Gelişmiş Arama
Ziyaret
28083
Güncellenme Tarihi: 2010/06/28
Soru Özeti
Nusayrilerin temel inançları nedir? Onların İmamiye Şiası hakkında görüşleri nedir? Şia'nın bu mektep hakkındaki görüşü nedir?
Soru
Nusayrilerin temel inançları nedir? Onların İmamiye Şiası hakkında görüşleri nedir? Şia'nın bu mektep hakkındaki görüşü nedir?
Kısa Cevap

Bugün Suriye ve diğer bazı Müslüman ülkelerde yaşamakta olan Müslüman fırkalardan biri Nusayriye fırkasıdır. Bunlara "Aleviler" de denir. İran'da "Alevilik" hakkında bağımsız bir araştırma yapılmış değildir. Genelde milel ve nihal yazarlarının görüşleri bu hususta kaynak alınır. Ancak bize göre genelde "Aleviler" on iki imam Şiasıdırlar ve Şia'nın inanç temelleri olan tevhit (Allah'ın birliğine iman), adalet (Allah'ın adaletine iman), nübüvvet (Peygamberlere ve son Peygamber Hz Muhammed'e iman) imamet (Peygamber'den sonra on iki masum İmam'a iman) ve miad (ölümden sonra kıyamette dirilişe ve hesaba iman) ilkelerine inanıyorlar ve dini hükümlerde de on iki İmam Şia'sının fıkhına bağlıdırlar. (Bu konudaki özel şartlar yüzünden meydana gelen istisnalar genel kaideyi bozmaz)

Ayrıntılı Cevap

Günümüzde Suriye ve diğer Müslüman ülkelerde yaşamakta olan Müslüman fırkalardan biri Nusayriye fırkasıdır bu fırka bazen Aleviler diye de anılır.

Nusayriye fırkasının tanıtımına geçen ilk yazarlar arasında Sa'd b. Abdullah el-Aş'ari'yi sayabiliriz, o el- Makalat ve'l-firak adlı eserinde bunları şöyle tanıtıyor:

"Ali b. Muhammed (İmam Ali Naki)'in imametine inan kimselerden bir grup, (sonraları) Muhammed b. Nusayr Numeyri adlı bir kişinin imam olduğuna inandılar. O iddia ediyordu ki bir elçidir ve Ali b. Muhammed Askeri onu göndermiştir. O tenasühe inanıyor ve İmam Ali Naki hakkında gülüv ediyordu. Sonra onun rab olduğu görüşünü ileri sürdü. Nusayr Numeyri haramları helal sayıyor ve erkeklerin erkeklerle evlenmesine bile cevaz veriyordu. O bu işin bir çeşit alçak gönüllük olduğunu ileri sürüyordu."[1]

Az bir fakla bu ifadeler Nevbehti'nin Fıraku'ş-Şia adlı eserinde de geçer. Ancak Nevbehti'nin ifadeleri daha sağlamdır, örneğin el-Makalat vel'firak'te İmam Ali Naki'nin isminden sonra Askeri lakabı geçer oysaki Askeri genelde 11. İmam'ın lakaplarından olduğunda bu tabir Nevbehti'de geçmemektedir ve doğrusu da budur.[2]

Aş'ari fırkasının kurucusu olan Ebu'l-Hasan da şöyle demiştir: "Rafızilerden bir fırkaya da Numeyri dinilir, Onlar Numeyri'ye bağlıdırlar ve Allah'ın bu kişide hulul ettiğine inanırlar."[3]

Ancak Aleviler kendileri hakkındaki bu tür nispetleri eleştirmekte ve reddetmekteler. Onlar kendilerini on iki imam Şiası olarak tanıtıyor ve on iki İmam Şiasının bütün inanç ve görüşlerine bağlı olduklarını ileri sürüyorlar. Bu konu ile ilgili olarak çeşitli eserler kaleme alınmıştır. Bu konuda eser veren kişilerden biri Şeyh Ali Aziz İbrahim'dir. O Aleviler hakkında çeşitli eserler yazmış ve Ayetullah Seyyid Muhsin Hakim, İmam Musa Sadr, Şeyh Muhammed Şemsuddin ile görüşmeleri olmuştur. O bu zatların mesajlarına El-Aleviyyun beynel guluvvi ve'l-felsefe adlı kitabının mukaddimesinde yer verir. O diğer bir eseri olan El-Aleviyyun fi daierettuzzavi adlı eserinin önsözünde şöyle yazıyor:

Okuyucular bu eserde delilleriyle birlikte şu konuları ispatlanmış olarak görecekler:

1- Aleviler Şia Müslümanlardırlar ve muvahhittirler. Onlar Allah'ı, kullarına her türlü benzerlikten münezzeh biliyorlar.

2- Onlar Peygamberlerin Efendisi Hz. Muhammed'in peygamberliğine ve pak Ehl-i Beyt'ten olan on iki imamın imamlığına inanırlar.

3- Bunlar halis Arap'tırlar ve onları öz Arap kökünden çıkaracak bir şey meydana gelmemiştir.

4- Bunların içinde ara sıra görülen guluvvun sebebi bunların inzivada kalmaları ve cehaletleridir.

5- Bunlar din olarak İslam'dan başka bir dini, soy olarak Araplıktan başka bir ırkı ve mezhep olarak Şia'dan başka bir mezhebi kabul etmezler.

6- Alevilerden çoğu hulul ve tenasühü kabul etmezler. Bunların sufi olanları tecelliye inanır hulule değil.

7- Kaza ve kaderin hayır olanı Allah tarafındadır ve şer olanı nefislerden kaynaklanır. Aleviler ne cebir inancını nede tevfiz inancını kabul ederler.

8- Ehl-i Beyt, Hz. Muhammed'in nurları ve özel kişilerdirler.

9- Sufi tarikatları (Hanbelatiye ve Hasbiye) din değildir.

10- Bunların gerçek isimleri Aleviliktir, Nusayrilik düşmanları tarafından onlara verilen bir addır.

Hakikatu'l-Müslimune'l-aleviyun adlı eserde şöyle geçer:

"Şehristani kitabının başlangıcında her fırkanın görüşlerini kendi kitaplarında nakletmeği bir koşul olarak kabul etmesine rağmen Aleviler hakkında bu sözünün üzerinde durmamış ve onların kitaplarından bir kaynak vermeden bir takım şeyleri onlara isnat etmiştir." Sonra bu kitabın yazarı Şehristani'nin el-Milel ve Nihal kitabını kaynak olarak kabul eden değişik yazarlara ait 22 kitabın isimlerini zikretmiş ve Aleviler hakkında görüş belirten bir takım kitapları eleştirmiştir, bu kitaplardan biri Abdurrahman Bedvi'nin Mezahibu'l-İslamiyyin adlı eseridir.[4]

En-Nebeu'l-Yakin adlı eserin sahibi de Alevilerin inanç ilkelerini açıklayarak, Alevilerle diğer Müslümanlar arasında dinin cevherinde bir fark olmadığını savunur. O İmamiyenin yanında olan temel inançların yani tevhit, adalet, nübüvvet, imamet ve miad'ın aynen Aleviler tarafından da kabul edildiğini ileri sürer.[5]

Uygun bir şekilde Alevilerin inançlarını açıklayan kitaplardan biri de Usul-id'din indeş'-şia el-aleviyiin kitabidir. Bu kitapta tevhit ve kısımları sonra adalet, nübüvvet, imamet ve miat konuları Şia kelamcılarının görüşüne tam mutabık bir şekilde incelenmiştir.

Bu kitabın mukaddimesini S. Muahmmed Husayn Fazlullah yazmıştır. O Alevilerin inancını güzel şekilde açıklayan bu eser överek şu noktayı dile getirir: -Elbette bu nokta diğer alimler tarafından örneğin Şemsuddin'in, Ali Aziz İbrahim'in el-Aleviyyun beyne'l guluvv adlı eserine yazdığı önsözde de dile getirilmiştir.-

"Alevilerin inançlarında meydana gelen sapmaların kaynağı onların kültür merkezlerinden uzak düşmeleri ve haklarında uygulanan zulüm ve haksızlıklardır."

Kitabı Alevilik hakkında kaynak durumuna gelen yazarlardan biri de Munir Şerif'tir. O Aleviler hakkında çeşitli konuları işlemiştir. O kitabında Alevilerden 80 büyük aliminin yayınlamış oldukları bir bildiriyi aktarır; bu bildiri de Şia'nın inanç temelleri ve ahkam hakkındaki görüşleri savunulur ve şeriat'ın kaynağının Kitap, Sünnet, icma ve akıl olduğu ortaya konur…[6]

Ahmet Ali Hasan, el-Muslimunen el-aleviyyun fi muvacaehetu'tecenni adli eserinde, Seyyit Abdu'l-Huseyin Mehdi el-Askeri'nin En-Nusayriye ev el-Aleviyyun eserini eleştirerek yüz sayfalık bir bölümü Şia, Ehl-i Sünnet kaynaklarında ve oryantalistlerin eserlerinde Nusayrilik konusunu ele alır.

Haşim Osman el-Aleviyyun beynel Usture vel Hakıka adlı eserinde Nusayrilik hakkında yazı yazanları şöyle tasnif eder:

A: Geçmişlerin yanında Nusayriler:

Bu bölümde yazarı Durzi Mezhebinin kurucularından olan Hamza b. Ali'nin Nusayrilerin reddinde yazdığı Er-Risaletu'damiğa adlı eserini söz konusu eder. Haşim Osman'a göre milel ve nihal konusunda eserleri olanlar arasında Nusayrilik hakkında ilk görüş belirten kişi Şehristani'dir. Ondan öncekiler Nusayrilikten söz etmemişlerdir. O sonra bazı geçmiş bilginlerin bu konudaki görüşlerini aktarır inceleme ve eleştiriye tabi tutar.

B. Yeni Tarihçiler Yanında Nusayrilik:

Yazar bu bölümde Süleyman Arzi adında bir müellifin yazmış olduğu ve 1861 yılında basılmış olan el-Bakureti'l-Suleymaniyye fi keşfi esrar-id'diyanetil en-Nuseyriyye eserini ele alır ve eleştirir hatta bu adı taşıyan bir yazarın varlığı hakkında tereddüdünü dile getirir.

C. Muasır Tarihçiler Yanında Nusayrilik:

Osman Haşim bu bölümde muasır yazarları beş bölümde inceler:

1- Ali Sami en-Neşşar'ın Neş'etu'l-fikril felsefi kitabında ve Mustafa Şeybi'nin es-Sıla beynet-tesavvuf veş-Şia adlı eserinde olduğu gibi Şehristani'nin görüşünü kabul eden yazarlar.

2- Nusayriliği İsmailiye'nin bir kolu bilen kimseler. Bunlara örnek olarak Kamil el-Gazzi, (ez-Zeheb fi tarih-i Halep ve Filip eserinde) ve Ömer Ferruh (Tarih-i fikril Arebi adlı eserinde) sayılabilir. Yine Tarihu'l-Mezahibu'l-İslamiye'de Ebu Zuhre yaptığı gibi bazıları da İsmailiye ve Nusayriyeyi birbirine karıştırmışlardır.

3- Çeşitli kaynaklardan farklı görüşleri alıp aralarında bir ortak yön bulmaya çalışan kimseler. Muhammed Kurdali, (Hutatuş-Şam'da) Muhammed İzze Derveze (el-Arab vel urube'de) Abdurrahman Bedvi (Mezahibu'l-İslamiyyin'de)  ve Mustafa Şeka', İslam bila mezahib'de bunlara örnek gösterilebilir.

4- Nusayrileri bütün bu nispetlerden uzak bilen ve onları temize çıkaran yazarlar. El-Aleviyyun men hum ve eyne hum eserinde Munir Şerif ve Men huvel Alevi adlı eserinde Arif es-Sus ve Felsefetu't-Teşri fi'l-İslam kitabında Muhammed Ali ez-Za'bi Mehmasani bu tip yazarlardan sayılırlar.

5- Nusayriliğin inançlarını bir takım elyazması olan eserlerden çıkarmaya çalışanlar. Bunlara örnek olarak Abdulhamid Ducayli ve Mustafa Galip sayılabilir.

Osman Haşim kitabının bir bölümünde şöyle yazıyor: Yeni yazarlar, görüşlerini belirsiz kişilere dayanan bilgiler temelince yazılmış eski eserlerden almışlar ve Nusayrilerin kitaplarından bunu teyit edecek bir kaynak göstermemişlerdir. Örneğin Şehristani kendi eserinde her fırkanın görüşünü onların kendi kaynaklarından aktaracağını söz vermesine rağmen bu sözüne bağlı kalmaz. Ferid Vecdi Ansiklopedisinde bilgilerini, el-ehram gazetesinde Lazikiye kentinden bir kişinin imzasını taşıyan bir makaleden alır.

Eğer eski ve yeni görüşleri incelersek anlarız ki Nusayrilik özel bir fırka veya mezhebin ismi değildir. On iki İmam Şia'sına özel bir münasebetten dolayı verilen bir addır. Yazar kendi görüşünü teyit etmek için çeşitli deliller ortaya koymakta ve son olarak Alevileri kendi eserleri ışığında tanıtmaktadır.[7]



[1] Sa'd b. Ebi Halef el-Aşari el-Kummi, el-Makalat vel Firak s. 100 İntişarat-i İlmi ve Ferhangi yay. Tahran 1360

[2] Ebi Muhammed Hasaan b. Musa Nevbehti, Firaku'ş-Şia, s. 93 el-Matbatu'l-Haydariye en-Necef 1936

[3] Ebi Hasan Ali b. İsmail el-Aş'ari, Mekalatu'l-İslamiyyin s. 15 Tas. Helmut Reyter, en-Neşeratu'l-İslamiye – Cemiyyetu'l-Mustaşrikin el-Almaniyye

[4] Husayn Muhammed Mazlum, Min vahyi'l Hakika s. 269-369 c. 1 1. b. 1999

[5] Mahmud Salih, en-Nebeu'l-Yakin ani'l-Aleviyyin, Muessetu'l-Belağ, 2. b Beyrut, 1987

[6] Munir Şerif, el-Muslimun el aleviyyun men hum ve eyne hum s. 9-30

[7] Camietu'l-Mustafa Öğretim üyesi Dr. Kasim Cevadi'nin makalesi

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar