Gelişmiş Arama
Ziyaret
9358
Güncellenme Tarihi: 2012/04/16
Soru Özeti
Allah zihin aracılığıyla tanınamayacağından, şirke bulaşmayacak bir şekilde O’nu nasıl tanımalıyız?
Soru
Merhaba, size başarı ve esenlikler dilerim. İnsan birçok hakikatleri tanımaktan acizdir ve hikmet sahibi olan Allah Kur’an’da kendi hakkında şöyle buyurmaktadır: O’nun hiçbir benzeri yoktur. Küfür ve şirke bulaşmadan Allah’ı nasıl tasavvur etmeliyiz?
Kısa Cevap

Allah’ı tanımanın doğru yolu hakkında rivayetler esasınca bu husustaki ölçünün teşbih ve durmaktan uzak durmak olduğunu söylemeliyiz. Konunun açıklaması için ayrıntılı cevaba müracaat ediniz.

Ayrıntılı Cevap

Allah’ı tanımak, Allah’ın tecellilerine yönelik bilgi etme yoluyla mümkündür. En son merhalede ise kâmil arif Allah’ı kendinde bulur ve bu husus Allah’ın onun kalbine tecelli etmesi yoluyla gerçekleşir. Rivayetlere göre Allah’ı tanımada doğruluğun ölçüsü teşbih ve durmaktan uzak durmaktır. Teşbih ve durmak hakkında da şunları söylemek gerekir: Allah’ı her sıfat ve tasavvur edilen her benzerlikten münezzeh bilmek, O’nu kalp ve şuhud aracılığıyla idrak edemeyen insanların çoğunluğu için zihni olarak Allah hakkında susmaya/durmaya neden olur. Allah’ın sıfatları hakkında susmak/durmak, Allah’a inanmakla birlikte pratikte O’nu kendi egemenliğinden soyutlamamız ve yaratan ile yaratılan arasında hiçbir ilişkinin mümkün olmadığına inanmamız manasına gelir. Susmanın/durmanın mukabilinde olan teşbih ise Allah’ı yaratıklarla bir bilmek veya yaratıklara benzetmektir; nitekim nakledildiği üzere Allah’ı yaratıklarla bir bilmek küfürdür ve O’nu yaratıklardan ayrı bilmek de susmak/durmak anlamına gelir ve bu ikisinin arasını bulmak ise tevhittir.[1],[2] Bundan dolayı susmaktan/durmaktan kaçınmak, Allah’ı her türlü sıfattan izole edip pratikte O’nu inkâr etmekten ve varlık âleminde onun Cemal ve Celalinin bulunduğunu kabul etmemekten kaçınmaktan ibarettir. Teşbihten kaçınmak ise Allah’ı yansıtan mazhar aynalarını görmemek, onları Allah’ın ortağı bilmemek ve onların yaratıcısına dikkat etmek manasındadır. Başka bir ifadeyle, Allah asla zihin aracılığıyla idrak ve tasavvur edilemez. Allah’ı tanımanın doğru yolu kalp yoludur ve bu ilahi tecellilere yönelik aşk duymayla Allah’ı tanımaktan ibarettir. Hakiki aşk makamında Allah’ın mazhar ve tecellilerine yönelik bilgi edinmek Allah’ı tanımaktır; çünkü Allah ne mazharların kendisi ve ne de onlardan ayrıdır. Bu bilginin kemali ergin insanın tanımasıdır.

Bu konu hakkında daha fazla bilgi edinmek için aşağıdakileri cevapları okuyunuz:

1. Allah’ı Tanıma İmkânı, 98 (Site: 889).

2. Allah’ı Tanımak Ve Ona Aşk Duymak, 1609 (Site: 1611).

3. Fıtrat Ve Allah’ı Tanımak, 1041 (Site: 1105).

4. Namazda Tespih Ve Onunla Birlikte Hamd Etmek, 22779 (Site: fa9773)

 


[1] “ان الجمع بلا تفرقه زندقه و التفرقه بدون الجمع تعطیل و الجمع بینهما توحید” Amuli, Seyyid Hayder, Camiu’l Esrar ve Menbeu’l Envar, s: 117, İntişaratı ilmi ve ferhenği, 1368 h.ş, bi ca; ve Hasanzade Amuli, Mumiddi’l Himem, s: 109, Vezareti Ferhenk ve İrşadı İslami, 1378 h.ş.

[2] Cevaptan alıntı: 9803 (Site: 9773)

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerin manası nedir?
    8008 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/09/21
    Molla Mehdi Neraki’nin oğlu olan Molla Ahmed Neraki Şia’nın çağdaş âlimlerindendir ve onun Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerden maksadı, Peygamberin (s.a.a) halifeleri; yani masum imamlardır. ...
  • Zaman nedir? İnsan tarafından kontrol edilebilir mi?
    14500 İslam Felsefesi 2011/11/22
    Filozofların önemsedikleri ve görüş ayrılığına düştükleri felsefî önemli konulardan birisi zaman meselesidir. Zaman hakkında değişik teoriler öne sürülmüştür. Meşhur filozoflar şöyle demektedir: Zaman hareketin miktarıdır, müstakar olmayan bir varlıktır ve hareketle vardır. Hareket onu taşır. Molla Sadra şöyle der: Zaman hareketin miktarıdır ve hareket etmeleri açısından hareket eden şeylerin ...
  • Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında kaç kişi recim edilmiştir ve bu konu hakkında hangi muteber kitaplar mevcuttur?
    11925 Varie 2012/08/21
    Recim hükmünün konusunun ispat edilmesi zor olması nedeniyle, böyle bir hüküm nadiren icra edilmektedir. Lakin Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında bu hükmün icra edilmesi ile ilgili bir takım tarihi veriler mevcuttur. Maız, Yahudi bir erkek ve kadın, Eslemi adındaki bir fert, Beni Gamıt kabilesinden bir kadın ve Cuheyne ...
  • Peygamber her zaman Muaviye’ye, babasına (Ebu Süfyan’a) ve oğluna (Yezid’e) lanet mi ederdi?
    25079 Eski Kelam İlmi 2011/03/03
    Allah’ın dilinden kasıt, Allah’ın kullarına telkin ettiği ilahi sözlerdir.Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa (a.s) Kerbela’dan geçtiklerinde her birinin başından bir olay geçti. Onlar Allah’tan bunun nedenini sorup cevabını aldıktan sonra Allah-u Rahman şöyle buyurdu: ‘Gök ve yer ehli, Hüseyin’in katiline lanet ...
  • Yüzüğü sağ ele takmak mutlaka gerekli mi?
    57674 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/20
    Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamları(a.s)’nın sünnetlerinden biri ele yüzük takmaktır. Rivayetlerde yüzüğün çeşidi ve üzerindeki nakış hakkında da çeşitli bilgiler verilmiştir. Bir de yüzüğün sağ ele takılması tavsiye edilmiştir. Ancak İslam’daki yüzük takmak ile ilgili hükümlerin hepsi müstehap türündendir ve farz değildir. Sadece erkeklerin ...
  • Acaba Allah’u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi (s.a.a.) vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun?
    9329 Eski Kelam İlmi 2011/09/28
    Kur’an’ı kerimin ayetleri esasınca yaratılış nizamını ve ondaki hayır ile şer tekabülünü açıklanmasında cinler ve insanlardan olan Şeytanlar sadece insanlara karşı hile ve tuzak kurma ve Allah’ın dostlarına (velileri) karşı düşmanlık yapma iznine sahip olduğu belirtilmektedir. Ama kesinlikle tekvini olan bu izin Allah ...
  • İbn. Arabî Şii miydi yoksa Sünni miydi?
    25705 تاريخ بزرگان 2011/06/20
    İbn. Arabî’nin şahsiyetinin giriftliği ve İslamî mezhepler ve bu mezheplerin önde gelen şahsiyetlerine karşı takınmış olduğu tavır, onun hangi mezhebe mensup olduğu hakkında görüş ayrılıklarının çıkmasına neden olmuştur. Bazıları onu Ehli Sünnet, bazıları On İki İmam Şia’sı, bazıları İsmailî, bazıları Malikî mezhebine mensup bilmiş ve bazıları mezhep üstü ve ...
  • Acaba Allah yetmiş yaşındakileri seviyor ve seksen yaşındakileri, azap etmeyeceğini söylemiş midir?
    9467 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2015/05/27
    İmam Sadık’tan (a.s.), rivayi (rivayet içerikli) kaynaklarda müminlerin mükâfatı noktasında bir rivayet nakil edilmiş ki şöyle buyuruyor: kırk yaşından sonra imanlı kimseler her on senede Allah tarafından özel merhamet ve lütufla karşılaşıyorlar. Eğer bu rivayetin senedinde, azıcık tesamuh göstersek ve başka rivayetleri de bunun yanına koyup, dikkate alırsak ...
  • Dua ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetinin şifa bulmadaki rolü
    15449 Yeni Kelam İlmi 2009/01/29
    Bu üç amel, hastanın şifa bulması için ayrı ayrı sebep olabilecekleri gibi üçüne birden de başvurulabilir. Ama insan dua ederken (Allah’la irtibata geçip, direkt olarak Ondan şifa isterken) doktora gider ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetini de yerse daha iyi olur. Zira doktorun tedavisi, ...
  • Uyumak ve istirahat etmek için kıbleye doğru yatmak mı gerekir? Cenaze nasıl defnedilmelidir?
    57632 خواب 2012/06/11
    Bizim rivayetlerimizde uyumak dört şekilde taksim edilir ve bunların en güzel türü müminin sağ tarafa ve kıbleye doğru yatmasıdır. Ali (a.s) şöyle buyurur: Uyumak dört şekildedir: Peygamberler sırtüstü uyuyorlardı ve gözleri uyumuyordu; Allah’ın vahyi beklentisi içindeydiler. Müminler sağ tarafları üzerine ve kıbleye doğru uyurlar, padişahlar ...

En Çok Okunanlar