Gelişmiş Arama
Ziyaret
8063
Güncellenme Tarihi: 2011/04/21
Soru Özeti
Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
Soru
el-Mizan tefsirinde neden-sonuç konusunda Mutezile’nin bakışına işaret edilmiş ve bu hususta onların bakışıyla Şia’nın bakışı arasında fark olduğu belirtilmiştir. Mutezile’nin görüşünü lütfen açıklar mısınız?
Kısa Cevap

Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame Tabatabai bir takım ön açıklamalardan sonra şöyle söylemektedir: İnsan varlığı ilahi iradeye nasıl bağlıysa, filleri de ilahi iradeye bağlıdır. O halde Mutezile’nin insan fiilleri Yüce Allah’a bağlı ve müstenit değildir diye ifade edilen görüşü temelden yanlış ve geçersizdir. Bundan dolayı neden ve sonuç bağlamında Mutezile ile Şia filozofları arasında göze çarpan ihtilaf, Mutezile’nin Şiilerin aksine, nedenlerin ilk ve baş nedene bağlı olduğunu inkâr etmesi ve bunu reddetmesidir.

Ayrıntılı Cevap

Allame Tabatabai el-Mizan tefsirinde insan fillerinin Allah ile irtibatının niteliği hususunda Mutezile’nin görüşüne işaret etmektedir.[1] Mutezile mensupları, insan fillerinin hiçbir şekilde Allah ile irtibatlı ve O’na müstenit olmadığına inanmaktadır. Çünkü insan mecbur değildir, özgür ve muhayyerdir. Onlar, Allah’ın kendi kullarının filleriyle herhangi bir irtibat kurması halinde, bunun gereği olarak insanın mecbur olacağını düşünmüşlerdir. Bu sebeple de Allah’ın insan fiilleriyle irtibatını inkâr etmişlerdir. Allame Tabatabai el-Mizan tefsirinde bu düşüncenin yanlış olduğunu ve reddedilmesi gerektiğini belirtirken sonucun nedene bağlılık niteliğine işaret etmiş ve bu konuyu irdelerken bu düşünceyi hatalı saymıştır. Allem şöyle demektedir: “Her şeyin varlığı, nedene ihtiyaç duyar; çünkü sonuç kendi başına bağımsız değildir. O, evvela, bir sonucun kendi nedenine bağlı olmasının zorunlu varlığa muhtaç olmamaya sebep teşkil etmeyeceği neticesini almıştır. Çünkü her neden zorunlu bir varlığa ihtiyaç duyar (bundan ötürü her ne kadar ilk etapta insan fiillerinin nedeni insanın kendisi olsa da insan zorunlu bir nedene ihtiyaç duyar ve o neden de Yüce Allah’ın zatıdır). İkinci olarak, insan varlığı ilahi iradeye nasıl bağlıysa, filleri de varlığı gibi ilahi iradeye bağlıdır. O halde Mutezile’nin insan fiilleri Yüce Allah’a bağlı ve müstenit değildir diye ifade edilen görüşü temelden yanlış ve geçersizdir. O halde her sonuç taşıdığı varlıksal had ile kendi nedenine bağlıdır. Neticede bir insan baba, anne, zaman, mekân, şekil, ölçü, nicelik, nitelik ve diğer maddi özelliklerini de içeren tüm varlıksal hadlerle ilk nedene nasıl bağlıysa, insan fiili de tüm varlıksal özellikleriyle aynı ilk nedene bağlıdır.”[2] O halde sonucun varlığı sürekli ilk nedenine bağlıdır. Sonucun, nedenlerin nedeniyle irtibatlı olmadığı bir örnek dahi tasavvur etmek makul değildir. Mutezile en azından bazı yerlerde bu bağlantıyı inkâr etmektedir. Onlar neden ve sebeplerin etki etmede tamamıyla bağımsız olduğuna inanmaktadır. “Mutezile Allah’ı tenzih etmek ve zulüm gibi çirkin günah ve filleri Allah’a isnat etmemek için, neden ve sebepleri etki etmede bağımsız bilmiş ve mümkün varlıkların sadece zatlarında Allah’a ihtiyaç duyduklarını ve fillerinde ise bağımsız olduklarını belirtmişlerdir. Böylece Mutezile etkiyi neden ve sebeplere bırakmaktadır. Mutezile gerçekte Allah’ı çirkin fiillerden tenzih etmek için, O’na fiillerde ortak yaratmıştır.”[3] Şehid Mutahhari de bu hususa işaret etmiş ve Mutezile’nin en azından bazı yerlerde neden-sonuç gerekliliği esasını inkar ettiğini belirtmiştir: “Nedensellik kaidesini evrenin seyrinden ve en azından insan amel ve fiillerinden dışlamamız mümkün müdür?! Mutezile ve bu ekolün takipçileri bu işi yapmış ve neden-sonuç gerekliliği esasını en azından muhayyer özne bağlamında inkâr etmişlerdir. Avrupalı bir grup bilgin de Mutezile’nin bu husustaki düşüncesini dile getirmiş ve “özgür irade” yani nedensellik kaidesine tabi olmayan bir iradeden söz etmiştir. Hatta onlar nedensellik kaidesinin sadece atomlardan teşkil olan maddi dünya için geçerli olduğunu, ama ruhsal dünya ve atomların iç dünyasında ise bunun geçerli olmadığını iddia etmişlerdir.”[4] 

Nihai Netice:

 Neden ve sonuç bağlamında Mutezile ile Şia filozofları arasında göze çarpan ihtilaf, Mutezile’nin Şiilerin aksine nedenlerin ilk ve baş nedene bağlı olduğunu inkâr etmesi ve bunu reddetmesidir.



[1] Bu konu el-Mizan tefsirinin şu ciltlerinde yer almaktadır: c. 1, s. 166; c. 9, s. 260. Defter-i İntişarat-ı İslami Came-i Müderrsisin-ı Havza-i İlmiye-i Kum, çap-ı pencom, 1374 ş.

[2] Tabatabai, Muhammed Hüseyin, Tefsirü’l-Mizan, c. 1, s. 168; Musevi Hemedani, Seyid Muhammed Bakır; Naşir: İntişarat-ı İslam’i Came-i Müderrsisin-ı Havza-i İlmiye-i Kum, çap-ı pencom, 1374 ş.

[3] Peşuheşkede-i Tahkikat-ı İslami, Ferheng-ı Şia, s. 202, Zemzem-ı Hidayet, Kum, 1385 ş.

[4] Mutahhari, Mürteza, Mecmua-i Asar-ı Üstat Mutahhari, c. 1, s. 387-388, İntişarat-ı Sadra, çap: yazdehom, Tir 1381 ş.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar