Gelişmiş Arama
Ziyaret
11515
Güncellenme Tarihi: 2011/04/11
Soru Özeti
Garanık efsanesi nedir?
Soru
Garanık ile ilgili olduğu söylenen ayetler hakkında bilgi verebilir misiniz? Bazı söylentilere göre Peygamber (s.a.a.) bu ayetlerde Şeytan'a aldanmış ve putları övmüştür, eğer bu efsanenin bir gerçeği yoksa nereden kaynaklanmıştır?
Kısa Cevap

Garanık efsanesi, Kur'an ve Peygamber'in (s.a.a) mevkisini düşürmek için çalışan düşmanlar tarafından uydurulan bir efsanedir. Onlar şöyle demişlerdir: Peygamber (s.a.a) Mekke'de en-Necm suresini okurken müşriklerin putlarının isimlerinin anıldığı ayete yani:

"أَ فَرَءَیْتُمُ اللَّاتَ وَ الْعُزَّى‏ وَ مَنَوةَ الثَّالِثَةَ الْأُخْرَى"

"Gördünüz mü o Lat ve Uzza'yı? Ve diğer üçüncüleri olan Menat'ı?"

ayetine geldiğinde şeytan şu iki cümleyi onun diline döktü:

«تلک الغرانیق العلى، و ان شفاعتهن لترتجى»

yani: "Bu putlar güzel ve yüce kuşlardırlar ki onların şefaati umulur" bu sırada Peygamber (s.a.a)  secdeye kapandı ve onlar da secde ettiler. Bu sırada Cebrail inerek Peygamber'i uyardı ve bu iki cümleyi ben sana getirmemişim. Bunları şeytan sana salı vermiştir.

Bir çok karineler ve deliller bu rivayetin uydurma olduğunu gösterir. Bu yüzden bütün Müslüman araştırmacılar ister Ehl-i Sünnet'ten olsun ister Şia'dan bu hadisi şiddetle reddetmişlerdir.

Ayrıntılı Cevap

Uyduruk olan Garanık efsanesi hakkında Ehl-i sünnet kitaplarında ilginç rivayetler İbn-i Abbas'tan nakledilir. Bu cümleden olmak üzere şöyle nakledilmiştir: Resulullah (s.a.a) Mekke'de en-Necm Suresini okuyordu. Müşriklere ait putların isimlerinin geçtiği ayete yani:  "أَ فَرَءَیْتُمُ اللَّاتَ وَ الْعُزَّى‏ وَ مَنَوةَ الثَّالِثَةَ الْأُخْرَى""[1]

"Gördünüz mü o Lat ve Uzza'yı? ve diğer üçüncüleri olan Menat'ı?"

ulaşınca Şeytan şu iki cümleyi de Peygamber'in diline döktü:

 «تلک الغرانیق العلى، و ان شفاعتهن لترتجى»

yani: Bu putlar güzel ve yüce kuşlardırlar ki onların şefaati umulur"[2]

Müşrikler bunu duyar duymaz sevindiler ve dediler ki: Muhammed şimdiye kadar bizim ilahlarımızı överek anmamıştır. (bu ilk defadır). Bu sırada Resulullah (s.a.a) secde etti ve onlar da secde ettiler. Cebrail Peygamber'e inerek onu "Bu iki cümleyi ben sana getirmedim. bunları şeytan senin diline dökmüştür." diye uyardı. Bu sırada şu ayetler indi.

(وَ ما أَرْسَلْنا مِنْ قَبْلِکَ مِنْ رَسُولٍ وَ لا نَبِیٍّ ...)[3] Böylece Peygamber ve müminleri uyardı.

Bazı İslam düşmanları Peygamber ve İslam'a gölge düşürmek doğrultusunda bir tutanak ellerine geçtiğini düşünerek bu efsaneye önem vermiş ve onu genişçe nakletmişlerdir. Ancak elde olan birçok karine ve deliller bu rivayetin uydurma olduğunu Peygamber'in ve Kur'an'ın etkisini azaltmak ve onları itibarsız kılmak için şeytan sıfatlı kimseler tarafında uydurulduğunu gösterir. Çünkü:

Birincisi: Bu rivayetin ravileri zayıf ve güvenilmeyen kimselerdir. İbn-i Abbas'a dayandığına dair geçerli bir delil elde yoktur. Muhammed b. İshak'ın dediği üzere bu hadisi zındıklar uydurmuşlardır. Adi geçen kişi bu konuda bir kitap telif etmiştir.[4]

İkincisi: Necm suresinin inişi ve Peygamber'in bu suredeki secde ayetini okuduğunda secdeye kapandığını anlatan bir çok hadis çeşitli kitaplarda nakledilmiştir, ancak bu hadislerin hiçbirinde Garanik olayından söz edilmemiştir. Bu da bu efsanenin sonradan uydurulduğunu ve ona eklendiğini gösterir.[5]

üçüncüsü: Necm Suresinin başlangıcı açıkça böyle bir olayı reddetmektedir. Çünkü şöyle buyurmaktadır: O (Peygamber) asla kendi hevesi üzerine bir şey konuşmaz, dediği her şey vahiyden ibarettir."[6] Bu ayet nasıl böyle bir olayla bağdaşabilir.

Dördüncüsü: Bu surede putların isimlerinden sonra gelen ayetlerin tümü putların kötülemekte ve onları yermektedir. Açıkça putların puta tapanların kendi evhamlarıyla uydurduğu şeyler olduğunu ve ellerinden hiçbir işin gelmediğini beyan buyurmaktadır.[7]

Kur'an şöyle buyuruyor:  "Bunlar, sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar, sadece zanna ve nefislerinin hoşlandığına uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden hidayet gelmiştir."

Bu açık kınama ve yermelere rağmen nasıl bu cümlelerden önce putları öven bir ifadenin yer alması mümkündür? Oysa ki Allah Teala Kur'an'ı her türlü tahrif ve eksiltme ve artırmadan koruyacağını belirtmiştir:

"Biz Kur'an'ı indirdik ve biz onu koruyucularız."[8]

Beşincisi: Peygamber'in putlarla mücadelesi, ömrünün sonuna kadar amansızca devam eden sürekli bir mücadele idi. Peygamber (s.a.a) pratikte açıkça göstermişlerdir ki en zor şartlarda bile olsa putlara ve puta tapanlara karşı en küçük bir yumuşama göstermemiştir. Buna göre nasıl bu gibi tabirleri dile getirebilir?

Altıncısı: Hatta Peygamber'e inanmayan ve müslüman olmayan kişiler bile onu büyük bir düşünür ve iradeli bir lider olduğunu itiraf etmiş ve sağlam bir program sayesinde başarıya olaştığını söylemekteler. Acaba en önemli şiar ve hedefi tevhit olan ve putçulukla amansızca mücadele eden ve putlar konusunda en zor şartlarda bile uzlaşma yoluna girmeyen bir önderin kendi asıl hedefini unutarak putları böyle övmesi nasıl düşünülebilir?

Ayrıca bu gibi uyduruk efsaneler peygamberlerdeki masumluk makamıyla bağdaşmaz ve onun yanılabileceğini ve şeytanın etkisinde kalabileceğini gösterdiği için batıl olduğu apaçık ortadadır.

Bu açıklamalardan bu rivayet İslam düşmanlarının İslam'a darbe vurmak için uydurduğu bir efsane olduğu anlaşılır. Bu yüzden bütün müslüman araştırmacılar ister Ehl-i sünnet'ten olsun ister Şia'dan bu hadisi şiddetle reddetmiş ve onun uydurma olduğunu belirtmişlerdir.[9]

Bazı müfessirler bu hadis hakkında şöyle bir yoruma yeltenmişlerdir: İslam Peygamber'i Kur'an'ı ağır ağır okuyordu ve bazen de ayetleri okurken arada susuyordu. Hedefi ayetlerin kalplerde daha fazla etki bırakması idi. Necm suresini okurken şu ayete ulaştığında

" أَ فَرَأَیْتُمُ اللَّاتَ وَ الْعُزَّى وَ مَناةَ الثَّالِثَةَ الْأُخْرى‏

bazı şeytan sıfatlı kimseler (inatçı müşrikler) fırsattan yararlanarak Tilke el-garanıku'l ula (Bu putlar güzel ve yüce kuşlardırlar, onların şefaati umulur) cümlesini özel bir şiveyle söylediler. Gayeleri Peygamber'in sözlerine ve inen ayetlere karşı inatlarını, kinlerini göstermek ve halkı şaşırmaktı. Ancak sonraki ayetler onarın bu sözüne açıkça cevap vererek putçuluğu şiddetle kınamıştır.[10]

Buradan anlaşılıyor ki Garanık hikayesini, İslam Peygamberi'nin puta tapanlara karşı bir çeşit uzlaşma siyaseti olarak görenler ve bundan maksadın onları İslam'a ısındırmak ve İslam'a çekmek olarak yorumlayanlar büyük bir yanılgıya kapılmışlardır. Bu yorumları gösteriyor ki bunlar, Peygamber'in (s.a.a) müşriklere ve puta tapanlara karşı tavizsiz tutumunu idrak etmemişlerdir. Onlar, müşriklerin bu sahada en değerli şeylerini vermeğe hazır olduklarını ancak onun bu teklifleri reddederek zerrece olsun kendi programından çıkmadığını gösteren belgeleri görmemiş veya göz ardı etmişlerdir.[11]



[1] Necm, 19-20

[2] Garanık garnukun çoğuludur. Bir çeşit beyaz veya siyah su kuşudur. Dİğer manalara da gelmiştir. (Kamu'sul-luğa)

[3] El-Mizan'da ilgili ayetin tefsirinde bu hadisi Ehl-i Sünnet'in büyük hafızlarından bu cümleden İbn-i Hacer'den nakledilmiştir.  

[4] Tefsir-i Kebir Fahr-i Razı c. 23 s. 50

[5] Ade

[6] Necm, 3, 4. وَ ما یَنْطِقُ عَنِ الْهَوى‏ إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْیٌ یُوحى‏.

[7] Necm 23

،إِنْ هِیَ إِلَّا أَسْماءٌ سَمَّیْتُمُوها أَنْتُمْ وَ آباؤُکُمْ ما أَنْزَلَ اللَّهُ بِها مِنْ سُلْطانٍ إِنْ یَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ وَ ما تَهْوَى الْأَنْفُسُ وَ لَقَدْ جاءَهُمْ مِنْ رَبِّهِمُ الْهُدى‏.

[8] Hicr 9 "إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّکْرَ وَ إِنَّا لَهُ لَحافِظُونَ".

[9] Mecmeu'l-Beyan,Tefsir- Fahr-i Razı Kurtubi, Tefsir-i Fizalal, Tefsir-i Safi, Ruhu'l-Meani ve El-Mizan ve diğer tefsirler.

[10] Tefsir-i Kurtubi, c. 7 s. 4474, Tabersi de bunu bir ihtimal olarak Mecmeu'l-Beyan'da bir ihtimal olarak zikretmiştir.

[11] Tefsir-i Numune, c. 14, s. 142- 145

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • arazinin tapusunu erken alabilmek için avukat tarafından rüşvet verilmesinin hükmü nedir?
    7473 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/01
    Rüşvetin alınması, verilmesi, rüşvetin tahakkuk bulaması için vasıtalık görevinin yapılmesi bütün şekilleriyle ve her kime veriliyorsa verilsin haramdır. İster hakkın tahakkuk bulması için olsun, ister batılın ibtaledilmesi için, ister asıl işin gerçekleşmesi için olsun, ister işin daha erken gerçekleşmesi için, ister başka kimselerin hakkına zayıat verilmesine sebebiyet ...
  • Rivayette müminlerin birbirleriyle ilişkilerinde sevinçli ve güler yüzle davrandıkları gelmiştir. Acaba bu mesele, yaşamda karı-koca arasında da geçerli midir?
    6781 خوش رفتاری 2012/09/09
    Müminin sıfatlarının birisi hakkında zikredilen rivayetlerde, onun başkalarına karşı sevinçli ve güler yüzlü davrandığı ve hüzün ve gamını kalbinde gizlediği; bu sıfatın dostluk eğilimini çektiği buyrulmuştur. Bu konunun müşterek yaşamda ve aile içinde başka bir şekilde olduğunu; evli çiftlerin birbirlerinin gam ve hüznüne ortak olduğunu; eşlerin birbirine ...
  • Kadın eşinin cinsel birleşme isteği karşısında kaçınabilir mi?
    105033 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/07/21
    Peygamber Ekrem (s.a.a) ve onun pak Ehlibeyti’nin (a.s) rivayetlerinde cinsel birleşmeyle alakalı kadın ve erkeğin bir birlerini gözetmeleri gerektiği konusu belirtilmiştir. Cinsel birleşmede olduğu gibi karşılıklı bu gözetme çok yönlüdür. Bu rivayetlerde erkeğe şöyle buyrulur: Erkeğin dinginlikle, oynaşarak ve yavaş yavaş cinsel birleşme amelini yerine getirmesi müstehaptır.
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9397 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Niçin altın takmak erkeğe haramdır?
    94710 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/01/14
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız ...
  • Bir kimsenin keramet sergilemesi onun hak oluşu manasına gelir mi?
    6642 Pratik İrfan 2012/05/03
    İrfanda yaygın olan konulardan birisi, keramet ve olağanüstü işler yapma meselesidir. İrfan ve seyr-i sülûk yolunda keramet, mükaşefe ve olağan dışı işlerin meydana gelmesi, insanın bunlar ile mağrur olacağı ve bu hususları çok önemseyeceği hususlar değildir. Bunlar yüce Allah’ı şuhudi olarak tanımanın ilk ve çok düşük basamaklarıdır. ...
  • İnsanların hepsi kıyamette nasıl tekrar dirilecekler? Oysaki yaşam dönemleri ve dilleri birbirinden farklı hatta çoğunun mezarı bile yok balıklara yem oldular?
    4155 Eski Kelam İlmi 2019/12/01
     Eğer bir insan Allah Teala’nın her şeye kadir olduğunu idrak etmiş ve hiçbir alet ve gereç olmadan maddi alemi yaratabileceğini anlamışsa; insanları tekrar diriltmesi için kabre ihtiyacı olmadığı sonucuna da ulaşır. Her insan din gününde tekrar diriltilecektir ister kabirleri olsun ister olmasın. Günümüzde bilim dünyası eğer bir ...
  • Acaba mezi, vezi, vedi necismidir?
    8521 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/04/07
    İnsan bedeninde idrar yolundan meni ve idrar dışında dışarı çıkan sıvılar bir kaç kısma ayrılır: Büyük abdesten sonra açığa çıkan ve azda olsa yapışkanlık taşıyan sıvı; bu sıvı “vedi” olarak adlandırılır. Cinsel birliktelik sırasında orgazm öncesi ve meninin gelmesinden önce açığa çıkan sıvı; bu ...
  • Ehl-i kitap, meadın cismani olduğuna inanıyor mu? Lütfen bu alanda bir kaç kitap tanıtır mısınız?
    8732 Eski Kelam İlmi 2010/12/28
    Cevabın daha iyi anlaşılabilmesi için birkaç noktaya dikkat çekmek gerekiyor:1-Ehl-i kitabın (ister Yahudi olsun, ister Hıristiyan, ister Zerdüşt) öğretilerinde cismani mead adı altında bir konudan özel olarak bahsedilmemiştir. Bu yüzden bu konuda söyleyeceğimiz şeyler Ehl-i kitabın dini kitaplarından mead inancı hakkında anladıklarımızdır.
  • Müslüman kadınlar camiasından ilmi havzalarda içtihat derecesine ulaşanlar var mı?
    10500 تاريخ بزرگان 2010/06/08
    İslam’ın ilime önem vermesi ve ilimi kadın erkek herkese farz kılması sonucu bazı kadınlar ilim öğrenimine iştigal edip sonunda içtihat derecesine ulaşmışlardır.Örneğin, H. K. 1403 yılında vefat etmiş olan Bayan Müçtehit Emin ve şimdi kadınların ilmi havzalarının değerli üstatlarından ...

En Çok Okunanlar