Gelişmiş Arama
Ziyaret
3983
Güncellenme Tarihi: 2010/09/22
Soru Özeti
Melekler masumiyetten bir derece taşırlar mı?
Soru
Meleklerin masum olduğunu söyleyebilir miyiz? Onlar masumiyetin değişik düzeylerini taşırlar mı?
Kısa Cevap

Melek ve ferişteler çok mübarek ve zarif varlıklardır. Onlar Kur’an’da beyan edilen birçok güzel özelliğe sahiptir. Bu özelliklerden biri de onların varlıklarında maddî ve hayvanî sıfat ve özelliklerin bulunmayışı ve esasen günah işleme ve isyan etmeye dönük hiçbir meyil ve güç taşımamalarıdır. Bu nedenle onlar her türlü günah ve isyandan arı ve münezzehtir. Buna göre, masum olmak sadece günah ve isyana bulaşmamak anlamında ise meleklerin de masum olduğu söylenebilir; zira onlar her türlü günah ve isyandan arı ve münezzehtir. Ama masumiyet Allah’ın yardımıyla peygamber ve imamlarda (a.s) icat edilen nefsanî bir meleke ve ilahî takva haletine sahip olmaksa ve de insanî özelliklere sahip olmak ve şehvet, gazap ve günah işleme gücü taşımakla beraber, insanın kendi iradesiyle günah işlemekten yüz çevirmesi ve hiçbir günah işlememesi ise, bu anlamıyla masum değillerdir.

Ayrıntılı Cevap

Melek ve ferişteler her türlü günah ve isyandan arı ve münezzeh olan çok mübarek ve zarif varlıklardır. Kur’an onların makamını çok üstün kılmış ve hatta meleklere iman etmeyi Allah, peygamberler ve semavî kitaplara iman etme sıralamasına yerleştirmiştir.[1] Kur’an-ı Mecid onların özelliklerini şöyle saymaktadır:

1. Melekler akıllı ve şuurlu varlıklar ve Allah’ın değerli kullarıdırlar.[2]

2. Onlar Allah’ın buyruklarına tabi olup asla isyan etmezler.[3]

3. Onlar sürekli Allah’ı tespih ve takdis etmekle meşguldürler. “Melekler ise, Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler.”[4]

4 Âdem’in yaratılması nedeniyle melekler istisnasız kendisine secde etmiştir ve Âdem onların öğretmenidir.[5] Bu husus insanın tekâmül etme kabiliyeti açısından onlardan daha üstün ve mükemmel olduğunun göstergesidir.

5. Onlar ne yemek yer, ne su içer ve ne de evlenirler. Nitekim İmam Sadık’tan nakledilen bir hadiste şöyle okumaktayız: “Melekler yemek yemez, su içmez ve evlenmezler. Onlar sadece ilahî arşın meltemiyle yaşarlar.”[6]

6. Onlar ne uyur, ne gevşeklik gösterir ve ne de gaflet ederler. Nitekim İmam Ali (a.s) bir hadiste şöyle buyurmaktadır: “Onlarda ne gevşeklik, ne gaflet ve ne de isyan… vardır. Uyku onlara galebe çalmaz ve akılları unutmaya duçar olmaz. Onların bedenleri gevşekliğe yönelmez. Onlar babaların sperması ve anaların rahminde yer almaz.”[7]

7. Onlar değişik makam ve farklı mertebelere sahiptir; bazıları sürekli rükûda ve bazıları da sürekli secdedirler. “(Melekler şöyle derler:) Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vardır. Şüphesiz biz, orada sıra sıra dururuz ve şüphesiz Allah'ı tespih ederiz.”[8],[9]

Ama bu mübarek ve zarif varlıkların masumiyeti de var mıdır, yok mudur? Bu soruyu yanıtlamak için masumiyet hakkında elde bir tanım bulundurmamız lazımdır. Masumiyet sözlükte korumak ve engel olmaktır. Istılahta ise insanı günah veya hatta hata ve yanlıştan alıkoyan nefsanî bir melekeye denmektedir.[10] Buna göre, masumiyet makamı Allah’ın yardımıyla peygamber ve imamlarda (a.s) icat edilen nefsanî bir meleke ve ilahî takva haletidir. Elbette bu halet onların günah işlemeyebileceği anlamında değildir. Aksine bu melekeyi taşıyanlar günaha yakın olmalarına ve onu yapmaya güç yetirebilmelerine rağmen kendi irade ve tercihleriyle günahtan yüz çevirmekte ve asla bir isyana bulaşmamaktadırlar. Bu, tıpkı çok zehirli tehlikeli bir maddenin tehlikelerini bilip onu asla yemeyen çok bilgili bir doktora benzer. Onu yeme gücü olmasına rağmen kendisinin bilgisi ve düşünsel ve fikrî ilkeleri bu fiilden kendi meyil ve iradesiyle vazgeçmesini sağlar. Masumiyetin Allah’ın peygamber ve imamlara (a.s) rehberliğin ağır sorumluluğu nedeniyle verdiği özel bir bağış olduğuna dikkat etmeliyiz. Buna göre, masumiyet faydası herkese dönen bir ayrıcalıktır.[11] Masumiyetin mana ve hakikatini göz önünde bulundurarak şöyle söylemek gerekir: Her ne kadar melekler her türlü günah ve isyandan arı ve münezzeh olsalar da masumiyet makamına (peygamber ve imamlarda (a.s) olduğu şekliyle) sahip değillerdir. Eğer masumiyetin manası genişletilirse ve güç yetirmemeyi de kapsayacak şekilde her nedenle olursa olsun günaha bulaşmama manasına geldiğini kabul edersek, melekler de masum sayılır; zira onlarda günah ve onu işlemeye dönük hiçbir meyil ve yöneliş yoktur. Onlar sürekli Rablerini tespih ve takdis etme halinde ve O’nun buyruklarına tabi durumdadırlar. Elbette melekler bir düzey ve derecede bulunmayıp değişik mertebelere sahiptirler. Kur’an-ı Mecid şöyle buyurmaktadır: “(Melekler derler ki:) Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır.”[12] Onlardan bazıları Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail gibi ilahî dergâha yakın melekler olup dereceleri çok yüksektir. Bilge ve filozoflar “meleklerin büyükleri” olarak onlardan söz etmişlerdir. Bazıları da daha alt bir kademede bulunur. Her birinin özel bir vazifesi vardır. Hz. Ali (a.s) meleklerin derece ve vazifelerini şöyle beyan eder: “Onlardan bazıları Allah’ın vahyini emanet üstlenip peygamberlere götürür, bazıları Allah’ın kullarını kollar be bazıları da O’nun cennetinin kapıcılarıdırlar…”[13] Bazı meleklerin ilahî buyruğa karşı geldikleri ve hakeza kendilerinin cezalandırıldıkları ve tembih edildikleri hakkında “Fatres” rivayeti gibi nakledilen rivayetler yeterince güvenilir değildir. İslam âlimlerinin hepsi böyle rivayetleri kabul etmemiştir. Onlardan bazıları şu kanıdadırlar: Fatres rivayeti ispat edilmeye muhtaçtır; zira Fatres yunanca bir kelimedir ve Şaban ayının üçüncü günü duasında da melek sayılmamıştır. Sadece “Fatres İmam Hüseyin’in (a.s) beşiğine sığındı” şekliyle nakledilmiştir. Öte taraftan bu duanın senedi de araştırılmalı ve itibar ölçüsü öğrenilmelidir…[14] Bir başka grup ise meleklerin günah işlemesi ve cezalandırılmasını inkâr etmekte ve şöyle demektedir: Fatres’in isyan etme rivayeti “ikrama erdirilmiş”[15] ayet-i şerifesi ve “emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır [16] ayetiyle çelişmektedir. Dolayısıyla bu grubun bakışında meleklerin isyan etmesi kabul edilir değildir. Öte taraftan Şia âlimleri böyle rivayetlerin doğru oluşunu farz ederek bir takım ihtimaller öne sürmüşlerdir:

1. Bazı müfessirler şöyle demiştir: Meleklerin cezalandırılması ve uyarılması günah ve isyan sebebiyle değil, “en öncelikliyi terk etme” neticesinde gerçekleşmiştir. En öncelikliyi terk etmeden maksat onların ilahî buyrukları icra etmede öncelikli olan ameli terk etmeleri ve sonraki merhalelerde yer alan ameli yapmaları yahut söz konusu ameli daha öncelikli olan şart ve vakitte yapmayıp başka bir şart ve zamanda yapmalarıdır. Bu da onların ceza ve yaptırıma uğramasına neden olmuştur.[17]

2. Bir başka grup meleklerin isyan ve yaptırım sorununu halletmek için bu gibi rivayetlerin insana benzeyen bir grup melekler ile ilgili olduğu ihtimalini vermişlerdir. Onlar şöyle demektedir: Rivayet ve hadislerde bazı meleklere “yer melekleri” denmektedir. Onlar görünmeyen varlıklardır ama belki de insana çok benzemektedirler; yani sorumluluk üstlenmekte ve bazen de başkaldırmaktadırlar. Hakikatleri bize açık değildir… Hatta bazı rivayetlerde bazı meleklerin bu dünyadaki unsurlardan yaratıldığı yer almıştır.[18]

3. Bazıları da Fatres rivayetinin senedinin doğruluğu ve onun melek oluşu ispatlanması halinde bile bunun “Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen”[19] ayetiyle bir çelişki arz etmeyeceğine inanmaktadır; zira melekler bir tür değildir. Arş ve vahiy taşıyan meleklerin yüce bir makamı vardır: “(Melekler şöyle derler:) Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vardır.”[20] Vahiy taşıyan melekler masumdur ve tekâmül de etmemektedirler. Bütün meleklerin bir tür olduğuna ve mükemmelleşme yetisine sahip olan insana benzer meleklerin de var olmadığına dair bir delil mevcut değildir! Öyleyse Fatres’in yere ait meleklerden sayılması ve semavî ve uhrevî melekler ile fark etmesi mümkündür.[21]

Hz. Ali’nin (a.s) meleklerin sıfat ve özellikleri hakkındaki sözleri göz önünde bulundurulursa ve bu sözleri mutlak anlamda her melek için kabul edersek ve de Hz. Ali’nin (a.s) tüm meleklerin sıfatlarını beyan etme makamında olduğunu söylersek, bu durumda en düşük derecedeki melekler de bu özelliklere sahip olmalıdır. Dolayısıyla onlar hakkında en öncelikliyi terk etme ve makamsal günah dışında bir isyan düşünülemez.[22] Ama Hz. Ali’nin (a.s) özel melekleri tavsif etme makamında olduğunu söylersek ve delilimizin de bu babın diğer rivayetleri olduğunu belirtirsek, yukarıda işaret edilen iki açıklamadan birini kabul etmeliyiz. Her haliyle melekler maddi olmayan varlıklar olmaları nedeniyle onları tam tanımak ve haklarında bilgi edinmek sadece ayet ve rivayetler yoluyla müyesserdir ve her rivayete de güvenmek mümkün değildir. Rivayetler senet ve delalet açısından kâmilen güvenilir olmalıdır. Böyle rivayetlere ulaşmadığımız sürece merciimiz sadece Kur’an ayetlerdir.      



[1]Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler.” (Bakara, 285.)

[2] Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır. (Enbiya, 26.)

[3] Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” (Tahrim, 6.)  

[4] Şura, 5.

[5] Bakara, 30-34.

[6] Biharu’l-Envar, c. 59, s. 174.

[7] Biharu’l-Envar, c. 59, s. 175.

[8] Saffat, 164-166.

[9] Tefsir-i Numune, c. 18, s. 174-176.

[10] Misbah Yezdi, Muhammed Taki, Usul-i Akaid, c. 2, s. 121.

[11] Tefsir-i Numune, c. 17, s. 304.

[12] Saffat, 164.

[13] Nehcü’l-Belağa, Feyzü’l-İslam, hutbe. 1.

[14] Porseş ve Pasohha Dar Mahzar Ayetullah Cevad Amuli, c. 2, s. 88.

[15] (Böyle iken) “Rahmân, çocuk edindi” dediler. O, böyle şeylerden uzaktır, yücedir. Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır. (Enbiya, 26.)

[16] “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” (Tahrim, 6.)

[17] Ayetullah Mekarim, Dar Porseş ve Pasohhayi Huzuri.

[18] Murteza Mutahhari, Tevhid, s. 342.

[19] “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” (Tahrim, 6.)

[20] Saffat, 164.

[21] Tavsiyeha, Porseşha ve Pasohha Dar Mahzar Ayetullah Cevad Amuli, c. 2, s. 87-88.

[22] Bu hususta “Peşuheşi Dar Rivayat-ı Fatras Melek” adlı Muhammed İhsani Fer’in Mecelle-i Ulum-i Hadis Şemare-i 34’daki (sal-ı nohom, şemare-i çarom, zemestan-ı 1383) makalesine bakın. Kendisi bu makalede Fatres rivayetlerinin senedini muteber bilmekte ve onu makam günahı manasında yorumlamaktadır. Makam günahın da masumiyet ile bir çelişkisi yoktur.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Ortaklık nedir?
    8630 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/04
    Ortaklık İslam hukukunda(fıkhında) iki anlamda kullanılmaktadır: İki veya daha fazla şahıs kıymeti olan bir şey üzerinde bu mal veya alacak vb. şeyler olabilir şerik olarak ortak olması. Bu durumda hiçbir ortak diğer ortakların izni olmadan mal üzerinde hiçbir tasarrufta bulunamazlar.[1] Ortaklık ...
  • Erkekler için altın kaplamalı (altın süslemeli) silah taşımak caiz midir, değil midir?
    4808 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/02
    Hz. Ayetullah Uzma Hamaney’in (Ömrü uzun olsun) Bürosu: Değişik örnekleri vardır.[1]Hz. Ayetullah Uzma Sistani’nin (Ömrü uzun olsun) Bürosu:Eğer ziynet ise caiz değildir. Hz. Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (Ömrü uzun olsun) Bürosu:Ziynet yönü yoksa sakıncasızdır, ama ...
  • Acaba Şeytan, Allah’tan daha merhametli değil midir? Çünkü O, insanları kandırmak için yoğun çaba harcamakta, Allah ise kullarının arasında fark gözetmektedir.
    5305 Eski Kelam İlmi 2012/04/04
    Dehr Suresi’nin üçüncü ayeti esasınca Allah hidayet yolunu tüm insanlara göstermiş ve onlar da, kendi iradeleriyle ya Ona şükretmişler ya da Onu inkâr etmişlerdir. Buna göre ayrımcılık, söz konusu bile değildir. Evet, her kim birinci guruptan olursa Allah, onun hidayette daha üstün mertebelere ulaşması için ortamı hazırlar ...
  • Haram aylarda ne zamandan başlayarak diyet artar?
    2667 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Değerli taklid mercilerin'in konuyla ilgili fetvaları şöyledir: "Eğer bir kimse haram aylarda (Recep, zilkade, zilhicce ve muharrem) aylarında bir kimseyi öldürürse diyetin asıl miktarına ek olarak diyetin üçte birini de vermelidir… Ancak bu artış birinin azaları konusunda yapılan cinayet ve kesmelerde geçerli değildir. Yine katil kendi akrabasından birini öldürmüş olsa ...
  • Rızık konusunda ne gibi rivayetler vardır? Helal rızka ulaşmanın yolları nedir? Rızkı çoğaltan dualar hangileridir?
    26884 Pratik Ahlak 2012/06/09
    Rızkı maddiyatla sınırlayan halkın algısının tersine rivayetler onu daha geniş bir manada tutmuş, kapsamını ister maddi olsun ister manevi Allah’ın bütün nimetleri olarak genişletmiştir. Bununla birlikte maddi rızıklar konusunda da rivayetler gelmiştir. ‘Aytıntılı Cevap’ bölümünde onların bazılarına getireceğiz. ...
  • Kimler cennete girecek?
    9314 Eski Kelam İlmi 2009/06/16
    Kur'an-ı Kerim'in çeşitli ayetlerini incelediğimizde cennetin Allah'ın kesin vaadi olduğu, muttakilerin, mü'minlerin, Allah ve Resulünün (s.a.a) emirne itaat edenlerin oraya gideceği anlaşılmaktadır. Böyle biri gerçek manada saadete ve kurtuluşa erenlerin sınıfında olacaktır.Allah ve Resulünün (s.a.a) emirlerinden biri veliyy-i emre itaat, imamı tanımak ve ...
  • Kemale nasıl ulaşılabilir?
    7237 Pratik Ahlak 2010/02/01
    1- Soruya dört bölümde cevap vermek mümkündür:a) Kemal’in tarifi ve onun ‘tamam’la olan farkı,b) İnsanın kemali,c) İslam dinine göre insanın kemali,
  • Uykuda ve baygınlıkta ruhun faaliyetleri farklı mıdır?
    10147 İslam Felsefesi 2010/08/15
    Uyanıkken ruhla beden arasındaki tepkileşim, uykudakinden tamamen farklıdır. Bu yüzden İslami öğretilerde uykuya ölümün kardeşi denmiştir. Bilimin uyku sırasında ruhla beden arasındaki değişken ilişki hakkında bilgisi yoksada uyku sırasında baş gösteren bazı bedensel değişiklikleri keşfedebilmiştir. Labaratuvar çalışmalarına göre insanın ...
  • Nevruz bayramı hakkında ne gibi bir şerî delil mevcuttur?
    9552 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/08/21
    Bu bayram, İslam öncesi yaygın olan İranlıların antik bayramlarındandır. Rivayet kitaplarında İmam Sadık’tan (a.s) nevruzun fazileti hakkında bir rivayet nakledilmiş ve son dönemdeki meşhur fakihler bununla amel etmiş ve de nevruzda gusül almanın müstehap olduğuna fetva vermişlerdir. Lakin bazıları da bu rivayet hakkında münakaşa yapmıştır. Bu nedenle, yüzde yüz ...
  • Kadın evlendikten sonra cinsiyet değiştirirse önceki evliliğinin mihrini (mehirini) alabilir mi? Aynı şekilde erkek cinsiyet değiştirirse, önceki evliliğinin mihrini vermeye mecbur mudur?
    4754 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/04
    Eşlerden biri ya daimi evliliğinde cinsiyet değiştirir ya da geçici evliliğinde.Daimi evlilikten sonra eşlerden biri cinsiyet değiştirise doğal olarak evlilik geçersiz olacaktır. Mihrin (mehirin) ödenmesi konusunda dört ihtimal (görüş) vardır. Anlaşıldığı kadarıyla eğer cinsel ilişki olmuşsa mihrin tümü, eğer olmamışsa yarısının ödenmesi daha yakini, meşhurun ...

En Çok Okunanlar

  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    295050 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba istimna (mastürbasyon) günah mıdır? Ondan kurtulmanın yolu nedir?
    186642 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2008/06/22
    İstimna (mastürbasyon) diye bilinen kendini tatmin etme büyük günahlardandır ve haramdır[i] ve ağır bir cezası vardır.İstimna ve kendini tatmin etmenin en güzel yolları pratik risalelerde şartları açıklanan evliliktir (daimi ve ya geçici). ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    112903 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Yağmur yağdığında dualar neden daha çok kabul olur?
    108858 Ahlak Felsefesi 2012/03/08
    Duanın zamanı için yapılan tavsiyelerden biri yağmurun yağdığı zamandır. Ayet ve rivayetler bunun genel nedeninin, yağmurun Allah’ın rahmetinin göstergesi olduğunu söylemekteler. Allah’ın rahmeti şu anda açıldığına göre duanın isticabetine daha fazla ümit bağlanılabilir. ...
  • Hz. Âdem (a.s) ve Havva’nı kaç tane çocukları vardı?
    102492 تاريخ کلام 2009/08/23
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Dualar, hangi şart ve durumlarda kesinlikle kabul edilmektedir?
    99590 Pratik Ahlak 2008/02/17
    Arapça bir kavram olan dua; seslenmek, çağırmak, birisine istekleri söylemek, onunla irtibat kurmak anlamına gelir. Terimsel olarak da; kulun Rabbine karşı elini ve tabii gönlünü açıp tazarru ve niyazda bulunması şeklinde tarif edilebilir. Öyleyse dua; küçük olanın büyük olana, hiçbir şeyi olmayanın sonsuz zenginlik sahibine, güçsüzün güçlüye, acizin kudret sahibine; ...
  • Bedeninin bir kısmı (el, ayak veya baş vb.) yaralı ve bandajlı olan ve de suyun kendisine zararlı olduğu bir kimse, nasıl abdest, gusül ve teyemmüm alabilir?
    89411 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/19
    Yara ve kırığı bağladığınız (bandaj) ve yara ve benzeri şeylerin üzerine sürdüğünüz şey cebire olarak adlandırılır. Bununla alınan abdest ve gusle cebire abdest ve guslü denir. Taklit mercileri cebire abdesti hakkında şöyle demektedir: Eğer yara veya çıban veyahut kırık eldeyse, onun üzeri açıksa ve üzerine su dökmek zararlıysa, onun ...
  • Sadakayı kime ve nasıl vermemiz gerekiyor? Sadakanın en az limiti ne kadardır?
    82750 Pratik Ahlak 2011/08/21
    İslam’da sadaka vermek müstehap bir ameldir. Sadaka Allah rızası için, fakire minnet etmeden, riyadan uzak bir şekilde ve haram yolda harcanmaması şartıyla verilir. İnsanın yakınları önceliklidir. Gizli bir şekilde yapılması ise daha faziletlidir.Sadaka temiz ve helal olan mallardan olmalıdır. Miktar olarak da ifrat ...
  • Fatime isminin anlamı nedir? Niçin Peygamber (s.a.a) tek kızı için bu ismi seçmiştir?
    82425 Masumların Siresi 2011/08/14
     İlk önce şu noktaya dikkat etmek gerekir ki bütün isimlerin özel bir anlam taşıması ve o ismi taşıyan kişinin kişiliğini göstermesi gerekmez, sadece ismin şirki andıran ve değerlere tersi düşen bir anlam taşımaması yeterlidir.Ancak gayp aleminden gelen Hz. Fatime (a.s) gibi Allah'ın velilerinin ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    73737 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...