Gelişmiş Arama
Ziyaret
9582
Güncellenme Tarihi: 2010/09/22
Soru Özeti
Peygamber (s.a.a) hasta olduğu müddet boyunca neden Ali (a.s) bir namazda dahi halka cemaat imamlığı yapmamıştır?
Soru
Siz Ali’nin (a.s) Peygamberden (s.a.a.) sonra hak imam olduğunu söylemektesiniz. Öyleyse Peygamber (s.a.a) hasta olduğu müddet boyunca neden Ali (a.s) bir namazda dahi halka cemaat imamlığı yapmamıştır?
Kısa Cevap

Birincisi: Ebubekir’in Ğadir Hum’dan sonra ve Peygamber (s.a.a) hastayken ve de onun emriyle cemaat namazına imamlık yaptığına dair hiçbir muteber delil mevcut değildir. İkincisi: İmametin sıfat ve şartları ilim, masumiyet ve de ilim ve amelde günah ve hatadan korunmadan ibarettir. Halkın cemaat namazına imam olmak da imametin asıl ve temel şartlarından değildir. Bu nedenle cemaat imamı olmamak imamette hiçbir sorun çıkarmaz ve imametin noksanlığı sayılmaz. Artı, Hz. Ali’nin (a.s) diğerlerinden daha çok cemaat namazı kıldığına dair tarihte bir takım deliller mevcuttur.

Ayrıntılı Cevap

Soruyu yanıtlamadan önce birkaç noktayı hatırlatmak gerekir:

1- İmamet Mefhumu:

İmamet sözlükte önderlik ve rehberlik manasındadır ve bir grubun rehberliğini üstlenen herkes ister hak yolda olsun ve ister batıl yolda olsun “imam” olarak adlandırılır.[1] Ama kelam ilmi ıstılahında imamet, “dinî ve dünyevî işlerin tümünde İslam toplumuna kapsayıcı ve kuşatıcı olarak başkanlık etmektir.”[2] Yani imamet tıpkı nübüvvet gibidir. Bu makam sahibinin görevleri, Peygamberin (s.a.a) görevlerini devam ettirir. Aralarındaki fark ise sadece nübüvvette vahiy alma ve bildirmenin olması, ama imamette böyle bir şeyin bulunmamasıdır.

2- İmametin Sıfat ve Şartları:

Şia açısından imametin asıl ve temel şartları şunlardır: Engin bir ilim ve masumiyet (günah ve hata yapmaktan korunma). Dolayısıyla böyle bir şahsı tanımak sadece vahiy yoluyla mümkündür.

3- Müminlerin Önderi Hz. Ali’nin (a.s) İmamet ve Velayeti:

Hz. Ali’nin (a.s) imamet ve velayetinin hakkaniyetini ispat eden birçok ayet ve rivayet mevcuttur. Kısa olması için sadece onlardan bazılarına işaret ediyoruz:

3-1- Ayet-i şerifede şöyle buyrulmaktadır: “Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resulüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren müminlerdir.”[3] Şia ve Ehli Sünnet’in naklettiği birçok rivayet esasınca bu mübarek ayet Hz. Ali (s.a.a) hakkında nazil olmuş ve Hz. Ali’nin (a.s) velayetini vurgulamaktadir.[4] Özellikle yukarıdaki ayette yer alan “veli” kelimesinin dost ve yaver anlamına gelmesi mümkün değildir; çünkü dostluk ve yaverlik tüm Müslümanlar ile ilgilidir. Sadece rükû halinde infak edenler ile ilgili değildir.

3-2- “Ey Ehli Beyt! Gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister”[5] ayet-i şerifesi Hz. Ali (a.s) ve on bir evladının (a.s) masumiyetine delalet eder. Şia ve Ehli Sünnet âlimleri kanalıyla gelen birçok hadis, bu ayet-i şerifenin Hz. Peygamber (s.a.a) ve onun ehli beyti hakkında nazil olduğunu göstermektedir.[6] Her akıllı ve düşünen insan, devletten ibaret olan en temel toplumsal meselenin en salih bireylerin elinde olması gerektiğini bilir. Dolayısıyla, masumun varlığına rağmen devletin başkalarının elinde olmasını akıl reva görmez.

3-3- Peygamber (s.a.a) “yakın akrabalarını uyar” ayetinin inmesinden sonra Hz. Ali (a.s) hakkında şöyle buyurur: “Bu benim kardeşim, vasim ve size halifemdir. Onun sözünü dinleyin ve kendisine itaat edin.”[7]

3-4- Peygamber (s.a.a) bir başka yerde de bir grup ashabına Hz. Ali (a.s) hakkında şöyle buyurmuştur: “Ali benden ve ben ondanım ve o benden sonra tüm müminlerin velisidir.”[8]

3-5- Selman, Ebuzer ve Mikdad (r.a) Allah Resulü’nden şunu duyduklarını naklederler: Ali (a.s) hak iledir ve hak da Ali (a.s) iledir.”[9]

3-6- Allah Resulü (s.a.a) müminlerin önderine (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hak seninledir ve hak senin dil, kalp ve iki gözün arasındadır. İman senin kan ve etine karışmıştır. Tıpkı benim kan ve etime karıştığı gibi.[10]

3-7- İbn. Abbas şöyle demektedir: Allah Resulü’nün şöyle buyurduğunu duydum: Ben, Ali, Hasan, Hüseyin ve Hüseyin’in dokuz evladı temiz ve masumuz.”[11]

Bu ayet ve rivayetlerce Hz. Ali (a.s), imametin sıfat ve şartlarını taşımaktadır ve onun hakkaniyeti de ispatlanmıştır.[12] Hz. Ali’nin (a.s) Peygamber (s.a.a) hastalığı zamanında neden halka cemaat imamlığı yapmadığına ilişkin sorduğunuz sorunun yanıtı bağlamında ise şöyle diyoruz: Evvela; Peygamberin (s.a.a) hayatı döneminde cemaat imamı olmanın imametin şartlarından olduğuna dair bir delil mevcut değildir. İkincisi; müminlerin önderi Hz. Ali’nin (a.s) Peygamberin (s.a.a) yerine namaz kıldığı durumlar diğerlerinkinden daha çoktur.[13] Mesela Peygamber (s.a.a) Tebuk savaşı için Medine’den çıktığı zaman, Ali b. Ebu Talib’i (a.s) hem namaz kılması ve hem de Medine’nin diğer işlerini yürütmesi için kendi yerine bırakmıştır. Bu bağlamda Peygamber (s.a.a) Ali’ye (a.s) şöyle buyurmuştur: “Senin bana yönelik yakınlığın Harun’un Musa’ya olan yakınlığıdır. Ancak benden sonra bir peygamber gelmeyecektir.”[14] İkincisi; cemaat namazı kılmak diğerlerinden üstün olmanın delili değildir. Çünkü Saad b. Ubade, Zeyd b. Harise ve Osman gibi şahıslar ve başkaları da Peygamber (s.a.a) yerine cemaat namazı kılmışlardır.[15] Böyleyken hilafet ve velayet bağlamında hiç kimse onların özel bir erdeme sahip olduğunu iddia etmemiştir. Bundan aldığımız netice şudur: Küçük imametin büyük imamet ile hiçbir ilişkisi yoktur ve hilafet ve velayet bağlamında baz alınabilecek hiçbir erdemi ispat veya iptal etmemektedir. Artı, Ebubekir’in Ğadir Hum’dan sonra ve Peygamber (s.a.a) hastayken ve de onun emriyle cemaat namazına imamlık yaptığına dair hiçbir muteber delil mevcut değildir. Ebubekir’in (Peygamberin hastalığı zamanında) namaz kılmak için mescide gitme hikâyesi görüldüğü kadarıyla Ayşe’nin planıydı. Peygamber (s.a.a) bunu fark edince hasta halde mescide gelmiş, Ebubekir’i kenara itmiş ve bizzat kendisi cemaate namaz kıldırmıştır.[16]


[1] Misbah Yezdi, Muhammed Taki, Amuzeş-i Akaid, s. 298.

[2] a.g.e.

[3] Maide, 55.

[4] Tefsir-u Nuri’l-Sakaleyn,c. 1, s. 643; Minhacu’l-Berae, c. 2, s. 350; daha fazla bilgi için “İhkaku-l’Hak” kitabı c. 2 ve “el-Ğadir” c. 2 ve “el-Muracaat” eserlerine müracaat edin. Tefsir-i Numune, c. 4, s. 426.

[5] Ahzab, 33.

[6] Sahih-i Müslim, Kitab-i Fezail-i Sahabe, bab. 9; Mecmei’z-Zevayid, Haysemi, c. 9, s. 203.

[7] Tehzibu’l- Asar, İbn. Cerir Taberi, c. 3, s. 62.

[8] Sünen-i Tirmizi, c. 5, s. 632; Sünen-i Nisaî, c. 5, s. 132.

[9] Biharu’l-Envar, c. 38, s. 30.

[10] el-Ğadir, c. 3, s. 179.

[11] Yunabiu’l-Mevedde, s. 534.

[12] Elbette mezkûr iki ayet-i şerifenin bizim iddiamıza delalet etmesi uzun bir açıklamaya ihtiyaç duymaktadır ve bu makalede bunu yapmak olanaksızdır.  

[13] Biharu’l-Envar, c. 22, s. 249.

[14] Es-Siretu’l-Nebeviyye, İbn. Hişam, c. 4, s. 519-520.

[15] a.g.e.

[16] Resul Caferyan, Sire-i Resul-i Hoda (s.a.a), s. 674; İbn. Ebi’l-Hadid, Şerh-u Nehci’l-Belağa, c. 9, s. 197.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerin manası nedir?
    8008 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/09/21
    Molla Mehdi Neraki’nin oğlu olan Molla Ahmed Neraki Şia’nın çağdaş âlimlerindendir ve onun Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerden maksadı, Peygamberin (s.a.a) halifeleri; yani masum imamlardır. ...
  • Zaman nedir? İnsan tarafından kontrol edilebilir mi?
    14500 İslam Felsefesi 2011/11/22
    Filozofların önemsedikleri ve görüş ayrılığına düştükleri felsefî önemli konulardan birisi zaman meselesidir. Zaman hakkında değişik teoriler öne sürülmüştür. Meşhur filozoflar şöyle demektedir: Zaman hareketin miktarıdır, müstakar olmayan bir varlıktır ve hareketle vardır. Hareket onu taşır. Molla Sadra şöyle der: Zaman hareketin miktarıdır ve hareket etmeleri açısından hareket eden şeylerin ...
  • Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında kaç kişi recim edilmiştir ve bu konu hakkında hangi muteber kitaplar mevcuttur?
    11925 Varie 2012/08/21
    Recim hükmünün konusunun ispat edilmesi zor olması nedeniyle, böyle bir hüküm nadiren icra edilmektedir. Lakin Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında bu hükmün icra edilmesi ile ilgili bir takım tarihi veriler mevcuttur. Maız, Yahudi bir erkek ve kadın, Eslemi adındaki bir fert, Beni Gamıt kabilesinden bir kadın ve Cuheyne ...
  • Peygamber her zaman Muaviye’ye, babasına (Ebu Süfyan’a) ve oğluna (Yezid’e) lanet mi ederdi?
    25079 Eski Kelam İlmi 2011/03/03
    Allah’ın dilinden kasıt, Allah’ın kullarına telkin ettiği ilahi sözlerdir.Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa (a.s) Kerbela’dan geçtiklerinde her birinin başından bir olay geçti. Onlar Allah’tan bunun nedenini sorup cevabını aldıktan sonra Allah-u Rahman şöyle buyurdu: ‘Gök ve yer ehli, Hüseyin’in katiline lanet ...
  • Yüzüğü sağ ele takmak mutlaka gerekli mi?
    57674 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/20
    Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamları(a.s)’nın sünnetlerinden biri ele yüzük takmaktır. Rivayetlerde yüzüğün çeşidi ve üzerindeki nakış hakkında da çeşitli bilgiler verilmiştir. Bir de yüzüğün sağ ele takılması tavsiye edilmiştir. Ancak İslam’daki yüzük takmak ile ilgili hükümlerin hepsi müstehap türündendir ve farz değildir. Sadece erkeklerin ...
  • Acaba Allah’u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi (s.a.a.) vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun?
    9329 Eski Kelam İlmi 2011/09/28
    Kur’an’ı kerimin ayetleri esasınca yaratılış nizamını ve ondaki hayır ile şer tekabülünü açıklanmasında cinler ve insanlardan olan Şeytanlar sadece insanlara karşı hile ve tuzak kurma ve Allah’ın dostlarına (velileri) karşı düşmanlık yapma iznine sahip olduğu belirtilmektedir. Ama kesinlikle tekvini olan bu izin Allah ...
  • İbn. Arabî Şii miydi yoksa Sünni miydi?
    25705 تاريخ بزرگان 2011/06/20
    İbn. Arabî’nin şahsiyetinin giriftliği ve İslamî mezhepler ve bu mezheplerin önde gelen şahsiyetlerine karşı takınmış olduğu tavır, onun hangi mezhebe mensup olduğu hakkında görüş ayrılıklarının çıkmasına neden olmuştur. Bazıları onu Ehli Sünnet, bazıları On İki İmam Şia’sı, bazıları İsmailî, bazıları Malikî mezhebine mensup bilmiş ve bazıları mezhep üstü ve ...
  • Acaba Allah yetmiş yaşındakileri seviyor ve seksen yaşındakileri, azap etmeyeceğini söylemiş midir?
    9467 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2015/05/27
    İmam Sadık’tan (a.s.), rivayi (rivayet içerikli) kaynaklarda müminlerin mükâfatı noktasında bir rivayet nakil edilmiş ki şöyle buyuruyor: kırk yaşından sonra imanlı kimseler her on senede Allah tarafından özel merhamet ve lütufla karşılaşıyorlar. Eğer bu rivayetin senedinde, azıcık tesamuh göstersek ve başka rivayetleri de bunun yanına koyup, dikkate alırsak ...
  • Dua ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetinin şifa bulmadaki rolü
    15449 Yeni Kelam İlmi 2009/01/29
    Bu üç amel, hastanın şifa bulması için ayrı ayrı sebep olabilecekleri gibi üçüne birden de başvurulabilir. Ama insan dua ederken (Allah’la irtibata geçip, direkt olarak Ondan şifa isterken) doktora gider ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetini de yerse daha iyi olur. Zira doktorun tedavisi, ...
  • Uyumak ve istirahat etmek için kıbleye doğru yatmak mı gerekir? Cenaze nasıl defnedilmelidir?
    57632 خواب 2012/06/11
    Bizim rivayetlerimizde uyumak dört şekilde taksim edilir ve bunların en güzel türü müminin sağ tarafa ve kıbleye doğru yatmasıdır. Ali (a.s) şöyle buyurur: Uyumak dört şekildedir: Peygamberler sırtüstü uyuyorlardı ve gözleri uyumuyordu; Allah’ın vahyi beklentisi içindeydiler. Müminler sağ tarafları üzerine ve kıbleye doğru uyurlar, padişahlar ...

En Çok Okunanlar