Gelişmiş Arama
Ziyaret
9126
Güncellenme Tarihi: 2010/01/07
Soru Özeti
Acaba Masumların hadislerinin senetleri peygambere dayanmıyor mu?
Soru
“Masumlardan nakledilen hadisler Peygambere dayanmıyor” şeklindeki söz doğru mudur? Lütfen açıklayınız.
Kısa Cevap

Şiiler imamları (peygamberin (s.a.a.) yerine geçenleri) masum bilirler. Bu nedenle onların sözleri de peygamberin sözleri gibi zati itibariyle hüccet ve peygamberin sözüne istinat etmesine gerek yoktur.

Bizim masum imamlarımızdan bize ulaşan rivayetler iki kısma ayrılıyor. Bir kısım rivayetler müstenit şeklinde beyan edilmiş; yani senetlerindeki raviler silsilesi zikredilmiştir. Şöyle ki her imam kendi babasından naklederek senedi peygambere varıncaya kadar devam ediyor. Buna binaen bu rivayetler senet itibariyle güvenirlik bakımından en üst mertebede yer almaktadır.

Bir diğer kısım rivayetler ise senetsiz beyan edilmiştir. Bunlar da iki kısımdır: Ya senedi zikredilmeksizin vasıtayla peygamberden nakledilmiştir. Bu nedenle bu tür hadisler her ne kadar senetleri zikredilmemiş ve hadis ilmi literatüründe “mürsel” sayılmakta ise de masum kimseler güvenilir oldukları için biliyoruz ki eğer peygamber tarafından söylenmemiş olsaydı onlar Allahın hükmü olarak onu beyan etmezler ve peygambere nispetlendirmezlerdi. Örnek olarak şu hadise dikkat ediniz: Ali b. Muhammed Sehl b. Ziyad’dan, o da Nevfeli’den, o da es-Sukuni’den, o da Ebu Abdullah’tan naklediyor ki Ebu Abdullah diyor ki Allah’ın resulü şöyle buyurdu. Şia kaynaklarında binlerce ve “kutubi arba’ada” (dört kaynak kitapta; “kafi”, “men la yadurul- fekih”, “tehzib” ve istibsar) yüzlerce hadis bu unvanla nakledilmiştir. Veya bunlar “camia, mushafi fatima, cüfr” gibi (has) kitaplarda nakledilmiştir.

Her halükarda bu türden olan hadiler müstenet ve bütün Müslümanlar için hüccettir. Buna binaen zikredilen konulara dikkatle masum imamlardan nakledilen hadisler müstenet ve gerekli itimada sahip ve hiçbir tereddüde açık değildirler.

Ayrıntılı Cevap

Bu mesele dinin içsel konulardan bir konu olduğu için sadece Şia kanalınca cevap vereceğiz.

Şia inançlarında imamlar masumdur ve Allah tarafından peygamber vasıtasıyla peygamber’in yerine geçen kimseler (halifesi) olarak halka tanıtılmışdır. Bu esas’ca imamlar Allahın yaratıklarına karşın Allahın hücceti ve sözleri de peygamberin sözleri gibi zati itibarıyla hüccettir. Dolayısıyla onlar kendi sözlerini başka kimsenin sözüne dayatmaları gerekmiyor. Başka bir beyanla Şialar şu inanca sahiptirler: Peygamber (s.a. a.) bir söz söylediği zaman müstenet yapmasına gerek yok ve kimse ondan senet istemiyor ve sözünün hüccet olduğunda hiçbir tereddüt olmadığı gibi masumların söylemiş oldukları sözlerde de senede ihtiyaç duyulmamaktadır.

Dikkate şayandır ki masum imamlardan nakledilen hadisler iki kısma ayrılmaktadır:

  1. Bir kısım rivayetler müstenet şeklinde beyan edilmiş; yani senetlerindeki raviler silsilesi zikredilmiştir. Şöyle ki her imam kendi babasından naklederek rivayetteki senedi peygambere dayandırıyor. Buna binaen bu tür rivayetlerde senetlerinin zikredilmesinin yanı sıra senetlerinde hiçbir işkâl de söz konu değildir. Bilakis senet itibariyle güvenirlik bakımından en üst mertebede yer almıştır. Bu kısımdan olan rivayetler kendi arsında iki kısma ayrılmaktadır:
  1. Baba ve dedelerin isimlerini ard arda zikrediyor; örneğin; ebul hasan er-Rıza (a.s.) diyor: babam Musa bin Caferden duydum şöyle diyordu: babam cafer b. Muhammedden duydum şöyle diyordu: babam Muhammed b. Aliden duydum şöyle buyurdu: babam Ali b. Hüseyinden duydum şöyle buyurdu: müminlerin emiri Ali b. Ebu Talipten duydum şöyle buyurdu: Allahın resulünden duydum Cebrailden duydum şöyle buyuruyordu: Allah’tan c.c duydum şöyle buyurdu: “lailahe illellah hısnı fe men dehele hısnı emine min azabi. (Fe lemma meret er-rahiletu nadana) bi şurutiha ve ena min şurutihi”.[1] Yani  lailahe illallah benim sur’umdur. Her kim benim sur’uma girerse azabımdan güvencede ve emin olur. (Zemahşeri sahifeirrızanın isnadı hakkında “rebiul ebrar” adlı eserde Yahya b. Hüseyin Hüseyinden bir isnat zikrediyor: “eğer bu isnadı deli bile duysa gaflete duçar oluverir” diyor. [2]
  2. Diğeri ravi “an abaihi (babaların’dan)” tabiriyle zikredilmiştir. Burada ravilerin İsimleri çok açık olduğu için isimleri hazf edilmiştir. Genel anlamda Şia’nın rivayi kitaplarının bütününde yaklaşık 6671 hadis müstenet şekliyle imamlardan “an abaihi (babalarından = Allahın resulünden)” tabiriyle nakledilmiş. Zikredilen bu sayıdan 278 tanesi dört kaynak kitapta (60 tanesi “Kâfi’de”, 46 tanesi “Men Layahdurul – Fekihte”, 128 tanesi “Tezhip’te” ve 34 tanesi de “İstibsar’da”)  nakledilmiştir.

Örnek teşkil etsin babından mu’an’an (o ondan o ondan) ve müstenet (isnadı zikredilmiş) olan bir rivayeti burada nakledeceğiz: Ali b. Muhammed Sehl b. Ziyattan, Sehl de Nevfili’den, Nevfili de es-Sukuni’den, o da Ebu Abdullah’tan (a.s.) Ebu Abdullah da babalarından, babaları da Resullüllahtan (s.a.a)…[3]

Bu senetle nakledilen hadis en iyi senede sahip olan hadislerden olduğu çok açıktır. Bu esasa göre birinci kısımdan olan rivayete “silsiletu’z – zeheb”[4] denilmektedir. Zira Şia anlayışına göre imamlar Allahın yeryüzündeki hücceti ve sözlerinin delil olması bakımından peygamberin sözleriyle onların sözleri arasında hiçbir fark yok ama Şia olmayan kimseler için de bu şahıslar her ne kadar Allah’ın hücceti değil ise de en iyi kimseler ve en güvenilir şahsiyetlerdir.[5]

  1. Bir diğer kısım hadiler ise senetleri zikredilmeden nakledilen rivayetlerdir. Bu kısımda yer alan rivayetler de kendi arasında iki kısma ayrılmaktadır:
  1. İslam peygamberi vasıtasıyla naklediliyor ama senedi zikredilmiyor. Örnek bakımından aşağıdaki hadise dikkat ediniz: Ali b. Muhammed Sehl b. Ziyaddan, Sehl de Nevfeli’den, o da es-Essukuni’den, o da Ebu Abdullh’tan (a.s.) Ebu Abdullah Resulüllah (s.a.a.) şöyle buyurduğunu diyor.[6] Şia’nın kaynak kitaplarında binlerce ve “kutubi arba’a”da (kafi, men la yahdurul fakih, “tezhip” ve istibsar) yüzlerce hadis bu şekilde nakledilmiştir.

Bu türden olan rivayetler her ne kadar senetlerindeki raviler silsilesi belirtilmemiş ve zahiren hadis ilmi literatüründe “mürsel” sayılmakta ise de ehlisünnetin de kabul ettiği gibi (Şia’ca) Masum bilinen şahıslar sadık ve güvenilir oldukları için kabul etmek gerekir ki bu şahıslar peygamberin söylemediği bir hükmü Allahın hükmü olarak beyan etmez veya peygambere nisbetlendirmezler. Bu bağlamda İmam Cafer-i Sadık (a.s.) şöyle buyurmuşlardır: “Benim hadisim babamın (imam bakır) (a.s.)hadisi, babamın hadisi (imam bakır) ceddimin (imam zeynülabidin) (a.s.) hadisidir, ceddimin hadisi Hüseyin’in (a.s.) hadisi ve Hüseyin’in hadisi Hasanın (a.s.) hadisidir, Hasan’ın hadisi de imam Ali’nin (a.s.) hadisi ve imam Alin’in hadisi Allah resulünün hadisi ve Allah resulünün hadisi de Allah’ın sözüdür”.[7]

  1. “Camia, Mushaf-i Fatima, Cüfr vb.” kitaplardan naklettikleri için bu rivayetler müstenet ve bütün Müslümanlar için hüccettir.[8]  Buna binaen masumlardan nakledilen hadisler müstenettir ve  gerekli, itibara sahiptir, hiçbir şüphe ve kuşku taşımazlar.

Zikredilmeye şayandır ki bu konu eskilerden beri şüphe konusu edilmiş ve masum imamların (s.a.) sözleri zati hüccete sahip olduğunu kabul etmeyen bazı kimseler tarafından itiraz konusu olmuştur. Bu bağlamda bazı çözüm yolları sunulmuş, kendilerinden de istifade edilmiştir.

Cabir b. Yezit şöyle diyor: İmam Bakır’a (a.s.) arz ettim: Her ne zaman bana bir hadis anlatmak istediğinizde senedini de benim için açıklayın. İmam (a.s.) şöyle buyurdu: Babam, ceddim olan Allah’ın Resulü’nden (s.a.a) Allah’ın resulü de Allah’tan (c.c.) benim için hadis söylemiştir. Sana söyleyeceğim her hadis bu senetle olacaktır.[9]

Başka bir rivayette şöyle nakledilmiştir. Muhammed b. Ali (imam Bakır a.s.) Cabir’in -Peygamberle oturup kalktığı ihtiramından dolayı- yanına gidip oturuyor ve Allah u Teâlâ’dan naklederek kendileri için hadis okuyor. Medine halkı şöyle dedi: Bundan daha cesur başka bir kimse göremedik. (Zira bu küçük yaşa sahip olmasına rağmen hadisi Allah’a isnat ederek Allahtan hadis naklediyor). İmam onların kendi aralarında şöyle konuştuklarını görünce peygamberden (s.a.a) hadis söylemeye başladı. Medine halkı şöyle demeye başladı. Biz bu insandan daha yalancı bir kimse görmedik. Kendisinin görmediği bir kimseden hadis naklediyor. Böyle söylediklerini görünce Cabir b. Abdullah’a hadis isnat ederek ondan hadis nakletti. Ondan sonra onu kabul ettiler. Oysaki Cabir’in kendisi gelip imamın önünde diz çöküp ondan ders alıyordu.[10]

Netice:

Masum imamların (a.s.) sözleri zati itibariyle hüccete sahiptir. Onların sözü peygamberin ve Allah’ın sözleridir. İster zahiri olarak müstenit olsun ister müstenit olmasın.

 


[1] SADUK, “amali-yi saduk”, intişarati kitap hanei İslami, 1326, h. şemsi, s. 235.

[2] “biharul – envar”, c. 1, s. 30.

[3] KÜLEYNİ, “kafi”, Tahran: daru’l – kutubi’l – İslami, c. 1, s. 33, hadis no: 7.

[4] “sevabul – amal”, farsça tercümesi: Gaffari, s. 23. Silsiletuz-zehep senedindeki kişilerden ötürüdür. Zira senedinde yer alan şahsiyetlerin tümü masum kimseler ve hadisin kendisi kutsi hadislerden sayılmaktandır. Zira bu sözü söyleyen kimse Allah’ın kendisidir.

[5] Örneğin seyit Muhammed Reşit Rıza ehlisünnetin müteasip âlimlerinden olmasına rağmen “el-mennar” adlı tefsir kitabında imam Sadık’dan (a.s.) nakletmek isterken şöyle diyor: “ruviye an ceddina el-imam Caferi Sadık radiyellah-u anhu (yani ceddimiz imam Sadık’dan (r.a.) nakledilmiştir). Muhammed Reşid Rıza, (tefsiri’l – kurani’l – hekim (tefsiri el-mennar), baskı, 2, Beyrut/Lübnan: Naşır darul marife bırayı çap ve neşr, c. 9, s. 538.

[6] Küleyni, “kafi”, c. 3, s. 269, hadis no: 8.

[7] Küleyni, “kafi”, c. 1, s. 53.

[8] Küleyni, “kafi”, c. 1, s. 239, farsça tercümesi, Mustafevi, c. 1, s. 345.

[9] Müfit, “amali”, Kum: capı kongrei şeyh-i müfit kum, 1413, h. kameri, (üstat Veli’nin tercümesiyle beraber olandan yararlanmıştır).

[10] Küleyni, “kafi”, c. 1, s. 469, farsça tercümesi Mustefevi, de yararlanmıştır, c. 2, s. 374.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia Hz. Ali(a.s)'ın faziletlerini ispatlamada Ehl-i Sünnet'in mütevatir hadislerine dayanabilir mi?
    7829 Masumların Siresi 2011/06/21
    Tevatür yalan üzere anlaşmaları mümkün olmayan büyük bir kalabalığın bir konuyu nakletmelerine denir. Biz inanıyoruz ki Hz. Ali'nin faziletleri ve onun imameti hakkındaki nas tevatürle sabittir. Bunu Şia'nın hadis ve tarih kaynaklarının yanı sıra Ehl-i sünnetin kitaplarından ve sahabilerin hadislerini nakleden eserlerden istifade ediyoruz. Buna göre bizim bu konuyla ilgili ...
  • Neden Yahudiler Yahudi olarak adlandırılmaktadır?
    10738 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Yahudilerin Yahudi olarak adlandırılmasının nedeni hakkında ihtilaf vardır. Bazıları Yahud’un hidayete ermiş olduğu manasına geldiğini ve bunun nedenin de Musa’nın (a.s) kavminin buzağı tapmaktan tövbe etmesi olduğunu belirtmiştir.[1] Bazıları da bu kavme Yahudi söylenmesinin nedeni hakkında şöyle demiştir: Hz. Yakub’un dördüncü oğlunun adı “Yahuza” ...
  • Bir miktarı buz tutan ve geriye kalan kısmı kür (çok) su miktarında olmayan kür (çok) suya necaset değerse hükmü nedir?
    5824 Su Türleri 2012/04/11
    Büyük taklit merciileri bu konuda şöyle buyuruyorlar: ‘Kür (çok) suyun bir miktarı buz tutar ve geriye kalan kısmı da çok su miktarına ulaşmazsa, necaset değdiğinde necis olur ve buzdan eriyen kısım da necistir.’[1]
  • Âli İmran Suresinin 14. Ayetini dikkate alarak, kadınlar da erkekler için aşağılık maddi işler kısmından sayılıp dört ayaklı hayvanlar cinsinden mi hesap edilir?
    18306 زن 2012/07/21
    Söz konusu ettiğiniz sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: Sizin Ali İmran Suresinin 14. Ayetinden yaptığınız çıkarım yanlış bir çıkarım olup ayetin manasına dikkat edilirse, sizin açıkladığınızın dışında bir şey anlaşılır. Ayette şöyle buyrulur: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    7614 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Rüyada bilinçli olma imkânı mevcut mudur? Bazı rüyaların gerçekleşmesinin nedeni nedir?
    12738 Teorik İrfan 2012/02/18
    Bilgelerin görüşüne göre uyku, zahiri duyuların tedricen dış dünyayla ilişkisinin kesildiği, ama batıni duyuların henüz aktif olduğu bir haldir. Uyku anında dış dünyayla uğraşmaktan ve değişik meşguliyetlerden uzaklaşması neticesinde insan nefsi, melekût âlemine odaklanır ve nefis madde âleminden ne kadar çok uzaklaşırsa, nefsin kendi âlemiyle irtibat kurması daha fazla ...
  • Baş ve göğüs balgamını yutmanın oruca bir zararı var mıdır?
    7106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.  ...
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    7207 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Acaba yaradanın yaratıcılık özelliğinin fiiliyyete geçmediği bir an ve ya zaman varmıdır?
    8445 Eski Kelam İlmi 2008/06/12
    Gereken cevaba ulaşmak için bu bir kaç noktanın yani zamanın mahiyyeti, fiili sıfatlar ve ilahi feyzin devamının, açıklığa kavuşması gerek.1.Zamanın mahiyyeti nedir?Zaman: Hareket yoluyla cisimlere arız olan akıcı aralıksız niceliktir. ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    82581 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...

En Çok Okunanlar