Gelişmiş Arama
Ziyaret
9731
Güncellenme Tarihi: 2011/04/21
Soru Özeti
Hangi tarihi belge İmam Hasan Askeri'nin evladı olduğunu ispatlıyor? Niçin İmam Hasan Askeri (a.s) annesini malları hususundaki vasisi olarak belirledi?
Soru
İmam Hasan Askeri'nin evladı olduğuna dair rivayetler var mı? İmam, annesini malları hususunda vasisi kılmış mı?
Kısa Cevap

İmam Hasan Askeri'nin evladı olduğuna dair bir çok rivayetler vardır. Bu konu Ehl-i Sünnet'in kitaplarında da geçmektedir.

İmam, bir rivayet göre kendi bağlılarına annesine müracaat etmeği emretmiştir. Ancak bu emirde malları hakkında bir şey söz konusu değildir. Bu emrin sebebi İmam Hasan Askeri'nin, kendi gerçek vasisi ve halifesini düşmanlardan gizlemektir. Nitekim Hz. İmam Hüseyin (a.s) da İmam Zeynelabidin olmasına rağmen onu korumak için Hz. Zeyneb'e başvurulmasını emretmiştir.

Ayrıntılı Cevap

Şia'nin rivayet kaynaklarında Hz. İmam Hasan Askeri'nin erkek evladı olduğunu gösteren bir çok rivayet vardır. Bu rivayetlerin sayısı tevatür haddine varacak derecededir. Bu rivayetlerin görmek ve araştırmak için El-Kafi gibi hadis kitaplarına başvurabilirsiniz. (el-Kafi, kitabu'l-hücce, Babu'l-İşare ven-Nas ila Sahibi'd-dar ve bab-i Fitesmiyet-i men veraehu veya Biharu'l-envar, Kitabu'l giybe)

Örneğin Kafi'de, senet yönünden muteber ve ifadesi de açık bir rivayeti nakledelim:

Muhammed b. Yahya, Ahmed b. İshak'tan o da Ebi Haşim Caferi'den nakletmiştir ki şöyle dedi:

Ben İmam Hasan Askeri'ye sizin yüksek makamınız size bir şeyi sormama engel oluyor, eğer müsaade ederseniz sizden onu sorayım, dedim. İmam, sor, dediler. Ben sizin erkek çocuğunuz var mı? dedim İmam evet dedi …[1]

Bu hadisin senedinde yer alan üç kişi şunlardan ibarettir:

1- Muhammed b. Yahya el-Attar.

Onun hakkında Necaşi (Büyük rical alimlerindendir) ve Allame Hilli şöyle demiştir: O bizim Şia alimlerinin büyüklerinden ve güvenilir bir şahsiyettir.[2]

2- Ahmed b. İshak b. Abdullah b. Sa'd el-Aş'ari

Hadisin senedinde yer alan ikinci şahsiyettir. Büyük rical alimlerinden olan Keşi, Şeyh Tusi, Allame Hilli onu güvenirlik yönünden teyit etmişlerdir.[3] Şeyh Tusi onun hakkında şöyle demiştir. "Onun büyük makamı vardır, İmam Hasan Askeri (a.s)'nin özel ashabındandır. O Hz. Mehdi'yi (a.s) görmüştür Kum alimlerinin büyüğüdür." [4]

3- Davud b. el-Kasım el-Ca'feri

Necaşi, Şeyh Tusi ve Allame Hilli onu güvenilirr bilmenin yanı sıra şöyle demişlerdir: "O İmamların yanında değerli ve yüksek makama sahipti."[5]

Görüldüğü gibi hadisin senedinde yer alan bütün kişiler, rical ilmi yönünden güvenilir kişilerdir ve vasıtasız biri diğerinden almışlardır. Böyle bir hadise hadis ilminde belirlenen ölçülere göre müsnet ve sahih hadis denir. Buna göre bu hadisin senedi hiçbir kuşku götürmez. İfade ve anlam yönü de açıktır. Fakihler ve büyükler böyle bir hadisi muteber bilmekte ve uyarınca hüküm vermekteler.

üstelik küçük gaybet döneminde yaşayan ve dört özel naip ile çağdaş olan Küleyni (r.a) değerli el-Kafi kitabının mevlidu's-Sahip babının başında: "Hz. Mehdi (a.s) Hicri 255 yılının Şaban ayının on beşinin gecesinde dünyaya gelmiştir." demiştir. Küleyni (r.a) üstün kişiliği ve güvenirliği hakkında ise hiçbir alimimizin kuşkusu yoktur.[6] Eğer Hz. Mehdi'nin dünyaya geldiği hakkında bu tanıklıktan başka hiçbir delil olmasaydı bile yeterdi. Çünkü o, bizzat Hz. Mehdi'nin insanlarla özel naipleri ile irtibat halinde olduğu döneminde yaşamıştır.

Bu konu Şia kaynaklarından başka yazarları Ehl-i Sünnet'ten olan bazı meşhur kitaplarda da yer almıştır. Biz örnek olarak bazılarına işaret edelim:

1- Zehebi kendi tarihinde şöyle diyor: Onun oğlu (İmam Hasan Askeri'nin oğlu) Muhammed b. Hasan'dır rafiziler onu Kaım ve halef ve hüccet olduğuna inanıyorlar. O 258 veya diğer bir görüşe göre 256 yılında dünyaya gelmiş ve babasından sonra iki yıl yaşamış ve sonra kaybolmuştur…[7]

Elbette o bu rivayetin senedinde bir eleştiri yöneltmeden reddetmiş ve bu rivayeti alaya almıştır. Büyük bir tassup içinde olan Zehebi'nin bu tür tutumunu yadırgamamak gerekir.

2- İbn-i Esir, el-Kamil adlı eserinde İmam Hasan Askeri'nin hakkında şöyle diyor: O Muhammed'in babasıdır. Şialar onun Samira'nın alt katında gaybete çekildiğine inanıyor ve onun zuhurunu bekliyorlar.[8]

Sizin sorunuzun ikinci bölümünü ise Ahmet b. İbrahim'in rivayetinden anlamak mümkündür. Rivayette şöyle nakledilir: Hicri 262 yılında (İmam Hasan Askeri'nin şahadetinden sonra Hakime Hatun'un yanına geldim. Şia'lar kime müracaat ediyorlar? O İmam Hasan Askeri'nin annesine, dedi. Ben: Bir kadına vasiyet eden kimseye mi uyayım? dedim O: Evet dedi, nitekim Hüseyin b. Ali gibi, O da zahirde bacısı Zeyneb'e vasiyet etti. Ali b. Hüseyin'den meydana gelen ilim bacısı Zeyneb'e isnat edilmiştir.[9]

Bu rivayet ışığında birkaç nokta aydınlık kazanır:

1- İmam Hasan Askeri kendi takipçilerini annesine müracaat etmeğe emretmiştir.

2- İmam Mehdi'nin gizliliğinin delili İmam'ın kendisinin ve ailesinin canını Abbasi'lerin ve diğer zalimlerin zulüm ve eziyetlerine karşı korunmasıydı.  

İmam'ın malları konusunda annelerine vasiyet etmesi söz konusu edilememiştir. Sadece bu rivayette İmam'ın kendi annesini vasi kıldığı yer almıştır.



[1] Küleyni, el-Kafi, Kitabu'l-Hücce, Hadis, 2 c. 1 s. 328 dördüncü baskı Tahran, Hicri 1407

مُحَمَّدُ بْنُ یَحْیَى عَنْ أَحْمَدَ بْنِ إِسْحَاقَ عَنْ أَبِی هَاشِمٍ الْجَعْفَرِیِّ قَالَ قُلْتُ لِأَبِی مُحَمَّدٍ (ع) جَلَالَتُکَ تَمْنَعُنِی مِنْ مَسْأَلَتِکَ فَتَأْذَنُ لِی أَنْ أَسْأَلَکَ فَقَالَ سَلْ قُلْتُ یَا سَیِّدِی هَلْ لَکَ وَلَدٌ فَقَالَ نَعَمْ ...

[2] Rical-i Necaşi, s. 353, Hulase-i Hilli, s. 157

[3] Rical-i Keşşi s. 558, Rical-i Tusi, s. 397

[4] Fihrist-i Tusi, s. 63

[5] Rical-i Necaşi, s. 156, Fihrist-i Tusi, s. 182, Rical-i Tusi, s. 375, Hulase-i Hilli, s. 68

[6] El-Kafi, c. 1 s. 514

[7] Zehebi, Şemsu'ddin, Muhammed b. Ahmed, Tarih-i İslam c. 19, s. 113, 2. baskı, Yayınlayan, Daru'l-Kitab el-Arabi, Beyrut, Hicri 1413

[8] İzzu'd-din, Ali b. Esir, Tercüme-i el-Kamil, Abbas Halili, ve Ebu'l-Kasim Halet, c. 18 s. 129, İlmi Yay. Tahran

[9] Allame Meclisi, Biharu'l-Envar, c. 46, s. 19, ve c. 51 s. 363, el-Vefa yay. Beyrut, Hicri 1404; Şeyh Saduk, Kemalu'd-din, c. 2 s. 501 ve 507; Şeyh Tusi, el-Gaybe, s. 229

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar