Gelişmiş Arama
Ziyaret
25519
Güncellenme Tarihi: 2011/06/20
Soru Özeti
İbn. Arabî Şii miydi yoksa Sünni miydi?
Soru
1- Fususu’l-Hikem ve Futuhat-i Mekkiye yazarı Endülüslü İbn. Arabî’nin Şii olup olmadığı hususunda zati âlinizin değerli görüşü nedir? 2- Kendisinin eserlerinde çokça görülen Şia inancının gerekleriyle çelişen konular takiye veya düşünsel kusur olarak yorumlanabilir mi?
Kısa Cevap

İbn. Arabî’nin şahsiyetinin giriftliği ve İslamî mezhepler ve bu mezheplerin önde gelen şahsiyetlerine karşı takınmış olduğu tavır, onun hangi mezhebe mensup olduğu hakkında görüş ayrılıklarının çıkmasına neden olmuştur. Bazıları onu Ehli Sünnet, bazıları On İki İmam Şia’sı, bazıları İsmailî, bazıları Malikî mezhebine mensup bilmiş ve bazıları mezhep üstü ve bazıları da onu kendi mezhebi dışında değerlendirmişlerdir. Ama eser ve yapıtları onun Ehli Sünnete ve fıkıhta Hanbelî mezhebine tabi olduğuna delalet etmektedir. Elbette bazı yerlerde Şia inancına da ilgi göstermiştir. Şeyh Bahayi gibi bazılarının onu Şii bildiğini de söylemek gerekir. Bundan dolayı onu Şii bilmemiz durumunda kitaplarında yer alan Şia inancıyla çelişen konuları başkalarının yaptığı tahrifler veya takiye olarak yorumlamak icap edecektir.

Ayrıntılı Cevap

Ebu Bekir, Ebu Abdullah, İbn. Eflatun, İbn. Sürake ve İbn. Arabî künyeleri ve de Büyük Şeyh ve Muhyiddin lakaplarıyla anılan şahıs Muhammed b. Ali b. Muhammed b. Ahmed b. Abdullah b. Hatem Tayi’dir. O, meşhur sahabe Udey b. Hatem’in kardeşi Abdullah b. Hatem’in torunlarındandır. Büyük atası Hatem b. Tayi’dir. Babası Ali b. Muhammed fıkıh ve hadis imamlarından olup züht ve tasavvuf ehlinden sayılmaktadır. Annesi Kabile Hulan ise Ensar’a mensuptur. O, Hicri-Kameri 560. yılının Ramazan ayının yedisinde Endülüs ülkesinin Mersiye bölgesinde dünyaya geldi ve Hicri-Kameri 638. yılında Rebi ayının sekizinde Şam’da vefat etti, bu şehrin kuzeyinde ve Kasiyun dağı eteklerindeki Saliye mıntıkasında defnedildi. İbn. Arabî Hanbelî mezhebine mensup olup İslam irfanının en önemli şahsiyetlerinden biridir. Birçok muhalif ve kendisini onaylayan kesim bu arifin şahsiyeti hakkında görüş bildirmiştir. O, birçok arif, bilge, fakih ve ilim ehlini ya taraftarı yapmış veya kendi karşıtı kılmıştır.[1] İbn. Arabî’nin hayat ve şahsiyeti hakkında birçok kaynak bulunmasına karşın taraftar ve muhaliflerinin ifrat ve tefritte bulunmalarından dolayı kendisinin gerçek şahsiyetini tanımak kolay değildir. Bu ifrat ve tefritler bazen onu irfan seyrindeki merhalelerin en yücesinde ve evliyalar kategorisinde lanse etmiş ve bazen de dinden çıkmış saymış ve de sapmış bir bidatçi ve saptırıcı olarak tanıtmıştır. Onun gerçek şahsiyetini tanımanın gerçek yolu; yani hem kendisinin günlük yaşamını yansıtan zahiri şeklini ve hem de irfan yolundaki seyrinde ve irfan merhale ve makamlarını geçişinde şahsiyetinin şekillenmesini yansıtan irfan boyutunu anlamak kendisinin eser ve kitaplarına müracaat etmekten geçer. Bu mukaddimeyi göz önünde bulundurarak konuyu açıklamaya çalışacağız.

İbn. Arabî Şii miydi Yoksa Sünni miydi?

İbn. Arabî’nin kitaplarında kendisinin Şia akidesine göre söz söylediği sanılan bir takım hususlar göze çarpmaktadır. Bazı fertler bu hususları delil göstererek kendisinin Şii olduğunu iddia etmişlerdir. Mesela en önemli kitaplarından sayılan Futuhat-i Mekkiye’de Hz. Ali (a.s) hakkında şöyle yazmıştır: Ali b. Abu Talib Allah Resulüne (s.a.a) en yakın ferttir ve tüm peygamber ve evliyaların sırrıdır.[2] Aynı şekilde İmam Mehdi (a.c) hakkındaki inancını dile getirmekte, Allah’ın yeryüzündeki halifesi olarak onu tanıtmakta ve kendisinin Fatıma Zehra’nın (a.s) neslinden olduğunu ve de Peygamberin ismini taşıdığını belirtmektedir. Şeyh Bahayi gibi fertler onun bu sözlerini enteresan bulmuş ve bunun İbn. Arabî’nin Şii oluşuna delil teşkil ettiğini söylemişlerdir. Bu yüzden Şeyh Bahayi, İbn. Fahd Hilli, Muhaddis Seyid Cezayiri ve Kadı Nurullah Testeri gibi Şia’nın büyük şahsiyetleri İbn. Arabî’nin Şii olduğuna inanmışlardır.[3] Ama şu hususlara dikkat edilmelidir:

Evvela, “Ali b. Abu Talib Allah Resulüne en yakın ferttir ve tüm peygamber ve evliyaların sırrıdır” ifadesi sadece İbn. Arabî’nin bakışında tekvini velayette hiç kimsenin Hz. Ali’ye (a.s) ulaşamayacağına delalet eder, Ali’nin (a.s) Peygamberin (s.a.a) aralıksız halifesi ve veliahdı olduğunu ispatlamaz. Başta Mutezile ekolüne mensup şahıslar olmak üzere birçok Ehli Sünnet müntesibi ve arifler Hz. Ali’nin (a.s) en üstün şahıs olduğuna inanmaktadır. Hatta Nehcü’l-Belağa’nın şarihi Mutezile ekolüne müntesip İbn. Ebi’l-Hadid Allah’a hamd ederken şöyle demektedir: “Maslahat için üstünü en üstüne öncelikle kılan Allah’a hamd ederim.”[4]

İkincisi, Ehli Sünnet de üç halifeden sonra Hz. Ali’nin (a.s) halifeliğine inanmaktadır. Bu yüzden söz ve yazısında salt Hz. Ali’nin (a.s) üstünlüğünden bahsetmesinden dolayı kimsenin Şii olduğuna hükmedilemez.

O, her ne kadar Hz. Ali (a.s) hakkında böyle bir söz söylemişse de Futuhat-i Mekkiye kitabında Ebubekir’in halifeliğinin doğru olduğuna da işaret etmektedir.[5] Aynı şekilde bu kitabın bir başka yerinde de Ebubekir’in imamet ve üstünlüğünü vurgulamakta ve şöyle demektedir: İnsanlar Ebubekir’in diğerlerinden daha üstün ve erdemli olduğunu bilmekte, onu halifeliğe layık görmekte ve diğerlerinden öncelikli bilmektedir.[6] Hakeza aynı kitapta[7] Tirmizi’nin rivayetini aktarmakta ve Peygamber’den (s.a.a) sonra Müslümanlar arasında en üstün kimsenin Ebubekir olduğunu kabul etmektedir. Mezkûr kitabında bir takım şiirler nakletmektedir ki içeriği şudur: Ebubekir ve onu yâri olan Peygamber (s.a.a) arasında hiç kimse yer almaz.[8] Aynı şekilde onun eserlerinde başka hususlar da mevcuttur ve bu hususları okuduktan sonra insan onun Şii olmadığından şüphe etmez. İbn. Arabî, Mütevekkil ve Muaviye gibi şahıslardan söz etmekte ve onları kutup bilmektedir. Kendisi bu hususta şöyle demektedir:[9] “Ğovs dedikleri kutup Hak Teala’nın nazar ettiği yerdir ve her zamanda sadece bir tanedir. Yakın olanlardandır (mukarrib) ve kendi cemaatinin efendisidir. Onlardan bazıları hem zahirin ve hem de batının halifeliğini taşır. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Muaviye b. Yezid, Ömer b. Abdülaziz ve Mütevekkil Abbasi bu kategoridedir. Bazıları ise sadece batının halifeliğini taşır. Ahmed b. Harun Reşid Sibti, Ebu Beyazid Bestami, ve kutupların birçoğu da bu kategoridedir.” Bu tabirler göz önünde bulundurulduğunda şu sorular akla gelmektedir: Hangi On İki İmam Şii’si onun dile getirmiş olduğu halifeler (zahirin ve batının halifeliği) dizisine inanmaktadır. Onun bu sözü Hz. Ali’nin (a.s) “bu dünya Ali ve Muaviye dedirtecek ve Ali ile Muaviye’yi yan yana koyacak kadar alçaldı”[10] sözünün açık bir örneği değil midir? Şia, Ömer b. Abdülaziz’in zahir ve batın halifeliğine inanmakta mıdır? Nasibi ve Ehli Beytin düşmanı olan Mütevekkil’i batın halifesi olarak tanıtan biri Ehli Beyt dostları kategorisinde ve Şii olabilir mi? Uzman muhaddis ve fakih Hacı Mirza Hüseyin Nuri (Şeyh Abbas Kumi’nin (r.a) üstadı) şöyle buyurmaktadır: İbn. Arabî, Ehli Sünnet âlimleri ve nasibileri arasında herkesten çok Şia’ya düşmanlık beslemiştir. Çünkü Futuhat kitabında kutupların hallerinden söz ettiğinde Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, İmam Hasan, Ömer b. Abdülaziz ve hatta Mütevekkil’i bir kategoriye sokmuş ve onların hem zahir ve hem de batın halifeleri olduğunu belirtmiştir. Oysaki Mütevekkil, İmam Hüseyin’in (a.s) kabrinin viran edilmesini ve o şerif kabrin halk tarafından ziyaret edilmesinin önünün alınmasını emreden şahıstır.[11] el-Mizan tefsiri yazarı Allame Tabatabai şöyle yazmaktadır: Mütevekkil’i Allah’ın velilerinden bilen İbn. Arabî nasıl tarikat ehli bilinebilir?[12] Üstat Aştiyani şöyle demektedir: Genel anlamıyla İbn. Arabî Şia ile barışık değildir. O sanki hiç Şia imamlarının eserlerini görmemiştir. Elbette Ehli Sünnet kanalıyla nadir durumlarda Şia imamlarından naklettiği hadisleri de o kadar yüceltmekte ve övmektedir ki insan kendisinin yüksek makama sahip bir Şii ve hatta Şiilikte ermiş biri olduğunu sanmaktadır.[13] Bundan dolayı eğer biz kendisinin Şii olduğuna inanırsak onun takiye yaptığına ihtimal vermeliyiz. Nitekim Şeyh Bahayi gibiler buna inanmış ve şöyle demişlerdir: O yıllarca Emevioğullarının egemenliği altında olan bir muhitte yaşadığı için takiye yapmaya mecbur idi.[14] Veya onun kitaplarının tahrif edildiği ihtimalini vermeliyiz. Nitekim bazıları da bir takım delillerden yola çıkarak kendisine ait Futuhat kitabının iki nüshası olduğu ve ikinci nüshada birinci nüshada bulunan birçok konunun silindiği ve bir takım eklemelerin yapıldığı görüşündedirler. Yazarın el yazısına ait mevcut el yazılı nüsha ikinci nüshadır. Yazar hayattayken takipçilerinden biri tarafından yazılan birinci nüsha da elde mevcuttur. Her ne kadar el yazılı nüshaların çokluğu kitabın İbn. Arabî’ye ait olduğunu kesinleştirse de tahrif ihtimalini de takviye etmektedir. Eğer Şa’rani’nin Futuhat kitabı hakkında söyledikleri doğruysa, İbn. Arabî’nin bu en önemli kitabının ne ölçüde kendisine ait olduğu ve ne ölçüde de kendisine isnat edildiği hakkında şaşkınlığa düşeceğiz. Şa’rani şöyle demektedir:[15] Futuhat kitabını özetlemeye giriştiğim zaman sanımca tüm Müslümanların kesin inançlarıyla çelişen bir takım hususlarla karşılaştım. Bundan dolayı az bir şüphe ve kuşkudan sonra onları sildim ve bir gün bu hususları Futuhat’ın bir nüshasını kendi eliyle yazan ve yazarın Konya’daki nüshasıyla karşılaştıran Şeyh Şemseddin (vefat. 955 h.k) ile konuştum ve onu okuduktan sonra sildiğim hiç bir tabirin o nüshada olmadığını anladım. Şa’rani, kendi zamanında Mısır’da yaygın olan Futuhat nüshalarının yazar adına uydurulmuş bazı bölümlere sahip olduğu ve onun Fusus ve diğer kitapları hakkında da bu işlerin gerçekleştiğine dair kendisinde kesin kanı oluştuğunu nakletmektedir.

İbn. Arabî hakkında daha fazla bilgi elde etmek için aşağıdaki kitaplara müracaat edilebilir:

1. Cihangiri, Muhsin, Muhyiddin İbn. Arabî, İntişarat-ı Danışgah-ı Tahran.

2. İlhami, Davud, Costucu Der İrfan-ı İslamî, İntişarat-ı Mekteb-i İslam.

3. İlhami, Davud, Daverihay-ı Müttazad Der Bare-i İbn. Arabî, İntişarat-ı Mekteb-i İslamî.



[1] Aştiyani, Celaluddin, Şerh-i Fusus-ı Kayseri, Pişgoftar, s. 13, çap-ı Şirket-i İntişarat-ı İlmî Ferhengi, çap-ı evvel.

[2] İbn. Arabî-Muhyiddin, el-Futuhatu’l-Mekkiye, c. 1, s. 120, çap-ı Beyrut, intişarat-ı Dar-ı Sadr, c. 4. (Futuhat’taki tabir şöyledir: و أقرب الناس إلیه( ای الی خاتم الانبیا) على بن أبى طالب وهو سر الأنبیاء أجمعین). 

[3] Faslanem-i Felsefi Kelami Hizbullah, Şii Buden İbn. Arabî, Seyid Muhammed Bakır Harrazi, s. 24, sal-ı pencom, şımare-i 14, Şerh-i Hal-ı İbn. Arabî kitabından nakledilmiştir.

[4] Şerh-i İbn. Ebi’l-Hadid, c. 1, s. 3.

[5] Futuhat-ı Mekkiye, c. 4, s. 79, İbn. Arabî’nin tabiri şudur: (... هذا مما یدلک علی صحة خلافة ابی بکر صدیق )

[6] a.g.e., c. 3, s. 372.

[7] a.g.e., c. 2, s. 125.

[8] a.g.e., c. 2, s. 260.

[9] İbn. Arabî Futuhat, c. 2, s. 6.

[10] Muderris Vahid, Ahmed, Şerh-i Nehcü’l-Belağa, c. 2, s. 237, Naşır-ı Müelllif, çap-ı evvel.

[11] Nuri, Hüseyin, Müstedrekü’l-Vesail, c. 3, s. 422, çap-ı kadim.

[12] Tabatabai, Muhammed Hüseyin, Ruh-ı Mücerred, s. 436.

[13] a.g.e., s. 46.

[14] Dairetü’l-Maarif-i Teşeyyü’, s. 347, c. 1, çap-ı bonyad-ı İslamî Tahir, çap-ı evvel, Behmen, İbn. Arabî.

[15] M M Şerif, Tarih-i Felsefe Der İslam, c. 1, s. 564, İntişarat-ı Hikmet, çap-ı evvel, Şa’rani Abdulvehhab’ın el-Yevakit ve’l-Cevahir, s. 2-13’den nakledilmiştir.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • arazinin tapusunu erken alabilmek için avukat tarafından rüşvet verilmesinin hükmü nedir?
    7473 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/01
    Rüşvetin alınması, verilmesi, rüşvetin tahakkuk bulaması için vasıtalık görevinin yapılmesi bütün şekilleriyle ve her kime veriliyorsa verilsin haramdır. İster hakkın tahakkuk bulması için olsun, ister batılın ibtaledilmesi için, ister asıl işin gerçekleşmesi için olsun, ister işin daha erken gerçekleşmesi için, ister başka kimselerin hakkına zayıat verilmesine sebebiyet ...
  • Rivayette müminlerin birbirleriyle ilişkilerinde sevinçli ve güler yüzle davrandıkları gelmiştir. Acaba bu mesele, yaşamda karı-koca arasında da geçerli midir?
    6781 خوش رفتاری 2012/09/09
    Müminin sıfatlarının birisi hakkında zikredilen rivayetlerde, onun başkalarına karşı sevinçli ve güler yüzlü davrandığı ve hüzün ve gamını kalbinde gizlediği; bu sıfatın dostluk eğilimini çektiği buyrulmuştur. Bu konunun müşterek yaşamda ve aile içinde başka bir şekilde olduğunu; evli çiftlerin birbirlerinin gam ve hüznüne ortak olduğunu; eşlerin birbirine ...
  • Kadın eşinin cinsel birleşme isteği karşısında kaçınabilir mi?
    105033 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/07/21
    Peygamber Ekrem (s.a.a) ve onun pak Ehlibeyti’nin (a.s) rivayetlerinde cinsel birleşmeyle alakalı kadın ve erkeğin bir birlerini gözetmeleri gerektiği konusu belirtilmiştir. Cinsel birleşmede olduğu gibi karşılıklı bu gözetme çok yönlüdür. Bu rivayetlerde erkeğe şöyle buyrulur: Erkeğin dinginlikle, oynaşarak ve yavaş yavaş cinsel birleşme amelini yerine getirmesi müstehaptır.
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9397 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Niçin altın takmak erkeğe haramdır?
    94710 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/01/14
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız ...
  • Bir kimsenin keramet sergilemesi onun hak oluşu manasına gelir mi?
    6642 Pratik İrfan 2012/05/03
    İrfanda yaygın olan konulardan birisi, keramet ve olağanüstü işler yapma meselesidir. İrfan ve seyr-i sülûk yolunda keramet, mükaşefe ve olağan dışı işlerin meydana gelmesi, insanın bunlar ile mağrur olacağı ve bu hususları çok önemseyeceği hususlar değildir. Bunlar yüce Allah’ı şuhudi olarak tanımanın ilk ve çok düşük basamaklarıdır. ...
  • İnsanların hepsi kıyamette nasıl tekrar dirilecekler? Oysaki yaşam dönemleri ve dilleri birbirinden farklı hatta çoğunun mezarı bile yok balıklara yem oldular?
    4155 Eski Kelam İlmi 2019/12/01
     Eğer bir insan Allah Teala’nın her şeye kadir olduğunu idrak etmiş ve hiçbir alet ve gereç olmadan maddi alemi yaratabileceğini anlamışsa; insanları tekrar diriltmesi için kabre ihtiyacı olmadığı sonucuna da ulaşır. Her insan din gününde tekrar diriltilecektir ister kabirleri olsun ister olmasın. Günümüzde bilim dünyası eğer bir ...
  • Acaba mezi, vezi, vedi necismidir?
    8521 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/04/07
    İnsan bedeninde idrar yolundan meni ve idrar dışında dışarı çıkan sıvılar bir kaç kısma ayrılır: Büyük abdesten sonra açığa çıkan ve azda olsa yapışkanlık taşıyan sıvı; bu sıvı “vedi” olarak adlandırılır. Cinsel birliktelik sırasında orgazm öncesi ve meninin gelmesinden önce açığa çıkan sıvı; bu ...
  • Ehl-i kitap, meadın cismani olduğuna inanıyor mu? Lütfen bu alanda bir kaç kitap tanıtır mısınız?
    8732 Eski Kelam İlmi 2010/12/28
    Cevabın daha iyi anlaşılabilmesi için birkaç noktaya dikkat çekmek gerekiyor:1-Ehl-i kitabın (ister Yahudi olsun, ister Hıristiyan, ister Zerdüşt) öğretilerinde cismani mead adı altında bir konudan özel olarak bahsedilmemiştir. Bu yüzden bu konuda söyleyeceğimiz şeyler Ehl-i kitabın dini kitaplarından mead inancı hakkında anladıklarımızdır.
  • Müslüman kadınlar camiasından ilmi havzalarda içtihat derecesine ulaşanlar var mı?
    10500 تاريخ بزرگان 2010/06/08
    İslam’ın ilime önem vermesi ve ilimi kadın erkek herkese farz kılması sonucu bazı kadınlar ilim öğrenimine iştigal edip sonunda içtihat derecesine ulaşmışlardır.Örneğin, H. K. 1403 yılında vefat etmiş olan Bayan Müçtehit Emin ve şimdi kadınların ilmi havzalarının değerli üstatlarından ...

En Çok Okunanlar