Gelişmiş Arama
Ziyaret
33426
Güncellenme Tarihi: 2012/05/16
Soru Özeti
Neden yüce Allah cinler gibi hayali varlıklar yaratmış ve öte taraftan da bu cinlerin sadece kendi isteği olması durumunda zarar verebileceklerini belirtmiştir?
Soru
Bakara 102. ayette “Şeytanlar insanlara karı koca arasını açacak şeyler öğretmekte idiler ve onlar Allah’ın izni olmaksızın hiç kimseye bir zarar veremezler. Onların öğrendikleri şey zarar vermekte ve fayda taşımamaktaydı.” diye buyrulmaktadır. Neden yüce Allah cin gibi varlıklar yaratmış ve öte taraftan da bu cinlerin sadece kendi isteğiyle zarar verebileceklerini belirtmiştir. Cinlerin zarar vermesine izin veren bu ilah nasıl bir tanrıdır.
Kısa Cevap

Cin bir varlıktır ve Kur’an onların yaratılışı hakkında şöyle buyurmaktadır: “Cini ondan (Âdem’in yaratılışı) önce sıcak ve yakıcı ateşten yarattık.” Bundan dolayı cin gerçek varlıklardandır ve onların hidayete ermesi için peygamberler gönderilmiştir. Onlar insan gibi Allah’a ibadet etmekle emir olunmuşlardır ve Allah’ın buyruklarına itaat etme veya onlardan yüz çevirme neticesinde kâfir ve Müslüman diye iki gruba ayrılmışlardır. Yaratılış kıssasında Âdem’e secde etmeyen İblis de cinlerin taifesindendir.

Allah’ın İzniyle Zarar Vermek!

Allah’ın izniyle zarar vermek şu manadadır: Bu dünyadaki tüm güçler Allah’ın gücünden kaynaklanır. Hatta ateşin yakıcılığı ve kılıcın kesiciliği onun izni ve buyruğu olmaksızın gerçekleşmez. Sihirbazın, Allah’ın iradesinin aksine yaratılış âlemine müdahale etmesi ve yüce Allah’ı egemenlik alanında kısıtlaması söz konusu değildir. Bütün bunlar yüce Allah’ın değişik varlıklarda yarattığı özellik ve eserlerdir ve bazıları bunlardan iyi istifade etmekte ve bazıları ise kötü istifade etmektedir.     

Ayrıntılı Cevap

Cin Gerçek midir Yoksa Hayal midir!?

Farsça sözlükte cin kendine has zahiri özellikleri ile şeytanın neslinden olan vehimsel bir varlığa denir. Ama onun hakkında özel bir isim kastedildiğinde, kastedilen İblis’tir.[1] Sizin sorunuzda belirttiğiniz şey Kur’an kültüründe cin olarak adlandırılmaktadır. Orijinalinde cin kelimesinin manası görünüşte saklı olan şeye denir.[2] Cin bir varlıktır ve Kur’an onun hakkında şöyle buyurmaktadır: “Ve cini ondan (Âdem’in yaratılışı) önce sıcak ve yakıcı ateşten yarattık.”[3] Bundan dolayı cin gerçek varlıklardan olup hidayete ermesi için peygamberler gönderilmiştir.[4] Cinler aynı şekilde insanlar gibi Allah’a ibadet etmekle yükümlü kılınmışlardır[5] ve Allah’ın buyruklarına itaat etme veya onlardan yüz çevirmenin neticesinde kâfir ve Müslüman diye iki gruba ayrılmışlardır.[6] Yaratılış kıssasında Âdem’e secde etmeyen İblis de cinler taifesinden idi.[7] Evet bazen halk arasındaki kullanışta hiçbir gerçekliği olmayan hayali varlıklar için cin kavramından istifade edilmektedir, ama bu ayet, benzeri ayetler ve masum imamlardan nakledilen rivayetlerde cin hakkında belirtilen hususlar, gerçek bir varlıktan bahsetmektedir. Bakara suresinin 142. ayeti esasınca, Yahudiler sihir ve sihirbazlığa uymuş ve onu iki kaynaktan elde ediyormuş:

1. Hz Süleyman zamanında bulunan ve çirkin işleri yapmak için halka sihir öğreten şeytanlardan.

2. Yeryüzüne inen ve halka sihri nasıl geçersiz kılacaklarını öğreten iki meleğin öğretilerinden.[8]

Bu ayette yüce Allah bu iki melekten[9] (cinlerden değil) Harut ve Marut olarak söz etmektedir. Onlar halka bir takım maslahatlar gereği sihir öğretmekte idi. Ama insanlar o iki melekten karı ve koca arasını açacak hususları öğrenmekteydiler. O halde evvela sizin sorunuzun tersine halk cinlerden bu hususları öğrenmemişlerdir, bilakis iki melek bunları halka öğretmekle görevlendirilmiştir. İkincisi, Kur’an bu iki meleğin karı ve koca arasını açacak ve onların arasına ihtilaf düşürecek şeyleri halka öğrettiklerini buyurmamıştır, tersine halk onlardan karı ve koca arasını açacak şeyleri öğrenmekteydi[10] diye buyurmaktadır. Bildiğiniz gibi bu iki konu arasında büyük bir fark vardır. Bazen bir öğretmen öğrencisine bir takım konular öğretir ve öğrenci bu konulardan istifade ederek ilerleyebilir ve bilimsel ve pratik sorunları halledebilir. Ama öğrenci bu konulardan kötü yararlanarak bunun tersine bir yolda da yürüyebilir. Veyahut öğretmen öğrencisine hem güzel ve hem de çirkin işlerde istifade edilebilecek hususları öğretebilir, ama öğrenci bu konulardan çirkin yolda istifade edebilir. Bomba türleri ve insanları katleden gereçleri icat etme ilmi başta böyleydi. İnsanlar bilimlerin ilerlemesinden kötü yararlanarak bu teknolojiye ulaşmıştır. Özellikle bu ayetin iniş sebebinden istifade ederek bu konuyu daha açık bir şekilde anlamak mümkündür. Bu iki ayetin iniş sebebi hakkında şöyle denilmiştir: Bu iki melek sihirbazların sihrini geçersiz kılmak için halka sihir ve onu geçersiz kılma yöntemini öğretmekteydi ve halktan biz sizin sınanma vesileniniz sakın kâfir olmayın diye söz almaktaydılar (bu ilimlerden kendi yolunda istifade edin).[11] Harut ve Marut kıssası ve ilgili ayetlerin iniş sebebi hakkında daha fazla bilgi edinmek için 4960. (Site: 5247) soruya başvurabilirsiniz.

Allah’ın İzniyle Zarar Vermek Eleştirisinin Cevabı

Eğer söz konusu ayetin manasına iyi bir şekilde dikkat edilecek olursa ayetin varsayılmış bir eleştiriye cevap verme maksadında olduğunu anlayabiliriz. Halk o iki melekten karı ve koca arasını açacak yöntemler öğrenmekteydi diye buyrulmasından sonra, o halde sihir ve sihirbazlık ile yaratılış hususu ve dünya hayatı kanunlarına müdahale etmek mümkündür ve Allah’ın tekvini istek ve iradesi olmaksızın insan meseleleri istediği şekilde değiştirebilir hususu zihne gelmektedir. Yüce Allah bu eleştiriye cevap noktasında şöyle buyurmaktadır: Eğer sihir ile bir zarar vermek isterseniz yine de Allah’ın iradesinin kontrolünden çıkamazsınız…[12]

Daha fazla bir açıklama:

Ayetin bu bölümü, bu evrendeki tüm güçlerin Allah’ın gücünden kaynaklandığını belirten tevhidin temel usullerinden birine işaret etmektedir. Hatta ateşin yakıcılığı ve kılıcın kesiciliği bile Allah’ın izni ve buyruğu olmaksızın gerçekleşmez. Sihirbaz Allah’ın iradesinin tersine evrende bir tasarrufta bulunamaz ve Allah’ın egemenliği altındaki alanda onun hâkimiyetini kısıtlayamaz. Bütün bunlar yüce Allah’ın değişik varlıklarda yarattığı özellik ve eserlerdir. Bazıları bunlardan iyi istifade etmekte ve bazıları ise kötü istifade etmektedir. Allah’ın insanlara vermiş olduğu bu özgürlük ve tercih hakkı da onların sınanma ve tekâmül ve mükemmelleşme vesilesidir.[13] Her şeyin Allah’ın elinde olması, onun sihir yapmaya ve insanlara zarar vermeye razı olması anlamına gelmez. Bilakis şu manaya gelir: Sihir ve ondan istifade etmek, bir tür varlık kanunlarının bazılarından istifade etmektir ve bu da diğer kanunlar gibi Allah tarafından yaratılmış ve icat edilmiştir. Örneğin bıçaktaki kesicilik özelliği ve onun yumuşak cisimlerdeki eseri varlık kanunlarındandır ve bu kanundan istifade etmeyle halk birçok fayda sağlamaktadır. Eğer bazı şartlarda mazlum bir insan bıçak vesilesi ile öldürülürse, bu şu anlama gelir: Allah’ın genel izni ve müsaadesiyle yani varlık kanunlarının bıçak gibi kesici bir şey hakkında uygulanmasıyla mazlum olan şahıs öldürülmüştür. Ama bu yüce Allah’ın zalime mazlum şahsı öldürmek için özel bir izin verdiği anlamına gelmez. Yüce Allah değişik ayetlerde zulmetmekten, mazlum insanları öldürmekten ve halkın haklarını zayi etmekten insanları sakındırmıştır ve bu fiilleri işleyenlere elim bir azap vaadinde bulunmuştur.[14]

İlgili başlıklar:

1. 4920.soru (Site: 5247) (Harut ve Marut).

2. 13679. Soru (Site: tr13508) (Şerlerin Allah’a isnat edilmesinin niteliği).

 


[1] Muin, Muhammed, Ferhenği Muin, s: 457, Neşri Behzat, Tahran, 1386.

[2] Ragıbı İsfahani, El- Fırat fi Garibi’l Kur’an, s: 203.

[3] Hicr Suresi, 27. ayet.

[4] En’am Suresi, 130. ayet: “(O gün Allah, şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.”

[5] Zariyat Suresi, 56. ayet.

[6] Ahkaf Suresi, 29. ayet, در این آیه به مسلمان شدن عده ای از جنیان اشاره می کند. در آیات متعددی از گروه جنیان کافر، نام برده شده است, Fussilet Suresi, 29. ayet; A’raf Suresi, 38. ayet; Kafi, c: 1, s: 395. 

[7] Kehf Suresi, 50. ayet: Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!

[8]Sihri öğrenmenin caiz olduğu yerler, sihri iptal etmek ve sihirbazlar ile mücadele etmek içindir. Bkz: Caferi, Yakup, Tefsiri Kevser, c: 1, s: 308, bica, biyna.

[9] عن الرضا(ع):وَ أَمَّا هَارُوتُ وَ مَارُوتُ فَكَانَا مَلَكَيْنِ عَلَّمَا النَّاسَ السِّحْرَ لِيَحْتَرِزُوا بِهِ سِحْرَ السَّحَرَةِ وَ يُبْطِلُوا بِهِ كَيْدَهُم‏; Vesailu’ş Şia, c: 17, s: 147, باب تحريم تعلم السحر و أجره.

[10] Ayetin manasına dikkat edin: "Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!

[11]Bakara Suresi, 102. ayet.

[12] El- Mizan Tefsiri’nden istifade edilmiştir, c: 1, s: 355.

[13] Mekarim Şrazi, Tefsiri Numune, c: 1, s: 377.

[14] Allah-u Teâlâ İsra Suresi 33. ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.”

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia’nın bakışında intihar saldırısının bir sakıncası var mıdır? Bu eylemi yapan kimse şehid sayılır mı?
    6670 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/12
    İntihar ve istişhad saldırısı olarak tabir edilen bu tür eylemler kendiliğinden Şiilik kültürüne girmemiştir ve caiz değildir. Ama çok önemli tehlikelerin aziz İslam’ı tehdit ettiği ve bu tehditleri etkisiz kılmada tüm yolların çıkmaza girdiği, İslam’ın korunmasının bu eyleme bağlı kaldığı ve gerçekleştirildiğinde günahsız fertlerin kanının akıtılmaması ...
  • Geçici evlilikte kadın ve erkeğin boşanmasının şartı nedir?
    8992 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/03
    Eğer sizin daimi mutadan kastettiğiniz şey, daimi evlilik ve nikâhsa, bunda müddet zikredilmez ve kadın ve erkek her zaman için birbiriyle nikâhlanırlar. Böyle bir evlilik boşanma sözü söylenmeden feshedilmez ve erkek bir defa yakınlaştıktan sonra (boşanmak istediği takdirde) kadının tüm mihrini ödemeli ve kadını boşamalıdır. Aynı şekilde eğer kastettiğiniz ...
  • Şeys kimdir?
    6551 تاريخ بزرگان 2011/11/21
    Şeys, Hz.Adem’in (a.s) evlatlarından biridir. Kâbil’in Habil’i öldürmesinden sonra Adem ve Havva beş yıl çocuk sahibi olmadılar. Beş yıldan sonra dünyaya gelen çocuklarına Şeys adını verdiler. Hz. Adem onun hakkında şöyle diyor: ‘O, Habil’in yerine verildi, mübarektir ve peygamber olacaktır.’
  • İslam tüm sorunların çözmeye nasıl kadirdir?
    6702 Fıkıh 2012/02/18
    İslam’ın hüküm ve buyrukları âlim ve hikmet sahibi Allah tarafından olup insanlığın tüm sorunlarını halletmeye kadirdir. Ama bu, toplumdaki tüm fertlerin İslam’ın buyruklarıyla amel etmesi şartıyla tahakkuk eder. Bugün gençlerin evliliği önünde birçok sorun yer alsa da hem kız, hem oğlan ve hem de tarafların ailelerinin İslam’ın buyruklarına göre ...
  • Pahalı taşlardan yapılan yüzükleri takmanın ne gibi sevap ve faydaları var?
    16682 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/04
    Akik, firuze, yakut vb. gibi yüzükleri kullanmak, eğer halkası altın olmazsa erkekler için caiz ve rivayetlere göre sevabı da vardır. Ayrıca namazın sevap ve faziletinin çoğalmasına da neden olmaktalar. ...
  • Oruç insan üzerinde ne gibi eğitici eserler bırakır?
    7668 Pratik Ahlak 2012/05/12
    Oruç, nefsin tehzip (ruhi temizlik) ve tezkiyesi için bir çeşit alıştırma ve insanın kendi nefsine tasallutunun tahakkuku için uygun bir yöntem ve nefsanî heveslerle mücadeledir. Oruç, ferdi ve içtimai iki boyutta olmak üzere, insanın bedensel boyutta bıraktığı eserlerin yanı sıra insanın ruhi boyutunda da eğitici ...
  • Bir takım şekilleri ve figürleri içeren dua kitaplarından yararlanmak caiz midir?
    12190 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    1- Sorunuza nazaran söz konusu kitabın hangi ilim hakkında olduğunu anlamak güçtür. Bunu anlamak için daha geniş bilgiye ihtiyaç vardır. Ama kısaca söyleyebiliriz ki söz konusu kitap ulum-i garibe hakkındadır. Ulum-i garibe; cifr, reml ve nücüm gibi ilimlere denir. Ancak söz konusu kitabın hangi kısmına ait olduğunu ...
  • Hz. Ebu Talib'in imanını ispatlayan deliller nelerdir?
    18517 تاريخ بزرگان 2010/03/09
    Soruda nakledilen hadis "merfu'e"dir ve senet yönünden müsnet hadisler derecesinde bir itibarı bulunmamaktadır. Fakat biz Hz. Ebu Talib'in imanını ispat etmek için bu rivayete istinat etmiyoruz. Çünkü o hazretin imanını ispatlamak için birçok sahih ve güçlü hadis ve rivayet nakledilmiştir. Hz. Ebu Talib'in Allah'a ve ...
  • Peygamberin (s.a.a) adı duyulduğunda veyahut namazdayken veya namaz dışındayken salâvat ayetini duymayla salâvat getirmek farz mıdır yoksa müstehap mıdır?
    11045 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Tüm taklit mercileri kendi ilmihallerinde Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) mübarek adı duyulduğunda salavat getirmenin müstehap olduğuna hükmetmişlerdir. Bu hüküm namaz halini de kapsamaktadır. İmam Humeyni (r.a) şöyle buyurmaktadır: “İnsan ne zaman Hz. Peygamberin (s.a.a) Muhammed ve Ahmed gibi mübarek isimlerini veya Mustafa ve Ebu’l-Kasım gibi lakap ve ...
  • Eşimin yanlış davranışını kendisine nasıl bildirebilirim?
    8347 Pratik Ahlak 2012/05/03
    Sorunuzda bulunan nokta, her ikinizin de birbirinizi sevdiği ve sizin eşiniz için en iyi kadın olmayı istemenizdir. Diğer hususların önemsenmemesi için sizin her zaman bu özelliğe belirgin bir rol üstlendirmeniz gerekmektedir. Evlilik hayatında egemen atmosfer mutluluk, samimiyet, dostluk ve arkadaşlık olmalıdır. Egoistlik, kendini düşünmek ve mütekebbirlik olmamalıdır. ...

En Çok Okunanlar