Gelişmiş Arama
Ziyaret
7747
Güncellenme Tarihi: 2012/07/09
Soru Özeti
Bazı ruhların başka bir bireyin varlığına girmesi mümkün müdür? Aynı şekilde savunma ışınları nedir?
Soru
“Dünya bağlılıkları olan insanlar, öldükten sonra zihni kalıp olarak adlandırılan kendi ruhlarına benzer bir şeyle başka insanların varlığına girer ve onlara etki eder.” Meta tedavi kurslarında dile getirilen bu husus doğru mudur? Eğer doğru değilse savunma ışınları ne manaya gelmektedir? Neden biz bu halde gerçekten de tam özellikler bildiren bir takım ruhlar görmekteyiz?
Kısa Cevap

İslam mektebinde hulul ve reenkarnasyon meselesi ahiret, cennet ve cehennemi inkar etmeyi getirmesi nedeniyle reddedilmiştir, ancak ruhların varlığını idrak etmek ve bir tür onlar ile irtibata geçmek her ne kadar tavsiye edilmemişse de imkan dâhilindedir. Aynı şekilde bireyin içinin ıslah edilmesi ve bu tür fenomenlerin ortaya çıkmasının kökünü kurutmak ile bir irtibatı olmayan dış bir etken sıfatıyla savunma ışınlarına sığınmak, gerçekte yanlış bir sürecin doğal neticesinden kaçmak ve yoldaki sapkınlığın getirilerinden uzaklaşmaktan ibarettir.

Ayrıntılı Cevap

İslam mektebinde hulul ve reenkarnasyon meselesi cennet, cehennem ve ahireti inkâr etmeyi gerektirdiğinden reddedilmiştir[1], ancak ruhların varlığını idrak etmek ve bir tür onlar ile irtibata kurmak her ne kadar tavsiye edilmemişse de imkan dâhilindedir. Bir takım ruhsal ve psikolojik fenomenlerin ortaya çıkması ve mistisizm iddiasında bulunan ekollerde onların anlaşılamaması reenkarnasyon vehmine neden olmuştur. Onlar, bazı ruhların başka insanların bedenlerine girdiğini sanmışlardır. Bu konu (hulul ve reenkarnasyon vehmi) hem Allah’ın ruhu, hem insan ruhları ve hem de cin ve şeytanlar hakkında dile getirilmektedir. Ayrıca mistisizmde dile getirilen tecelli ve zuhur konusu ve de ruhsal ve diğer irtibatlar meselesi reenkarnasyon dışındadır ve kendi yerinde bu konulara değinilmelidir.

Reenkarnasyon bu cihetten küfürdür ve batıl[2]

Bu, dar görüşlülüklerden olmuştur hâsıl…

….

Bu reenkarnasyon değildi

Tecelli halinde zuhurlardan ibaretti[3]

Ruhlar, gaybi varlıklar ve birçok zihni, ruhi ve psikolojik fenomenler ile irtibata geçmenin imkânı ve bunlardan hasıl olan sayılmayacak etki ve tesirler ayrı bir şekilde dile getirilmeli ve incelenmelidir. Ancak kesin olan şey, bu fenomenler ile bilerek uğraşmanın ve onları hedef karar kılmanın irfanın gayesinden çok uzak olduğudur. Bu meselelere girişmek, asıl hedeften sapmanın yanı sıra her türlü ruhsal ve psikolojik sorunları arttıracaktır; özellikle birey bu yolda salih bir ferdin ve kâmil bir arifin kılavuzluğundan yoksun olursa problemleri daha çoğalacaktır. Olumsuz dalgaların etkisi karşısında veya menfi fenomenleri def etmede bir muhafız tabakası icat ettiği iddiasını güden ve genellikle bu hususlara karşı koymak için öğrenci veya hasta veyahut isteyen şahsa bildirilen “savunma ışınları” teriminin mahiyeti bizzat iddia sahipleri için de meçhuldür ve pratikte bazı bireylerin ele geçirdiği ve başkalarına intikal ettirdiği bir tefviz unvanıdır. Bu intikal boyunca –bunu yanlışlıkla kutsal ruh ve tanrıya isnat etmeleri de muhtemeldir- istenmeyen ve menfi ruhsal fenomenlerin def edildiği iddiası güdülmektedir. Bununla birlikte bireyin başka bir defa daha benzeri sorunlara maruz kalması da muhtemeldir. Bazı ruhsal ve psikolojik fenomenlere karşı koymak için bireyin başka etkenler kanalıyla korunup korunamayacağı konusu ayrı bir şekilde ameli irfanın bir konusu olarak ruhsal yansımalar ve onun muhtemel neticeleri boyutunda incelenebilir; ancak burada iki önemli noktayı hatırlatmak gerekir: Birincisi, kamil bir tarikat esasınca müspet veya menfi hiçbir fenomen nedensiz değildir. Eğer birey herhangi bir nedenden ötürü bu cümleden olmak üzere ruhsal algılarında menfi konular ve bazı zararlar ile karşı karşıya gelirse bu direkt olarak bireyin kendi içindeki bağlılık ve sapmalar ile irtibatlı sayılır ve esasen irfanın asıl görevi bu bağlılıkları yok etmek için yolcuya yardımcı olmaktır. Bu yüzden kâmil üstat nefsin tezkiye edilmesi ve bağlılıklardan kurtulma noktasında itminan sahibi olmadan yolcuyu bu ruhsal meseleler ile yüz yüze getirmez; çünkü bu ona hiçbir fayda sağlamaz, aksine ruhsal bozukluklara veya bireyin ruhsal düzlemde daha şiddetli sapkınlıklara yönelmesine neden olur. Bu problemler bağdaşır tekâmülün yeri olmadığı ruhun tabii olmayan bir şekilde ve ters bir süreç içinde kendi özündeki kirlerin pençesinden kurtulmadan gerekli olmayan mavera tecrübeleri ile uğraşması yolunda ortaya çıkar. Bunun ortaya çıkma sebebi de genellikle şeytanidir. İkincisi, eğer birey herhangi bir delilden ötürü böyle sorunlara maruz kalırsa, elbette doğru yol vasıtasıyla bu sorunlardan kurtulmak imkân dâhilindedir. Gerçek irfanda şeriat ve takvaya kâmil bir şekilde bağlı olmaktan ve iman veya ilahi veliler kanalıyla ilahi hidayet ve velayet egemenliğine girmekten başka hiçbir korunak mevcut değildir. Bu yüzden takva sahibi temiz ve kâmil bir arifin terbiyesi altında bulunan kişiler, asla böyle ruhsal ve psikolojik tehlikelere maruz kalmaz ve savunma ışınları gibi şeylere de ihtiyaç duymazlar. Genel olarak bireyin karşılaştığı bu istenmeyen fenomenlerin tümü gerçekte bizzat kendisinin isteğiyle çağrılmıştır. Birey belirgin olarak böyle bir istekte bulunmamış olabilir, lakin metafizik güçleri elde etmek ve şahsi arzulara ulaşmaktan başka bir hedefi olmayan temizlenmemiş bir nefis ile kendini tanınmamış ve şüpheli güçlerin önüne bıraktığı vakit, gerçekte önceden böyle hadiselerin gerçekleşme iznini vermiş sayılır. Bundan dolayı giderilmesi için savunma ışınlarına sığınılan ruhsal muhtemel zarar, gerçekte bireyin içindeki sapma altyapılarında yer alır. Bu hususlar, bunun altyapılarını ortadan kaldırmayla, bireysel menfaatler elde etmek için dış güçlere sığınmaktan vazgeçmekle ve nefis tezkiyesi ve irfandan ibaret asıl hedefe varmaya çalışmayla tedrici olarak ortadan kalkar. Aynı şekilde bireyin içinin ıslah edilmesi ve bu tür fenomenlerin ortaya çıkmasının kökünü kurutmak ile bir irtibatı olmayan dış bir etken sıfatıyla savunma ışınlarına sığınmak, gerçekte yanlış bir sürecin doğal neticesinden kaçmak ve yoldaki sapkınlığın getirilerinden uzaklaşmaktan ibarettir. Bu, bir hastalığı temelden tedavi etmek yerine onun zahirdeki belirtilerini gidermemize benzer. İnsan ilahi şeriata ameli olarak bağlılık göstermek ihtiyacı duymadan, ahlaki yapılandırma ve nefis tezkiyesine önem vermeden, bir hastalığı tedavi etmek gibi menfaatleri elde etmek veya mistik tecrübeler elde etmek ümidiyle kendi özünü tamamıyla bilinmeyen, muğlak ve tanınmaz güçlerin inisiyatifine bırakıyorsa (öyle ki iddia esasınca hatta bu hususlara inanmak bile gerekli değildir), esasen şeytani güçlerin sızması için en olanaklı altyapı hazırlanmış olur. Bu, yolcu veya öğrenci veya hastayı sürekli giriftleşen bir takım hususlar ile çatışır kılar ve hiç kimse de buna maruz kalan kişiye kılavuzluk etme ve kendisini hidayete erdirmek sorumluluğu üstlenmez. Bugün birçok psikolojik, meta psikolojik ve mistik okul, değişik toplumların dinsel inançları, kültür ve kavramlarıyla koordineli bir halde sunulmaktadır. Bu, doğal olarak ilgi duyanlar için geniş çaplı ama sahte bir heyecan yaratmaktadır. Lakin bu dinsel kabuk ve deri çekicilikten başka reel vakıada pek önemli bir değişiklik yaratmamaktadır. Bildiğimiz üzere değişik toplumlarda bu gibi okullardan onlarca ekol ve üstat türemiştir. Neticede bazı ruhsal güçlerden istifade etmek ve müritler tarafından bunun pekiştirilmesinden başka bunların bir kanıtsallığı bulunmamakta ve insanların bilgisel ve mistik ihtiyaçlarını yanıtlayamamaktadırlar. Bu nedenle İslam irfanında kâmil üstat ve ermiş arif çok kere vurgulanmıştır; çünkü böyle bir fert doğru yolda mistik terbiyeyi üstlenir ve mistik hususların mahiyetine dair tam bir bilgi ve bilinç taşır. Böyle bir mistisizmin temel taşı, takva derecelerinde yükselmek ve tüm dünyevi isteklerden arınmaktır. Lakin bunun tersine eksik okullarda bir taraftan ruhsal ve psikolojik algılar ve öte taraftan da bunların mahiyetine yönelik katmerli cehalet bireyi müphem ve tanınmaz bir dünyada yalnız başına bırakır. Bu, genel olarak mistik tecrübe ve ruhsal meselelere geleneksel ve modern şekliyle ilgi duyan kimseleri tehdit eden bir tehlikedir. Önceki dönemlerde de irfan yolunda bu sorunlar mevcuttu. Bu yüzden irfan yolunda hareket etmek (veya metafizik tecrübelere ermek) için masum imam veya Allah’a doğru yapılan yolculuğu sona ulaştırmış kâmil bir arifin eksende bulunası ve irşadı yolun zorunluluklarındandır. Aksi takdirde birçok sapma ihtimali mevcuttur ve en sonda bunun zarar ve ziyanları faydalarından daha çok olacaktır.  

 


[2] Şeyh Mauhmut Şebisteri, Gülşeniraz.

[3] a.g.e.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Kur’an surelerinin kaç tanesi hayvan ismiyledir?
    34499 Kur’anî İlimler 2010/08/14
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Yanlışlıkla işlenmiş bir cinayetin diyeti ne kadardır? Bugün dinar ve dirhemin dolar olarak karşılığı nedir?
    14792 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/04
    Dinar ve dirhem Hz. Peygamber (s.a.a) ve imamlar (a.s) zamanında yaygın olan dövizlerdendi ve şerî ve hukukî hususlarda da kullanılmaktaydı. Bugün de bazı hususlarda kullanılmaktadır. Dinar altın türünden ve dirhem ise gümüşten bir sikkeydi. Bundan dolayı dinar ve dirhemde kullanılan altın ve gümüşün ağırlığını bilmeyle bu iki ...
  • Mastürbasyonun evlilikten farkı nedir?
    20018 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/08
    Mastürbasyon insanın ihtiyacını gerçek şekilde gidermez ve sahte bir doyumdur. İnsanın şehvanî ihtiyacı sadece meninin çıkmasıyla giderilmez. Bunun aşk, duygu, yakınlık ve sevgi ile beraber olması gerekir. Bu nedenle bu fiili işleyenler içlerinde eksiklik hissederler. Bu da cismanî ve ruhî hastalıkları peşinden getirebilir. Ama evlilik şehvanî ...
  • Cinleri, ruhları ve şeytanları çağırıp teshir etmenin (emri altına almanın) hükmü nedir?
    16205 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/06/16
    Ruhlar, cinler ve şeytanlardan ilmi ve ameli istifade etmeye ve irtibata geçmeye lugatte ve fıkhi ıstılahta sihir denmektedir.[i] Kur'an, hadis ve fıkhi delillere göre sihirbazlık dünya ve ahiret yaşantıları açısında insanın faydasına değildir.
  • Ağzı temizleyen maddelerin içinde genellikle az miktarda alkol bulunur. Bunun hükmü nedir?
    6987 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/06/12
    Sarhoş edici[1] sıvılardan olup olmadığı belli olmayan alkoller temiz hükmündedirler. Onların karıştırıldığı sıvıların alınıp satılması ve kullanılmasının herhangi bir sakıncası yoktur.[2]
  • Hz. Fatıma Zehra (a.s) nerede toprağa verildi?
    49013 تاريخ بزرگان 2011/10/23
    Fatıma Zehra (a.s), İslam Peygamberinin (s.a.a) elçiliğe seçilmesinden sonra[1] ve hicretten sekiz yıl önce (peygamberliğin beşinci yılında) Mekke’de doğmuş[2] ve dokuz yaşındayken İmam Ali (a.s) ile evlenmiştir.[3] Peygamberden (s.a.a) sonra Hz. Fatıma’ya (a.s) zulüm ...
  • Babam şehid olmuştur ve ben o dönemde ergin değildim ve onun ne kadar namaz kazası olduğunu bilmiyorum. Yükümlülüğüm nedir?
    6071 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Büyük taklit mercilerinin görüşüne göre, eğer babanın kazası varsa, onun vefat etmesinden sonra en büyük oğlunun kaza namazlarını yerine getirmesi farzdır. Babanın vefat ettiği zamanda oğlun ergin olup olmaması bir şeyi değiştirmez.[1] Eğer oğul kaza namazlarının sayısını bilmiyorsa, kesin ...
  • Acaba İslam Peygamberi şehit mı oldu?
    19193 تاريخ بزرگان 2011/09/28
    Şia ve Ehlisünnet’in Rivayi ve tarihsel kaynaklarında Peygamber’in (s.a.a.), zehirlendiğinden dolayı şehit olduğunu teyit eden birçok delil var olmakta. Ama şu noktaya da dikkat etmek gerekir ki eğer şehitliği kuranın tarif ettiği; yani Allah ve Allah resulü yolunda öldürülmek şekilinde tarif edersek açıktır ...
  • Lütfen Şia tefekkürünün temlini ve özelliklerini açıklayınız.
    10983 Eski Kelam İlmi 2008/05/14
    Şia tefekkürünün temeli ve Şia ilimlerinin hepsi Kuran’ı Kerim’den alınmıştır.Kuran’ı Kerim’in ayetlerinden anlaşılan anlamı ve Resulü Ekrem’in söz ve davranışlarını ve hatta takrirleri (bir davranış karşısında onu onaylarcasına susmasını) hüccet bilir ve yine masum İmamların (a.s) ...
  • Neden zamanın imamının (a.c) esenliği için dua ediyoruz?
    6195 Eski Kelam İlmi 2011/03/02
    Zamanın imamının (a.c) esenliği için dua etmek şerî buyruklardandır ve her ne kadar nedenini bilmesek de hikmet taşımaktadır. Aşağıdaki hususlar bu hikmetlerin bazı örnekleri olarak zikredilebilir: 1. O değerli şahsın varlığı için yapılan dua, onun esenliği için bir etkendir. Netice itibariyle her ...

En Çok Okunanlar