Gelişmiş Arama
Ziyaret
6451
Güncellenme Tarihi: 2012/03/18
Soru Özeti
Abdullah’ın Abdulmüttalip tarafından kurban olarak adanması akıl ve mantıkla çelişmez mi?
Soru
Bismillahirrahmanirrahim; Benim için Abdullah’ın Abdülmuttalip tarafından kurban olarak adanması anlaşılması ve kabullenilmesi zor bir şey. Gerçekten bu aklın ve mantığın kabullenebileceği bir şey mi?
Kısa Cevap

Tarihi nakiller göz önüne alındığında önceki dinlerde ve ümmetlerde adak ve kurban ritüellerinin farklı ve çeşitli şekillerde gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bunlardan biride insanın kurban edilmesiydi. İslam dini bunu kaldırarak sadece hayvan kurban edilmesine izin verdi.

Aklın, fıtratın ve mantığın kabul ettiği desturları yerine getirmek gerçek imanın nişanesidir. Bunun yanında ilahi desturlara amel etmek kişisel bir tarzın taraftarlığını yapmak değil ki yadırgayalım. Örneğin Allah Teala’nın peygamberi İbrahim (a.s)’ı kendi evladını kurban etme desturuyla sınamasını o dönemin insanlarının yobaz ve bağnaz görüşleriyle denk görmek doğru olmayacaktır. Allah’tan uzaklaşan bu toplumlar evlatlarını put için kurban etmekte, açlık korkusundan ve kız erkek çocuklar arasında fark koyarak onları katletmekteydiler.  Hatta bazı müşrikler kız çocuklarını diri diri gömmekteydiler. Doğal olarak bu vahşete kurban ve adak gibi kutsal  değerlerin adını vermek yanlıştır.

Özet olarak Abdullah’ın Abdülmuttalip tarafından kurban olarak adanması zahiren akıl ve mantıkla çelişen bir olgudur. Ancak bu olayın ilham sonucu ortaya çıkmış ilahi bir sınama olma ihtimali göz ardı edilmemiş ve buna binaen yadırganmamıştır. Aksi taktirde İslam peygamberi Muhammed (s.a.a):«أَنَا ابْنُ الذَّبِيحَيْن‏» ‘Ben iki kurbanlığın oğluyum’ (İsmail ve Abdullah) diyerek iftihar etmezdi. Zira Abdülmttalip’in bu olaydaki tutumu da  bu görüşü onaylar niteliktedir. Çocuklarını diri diri gömen bir toplumda yeni doğmuş bir çocuğun yaşaması için yüz deve kurban etmek cahiliye vahşetine verilebilecek en doğru  cevap olmuştur.

Ayrıntılı Cevap

 ‘Kurban etme’ terim olarak dini bir merasime verilen addır. Ama sözlük anlamında ‘kurban’ Arapçada «قُرب» ‘kurb’ kökünden gelen yakınlaşma anlamında bir kelimedir.[1] Bu kelimenin anlamı bizlere kurban etmekle Allah yakınlaşma gayesi taşındığını göstermektedir. Başka bir tabirle ‘kurban etme’ belirli bir çerçevede İnsanın Allah Teala’ya yakınlaşma kastıyla fedakarlıkta ve bağışta bulunmasıdır.

Tarihi nakiller göz önüne alındığında önceki dinlerde ve ümmetlerde adak ve kurban ritüelleri farklı ve çeşitli şekillerde gerçekleştiriliyordu.[2] Örneğin Habil ve Kabil elde ettikleri mahsulü Allah Teala’ya yakınlaşma kastıyla kurban etmişlerdir.[3] Bu hadise Kuran’ı Kerimde şöyle geçer: “(Ey Muhammed!) Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini hak olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti.”[4]

İslam öncesinde insanda kurban edilmekteydi.[5] İslam dini bunu kaldırarak kurban etme merasiminin aslını kabul edip sadece eti helal hayvanların kurban edilmesine izin verdi. Bu ameli Haç merasiminin bir parçası olarak Kurban bayramı günü amellerinden biri karar kıldı.

Şimdi gelelim Allah Resulü Muhammed Mustafa (s.a.a)’in dedesi hakkında nakledilen hadiseye: Bu kıssa Allah Resulünün babası olan Abdullah’ın Abdülmuttalip tarafından kurban edilmek için nezredilmesi olayı ve bu konuda İslam peygamberi Muhammed (s.a.a):«أَنَا ابْنُ الذَّبِيحَيْن‏»[6] ’Ben iki kurbanlığın oğluyum’ (İsmail ve Abdullah) hadisidir. Tarihçiler ve muhaddisler bu rivayeti küçük farklarla nakletmişlerdir.

Öncelikle Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’ı kurban olarak nezretmesi hakkında birkaç noktaya değinmekte fayda var:

  1. Abdülmuttalib’in davranışından anlaşılan İbrahim (a.s)’ın şeriatında bunun haram olmadığı yönündedir.[7] Bir diğer tabirle önceki şeriatlarda böyle bir nezrin haram olduğu veya caiz olmadığı yönünde bir veri bulunmamaktaydı.
  2. Zahiren bu eylem Abdülmuttalib’e hastı ve ona ilham olmuştu.[8]
  3. Abdülmuttalib Hz. İbrahim (a.s)’in dinine tabi iyi bir mümindi. Öyle bir imana ve teslimiyete yetişmişti ki heybeti ‘Ebrehe’yi korkuya düşürmüştü. Halkı üstün ahlaka davet etmekte ve aşağılık işlerden alı koymaktaydı. İbrahim (a.s)’ın arkasından dosdoğru giden birisinin böyle bir sınamaya tutulması tabii değil midir? Sahip olduğu azametli ruhun ve imanının aşikar olması için Allah böyle bir adakta bulunmasını ona ilham etmiştir. Diğer taraftan ise çocuklarını diri diri gömen bir toplumda yeni doğmuş bir çocuğun yaşaması için yüz deve kurban etmesi cahiliye vahşetine verilebilecek en doğru cevap olmuştur.[9]
  4. İmam Rıza (a.s) konuşmasında Allah Resulünün «أَنَا ابْنُ الذَّبِيحَيْن‏» ‘Ben iki kurbanlığın oğluyum’ sözünü açıklarken şöyle buyuruyor:”Abdülmuttalib kendi döneminde bazı adetleri topluma benimsetmiştir. İslam dini bu adetleri kabul etmiştir. Eğer Abdülmuttalib’in amelinin bir hücceti olmasaydı ve kendi evladı Abdullah’ı İbrahim (a.s)’ın İsmail (a.s)’ı adadığı gibi aynı iradeyle kurban adamasaydı asla İslam Peygamberi bu iki insana nispet vererek ’Ben iki kurbanlığın oğluyum’ diyerek iftihar etmezdi. Allah Teala İsmail (a.s)’ın kurban edilmesine hangi sebepten ötürü razı olmadıysa Abdullah’ın kurban edilmesine de aynı sebepten ötürü razı olmamıştır. Bu ilahi inayetin sebebi Hatem’ul-Enbiya Muhammed Mustafa (s.a.a)’in ve Masum İmamların bu soydan gelecek olmasıydı. Buna binaen kurban kesmek sünnet olup müminler arasında yaygınlaşmıştır…”[10]
  5. Aklın, fıtratın ve mantığın kabul ettiği desturları yerine getirmek gerçek imanın nişanesidir. Bunun yanında ilahi desturlara amel etmek kişisel bir tarzın taraftarlığını yapmak değil ki yadırgayalım. Örneğin İmran’ın eşi karnında taşıdığı çocuğu Allah’ın evinde hizmetçi olması için Beyt’ul mukaddese adıyor.[11] Veya Allah Teala’nın Peygamberi İbrahim (a.s)’ı evladı İsmail’i kurban etmesi için destur veriyor.[12] Bu ilahi sınamaları o dönemin insanlarının yobaz ve bağnaz görüşleriyle denk görmek doğru olmayacaktır. Allah’tan uzaklaşan bu insanlar evlatlarını put için kurban etmekte, açlık korkusundan ve kız erkek çocuklar arasında fark koyarak onları katletmekteydiler. Hatta bazı müşrikler kız çocuklarını diri diri gömmekteydiler. Doğal olarak bu vahşete kurban ve adak gibi kutsal  değerlerin adını vermek yanlıştır.
  6. Bazı nezir ve adakların zahiren akıl ve mantıkla çeliştiği öngörülebilir. Lakin gerekli dikkat gösterilecek olursa bu vakıalarda ilahi sınav ve ilhamlar sonucu özel bir destur ve imtihanın söz konusu olduğu netice olarak ta akıl ve mantıkla çelişen bir durumun ortaya çıkmadığı görülecektir. Doğal olarak bunu zulüm ve haksızlık olarak görmek yanıştır. Bilakis bu vakıaların toplumsal ve sosyolojik etki ve sonuçları göz önüne alındığında insanlık için hayır ve kerametin kapıları aralanmıştır.
  7. İnsanın evladını adamasının önceki semavi dinlerde var olan bir sünnet olduğunu kabul etsek dahi rahmet ve merhamet sahibi Allah Teala’nın toplumların bağışlanma ve affolunma vesilesi karar kıldığını kabul etmeliyiz. Aklı selim toplumsal bir hayır ve maslahat söz konusu olduğu zaman bunu muhakkak edecek sünneti de hayır olarak görmektedir. Örneğin kısasta hayat olduğu gibi ilahi desturların birçok belanın önünü aldığını akli selim kabul etmektedir.

 

 

 

[1] İbni menzur, Muhammed bin. Mekrem, Lisan’ul-arap, 1.c, 662.s, dar’ul-fikr lit-tabaeti ve en-neşri ve tevzih- dar sader, Beyrut, 3.bk, 1414.h.

[2] Kadyani, Abbas, ferhengi camii tarih İran, 1.c, 30.s, intişarat averan, tahran, 6.bk, 1387.ş.

[3] Kuleyni, el-Kafi, 8.c, 113.s, dar’ul-kutub’ul-İslamiye, tahran, 2.bk, 1362.ş; İbni Kesir demeşki, İsmail bin. emir, tefsir Kuran’ul-Azim, 3.c, 75.s, dar’ul kutub’ul-ilmiye, Beyrut, 1.bk, 1419.h.

[4] Maide/27.

[5] Ferahani, Hasan, Kurbani der edyan, fasıl name marifet, 51.sayı.

[6] Allah resulü (s.a.a) den nakledilen «انا ابن الذبیحین » ‘Ben iki kurbanlığın oğluyum’ hadisi hem ehli sünnet hem de Şia kaynaklarında nakledilmiştir. İlk kurbanlıktan kasıt Hz. İsmail (a.s) ikinci kurbanlıktan kasıt Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a)in babası Abdullah tır. Kaynaklar: Kummi, Ali bin. İbrahim, Tefsir Kummi, 2.c, 226.s, dar’ul-kitab, kum, 3.bk, 1404.h; Allame Meclisi, Bihar’ul-Envar, 36.c, 47.s, dar ihya-i et-tras el-arabi, Beyrut, 2.bk, 1403.h; Fahreddin Razi, Ebu Abdullah Muhammed ibn. Ömer, Mefatih’ul-Gayb, 26.c, 347.s, dar ihya-i et-tras el-arabi, Beyrut, 3.bk, 1420.h.

[7] Allame Meclisi, Hayat’ul-Gulub, 3.c, 73.s, neşri surur, kum, 6.bk, 1383.ş.

[8] Hayat’ul-Gulub, 3.c, 73.s.

[9] Yusuf Garevi, Muhammed Hadi, Muessetu  Tarih el-İslami, 1.c, 247-248.s, neşr mecmei endişei İslami, kum, 1.bk, 1417.h.

[10] Şeyh Saduk, El-Hisal, 1.c, 57.s, Camii Muderrisin, kum, 1.bk, 1362.ş.

[11] Ali-İmran/35: “Hani, İmran'ın karısı, "Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" demişti.”

[12] Saffat/101-102: “Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik. Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emir olunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.”

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar