Ziyaret
13404
Güncellenme Tarihi: 2010/05/06
Soru Özeti
Başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurmak mümkün müdür?
Soru
Meşru olmayan yollarla örneğin uyuşturucu maddeleri kullanarak başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurmak mümkün müdür? Mümkün olduğu takdirde, insanın o varlıklardan edindiği bilgi veya aldığı haberler doğru mudur?
Kısa Cevap

Başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurulabileceği konusunda hiçbir şüphe yoktur. Ancak bunu alkol veya uyuşturucu maddeleri kullanarak yapmak mümkün değildir.

Başka âlemlerle irtibat kurmak ve âlemdeki gizli sırlar hakkında bilgi edinmek için kullanılan vesileler, onların şeriata uygun olup olmadıkları ve karanlık veya aydınlık olmaları açısından farklılık göstermektedirler. Örneğin sihir yoluna başvurmak, karanlık bir yoldur. Bu yolun birçok olumsuz etkisi vardır. Şia âlimlerinin fetvasına göre sihir yapmak haramdır.

Diğer taraftan bu gibi yollara başvurarak doğru ve sağlam bir bilgiye ulaşmak da mümkün değildir.

Ayrıntılı Cevap

Ruhlarla ve diğer âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurmak ve hissedilmeyen varlıklar vasıtasıyla âlemdeki gizli sırlardan haberdar olmak gibi konular, üzerinde çok durulan ve merak edilen konulardandır. Sorunuz cevabını almanız için, aşağıdaki noktalara dikkat ediniz:

1- Ayet ve rivayetlerin genelinden ve İslam ilim adamlarının yaratılış ve yaratılışın aşamaları hakkında yapmış oldukları açıklamalardan şunlar anlaşılmaktadır:

a) Yaratılış çerçevesi, sadece bu dünya ile sınırlı değildir. Başka âlemlerde, farklı dillere sahip olan farklı varlıklar vardır.[1]

b) Her âlemin kendine göre yaşayanları vardır. Melekler ve cinler bunların birkaç örneğidir.

c) Her âlemde kendine özgü olay ve haberler vardır.

d) Bu âlemlerin hepsi aynı derecede değillerdir. Bunlardan bazıları, nurlu ve aydınlık, bazıları karanlık, bazıları çok yüce ve yüksek merhalelerde ve bazıları da en alt ve aşağı seviyededirler.

2- İnsan, içinde bulunan merak hissinden dolayı, diğer âlemlerle irtibata geçmeyi ve o âlemlerden haber almayı istemektedir. Ancak şu noktaya dikkat etmek gerekmektedir ki; alkol veya uyuşturucu kullanmak gibi meşru olmayan işler, kişiyi asla böyle bir hedefe ulaştıramayacağı gibi, onu hayalperestliğe doğru sürükler. Bu amaçla uygunsuz yollara başvurmak, olumsuz birçok etkiye sahip olduğu gibi ona hiçbir yarar da sağlamaz. Bu yolla edindiği kuruntuların ise hiçbir değeri ve hakikati yoktur.

3- Diğer âlemlerden haber almanın yollarından birinin, ruhlarla irtibata geçmek olduğu söylenebilir. Ancak bu konu hakkında şu noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir:

   a) Bu şekilde bir irtibatın var olduğu, doğru ve kabul edilen bir konudur. Çünkü İslami kaynaklar, birçok yerde bu konuyu onaylamıştır. Bu konu hakkında; Peygamber Efendimiz (s.a.a)’in Bedir Savaşı’nda müşriklerden ölenlerin ruhlarıyla konuşmasını[2], yine Peygamber Efendimiz (s.a.a)’in Cennetu’l-Bâki Mezarlığı’nda mümin kimselerin ruhlarıyla konuşmasını[3] ve Hz. Ali (a.s)’nin de ölmüş kimselerin ruhlarıyla konuşmasını[4] örnek olarak zikredebiliriz.

   b) Ruh çağrıldığı zaman, ruhun kendisi gerçekten de madde âlemine gelmemektedir; sadece ruh çağıran kişinin, duyu ve hisleri onu telkin yoluyla kendi yanında hissederek, onun sesini duymakta, onunla konuşmakta ve irtibata geçmektedir.[5]

   c) İrtibata geçmek için birçok çaba sarf etmek, riyazet çekmek gerekmektedir. Bu riyazetlerin şeriata uygun olan yolları ve de uygun olmayan yolları vardır. Şeriata uygun olan riyazetler vasıtasıyla, nefiste pak, temiz ve yapıcı bir güç oluşur. Ancak şeriata uygun olmayan riyazetler insanın nefsinde şeytani bir güç yaratır. Her iki türlü riyazet de, ruhlarla irtibata geçmede etkili olabilir. Ancak ikinci yol ve irtibat, yıkıcı ve şeriata uygun değildir.[6]

d) Çağrılan ruhların, cinlerin ve müneccimlerin gelecek hakkında verdikleri haberlerin güvenilecek bir yanı yoktur. Öyleyse, ruhlarla irtibatı olduğunu iddia eden her kişinin sözünü kabul edilmesi için bir gerekçe yoktur.[7]

Eğer gerçekten bir irtibat kurulsa bile, ruhun göndermiş olduğu her haberi yerine getirip uygulamak mümkün değildir. Çünkü ruhlarla irtibata geçtiğini iddia eden kimseye verilen mesaj ve haberler, kötü bir ruh tarafından verilmiş olabilir.

e) Ruhların verdiği mesajların doğru olup olmadığı hakkındaki genel kanun şudur: Ruhların verdiği mesajlar, Allah (c.c)’ın dininin esasları ve peygamberlerin davetleriyle çatışmamalıdır. Öyleyse, ruhlardan gelen haberlerin doğru olup olmadığını anlamak için önce dinin kanunlarını, Peygamber’in (s.a.a) ve Masum İmamlar’ın (a.s) emirlerini iyi bir şekilde bilmek gerekmektedir. İşte o zaman, ruhların verdiği haberlerle İslam dininin öğretilerine kıyaslayarak onların (ruhların) verdiği haberlerin doğru olup olmadığı anlaşılabilir.

f) Ruhların yolladığı mesaj ve haberler (tabi ruhlarla irtibata geçildiğini ve bu haberin pak ve temiz ruhlar tarafından olduğunu ve verdikleri haberin doğru olduğunu dikkate alarak) bizim için hiçbir sorumluluk ve zorunluluk getirmez. Çünkü neyi yapıp neyi yapmamamız gerektiğini İslam bize söylemiştir ve bu konuda artık ruhlardan yardım almaya gerek yoktur. Sadece kişi isterse, ruhlarla gerçekten irtibat kurduğuna ve onların mümin ruhlar olduğuna yakin ettikten sonra, o ruhların yardım ve önerilerinden istifade edebilir. Ancak şu da var ki; böyle bir yakine ulaşmak oldukça zordur. Bu yüzden, ruhlardan gelen haberleri dikkate almamak gerekmektedir.

4- Başka âlemlerle irtibata geçmek için başvurulan yollardan biri de ulum-i garibe’dir. Ancak bu hususta şu noktalara dikkat edilmelidir:

a) Bazı ilimler, Levh-i Mahfuz’da saklıdır ve Allah (c.c)’tan ve O’nun izin verdiği Peygamber ve Masum İmamlar (a.s)’dan başka kimsenin bu ilimlere ulaşabilmesi ve bilmesi mümkün değildir.[8]

   b) Her ne kadar cefr gibi ilimler sayesinde bir takım bilgilere ulaşılsa ve bazı merce-i taklitler de bu ilimlerin öğrenilmesini haram kılmamış olsalar bile, bu merce-i taklitler şöyle söylemektedirler: “Bu ilimleri öğrenmede, onların aslına herhangi bir yanlışlık ve hata yapmadan ulaşmak şarttır.[9] Ancak bu ilimler bizlere eksik ve noksan bir şekilde ulaşmıştır.[10] Buna nazaran bu ilimleri bilen âlimler, onları öğrendiklerine pişman olmuş ve hatta çocuklarına bile öğretmemişlerdir.[11]

Bu nedenle, gizli âlemlerden haber veren ilimlere ve bu ilimlerin verdiği sonuçların tamamına yakin edip inanmamalıyız.

5- İslam âlimleri ve fakihlerinin bu konu hakkındaki görüşleri şöyledir:

   — Bazı fakihler, ruh çağırmayı tamamen haram kılmışlardır.[12] Ama bazı fakihler ise; bu işin doğru yollarla yapılması, çağrılan ruha, orada bulunanlara ve çağıran kişiye bir eziyet söz konusu olmaması ve bu işin yapılmasında herhangi bir baskı ve zorlama olmaması durumunda, ruh çağırmayı caiz bilmektedirler.[13]

— Hipnotizma yolundan yararlanmak da yüzde sakıncasız değildir,[14] eğer hipnoz tedavi etmek gibi doğru hedefler çerçevesinde olmazsa, hatta hipnoz ederken caiz olmayan yollardan yararlanılmasa bile, hipnoz sakıncalıdır.[15]

— Sihir ve büyüyü bozmak dışında; onları öğrenmek ve yapmak haramdır.[16]

Hz. Emir-el Müminin (a.s) bu konu hakkında şöyle buyurmaktadır: “Her kim, az veya çok sihir öğrenirse, kâfir olmuş ve Allah ile olan irtibatı tamamen kesilmiştir.”[17]

— Gelecekten haber vermek için fala bakmak ve bu yola başvurmak caiz değil ve fala bakarak elde edilen para haramdır.[18]

— Sihir ilminden yararlanarak, cinler yoluyla büyü yapmak (ya da şeytandan yardım istemek) haramdır. (Hatta kimseye zararı dokunmasa bile.)[19]

Bazı seyr ve suluk âlimleri şöyle buyurmaktadırlar: “Eğer bir kimse ruh çağırma ve onlarla irtibata geçmeye çalışırsa, bu dünyadan hayırlı bir sonla gitmez.”[20]

Şimdi ise aşağıda bahsedilen soruları dikkatlice inceleyiniz:

1- Aşağıdaki şıklardan hangisi daha önemlidir?

     a) İnsanın nur âlemi ile irtibat kurması

     b) İnsanın karanlık âlemlerle irtibat kurması

Şüphesiz ki “a” şıkkını tercih edeceksiniz.[21]

2- Ömrümüzün sınırlı, gerçek ihtiyaçlarımızın, bilmemiz gereken ve bizim için gerekli olan haberlerin çokluğunu dikkate alarak, hangi şıkkı tercih ederdiniz?

     a) Bütün doğru ve yanlış haberleri bilmeliyiz.

     b) Sadece gerekli ve doğru konular ve haberlerle ilgilenmeliyiz.

     c) Hem doğru ve hem de yanlış konular hakkında bilgi sahibi olmalıyız; hatta doğruyu yanlıştan ayırt etmeye gücümüz olmasa bile.

Açıktır ki “b” şıkkı en akıllı seçimdir.

En akıllı seçimi göz önünde bulundurarak, şöyle bir sonuca ulaşıp şu cevabı veriyoruz:

1- Değerli ömrün sonunun pak ve temiz olabilmesi için, başlangıcında da nurlu ve pak olan yollarda kullanılması gerekmektedir.

2- Şüphesiz ki, âlemdeki nurlu varlıklarla irtibata geçmenin yolu, uyuşturucu kullanmak ve içki içmek gibi karanlık yollar olamaz. Bunun yolu dini emirlere tam bir ihlas ve doğru niyetle bağlanmak ve Allah’a kulluk yolunda doğru niyetle hareket etmektir.

3- Şeytani yollar ve şeytani güçler vasıtasıyla gerçek bilgi ve haberlere ulaşmak mümkün değildir; aksine bu yollar kişinin şeytana yakınlaşmasına sebep olur.[22] 



[1] Hamd Suresi’nde “Rabb’ul Âlemin” tabiriyle âlemlerin sayısına dikkat çekilmiştir. Allame Meclisi’nin “Bihar’ul Envar” adlı kitabın 57. cildinin 319. sayfasındaki hadisler ve benzeri diğer hadislere bu konuya dikkat çekmektedir.

[2] Biharu’l-Envar, c: 6, s: 254, Ahval-i Berzah, Kabir ve Azap

[3] Biharu’l-Envar, c: 22, s: 472, Vasiyet-i İnde Gurb-i Vefatehu

[4] Men La Yehzerahu’l-Fakih, c: 1, s: 179

[5] Allame Tabatabai, Tefsir-i El Mizan (Farsça Tercümesi), c: 1, s: 366

[6] Aynı kaynak

[7] Ayetullah MekarimŞirazi bu konu hakkında şöyle demektedir: “Ruhlarla irtibata geçmenin gerçekliğini kabul edebiliriz. Ancak şu konuyu da unutmamak gerekmemektedir ki; bazı kimseler bu konudan suistifade etmektedirler. (MekarimŞirazi, Nasır, Avd-u Ervah -Ruhların Geri Dönüşü-, Ehedi Zümridiyan’ın Hakikat-i Ruh kitabından naklen)

[8] Sırat-ı Necat, Ayetullah Tebrizi, c: 6, s: 391, 1405. mesele

[9] İstiftaat, Ayetullah Eraki, s: 259, 27. mesele

[10] Bkz. Sinema-yı Marifet, Ayetullah Mirza Kasım Tebrizi’nin yaşam hikayesi

[11] Bkz. Mahname-yi Kiyan-i Ferhengi, Ayetullah Maraşi Necefi’nin çocuğuyla yapılan röportaj, özel sayısı

Seyit Mahmut Maraşi şöyle demektedir: “Babam bu ilmi biliyordu, ama bize öğretmedi ve bize şöyle buyuruyordu: “Bu ilmi öğrendiğim için pişmanım ve onu öğrenmekle hata ettim.”

[12] Tahrir’ul Vesile, c: 1, Kitab-ı Mekasib ve El Mütacir; El Mekasib-i Muharreme, 16. mesele; İmam Humeyni, ruh ve bu gibi şeylerle irtibat kurmayı sihir ve büyüden sayıyor ve haram biliyordu.

[13] Sırat-un Necat, Ayetullah Hui, c: 1, s: 422, 1222. mesele

[14] Cami-ul Mesail, Ayetullah Fazıl Lenkerani, c: 1, s: 643, 222. mesele

[15] İstiftaat, Ayetullah Mekarim Şirazi, c: 1, s: 155, 559. mesele

[16] Sırat-ı Necat, Ayetullah Tebrizi, c: 5, s: 343

[17] Vesail’uş Şia, c: 17, s: 148

[18] İstiftaat, Ayetullah Eraki, s: 127, 9. mesele; Cami-ul Ahkâm, Ayetullah Safi Gülpeygani, c: 1, s:287, 983. mesele; İstiftaat, Ayetullah Mekarim Şirazi, c: 1, s: 156, 563–565. mesele

[19] Sırat-ı Necat, Ayetullah Tebrizi, c: 5, s: 343, 1108. mesele

[20] Merhum Ayetullah Şeyh Abbas Guçani’den ve ustadı Merhum Ayetullah Gazi Tabatabai’den bu şekilde nakledilmiştir.

[21] Aydınlık ve karanlık âlemlerin bir anda olması ve birleşmelerinin mümkün olmadığı oldukça açık ve belli bir konudur. Çünkü nur âlemine ulaşmanın yolu, karanlık işlerden uzak durmaktır.

[22]وَإِنَّ الشَّیَاطِینَ لَیُوحُونَ إِلَى أَوْلِیَآئِهِمْ” “Gerçekten şeytanlar dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar.” (En’am Suresi, 121. ayet) Bu ayete göre, eğer insan bu yollar vasıtasıyla bir şeyler öğrense bile, şeytan mutlaka kendi zehrini bir yerde kusar ve o fark etmediği bir biçimde onu aldatarak uçuruma sürükler çünkü şeytanın aldatmak ve kandırmaktan başka bir işi yoktur. O, hedefine ulaşmak için yüz tane doğru haber verse bile, mutlaka bunların onun güvenini kazanmak ve sonra onu telafi edilmeyecek bir uçuruma sürüklemek için bunu yapar yani yüz birinci haberine geldiğinde yapacağını yapar! Bu konuya en güzel örnek, şeytan ile Hz. Yahya (a.s) arasında geçen şu olaydır: “Şeytan, Hz. Yahya (a.s)’ya, “Sana beş tane nasihatte bulunmak istiyorum. Böylece asla yolunu şaşırmaz ve ondan sapmazsın.” diye arz eder ve sırasıyla bu nasihatleri söylemeye başlar. Beşinci nasihate gelince Hz. Yahya (a.s) şeytana, “Dur! Sakın beşinci nasihatini söyleme! Çünkü senin işin vesvesedir ve beşincide yapacağını yaparsın!” diye buyurur.” (Ayetullah Behçet’in Mevaiz-i Ahlak kitabından naklen, Bakır zade’nin yazımı ile)  

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Peygamberden (s.a.a) gelen kırk hadis ezberleme hakkındaki rivayetler sahih midir? Bu kırk hadisin ölçütlerini söyleyiniz.
    8492 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/02/15
    Şii[1] ve bazı sünni[2] kaynaklarda çeşitli ibarelerle İslam Peygamberinden (s.a.a) ‘Erbain’ diye meşhur olan hadiste, kırk hadis ezberlemeye önemle tavsiye edilmiştir. Örneğin: ‘Ümmetimdem kim, halkın ihtiyaç duyduğu hadislerimden kırkını ezberlerse Allah ...
  • Yolculuk, seferî namaz ve şehrin sonunun sınır ve ölçüsünü açıklar mısınız?
    4063 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/11/08
    Büyük taklit mercileri bu sorunun yanıtında şöyle buyurmuşlardır: Hz. Ayetullah Uzma Hamaney (ömrü uzun olsun):1. Sekiz fersah olan yoldan oraya gitmek isterseniz, namazınızı seferî kılmalısınız ve sekiz fersah olmayan yoldan giderseniz tam kılmalısınız.
  • Cin suresinin dokuzuncu ayetinin tefsiri nedir?
    8864 Tefsir 2011/12/19
    Müfessirler bu ayetin ve benzeri ayetlerin tefsiri hakkında değişik görüşler ileri sürmüştür. Önceki müfessirlerin birçoğu bu ayetin tefsirinde ayetin zahirinin korunmasında ısrar etmiştir. Ama Alusi, tefsirinde bu tefsirlere eleştiriler yöneltmiş ve onlara cevap vermiştir. “Tefsir-i Fizilal” yazarı gibi bazıları da bu ayet ve benzerleri üzerinden, bunlar bizim ...
  • Niçin Abdulmuttalib oğlunun adını Abduluzza koymuştur?
    15451 تاريخ بزرگان 2008/07/22
    Abdulmuttalibin oğlu Ebu leheb (Haşim oğlu Abdulmuttalib oğlu Abduluzza) künyesi Ebu utbe’dir, Peygamber (s.a.a) efendimizin amcası ve aynı zamanda onun en katı düşmanlarından biridir. Annesi Beni Huzae kabilesinden Lubna ve eşi Harb ibn-i Umeyye’nin kızı ve Ebu süfyanın kız kardeşi, Ümm-i cemil adıyla tanınan Arvi veya Avra’dır. ...
  • Miktat b. Esved hakkında bilgi sahibi olmak istiyordum, acaba onun biyografisi ve hayatı hakkında bilgi bana göndere bilir misiniz?
    12895 تاريخ بزرگان 2009/01/10
    Miktat, Fil yılının 16'sında dünyaya geldi ve "Miktat b. Esved Keldi" olarak tanındı. Babasının ismi Amr'dır. Miktat, Allah Resulü'ne (s.a.a) iman eden on üçüncü Müslüman ve Müslümanlığını açıklayan ilk yedi kişiden biridir. Dolayısıylasabiqinden kabul edilmektedir. O, iki defa hicret etmiştir bu yüzden "Haceru'l-Hicreteyn" ...
  • Ehl-i Sünnet ve Şia arasında, Hz. Mehdi (a.f.) hakkında farklılık var mıdır?
    17858 Eski Kelam İlmi 2009/05/17
    Mehdilik inancı ve Hz. Mehdi (a.f.)’nin zuhur edeceği düşüncesi, İslamî inançlardan biri olarak kabul edilir. Bu inancın Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’in müjdelemesi sonucu bütün İslamî fırkalar ve mezhepler arasında önemli bir yeri vardır. Ehl-i sünnete göre bu inanç temel inançlar arasında yer almamasına rağmen ama bunun temeli sağlam inançlarda olduğunda da ...
  • Hac’da kurban kesmenin felsefi nedir?
    6087 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/05/03
    İslam’ın tüm buyruk ve kanunları hikmet veya yaratıkların durumunu göz önünde bulunduran çok hesaplı ve faydalı hikmetler esasınca oluşturulmuştur. İslam kanun ve hükümlerinden birisi de kurban bayramı gününde Mina bölgesinde hacılara kurban kesmenin farz oluşudur. Hacda kurban kesmenin hikmetlerinin bazıları şunlardan ibarettir: Hacıların nefsanî heveslerini kurban etmeye, ...
  • Şeytanın hedef ve programları nelerdir?
    5147 Eski Kelam İlmi 2008/05/04
    1) İnsanları sapıklığa düşürmek.2) İnsanları, hurafe ve bid’at olan amellere çağırmak.3) İnsanları, Allah’ın yaratış hedefinde değişiklik yapmaya çağırmak. Bunlar, Kuran’da geçtiği üzere Şeytanın hedef ve programlarındandır. ...
  • Neden Ramazan ayının başında ay görülmeli, ama Muharrem gibi diğer ayların başında bunun bir gerekliliği bulunmamaktadır?
    3023 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2012/01/23
    Hilali görmedeki ihtilaf tüm kamerî aylarla ilgilidir. Ama mübarek Ramazan ayında mesele orucun farz veya haram olması ve Ramazan bayramına dönmesi veya Zilhacce ayındaki hac amelleri nedeniyle, konu daha fazla önem kazanmakta ve daha fazla ve genel bir yankı uyandırmaktadır. Bu yüzden dünyadaki tüm Müslümanlar, semavî yükümlülüklerini öğrenmek için ...
  • Hangi ayet tevhidin kısımlarını içermektedir? Tevhidin kısımları nelerdir?
    10756 Eski Kelam İlmi 2011/08/14
     Tevhit konusu, Kuranî ve dinî kavramlar içinde en derin ve geniş konulardandır. Çünkü tevhidin çeşitleri ve mertebeleri vardır. Bu yüzden Kuran’da tevhit konusu birçok sure ve ayette genişçe ve derin olarak işlenmiştir. Kuran’ın bu üslup ve tarzı temel kavramlardadır. Bugün bu üslup, Kuran’ın konusal ...

En Çok Okunanlar

  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    292652 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba istimna (mastürbasyon) günah mıdır? Ondan kurtulmanın yolu nedir?
    179515 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2008/06/22
    İstimna (mastürbasyon) diye bilinen kendini tatmin etme büyük günahlardandır ve haramdır[i] ve ağır bir cezası vardır.İstimna ve kendini tatmin etmenin en güzel yolları pratik risalelerde şartları açıklanan evliliktir (daimi ve ya geçici). ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    110814 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Yağmur yağdığında dualar neden daha çok kabul olur?
    104773 Ahlak Felsefesi 2012/03/08
    Duanın zamanı için yapılan tavsiyelerden biri yağmurun yağdığı zamandır. Ayet ve rivayetler bunun genel nedeninin, yağmurun Allah’ın rahmetinin göstergesi olduğunu söylemekteler. Allah’ın rahmeti şu anda açıldığına göre duanın isticabetine daha fazla ümit bağlanılabilir. ...
  • Hz. Âdem (a.s) ve Havva’nı kaç tane çocukları vardı?
    99493 تاريخ کلام 2009/08/23
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Dualar, hangi şart ve durumlarda kesinlikle kabul edilmektedir?
    99085 Pratik Ahlak 2008/02/17
    Arapça bir kavram olan dua; seslenmek, çağırmak, birisine istekleri söylemek, onunla irtibat kurmak anlamına gelir. Terimsel olarak da; kulun Rabbine karşı elini ve tabii gönlünü açıp tazarru ve niyazda bulunması şeklinde tarif edilebilir. Öyleyse dua; küçük olanın büyük olana, hiçbir şeyi olmayanın sonsuz zenginlik sahibine, güçsüzün güçlüye, acizin kudret sahibine; ...
  • Bedeninin bir kısmı (el, ayak veya baş vb.) yaralı ve bandajlı olan ve de suyun kendisine zararlı olduğu bir kimse, nasıl abdest, gusül ve teyemmüm alabilir?
    84095 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/19
    Yara ve kırığı bağladığınız (bandaj) ve yara ve benzeri şeylerin üzerine sürdüğünüz şey cebire olarak adlandırılır. Bununla alınan abdest ve gusle cebire abdest ve guslü denir. Taklit mercileri cebire abdesti hakkında şöyle demektedir: Eğer yara veya çıban veyahut kırık eldeyse, onun üzeri açıksa ve üzerine su dökmek zararlıysa, onun ...
  • Sadakayı kime ve nasıl vermemiz gerekiyor? Sadakanın en az limiti ne kadardır?
    80722 Pratik Ahlak 2011/08/21
    İslam’da sadaka vermek müstehap bir ameldir. Sadaka Allah rızası için, fakire minnet etmeden, riyadan uzak bir şekilde ve haram yolda harcanmaması şartıyla verilir. İnsanın yakınları önceliklidir. Gizli bir şekilde yapılması ise daha faziletlidir.Sadaka temiz ve helal olan mallardan olmalıdır. Miktar olarak da ifrat ...
  • Fatime isminin anlamı nedir? Niçin Peygamber (s.a.a) tek kızı için bu ismi seçmiştir?
    79425 Masumların Siresi 2011/08/14
     İlk önce şu noktaya dikkat etmek gerekir ki bütün isimlerin özel bir anlam taşıması ve o ismi taşıyan kişinin kişiliğini göstermesi gerekmez, sadece ismin şirki andıran ve değerlere tersi düşen bir anlam taşımaması yeterlidir.Ancak gayp aleminden gelen Hz. Fatime (a.s) gibi Allah'ın velilerinin ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    73279 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...