Gelişmiş Arama
Ziyaret
31645
Güncellenme Tarihi: 2009/06/16
Soru Özeti
Dinle kültür arasında ne gibi bir ilişki vardır?
Soru
Dinle kültür arasında ne gibi bir ilişki vardır?
Kısa Cevap

Din ile kültürün arasındaki ilişkinin anlaşılabilmesi için dinin ve kültürün mahiyet, hedef ve işleyişini tam olarak bilinmesi gerekir. Dinle kültür arasında her hangi bir ilişkinin olmadığını söyleyenler varsa da bu görüş geçerli değildir. Ancak bir kısım kültürler, kemale ulaşmak gibi ilahi dinlerin yüce hedefleriyle bağdaşmadığı için din ile uyuşmamaktadır. Bu yüzden din onları kabul etmiyor. Ama birçok kültür var ki, dinle çelişmediklerinden din onları onaylamaktadır. Hatta çoğu zaman dinlerin sunduğu değerlerin oluşturduğu atmosfer ve zemin yeni bir kültürün oluşmasına sebep oluyor.

Ayrıntılı Cevap

Din lügatte ceza, itaat, adet, hüküm gibi çeşitli manalara gelmektedir. Bu manaların içinde din, Kur'an'da -tefsir ve lügat kitaplarının söylediğine göre- genelde itaat ve ceza manasında, bazen de borç, hesap ve hüküm manalarında kullanılmıştır.[1]

 

“Dinde zorlama yoktur”[2] ayetinde itaat, “Din gününün sahibidir”[3] ayetinde ceza manalarına gelmektedir.

 

Rağib-i İsfahani, dinin terim olarak şeriat manasında olduğunu söylerken[4] Fazıl Miktat tarikat ve şeriat yani yol ve kanun manalarına geldiğini söylemektedir.[5] Bundan maksat Peygamber tarafından iblağ edilen ve bağlılarını uymaya davet ettiği ilahi kanunlardır. Bu, dinin genel manasıdır ve Peygamberler tarafından tebliğ edilen ilahi kanunların tümünü içermektedir.[6]

 

Başka bir deyişle din, akaid, ahlak ve ahkamlar toplamıdır.[7]

 

Kur'an-ı Kerim'e göre hak ve beğenilmiş din İslam'dır. “Şüphe yok ki Allah katında din ancak İslamdır.”[8]

 

“Kültür”, sosyolojinin en genel ve en kapsamlı kavramlarından birisidir. Onu çeşitli tanımları vardır. Lügatte edep, ilim ve marifet manalarına gelmiştir.[9]

 

Sosyoloji terimi olarak ilim, edep, gelenek, her toplum ve milletin benimsediği örf, adap ve gelenekler gibi bir milletin bağlı olduğu adet olmuş işlerdir.[10]

Ya da kültür, ilim, sanat, düşünce, inanç, ahlak, kanun, adap ve örflerdir.[11]

 

Acaba dinle kültür arasında bir ilişki var mı? Varsa bu ikisi aynı şey midir? Acaba din her toplum ve milletin kültürünün bir parçası mıdır yoksa din kendisi mi kültürü meydana getirir? Kültürün çeşitli ve farklı tariflerini göz önüne aldığımızda konunun tartışmalı olduğunu göreceğiz.

 

Kimilerine göre dinle kültür kavramları arasında her hangi bir ilişki yoktur; zira kültür toplumsal bir kalıntı ve mirastır ve milli yönü vardır. Toplumun tabii ve tedrici tekâmülü sonucu ortaya çıkar. Doğal ve bölgesel şartlar kültürlerin farklılığında etkilidirler. Başka bir deyişle toplumun doğal, bölgesel ve belki de tarihi şartlarda ortaya çıkardığı ve insanlara sunduğu şeye kültür denir. Ama din toplumun mirası olmadığı gibi insanların da ortaya çıkardığı bir şey değildir. Kelamcılara göre din ilahi bir kurumdur. Kültürden ayrıdır, ama onunla uyumludur.[12]

 

Bazı uzmanlara göre de din ve kültürü birbirinden ayırmak zordur; çünkü dinin birçok mesajı kültürün de mesajıdır. Din eğer ahlak ve akideden bahsediyorsa kültürün de ruhu budur. Eğer adap kültürün bir parçası ise din de adaptan bahseder.[13]

 

Kültürler aynı değildir; bölgesel ve coğrafi şartlara göre değişmektedir. Cahiliyet döneminde kız çocuklarını diri diri gömmek gibi hurafeler, toplumlarda yaygın olan ve zamanla o toplumun kültürüne dönüşen bazı kültürlerin dinle asla alakası yoktur. Bazı kültürler değişikliğe uğratılarak din tarafından kabul edilmektedir. Birçok yerde din kültürlerin temelini atmaktadır. Dinin ortaya çıkışı tarihi göstermektedir ki, eski din bozulduğu ve toplumda ahlaki ve içtimai sapmalar meydana geldiği zaman yeni din ortaya çıkmaktadır. Neticede bir din ya da mektep ortaya çıktığı zaman toplumun yapı ve değerlerinde genellikle inkılâp ve değişiklikler meydana getirir. Bu da kültürlerin kendilerine şiddetli sarsıntılar vermesine, bazı unsurlarının yıkılmasına, yeni değerlere veya mektebe uygun unsurları kabul etmesine neden olmaktadır. Din ve mektepler bu şekilde kültürü ortaya çıkarırlar.

 

Ancak her din kendisiyle beraber yeni bir kültür ortaya çıkaracak diye bir kural da yoktur. Din ancak bir takım yeni değerler topluma sunar. Bu değerler:

 

1- Kültür kalıpları halinde kendileriyle uyuşmayan eski kültürleri yıkmaktadır. Örneğin, İslamın gelmesiyle kız çocuklarının diri diri gömülmesine engel olundu.

 

2- İçerik olarak boş ve değersiz olan kalıplar, yeni değerlere göre düzenlenip içindeki bozukluklar çıkarılabilir. Bunun örneğini hac amellerinde görebiliriz. İslamdan önce hac şirkle doluydu. İslam onu tamamen yok etmedi. Eski amelleri korudu ama onlara ruh verdi. Dolayısıyla bunlar, yeni kültür nizamında korundu ve aynı kaldı. İran'da kutlanan İslamdan önceki ve sonraki nevruz bayramı da bunlardandır.

 

Gerçekte yeni din yeni kültür getirmiyor, yeni değerler söz konusudur. Toplum bu değerlere göre yeni kültür ortaya çıkarıyor. Yeni dine göre yeni kültür ortaya çıktıktan sonra dinde o toplumun kültürünün bir parçası sayılıyor.[14]

 

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Tek bir dinin çeşitli millet ve toplumlara girmesi değişik kültürlerin eşit değerler esası üzerine ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Din hangi bölgeye girerse eşit bir kültüre sahip olacaktır düşüncesi yanlıştır. Din eşit olan değerleri toplumlara hâkim eder. Değişik kültürler, eski kültürlerin farklı oluşundan kaynaklanmaktadır; zira kalıpların şekillenmesi coğrafi ve yaşamsal konumlara bağlıdır.[15]



[1] -Dairet-ul Maarif-i Teşeyyü, c.7, Din maddesi

[2] -Bakara/256

[3] -Fatiha/4

[4] -Rağib-i İsfahani, Müfredat-ul Elfaz-il Kur'an, s.177, Din maddesi

[5] -Fazıl Miktat, Şerh-i Bab-ı Hadi Aşer, s.2

[6] - Dairet-ul Maarif-i Teşeyyü, c.7, Din maddesi

[7] -Abdullah Cevadi Amuli, Fıtrat der Kur'an, c.12, s.145

[8] -Al-i İmran/19

[9] -Muhammed Muin, Ferheng-i Muin, c.2, Ferheng maddesi

[10] -Seyyid Mustafa Hüseyni Deşti, Mearif ve Maarif, c.8, Ferheng maddesi

[11] -Abdul Hüseyin Saidiyan, Dairet-ul Maarif-i Nev, c.4, Ferheng maddesi

[12] -Ruzname-i Selam, 15/7/1371, s.10

[13] -a.g.k

[14] -Ruzname-i Cihan-ı İslam, 1/2/1373, s.10

[15] -adk

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar