahiri bizler için hüccet sayılmaktadır; ancak bu mukaddes kitap sır ve şifrelerle doludur ki insanın nefsi paklığı ne kadar çok olursa o kadar onları daha iyi ve derinden anlayabilir.
Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Evin ve içindeki eşyaların necis olduğunu biliyorum. Bu durumda namaz ve oruçlarım sakıncalı olur mu?
    6120 Hukuk ve Şer’I Hükümler
    Taklit Merciilerinin bürolarından alınan cevaplar şöyledir: Hz. Ayetullah el-Uzma Hamanei: Necis olduğuna emin olmadığınız şey paktır. Namaz kılınan yerde geçici rutubet olmazsa orada namaz kılmanın sakıncası yoktur. Yemek ve içmekte kullanılan kapların ve namaz kılınan elbisenin dışında kesin olarak necis olduğu bilinen şeylerden kaçınmak gerekmez. Hz. Ayetullah el-Uzma ...
  • Muta hakkında rivayet edilen bütün rivayetler güvenilir midir?
    7964 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü)
    Kuranı kerimde geçici evliliğin caiz oluşu ilan edilmiş olan islami sünnetlerdendir. Bu sünneti hasene, Peygamber Efendimiz (s.a.a) zamanında ve birinci halifenin halifelik süresinde ve ikinci halifenin döneminin belirli bir kesiminde de İslam toplumu içinde uygulanılıyor. Bu durum ...
  • Mülk sahibi, mülkünün yarısını bir hayır kuruluşuyla sulh ediyor (anlaşıyor) ve orada veya ona bedeli olacak mekanda okul yapılmasını şart koşuyor. Bu kuruluş orada medresenin dışında bir şey yapabilir mi?
    3700 Hukuk ve Şer’I Hükümler
    Bu meselede üç nokta göz önüne alınmalıdır: 1. Akitteki söz konusu şarta aykırı davranmak caiz değildir. Yani o mekan veya bedel mekan okulun dışında bir şey için kullanılamaz. Ayetullah el-Uzma Hamanei’nin Bürosu: Şart, lazım akdin içindeyse ona amel etmek gereklidir ve aykırı davranmak caiz değildir.
  • Bu asırda kızları köleliğe çekmek caiz midir?
    4221 Eski Kelam İlmi
    Her şeyden önce köleliğin İslam dini tarafından temelleri atılan bir kurum olmadığını, bilakis bu fenomenin İslam’ın doğduğu çağda dünyanın tüm bölgelerinde yaygın olan bir realite olduğunu bilmeliyiz. İslam köle sahiplerine ciddi bir zarar vermeksizin ve mevcut toplumsal dengeyi ani ve hızlı bir girişimle ortadan kaldırmaksızın imkânların elverdiği ölçüde ve ...
  • Hz. İsa Ve Suyun Üzerinde Yürüme
    8778 Eski Kelam İlmi
    Peygamberleri tanımanın yollarından birisi mucizedir. Mucize ıstılah olarak öğretilecek ve öğrenilecek türden olmayan ve insanların yapmaya güç yetiremeyeceği olağanüstü işlere denir.[1] Hz. İsa (a.s) bazı mucizelere sahipti. Ölüleri diriltmek, doğuştan kör olanlara şifa vermek ve hastaları iyileştirmek bu mucizelerin bazılarıdır. Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır: “…
  • Kur’an’ın bakışında iblis ile şeytanın farkı nedir?
    45191 Tefsir
    Kur’an-ı Kerim ayetleri esasınca, İblis çok ibadet etme neticesinde melekler arasına giren cinlerden biridir. Ama Âdem’in yaratılışından sonra Yüce Allah’ın emrine karşı gelmesi ve Âdem’e secde etmemesi nedeniyle ilahî dergâhtan kovulmuştur. Ama şeytan ise insanlardan yahut cinlerden veyahut hayvanlardan olan her isyancı ve aksi varlığa denir. İblis’i şeytan olarak ...
  • İmam Mehdi (a.s)’ın kısa biyografisini sunabilir misiniz?
    574 امام مهدی عج
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    4155 درمان رذائل اخلاقی
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Kur’an’ın benzerini getirdiğini iddia edenler hakkında kim hakemlik yapabilir?
    4075 Kur’anî İlimler
    Her alanın hakemlik yapan ve görüş belirten uzmanları vardır. Kur’an gibi bir kitap, hatta onun surelerine benzer bir sure getirdiğini iddia eden kimse(ler) hakkında hakemlik yapmak ve böyle bir  iddiayı incelemek, Kur’an’ın edebiyat, maani-beyan, bedi’ vs. alanlarında uzmanlığı olan kimselerin işidir. Kur’an, İslam Peygamberinin ebedi mucizesidir. Daha ...
  • Lütfen Şia tefekkürünün temlini ve özelliklerini açıklayınız.
    6841 Eski Kelam İlmi
    Şia tefekkürünün temeli ve Şia ilimlerinin hepsi Kuran’ı Kerim’den alınmıştır.Kuran’ı Kerim’in ayetlerinden anlaşılan anlamı ve Resulü Ekrem’in söz ve davranışlarını ve hatta takrirleri (bir davranış karşısında onu onaylarcasına susmasını) hüccet bilir ve yine masum İmamların (a.s) ...

En Çok Okunanlar