Gelişmiş Arama
Ziyaret
7828
Güncellenme Tarihi: 2011/11/21
Soru Özeti
Filozof ve mütekellimlerin perspektifinden dirilişin niteliği ve ispat delilleri nedir?
Soru
İslam filozofları perspektifinden diriliş teorisi nasıl açıklanmaktadır? Filozof ve mütekellimler arasında ihtilaf olduğu belirtilmektedir? Onların delillerini açıklar mısınız?
Kısa Cevap

Diriliş insanın öldükten sonra kalkmasıdır. İnsan yeniden dirilmekte ve yeni bir hayatta amellerinin hesabı görülmektedir. Bu inanç genel itibariyle ve detaylarından sarf-ı nazar etmeyle tüm mütekellim ve ilahi filozofların üzerinde ittifak ettiği bir görüştür ve her Müslüman Kur’an’a göre ona inanmaktadır. Ama onun niteliği bağlamında İslam’da dirilişin cismanî olduğuna vurguda bulunulmuştur. Dirilişin cismanî olması, ahrette dirilecek insanın dünya âlemindeki mevcut olan insan olması ve kıyamette dirilecek insanın dünyada cisimli olan insan olması demektir. (Ruh ve cisim bileşiğinden oluşmuş hakikat sıfatıyla). Mütekellimler cismanî diriliş hakkında sadece naklî deliller ile yetinmiş ve onu mutlak itaat edilmesi gereken bir husus olarak bilmiştir. Ama bir grup filozof ve özellikle “Meşa” ekolü takipçileri cismanî dirilişi aklî incelemelere tabi tutmuş ve cismanî dirilişe yöneltilen eleştirileri (yok olanın geri dönmesi şüphesi gibi) yanıtlayamadıklarından çaresiz olarak ruhanî dirilişe yönelmiş ve cismanî dirilişi inkâr etmiş veya onu felsefî olarak ispat edilir bilmemişlerdir. Filozofların diğer bir bölümü de cismanî dirilişi ispat etmek için özel bir yöntem kullanmıştır. Bunlardan biri olan Molla Sadra Şirazî şuna inanmaktadır: Ahirette dirilecek olan beden, latif bir beden olup bu dünyadakine benzer, ancak ebedi hayat için gerekli olan kabiliyeti taşır. O, bu beden hakkında misalî beden tabirini kullanmıştır.

Ayrıntılı Cevap

Eskiden beri dinlerin, mütekellimlerin ve filozofların dikkatini çeken konulardan birisi, ahiret ve öldükten sonra dirilmedir. Dinlerin takipçilerinin tümü, ölüm sonrası hayata inanmakta ve bunu en temel dinsel konulardan saymaktadır. İslam’da diriliş, insanın öldükten sonra kalkmasıdır. İnsan yeniden dirilmekte ve yeni bir hayatta amellerinin hesabı görülmektedir. Neticede de iyilik yapanlar cennette uhrevî nimetlere nail olacak ve kötülük yapanlar da cehennemde çirkin amellerinin cezasını çekecektir. Bu inanç genel itibariyle ve detaylarından sarf-ı nazar etmeyle tüm mütekellim ve ilahi filozofların üzerinde ittifak ettiği bir görüştür ve her Müslüman Kur’an’a göre ona inanmaktadır.

Diriliş Gerçeğinin İspatı

Kelam ilmi ve felsefede diriliş gerçeğini ispat etmek için birçok delil ileri sürülmüştür ve genel anlamıyla bu hususta bir ihtilaf bulunmamaktadır. Burada örnek sıfatıyla bazı delillere işaret edilecektir: Diriliş zorunlu bir husus ve yaratılıştan ayrı olmayan gerekli bir hakikattir; çünkü varlık âlemindeki hareket, tıpkı insanın iradî hareketi gibi tekâmül mesirinde gayesiz olamaz. Bunun için insanın geçici hayatı yetkinlik yolunda bir hedef taşımalıdır. Aniden durup anlamsızlık ve yoklukla sona ermemelidir.  Bu husus tüm yaratılış için de ifade edilebilir. Bu açıdan, dirilecek olan sadece insan değildir, bilakis bu husus varlık âleminin tümünü kapsar. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “ Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkâr edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkâr edenlerin hâline!” [1] Aynı şekilde dirilişin zorunluluğu için en önemli delillerden birisi de bunun ilahi adaletin bir gereği olmasıdır; çünkü ölümden sonra hesap, ödül ve ceza günü olmazsa, bu itaat eden ile asinin eşit olmasını gerektirecektir. Oysaki Yüce Allah bundan münezzehtir ve ilahi adalet iyilik yapanların uhrevî ödüle ve kötülük yapanların da neticede yaptıklarının cezasına ulaşmasını gerektirmektedir. Hatırlatılmalıdır ki diriliş hakkındaki bu kelamsal ve felsefî delillere ek olarak, diriliş konusuyla yakın bir ilişkisi olan önemli konulardan birisi de insanın ruh sahibi ve berzah hayatı olduğunun ispatıdır. Çünkü insanın soyut ruhunun olmasının gereği, ölümden sonra onun hareketinin durmaması ve uhrevî hayatta geçmiş amelleriyle uyuşan bir hayat sürmesidir.

Dirilişin Niteliği

Dirilişin niteliği hususunda şunu söylemek gerekir: Din sahiplerinin çoğunlukla inandıkları şey, dirilişin cismanî oluşudur. İslam’da da bu tespite vurguda bulunulmuştur. Dirilişin cismanî olması, ahrette dirilecek insanın dünya âlemindeki mevcut olan insan olması ve kıyamette dirilecek insanın dünyadaki cisimli olan insan olması demektir. Öyle ki onu kıyamette gören herkes, bu ruh ve cisim bileşiğinden oluşmuş bir hakikat sıfatıyla dünyadaki insandır diyecektir. Mütekellimlerim diriliş hakkında ileri sürüdükleri delillerin tümü, dirilişin vuku bulacağı gerçeğini ispat etmeye dönüktür. Ama bunun cismanî olması hakkında sadece naklî deliller ileri sürmüş ve meselenin uyulması gereken bir husus olduğunu belirtmişlerdir. Aynı şekilde cennet, cehennem, sırat ve tartı gibi ahiretin diğer detayları hakkında da salt bu hususların gerçekliğine inanmanın yeterli olduğuna, bunların niteliği ve aklî olarak nasıl bakılması gerektiği konusunun gereksizliğine ve bu hususlarda tartışmanın şüphelere yol açacağını inanmaktadırlar. [2] Bununla birlikte filozoflar cismanî dirilişi aklî perspektiften incelemiş ve her biri bu hususta özel bir görüş ileri sürmüştür.

Felsefede Ruhanî Ve Cismanî Diriliş

Filozoflardan bir grup ve özellikle “Meşa” ekolü takipçileri sadece ruhanî dirilişe inanmakta ve şöyle demektedirler: Öldükten sonra ruhun bedenle ilişkisi kesilmektedir. Ama ruh maddeden soyut bir varlık olduğundan onda fena ve yokluk olmaz ve beden ile ilişkisini kestikten sonra baki kalır. [3] Bu grup, cismanî dirilişe yöneltilen eleştirileri (yok olanın geri dönmesi şüphesi gibi) yanıtlayamadıklarından çaresiz olarak ruhanî dirilişe yönelmiş ve cismanî dirilişi inkâr etmiş veya onu felsefî olarak ispat edilir bilmemişlerdir. Bunlardan biri olan İbn. Sina şöyle demektedir: Dirilişi şeriat, hadis ve ayetler yoluyla ispat etmek kolayıdır. Onun akıl, kıyas ve burhan ile idrak edilebilecek kısmı nefsin saadet ve bedbahtlığıdır (ruhanî diriliş). O, ruhanî saadet ve bedbahtlık hakkında detaylı açıklama ve izahatlar yaptıktan sonra şöyle demektedir: Filozofların tartışma konusu olan cismanî diriliş akıl yoluyla ispat edilemez. [4] Filozofların diğer bir bölümü de cismanî dirilişi ispat etmek için özel bir yöntem kullanmıştır. Bunlardan biri olan Molla Sadra Şirazî şuna inanmaktadır: Ahirette dirilecek olan beden, latif bir beden olup bu dünyadakine benzer, ancak ebedi hayat için gerekli olan kabiliyeti taşır. O, bu beden hakkında misalî beden tabirini kullanmıştır. Misalî beden ile dirilişe inanan meşhur filozoflardan birisi de Şeyh Şahabeddin Sohreverdi’dir. [5] Şu farka ki; Molla Sadra’nın bu hususla ilgili teorisi, detaylı aklî öncülleri içermekte ve o bu öncüllerden hareketle insan cisminin hakikatini misalî cisim bilmiştir. Her ne kadar bazen Molla Sadra’nın sözlerinden onun dünyevî unsura dayalı bedenle dirilişe inandığı algılansa da, o eserlerinin çoğunda misalî bedene vurguda bulunmuş ve cismanî duyuların tümünün daha latif ve güçlü bir düzeyde misalî beden için tahakkuk edeceğini belirterek, uhrevî hayatın cismanî olacağını ispat etmiştir.

Diriliş konusu hakkında daha fazla bilgi için aşağıdaki başlıklara müracaat ediniz:

1. Cismanî Diriliş, Soru: 6234 (Site: 6492).

2. Cismanî Dirilişte Haşredilecek Beden, Soru: 6335 (Site: 6502).

3. Dirilişi İspat Eden Deliller, Soru: 13226 (Site: 12980)  



[1] Sad, 27 ve 28.

[2] Muzaffer, Muhammed Rıza, Akaidü’l-İmamiye, s. 127, İntişarat-ı eş-Şerif er-Rezi, Kum, 1411.

[3] Sübhani, Cafer, Akaidü’l-İslamî Der Pertov-i Kur’an, s.ç 582, Neşr-i Defter-i Tebliğat-ı İslamî, Kum, 1379.

[4] Ferheng-i Maarif-i İslamî, c. 3, s. 1816.

[5] Akaidü’l-İslamî Der Pertov-i Kur’an, s. 582.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • İyi ve kötülerin birbirlerine karşı olan sevgi ve kini nasıldır?
    5898 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/11/12
    Sorunun açıklığa kavuşması için İmam Askeri’nin (a.s) hadisinin metnini hatırlatacağız. İmam Hasan Askeri (a.s) şöyle buyurmuşlardır: “İyilerin, iyilerle dostluğu, iyiler için sevaptır, kötülerin, iyilere muhabbeti, iyiler için büyüklüktür; kötülerin, iyilerle düşmanlığı, iyiler için süstür (ziynettir) ve iyilerin, kötülerle düşmanlığı, kütüler için rüsvalıktır.”[1] Buna ...
  • Niçin Hz. Âdem’in (a.s) hatası yüzünden yer küresinde kalmaya mecbur olup sonuçta günaha bulaşıp cezalandırılmalıyız?
    14256 Eski Kelam İlmi 2010/06/02
    Hz. Âdem başta olmak üzere bütün Enbiyalar (a.s) her çeşit günah ve hatalardan masum ve beridirler. Hz. Âdemin yaptığı şey ise irşad-i bir emre muhalefetti. Dolaysıyla yapılan bu muhalefete günah denilmez. Aslında insanın ve Hz. Âdemin yeryüzüne gelişi ilahi bir takdir olup ...
  • Kendi görevini bilmediği için Ehl-i Sünnet fıkhına göre amel eden bir Şia’nın görevi nedir?
    6408 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/02/06
    Cevap: Biz sizin sorunuzu taklid mercilerinin fetva bürolarına gönderdik şu şekilde cevap verdiler:Ayetullah Uzma Hamenei’nin Fetva Bürosu: Yapmış olduğu ameller, şimdi taklid ettiği fetva merciinin fetvalarıyla uyumlu değilse o amelleri kaza etmelidir.
  • kaşların olduğu yerde dövme yapmak abdesti batıl ediyor mu?
    6154 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/11/08
    aşağıdaki cevaplar müçtehitlerin defterlerinden alınmıştır. Ayetullah Hameney’nin defteri: (yapılan dövme) abdest ve gusül alırken suya engel oluyorsa, kaldırılması gerekir. Ama eğer dövme işlemi derinin dibinde yapılmış ise, abdeste zararı yoktur.Ayetullah Mekarım Şirazi’nin defteri: abdeste mani değildir.
  • Varisler ölünün mahkemede belirlenmiş vasiyetnamesini bile uygulamada ihtilafa düşerler ve sorun yaratırlarsa ne yapılmalıdır?
    5106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/09/21
    Belirttiğiniz hususları göz önünde bulundurarak mezkûr soruyu mercilerin bürolarından sormayı gerekli gördük. Kendilerinin verdiği sayılı yanıtlar şunlardır:Hz. Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Mahkeme aracılığıyla teşebbüste bulunun ve miras kanununa göre miras varisler arasında taksim edilecektir. Düğün ve çeyiz harcamaları ailenizin örfü uyarınca malın üçte birinden ...
  • Alışverişte sahtekârlık nedir?
    2877 Alış-Veriş 2018/12/17
    Alışverişte sahtekârlık haramdır ve alışverişin geçersiz olmasına yol açar.[1] Alışverişte sahtekârlıktan kasıt: Bir ürüne belli olmayan başka bir şey karışmış olması ve satıcının da bunu alıcıya söylememesidir. Örneğin su karıştırılmış sütün, saf süt olarak satılması. İslam Peygamberi (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Müslümanla alışverişte sahtekârlık yapan ...
  • Kızla oğlanın doğru bir şekilde (günaha düşmeden) cinsel ilişkiye girmelerinin bir yolu var mı?
    50644 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/11/10
    İslama göre kadın ve erkek birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar. Hekim olan Allah bu ikisini sükunet bulsun, duygusal, ruhsal ve cinsel ihtiyaçlarını karşılasınlar diye birbirleri için yaratmıştır. İslam iki tarafında ihtiyaçlarının giderilmesi ve kadınla erkeğin her türlü ilişkisinin belli bir sınır ...
  • Ehli Sünnete mensup bir Müslüman Şiilerin duasını okuyabilir mi?
    7206 Pratik Ahlak 2011/09/13
    Şiiler tarafından nakledilen duaların tümü Peygamberin (s.a.a) ailesi olan imamlardan bize ulaşması, Peygamberin (s.a.a) tavsiyesince onlara tutunma ve uymanın kurtuluşa neden olması ve buna ek olarak Şia ve Ehli Sünnetin itirafıyla imamların dua ve münacatta insanların önderi sayılması nedeniyle, onlar tarafından nakledilen duaların gerçeğe ve icabete daha yakın olacağı ...
  • İranın dini medreselerinde tahsil sistemi nasıldır?
    9935 Eski Kelam İlmi 2010/10/12
    Günümüzde İranın ilmi havzalarındaki tahsil sistemi şöyledir: Bir öğrenci ilköğretim veya ortaöğretimi (lise) bitirdikten sonra havzaya girer ve tahsil dönemi boyunca sırasıyla mukaddime dersleri (sarf ve nahiv, maani-beyan ve mantık), satıh/üst düzey eğitim (usul, fıkh ve felsefe), ek dersler (akaid, tefsir, iktisat, milel ve nihel, ...
  • Eşimin yanlış davranışını kendisine nasıl bildirebilirim?
    7047 Pratik Ahlak 2012/05/03
    Sorunuzda bulunan nokta, her ikinizin de birbirinizi sevdiği ve sizin eşiniz için en iyi kadın olmayı istemenizdir. Diğer hususların önemsenmemesi için sizin her zaman bu özelliğe belirgin bir rol üstlendirmeniz gerekmektedir. Evlilik hayatında egemen atmosfer mutluluk, samimiyet, dostluk ve arkadaşlık olmalıdır. Egoistlik, kendini düşünmek ve mütekebbirlik olmamalıdır. ...

En Çok Okunanlar