Gelişmiş Arama
Ziyaret
3672
Güncellenme Tarihi: 2011/07/28
Soru Özeti
Kur’an’ın benzerini getirdiğini iddia edenler hakkında kim hakemlik yapabilir?
Soru
Birisi Kur’an’ın benzerini getridiğini iddia ederse kim bu iddaya tarafsız olarak hakemlik edebilir? Kim bir sözün Kur’an’da ki ayetlere benzediğine karar verbilir? Kimin böyle bir yeterliliği var?
Kısa Cevap

Her alanın hakemlik yapan ve görüş belirten uzmanları vardır. Kur’an gibi bir kitap, hatta onun surelerine benzer bir sure getirdiğini iddia eden kimse(ler) hakkında hakemlik yapmak ve böyle bir  iddiayı incelemek, Kur’an’ın edebiyat, maani-beyan, bedi’ vs. alanlarında uzmanlığı olan kimselerin işidir. Kur’an, İslam Peygamberinin ebedi mucizesidir. Daha ilk nazil olduğu sıralarda herkese meydan okumuş ve kendi benzerini veya on surenin, hatta bir surenin benzerini getirmeye davet etmiştir. Şimdiye kadarda kimse böyle bir şey yapamamıştır. Zaten Kur’an’ın mucize olmasının nedeni insanların onun gibi bir kitap getirmekten aciz olmalarıdır.

Ayrıntılı Cevap

Her alanda hakemlik yapmak o alanın uzmanlarına aittir. Kur’an’ın benzeri olduğu iddia edilen bir kitap veya söz hakkında hakemlik yapılmak isteniyorsa bunun birkaç kuralı vardır:

a- Bu iş insaflı ve tarafsız kişiler tarafından yapılmalıdır.

b- Hakemler, hakemlik yapacakları alanda uzman olmalıdırlar. Kur’an, fesahat, belağat, beyan üslubu, düzenleme, kelimeler arasındaki uyum, gaybi haberler, başlarda ve sonlarda çelişiğin olmaması, ilmi mucize, hakiki maarife sahip olmak, doğru kanunlar vb. gibi çeşitli ilmi alanlarda mükemmelik, eşsizlik ve kendine özgü daha birçok özelliği olan bir kitap olduğundan hakemlikte bütün bu yönlerden olmalıdır. Hakem yahut hakemler bu alanlarda uzman ve görüş sahibi olmalılar. Öyleyse bir kitap ya da sözün Kur’an’a rakip olma kastı varsa bu alanlarda Kur’an’la boy ölçüşmelidir.

İslam Peygamberinin ebedi mucizesi Kur’an’dır. Kur’an’ın mucizeleri çeşitli yönlerden ve her zaman bakidir. Kur’an, dost düşman herkese meydan okumuş, onları mücadeleye davet etmiş ve ilahi olmasından şüphe edenlerden onun benzeri bir kitap veya on sure hatta bir sure getirmelerini istemiştir.[1] Ama şimdiye kadar kimse böyle bir şey yapamamış, Kur’an’daki surelerden birini bile getirememiştir. Kur’an’ın mucize olmasının nedeni de budur.[2] Tarih boyunca onu değerden düşürmek isteyen çok kimseler olmuştur; birçok zahmet ve sıkıntılarla çeşitli sözleri yan yana getirmiş ve onlara isimler vermişlerdir. Ama hemen ardından Arap edebiyatçıları ve alimleri tarafından bunların yanlışlıkları ortaya konmuş ve iddialarının ne kadar zayıf olduğunu göstermişlerdir.

Tarih boyunca Kur’an hakkında kendi uzmanlık alanına giren mucizesi için hakemlik yapanlar olmuştur. Bu uzmanların kimisi dostlardır, kimisi de Kur’ana karşı tarafsız olanlardır. Çoğu zamanda bu hakemlik Kur’an’a düşman olup onunla mücadele etmek isteyenler tarafından yapılmıştır. Kur’an’la ve İslamla düşmanlığı olan ve onları yıkmak isteyen kimselerin Kur’an’ın azametini itiraf etmeleri tarafsızların itirafından daha büyük itiraftır. Çünkü ‘Fazilet, düşmanların şehadet verdiği fazilettir’ diye meşhur bir söz vardır. Zira, Kur’an’ı yıkmak isteyen kimse onun azametine itiraf ediyorsa tarafsız kimselerde kesinlikle bu itirafı yaparlar.

Kur’an’ın nazil olmaya başladığı ilk yıllarda İslamın ve Peygamber’in (s.a.a) birinci derecede azılı düşmanı birçok fasih Arap, Kur’an’ın azameti ve yüceliği hakkında önemli itiraflarda bulunmuşlardır. Aşağıda onlardan birkaçını örnek olarak getiriyoruz:

1- Arapların önde gelen tanınmış isimlerinden ve İslamın düşmanlarından olan Velid b. Muğire Kur’an’ın ayetlerini dinledikten sonra şöyle diyordu: ‘Andolsun Allah’a bu adamın söyledikleri ne şiirdir, ne sihir, ne de boş şeyler. Onun sözü kesinlike Allah sözüdür.’[3]

2- Kureyş’in ileri gelenlerinden, Arabın zeki insanlarından ve Peygamber’in (s.a.a) açık düşmanlarından olan Nazr b. Haris b. Kelde ise Kureyşlilere şöyle diyordu: ‘Büyük bir olay olmuştur. Muhammed getireceğini getirmiştir. Onun sihirbaz olduğunu söylediniz, andolsun Allah’a hayır! Ona kahin dediniz, andolsun Allah’a hayır! Ona şair dediniz, andolsun Allah’a hayır! Ona deli dediniz, andolsun Allah’a hayır! O ne kahinler ve sihirbazlar gibi konuşuyor, ne de getirdiği şeyler şiir vezinlerindendir. Çok iyi düşünün ki büyük bir olay gerçekleşmiştir. Onun yanından sade bir şekilde geçmeyin.’[4]  

3- ed-Dürr-ül Mansur’da İbn-i Ebi Şeybe, Abd b. Hamid, Ebu Ya’la, Hakim, İbn-i Merdeviye, Ebu Naim, Beyhaki ve İbn-i Asakir’in, Cabir b. Abdullah’tan şöyle rivayet ettiklerini yazar: Kureyşliler birgün toplanarak kendi aralarında şöyle konuşuyorlardı: ‘Araştırın ve bakın sihir, kehanet ve şiiri en iyi bileniniz kimdir; gitsin içimize tefrika sokan, düzenimizi bozan ve dinimizi kötüleyen bu adamla konuşsun. Bakalım nasıl bir cevap alacak?’ Dediler ki: ‘Utbe b. Rabia’dan daha bilgin birisini tanımıyoruz.’ Utbe’ye dönerek dediler ki: ‘Ey Ebu Velid! Kalk ve Onun yanına git.’ Utbe, Peygamberin yanına gitti ve şöyle dedi: ‘Andolsun Allah’a kavmimizde senden daha uğursuz kimse yoktur. Sen bizim toplumumuzu dağıttın, düzenimiz bozdun, dinimize saldırıp onu ayıpladın, bizi Arapların içinde rezil ettin; Araplar ‘Kureyş’ten bir sihirbaz ve kahin çıkmıştır’ demeye başladılar. Andolsun Allah’a ansızın elimize silah alıp birbirimizin canına düşmekten başka çaremiz kalmadı. İhtiyacın varsa söyle senin için aramızda o kadar çok para toplayalım ki Kureyş’in en zengini ve bir numaralı adamı sen ol; şehvetin arttıysa söyle on tanede olsa Kureyş’ten hangi kadını istesen verelim.’ Allah Resulü (s.a.a) ‘Sözün bitti mi?’ diye sordu, o da ‘Evet, sözüm bitti’ dedi. Peygamberimiz bunun üzerine Fussilet suresinin 1. ayetinden başlayarak ‘Yüz çevirirlerse artık de ki: Sizi, Âd ve Semud'un uğradıkları helak edici azaba benzer bir azapla korkutmadayım.’ ayetine kadar okudu. Buraya gelince Utbe ‘Yeter’ dedi, ‘Bundan başka sözün var mı?’ Peygamberimiz ‘Hayır’ dedi. Utbe Kureyşlilerin yanına döndü. Ondan neler olduğunu sorduklarında dedi ki: ‘Andolsun Allah’a Ondan öyle sözler işittim ki onları şimdiye kadar kimseden işitmemiştim. Andolsun Allah’a onlar ne şiirdi, ne sihir, ne de kehanet. Ve andolsun Allah’a ondan duyduğum sözler yakında büyük bir dalgayı arkasından getirecektir.’[5]

4- Bazı tarafsızların Kur’an’ın azametini itiraf etmeleri

a) Ebuzer’in Enis adında bir kardeşi vardı. Cahiliyet döneminde Arapların on iki ünlü şairiyle yarışma yaptı ve hepsine galip geldi. Mekke’ye yaptığı bir seferde Peygamberle görüştü. Döndükten sonra Ebuzer’e şöyle dedi: ‘Mekke’de bir adam peygamberlik iddiasında bulunuyordu. Halk ona şair, kahin veya sihirbaz diyordu. Oysa ben kahinlerin anormal sözlerini duydum, şiirlerin veznini de çok iyi aklımdadır, asla ona benzemediklerini gördüm. Andolsun Allah’a halk yalan söylüyor, O doğru söylüyor.’[6]

Bunlar, fesahat ve belağatta uzman olan kimselerin itiraflarının bir kısmıydı. Unutmayalım ki, bunca zaman zarfında bir kitap veya sözün Kur’an’a en küçük bir benzerliği olsaydı düşmanların ve tarafsızların gözünden kaçmazdı. Günümüzde de bazı odaklar Kur’an’a darbe vurmak istemekte ve galiba Kur’an ayetlerine benzer ayetler getirmek amacı güdmekteler. Ancak bunlar alakası olmayan ve gerçek dışı şeyler olup işin uzmanlarınca dikkate alınmamaktadır.



[1] -Bakara/23, Yunus/38, Hud/13...

[2] -Kur’an’ın mucize oluşu hakkında daha fazla bilgi için bkz: Soru:69 (Site:310), Soru:70 (Site:311)

[3] -el-Mizan (Farsça çevirisi), c.20, s.144

[4] -Ulum-i Kur’ani, s.353.

[5] -el-Mizan (Farsça çevirisi), c.17, s.563

[6] -Sahih-i Müslim, c.12, s.253 (eş-Şamile yazılım programı); onlardan bir diğeri Tufeyl b. Amr Dusi’dir.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • “Vebtelül yetama hatta iza beleğun nikahe” şeklinde olan ayetin anlamı nedir?
    4918 تاريخ کلام
    Allah u Teâlâ bu ayeti kerimede yetimlerden sorumlu olan kimselere düstur veriyor ki yetimlerden sorumlu olan kimseler yetimlerin mallarına karşı dikkatli olsunlar. Onların sermayesini korusunlar, sorumlulukları döneminde buluğ ve rüşt çağına erinceye kadar onları denemeye tabi tutsunlar. Sorumlular, sorumluluklarının altında olan yetimlerin buluğ ve rüşt çağına erdiklerini ...
  • Kur’an-ı Kerim ile istihare nasıl yapılmalıdır? Başka bir tabirle istihare zamanında ayetlerin mefhumunu nasıl anlamak gerekir?
    72127 Tefsir
    1. İstihare türlerinin en yaygın olanlarından birisi, değişik yöntemleri olan Kur’an-ı Kerim ile istiharedir. Birinci Tür: Kur’an’ı alacak ve şu duayı okuyacaksınız: "اَللّهُمَّ اِنّى تَفَأَّلْتُ بِکِتابِکَ، وَ تَوَکَّلْتُ عَلَیْکَ، فَاَرِنى مِنْ کِتابِکَ ما هُوَ مَکْتُومٌ مِنْ ...
  • Vesilelerin Allah'a Yakınlaşmakta ki Önemi Nedir?
    8686 Eski Kelam İlmi
    Vesilenin çok geniş manası vardır. Allah'a yakınlaşmaya neden olan her şey ve her işe şamil olmaktadır. Dünya yaşayışı, insanların hidayeti ve ilerlemesi için sebep ve sonuç düzeni üzerine kurulduğu, yine insanların doğal ihtiyaçları maddi sebeplerle karşılandığı için Allah'ın, hidayet, mağfiret, bağışlanma, yakınlaşma ve ...
  • Nasihatler edip sohbetler yapan alimlerin bunları yapmaya layık olduklarını nereden anlayacağız?
    5187 Pratik Ahlak
    İslamın buyruklarına göre halkın dini anlayabilmesi için ya kendisi ilahi hükümleri araştırıp incelemeli veyadin alimlerine başvurmalıdır. Halkın çoğu dini konularda araştırma yapma gücüne sahip olmadığından din alimlerine müracaat etmeleri gerekir. Masum İmamlar (a.s), salih ve değerli alimleri tanıtan ve Şiilerin işini kolaylaştıracak yolları açıklamışlardır. Örneğin: ...
  • Siffin ve Nehrivan savaşlarının vuku bulmalarının amilleri nedenlerdi?
    6308 تاريخ کلام
    Muaviye Hz. Ali’nin (a.s.) Osman'ın öldürülmesine neden olan eyleme katıldığını bahane ederek Hz. Ali'ye biat etmekten kaçınıp ona karşı baş kaldırması, Siffin savaşını çıkartan en önemli nedendir. Müminlerin Emiri Hz. Ali, kamil surette zaferi kazanma eşiğine geldiği sırada, savaş Amr b. As'ın kurduğu hileyle sonuçlandı. Hakemeyn olayı ...
  • Kendini savunmak için birini yaralayan ya da öldüren kimsenin şer’i hükmü nedir?
    11099 Hukuk ve Şer’I Hükümler
    Anlaşmazlıklarda insanın anlaşamadığı kimseyle kavga etmeye ve ona fiziki zarar vermeye hakkı yoktur.[1]İslama göreanlaşmazlıkları gidermenin ve hakları almanın tek yolu iyi niyetli insanlara veya İslami yargıya başvurmaktır. Dolayısıyla hak sahibi biri, hakkını zayi eden kimseyle kavga eder, yaralar vb. şekillerde ona zarar verirse zarar ...
  • İbni Sina, Şeyh İşrak ve Molla Sadra görüşlerinde hayal âlemi nasıl bir âlemdir?
    7306 İslam Felsefesi
    Şeyhi İşrak şuna inanmaktadır: Misal veya hayal âlemi maddeden soyut ama eserlerinden yoksul olmayan varlığın bir mertebesidir. Yani mahsus (hissedilen) ile ma’kul (akledilen) veya madde ile mücerret (soyut) arasındadır. Bu nedenle her iki âlemin (mahsus ve ma’kul) bazı nitelik ve özelliklerine sahiptir. Molla Sadra şöyle inanmaktadır: Hayal âlemi bedenden ...
  • Erkeklerin beyaz altın kullanmasının hükmü nedir?
    4158 Hukuk ve Şer’I Hükümler
    Fakihlerin fetvasına göre altın maddesiyle süslenmek erkekler için haramdır. İster sarı altın olsun ister kırmızı ister beyaz. Ancak şunu bilmek gerekir ki platin altın değil, başka bir metaldir. Buna göre eğer bilir kişilere göre beyaz altının gerçekten altın maddesinden olduğu anlaşılsa onu kullanmak ...
  • İmamlar nezdinde Zürare’nin yeri ve şahsiyeti neydi?
    4450 تاريخ بزرگان
    Zürare imamların (a.s) sahabelerinden olup onların nezdinde büyük bir yer ve makama sahipti. Kendisi icma ashabından sayılmaktadır ve imamların sahabeleri nezdinde kendisinin güvenilirliği ve doğru sözlülüğü hakkında icma ve görüş birliği vardır. Her ne kadar kendisini yeren bir takım rivayetler nakledilmişse de rivayetlerin bir arada değerlendirilmesiyle son ...
  • Sovban’ın be gibi bir şahsiyet taşımaktadır? Ehli Beytin (a.s) kendisi ve rivayetleri hakkındaki görüşü nedir?
    3453 تاريخ بزرگان
    Kendisinden «ثوبان مولا رسول الله» diye söz edilen Sovban, Hz. Peygamber (s.a.a) tarafından özgürleştirilen ve özgürleştikten sonra Hz. Peygamber (s.a.a) ve Ehli Beytin (a.s) dostu olan kölelerdendir. Onun Hz. Peygamber (s.a.a) ve ailesine yönelik büyük sevgi ve ilgisi hakkında bazı hadis kitaplarında bir takım rivayetler nakledilmiştir. ...

En Çok Okunanlar